ÇEVRE - 06 Ağustos 2025 Çarşamba 10:37

Kömür tozu hayatlarını kararttı

A
A
A
Kömür tozu hayatlarını kararttı

Trabzon’un Ortahisar ilçesinde bir kömür işletmesinin neden olduğu çevre kirliliği, mahalle sakinlerinin tepkisine yol açtı. Yoğun kömür tozu kirliliği nedeniyle vatandaşlar, evlerinin camların ve balkon kapılarını açamaz hale geldiklerini belirtti.


Trabzon’un Ortahisar ilçesine bağlı Çağlayan Mahallesi Yanlıca mevkii Dere Boyu Küme Evleri’nde yaşayan Hamarat ailesi, kömür eleme tesisinden gelen kömür tozları nedeniyle evlerininn camlarını açamadıklarını ve balkonları kullanamaz hale geldiklerini ifade etti. Hamarat ailesi, bahçedeki meyve ve sebzelerinin adeta siyaha büründüğünü belirtti. Evi kömür tesisinin yanında bulunan Şaban Hamarat, tesisin kapasitesinin üzerinde faaliyet gösterdiğini iddia ederek, yaşadığı sağlık sorunları nedeniyle Ortahisar İlçe Sağlık Müdürlüğü’ne başvurdu. Yapılan inceleme sonucunda hazırlanan raporda kömür tozlarının çevreye yayıldığı ve bu durumun halk sağlığını tehdit edebileceği tespiti yer aldı.


Hamarat’ın aynı konuyla ilgili olarak Ortahisar Belediyesi’ne yaptığı başvuru sonrası hazırlanan belediye raporunda ise "herhangi bir olumsuzluğa rastlanılmadığı" belirtildi. Konuyu yargıya taşıyan Şaban Hamarat, kömür işletmesini mahkemeye verdi ancak açtığı davayı kaybetti.



"Hapiste olsa daha iyi bir hayat yaşarım"


Psikolojilerinin bozulduğunu belirten Şaban Hamarat, "Burası aslında yerleşim alanı. Buraya neye göre izin verildi anlamış değilim. Benim günahım ne. Adam gelmiş evin yanına kadar kömür işletmesi sokmuş. Alanda duvar var, onu aşmayacak denildi ama bu kişi kural tanımıyor. Bütün yetkililere gittim ‘Sen haklısın ama yapacak bir şey yok’ diyorlar. Beni burada yalnız bıraktılar. Komşularım burayı sattılar, yukarı çıktılar. Benim günahım ne. Hapiste olsa daha iyi bir hayat yaşarım. Yataklarımın üstünde bile kömür tozları var. Cam açamıyorum. Balkonuma hasret kaldım. Sıcak havalarda evin içerisinde oturuyoruz, dışarıya çıkamıyoruz. Emekli adamım, çardak yaptım ama oturamıyorum. Yaşam hakkını elimizden aldılar. Meyve ağaçlarım var, kopartıp yiyemiyorum. Bahçeme hiçbir şey dikemiyorum. Sağlık İl Müdürlüğü’nden ‘Burada sağlık sorunu vardır’ raporu verdiler. Dava açtım, kaybettim. Ben davayı nasıl kaybediyorum. Kömür şirketinin avukatlarına davayı kaybettiğim için para verdim. Burada sakıncalı bir şey yoktur diyorlar. Bu toz Rusya’dan mı geliyor. Bitik durumdayım. Psikolojimiz bozuluyor. Ben burayı satıpta başka bir yere gidemem. O firma önlem alsın. Her yere dilekçemi verdim" dedi.



"Artık dayanamıyoruz"


Her gün dört kez ev temizlediğini kaydeden Ayşe Hamarat ise, "Her gün dört kez ev temizliyorum. Sürekli torunumun çoraplarını değiştiriyorum. Artık dayanamıyoruz. Düzenli bir tesis yapsınlar. Balkonu kilitledim. Çıkıp bir kahve içemiyorum. Kapıya çıkamıyoruz" şeklinde konuştu.



"Kömür tozuyla dolu bir hayat yaşıyoruz"


Sağlıklarının risk altında olduğunu vurgulayan Şenol Hamarat da, "Burası Ortahisar Belediyesi’ne bağlı. Eleme yapıyorlar, rüzgarla birlikte bütün kömür tozunu vadiye veriyorlar. Burada müthiş bir kirlenme var. Defalarca Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’ne gittik. Biz burada kirleniyoruz, mağduruz dedik. Haklısınız ama yapacağımız herhangi bir şey yok deniyor. Neden yapacağınız bir şey yok. Bizim mağduriyetimizi niye görmüyorsunuz. Resmen kömür soluyoruz. Arazilerimiz kömür içinde. Bunlara çözüm bulunması lazım. Kömür tozuyla dolu bir hayat yaşıyoruz. Sağlığımız risk altında. Kömür tozu ciğerlerimize doluyor. Sağlık Müdürlüğü ‘Burada yaşanmaz’ diye rapor verdi. Bu rapora rağmen burada faaliyetlerini sürdürmeye devam ediyorlar. Kimseye derdimizi anlatamıyoruz" ifadelerini kullandı.



Kömür tozu hayatlarını kararttı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir İzmir Büyükşehir’den ’Meslek Fabrikası’ açıklaması İzmir Büyükşehir Belediyesi, mülkiyetinde bulunan Eski DGM binası (Meslek Fabrikası), Egemenlik Evi ve gasilhane binasının Vakıflar Genel Müdürlüğü adına tescil edilmesine tepki gösterdi. Belediyeden yapılan açıklamada, söz konusu işlemlerin ’hukuksuz bir el koyma girişimi’ olduğu savunularak yargı sürecinin devam ettiği belirtildi. İzmir Büyükşehir Belediyesi, mülkiyetindeki üç stratejik taşınmazın Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devredilmesiyle ilgili yazılı bir açıklama yayımladı. Açıklamada, taşınmazların 2025 yılının Ekim ayında belediyeye bilgi verilmeden tapu müdürlükleri üzerinden Vakıflar Genel Müdürlüğü mülkiyetine geçirildiği iddia edildi. "Vakıf yoluyla meydana gelmediği belgelerle ortada" Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün söz konusu tescil işlemlerini Vakıflar Yasası’nın 30. maddesine dayandırdığı belirtilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi: "Bu taşınmazların vakıf yoluyla meydana gelmediği, tarihi belgelerle açık bir biçimde ortadadır. Tamamıyla ilgisiz birtakım vakıf belirtmeleri gerekçe gösterilerek İzmir halkının malına el konulamaz. Bahsi geçen vakıf şerhleri, yıllar önce bedelleri ödenerek sicilden silinmişken, el koyma işleminden hemen önce yeniden ortaya çıkarılmıştır." Meslek Fabrikası ve Egemenlik Evi’nin tarihi vurgulandı Açıklamada, taşınmazların tarihi önemine dikkat çekilerek, Meslek Fabrikası’nın 1926 yılında Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün imzaladığı kararname ile belediye mülkiyetine geçtiği hatırlatıldı. Yapının bugüne kadar 145 bin kursiyere hizmet verdiği ve ciddi bütçelerle restore edildiği ifade edildi. İzmir’in ilk belediye binası olan Egemenlik Evi’nin ise 1891 yılında halktan toplanan paralarla inşa edildiği, bir vakıf tarafından yapılmadığının delilleriyle mahkemeye sunulduğu kaydedildi. Yargı süreci devam ediyor Taşınmazların tahliye edilmek istendiğini belirten İzmir Büyükşehir Belediyesi, hukuki sürece ilişkin şu bilgileri paylaştı: "Meslek Fabrikası ile ilgili İzmir 26. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde tapu iptal ve tescil davası açılmış, mülkiyetin üçüncü kişilere devrini engelleyen ihtiyati tedbir kararı alınmıştır. Tahliye işlemlerine karşı açılan davada İzmir 5. İdare Mahkemesi 24.02.2026 tarihinde yürütmenin durdurulması talebini reddetmiştir. Belediyemizce bu karara karşı aynı gün üst mahkemeye itiraz yapılmış olup süreç devam etmektedir." Belediye yönetimi, kamu kurumlarının önceliğinin kamu hizmeti olması gerektiğini vurgulayarak, yargılama süreci tamamlanana kadar tahliye çabalarından vazgeçilmesi çağrısında bulundu.