SAĞLIK - 08 Ekim 2023 Pazar 09:57

Ozon tedavisi ile gelen sağlık

A
A
A
Ozon tedavisi ile gelen sağlık

Ozon tedavisinin birçok farklı hastalığın tedavisinde kullanıldığı, özellikle erken tanı dönemindeki diyabet hastalarında erken tedaviyi başlanılması halinde ayaklarını kaybetmedikleri belirtildi.


Ülkemizde 1990’lı yıllardan beri uygulanan ozon tedavisi, doğal bir destek yöntemi olarak kullanılan ve birçok hastalığın tedavisinde etkili olabilen bir yöntem ancak yine çoğu hasta bu tedavi uygulamasından habersiz.


Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Tıp Fakültesi Farabi Hastanesi Ozon terapi Ünitesi’nde bir çok hastalığa karşı uygulanan yöntem sayesinde hastalar şifa buluyor.



“Ülkemizde 1990’lı yıllardan beri birçok üniversite ve klinikte uygulanmaktadır”


Konuyla ilgili bilgi veren KTÜ Tıp Fakültesi Dahiliye Tıp Bilimleri Bölümü Genel Dahiliye Bilim Dalı Başkanı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şükriye Taşçı, ozon tedavisinin ülkemizde 1990’lı yıllardan beri birçok üniversite ve klinikte uygulandığını hatırlattı. Taşcı “Ozonu tanımlamak gerekirse, ozon, doğada bulunan doğal bir gazdır. Medikal ozon ise (O3), medikal dozda ve uygun metod ile hastaya uygulanmasıdır. Bu tedavi yönteminin doğadaki ozonla karıştırılmaması gerekir. Ozonun alternatif bir tedavi metodu olarak, Almanya’da 1900’lerin başından bu yana uygulanmaktadır. Ve birçok Avrupa ülkesinde (örneğin, İtalya, İspanya, Almanya) uzun yıllardır kullanılmaktadır. İtalya’da bilim kürsüsü olan ve etki mekanizması birçok çalışma ile aydınlatılmış bir tedavi metodudur. Ülkemizde ise 1990’lı yıllardan beri birçok üniversite ve klinikte uygulanmaktadır. Ozon tedavisi, bağışıklık sistemi üzerinde olumlu etkilere sahiptir ve direkt hücre içi antioksidan sistemini aktive eder, özellikle virüs salgını döneminde destek olarak kullanılabilecek en etkili tedavi yöntemlerinden biridir. Ayrıca, hastanın kendi kanı ile yapılan bir koruyucu tedavi metodu olduğu için allerji riski yoktur. Ozon tedavisi, akciğer ve periferik doku oksijenlenmesini artırır ve akciğerde gaz geçirgenliğini iyileştirir. Bu da özellikle akciğer kapasitesi azalmış hastalarda, efor ve akciğer kapasitesinin artmasını sağlar” dedi.



“Ozon tedavisi, hastanın durumuna ve hastalığına göre kişiselleştirilen bir tedavi yöntemidir”


Ozon tedavisinin hastanın durumuna ve hastalığına göre kişiselleştirilen bir tedavi yöntem olduğunu belirten Taşçı, “Hangi hastalıklarda kullanıyoruz? Ozon tedavisi, hastanın durumuna ve hastalığına göre kişiselleştirilen bir tedavi yöntemidir. Tedaviyi yönlendiren hekim, uluslararası ozon komitelerinde belirlenen doz aralıklarına göre tedaviyi uygular. Ozon tedavisi birçok farklı hastalık ve durumun tedavisinde kullanılabilir. Başlıca kullanım alanları şunlardır: Bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi. Romatizmal hastalıklar. Damar hastalıkları, Fibromiyalji gibi kas hastalıkları. Diyabet ve diyabete bağlı yaraların tedavisi. Allerji tedavisi. Kronik yorgunluk sendromu. KOAH ve astım. Kronik inflamatuar ve enfeksiyöz hastalıklar (örneğin, kronik sistit). Viral enfeksiyonlar. Huzursuz bacak sendromu, Yara ve yanık tedavisi. Covid sonrası halsizlik, yorgunluk şikayetlerinde” diye konuştu.



Nasıl kullanılır?


Ozon tedavisinin farklı yöntemlerde uygulanabileceğini ifade eden Taşçı, “Ozon tedavisi farklı yöntemlerle uygulanabilir: Cillt üzerine uygulama/ torbalama: Yara, yanık, cilt lezyonları kozmetik amaçlı kullanılır. Majör Ozon terapi: Hastanın kendi kanı kullanılarak, kapalı steril sistem ile yapılan ozon tedavisidir. Başlıca ozon tedavi metodudur. Minör ozon terapi: Kas içi enjeksiyon yöntemidir. Allerjik reaksiyonlar ve bağışıklık sistemini desteklemek için kullanılır. İnsuflasyon: kapalı boşluklarına ozon uygulaması yapılır, örneğin kulak içi ve rektum gibi bölgeler.Direkt kas ve eklem içi uygulaması: Kas ve eklem problemlerini tedavi etmek için kullanılır” şeklinde konuştu.



Diyabetik Yaralarda Uygulama


Diyabetli hastalarda yara oluşumu daha kolay olduğunu kaydeden Taşçı, “Diyabetli hastalarda yara oluşumu daha kolaydır. Bu yaraların iyileşmesi de bir o kadar zordur. Diyabetik yara tedavisinde multidisipliner yaklaşım gerekir. Bu hastalarda yara oluşumuna zemin hazırlayan damar patolojilerinin, enfeksiyonun ve diyabet tedavisinin düzenlenmesi gerekir. Ozon tedavisi, diyabetik ayak tedavisinde etkili bir yöntem olarak kullanılır. Yüzeydeki enfeksiyonun tedavisine ve damarlardaki diyabetik ayak oluşumuna neden olan patolojik mekanizmaların iyileştirilmesine yardımcı olmaktadır” ifadelerini kullandı.



Erken dönemde tedaviye başlanılması önemli


Bu bağlamda hastaların erken dönemlerde tedaviye başlamasının önemine değinen Taşçı, gecikmiş tedavinin süreci uzattığı ve tedavi başarısını azalttığını ifade ederek “Sonuç olarak, ozon tedavisi doğal bir destek yöntemi olarak kullanılan ve birçok hastalığın tedavisinde etkili olabilen bir yöntemdir. Ozon tedavisi, hastaların tedavi sürecini hızlandırabilir ve bağışıklık sistemini güçlendirerek hastalıklara karşı direnci artırabilir. Tedavinin nasıl uygulanacağı, hastanın durumuna ve ihtiyacına göre kişiselleştirilir. Bu nedenle tedaviye başlanmadan önce uzman bir hekime danışılarak hastaya göre tedavi planı yapılması ve tedavi takibi önemlidir” dedi.



Önce gelseydim ayak parmağımı kaybetmezdim


Gümüşhane ili Kürtün ilçesinden Farabi Hastanesi’ne tedaviye gelen Halit Bozkurt, diyabet yüzünden ayak parmağını kaybettiğini, ozon tedavisini Farabi Hastanesi’nde öğrendiğini belirterek “Ozon tedaviyi burada öğrendim. Ayak parmağımı diyabetten dolayı kaybetmiştim. Daha önce buraya gelseydim belki de parmağım yerinde duruyor olacaktı. Ozon tedavisinin çok faydasını gördüm şu anda gayet iyiyim. Keşke daha önceden duyup gelseydim o zaman parmağım yerinde duruyor olacaktı. 4- 5 ay birkaç doktora gittim başta mantar olmak üzere farklı şeyler söylediler. Benim gibi olanlara burada ozon tedavisi olmaları tavsiye ederim” diye konuştu.



Ozon tedavisi ile gelen sağlık

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Van Muradiye’de 630 kilo inci kefali ele geçirildi Van’ın Muradiye ilçesinde jandarma ekiplerince düzenlenen denetimlerde, kaçak avlandığı belirlenen 630 kilogram inci kefali ele geçirildi. Olayla ilgili 1 kişiye 16 bin 106 TL idari para cezası uygulandı. Van Gölü’nün endemik türü olan inci kefalinin korunmasına yönelik çalışmalar sürüyor. Van İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, üreme döneminde tatlı sulara göç eden inci kefalinin kaçak avlanmasının önlenmesine yönelik denetimlerini aralıksız sürdürüyor. Edinilen bilgiye göre, Van İl Jandarma Komutanlığı Çevre Koruma Timi ile Muradiye İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri tarafından Karahan Mahallesi’nde önleyici kolluk devriyesi gerçekleştirildi. Devriye sırasında Bendimahi Köprüsü altında şüpheli hareketlilik fark eden ekipler, S.R.A. isimli şahsı takibe aldı. Yapılan kontrolde, şahsın yumurtlama döneminde avlanması yasak olan inci kefallerini fileli kepçe yardımıyla dereden topladığı tespit edildi. Şahsın yanında ve çuvallar içerisinde yapılan incelemelerde 630 kilogram canlı ve cansız inci kefali balığı, 2 adet fileli kepçe ile 1 adet balıkçı tulumu ele geçirildi. Ele geçirilen balıklar ve av malzemeleri muhafaza altına alınırken, 1380 Sayılı Su Ürünleri Kanunu’na muhalefet ettiği belirlenen şahıs hakkında yasal işlem başlatıldı. Kaçak avcıya yasak dönemde avlanmaktan dolayı 16 bin 106 TL idari para cezası kesildi. Van İl Jandarma Komutanlığı’ndan yapılan açıklamada, yasak dönemde avcılık faaliyetlerinin önlenmesi ve doğal kaynakların korunmasına yönelik denetimlerin kararlılıkla sürdürüleceği belirtildi.
Bursa Nilüfer Kent Tiyatrosu’nun Afife gururu Yılın En Başarılı Kadın Oyuncusu ödülüne layık görülen Nilüfer Belediyesi Kent Tiyatrosu’nun yapımı "İlk Bakışta Prima Facie"nin başrol oyuncusu Rabia Zehra Şafak ve yönetmeni Barış Ayas, üretim süreçlerini anlattı. İkili, Nilüfer’de sağlanan özgür sanat ortamının ve kurumsal desteğin bu başarıdaki en büyük etken olduğunu vurguladı. Nilüfer Belediyesi Nilüfer Kent Tiyatrosu (NKT), 28. Yapı Kredi Afife Tiyatro Ödülleri’nden "Yılın En Başarılı Kadın Oyuncusu" ödülüyle döndü. Ödülü "İlk Bakışta Prima Facie" oyunundaki performansıyla alan Rabia Zehra Şafak ile oyunun yönetmeni Barış Ayas, prodüksiyon sürecini ve NKT’nin yıllar içinde oluşturduğu üretim anlayışını anlattı. Nilüfer Kent Tiyatrosu’nun yıllara yayılan kolektif vizyonuna dikkat çeken ikili, Nilüfer Belediyesi’nin tiyatroya sunduğu katkıların Türkiye için taşıdığı önemi anlattı. "Hayallerimi süsleyen bir ödüldü" Afife Tiyatro Ödülleri’nin alanında Türkiye’nin en önemli törenlerinden biri olduğunu söyleyen Rabia Zehra Şafak, ödül anını şu sözlerle anlattı: "Benim için yeri çok ayrı olan, hayallerimi süsleyen, ‘bir gün olur mu acaba’ dediğim bir şeydi. ‘İşte oldu, başardım’ duygusundan ziyade bir patlama, rüya gibi bir andı. Sadece bir başarı değil, insana bir sorumluluk, bir taşıyabilme güdüsü de hissettiriyor." Mesleğinin zirvesindeki rasyonel avukat Tessa’nın, hayatın beklemediği bir yüzüyle karşılaşmasını sahneye taşıyan Şafak, tek kişilik bir oyunun zorluklarına da değindi. Süreci, "Kaçacak hiçbir yerinizin olmadığı bir er meydanı" sözleriyle özetleyen oyuncu, "Nefesinizin, bedeninizin, ritminizin bir arada çalıştığı bu süreçte işimi en çok yönetmenimiz Barış kolaylaştırdı. Birbirimize tutunduk. Karakterin kendi içinde yaşadığı kırılmada dürüst kalmaya çalışarak ben de pek çok dönüşüme uğradım, yüzleşmeler yaşadık. Kısa sürede, kan, ter ve gözyaşıyla tamamladığımız, öğretici bir süreçti" ifadelerini kullandı. "Ödüller yeni bir eşik" Kazanılan ödülün mutluluk verici olmasının yanı sıra büyük bir sorumluluk da getirdiğini belirten oyunun yönetmeni Barış Ayas ise, bu başarıyı Nilüfer Kent Tiyatrosu’nun uzun yıllara dayanan birikiminin yansıması olarak değerlendirdi. Seyirciyi sadece izleyen değil, deneyimleyen ve motive eden bir tarafa taşımak istediklerini belirten Ayas, "Nilüferli olmanın, Nilüfer’de uzun yıllardır üretim yapan, entelektüel birikimini katan herkesle beraber oluşturduğumuz bir vizyon var. Alınan adaylıklar ve ödüller bizim için sonuçtan ziyade bundan sonra ne yapacağımıza dair heyecan veren birer eşik" diye konuştu. Yönetmenliğin yanı sıra kendisinin aynı zamanda oyuncu olmasının da çalışma sürecini kolaylaştırtığını belirten Ayas, "Düzenli olarak oyunlar oynayan, oyuncular yetiştiren bir tiyatronun giderek kendi yazar ve yönetmenlerini de çıkarması çok kıymetli. Bizim asıl amacımız yenilikçi repertuvarımızla yapılmamış olanı denemek" dedi. Nilüfer belediyesinden örnek tiyatro modeli Başarının temelinde Nilüfer Belediyesi’nin sunduğu destek ve özgürlük alanı olduğunu belirten Rabia Zehra Şafak, "Bir belediye tiyatrosunun otosansür kullanmadan, risk alarak böyle güçlü bir kadın metnine alan açması bence çok büyük bir şey. Seyircilerin gelip ‘Ne kadar cesur bir iş ortaya koymuşsunuz’ demeleri bizi ekstra onurlandırıyor" diye konuştu. Nilüfer Belediyesi’nin Türkiye tiyatro literatüründe ilçeler için örnek bir yapılanma kurduğunu belirten Barış Ayas da şöyle konuştu: "Nilüfer Belediyesi ve NKT olarak kentteki sanat anlayışını besleyen, diğer ilçelere örnek olan bir yapı kurduk. Meslektaşlarımız burada sadece üretmeye odaklanabiliyor. Nilüfer Belediyesi’nin sunduğu bu vizyon sayesinde herhangi bir sansürle karşılaşmadık; herkes bu işin arkasında durdu." İkili konuşmalarında oyunun sahnelenmesinde ve hazırlanmasında sağladıkları destekler ve katkılar için Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Başkan Yardımcıları ile Adem Mülazim, Burak Etöz, Okan Temizarabacı, Deniz Göl ve Cem Yılmazer başta olmak üzere tüm ekip arkadaşlarına teşekkür ettiler. "İlk Bakışta Prima Facie" oyununu ve oyunun ele aldığı konuları farklı şehirlere taşımayı hedeflediklerini belirten ekip, hayallerinin kapsamlı bir Anadolu turnesi olduğunu ifade edere, "Kadın haklarını, adaleti ve sistemleri açıkları tartışmaya ve konuşturmaya devam edeceğiz" mesajını verdiler.
Gaziantep Gaziantep Kolej Vakfı’nda 19 Mayıs coşkusu 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı etkinlikleri kapsamında Gaziantep Kolej Vakfı Özel Okullarında düzenlenen kutlamalar büyük ilgi gördü. Gaziantep Kolej Vakfı Özel Okulları Konferans Salonunda düzenlenen GKV Özel Liseleri öğrencilerinin hazırladığı "19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı" törenine Gaziantep Kolej Vakfı Mütevelli ve Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Esra İbanoğlu, Mütevelli ve Yönetim Kurulu Üyesi Avukat Aysel Tokatlı, Gaziantep Kolej Vakfı Özel Okulları Genel Müdürü Fevzi Gürsel, idareciler, öğretmenler ve çok sayıda davetlinin yanı sıra öğrenciler katıldı. GKV Özel Okulları çok amaçlı salonunda düzenlenen tören saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nın anlam ve önemini anlatan konuşmasında GKV Özel Liseleri Müdürü Sadık Murat Öngen, " Bugün Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’da tutuşturduğu Kurtuluş meşalesinin Anadolu’da elden ele, gönülden gönüle dolaşmasının 107. yıl dönümünü büyük bir coşkuyla kutluyoruz. Milletimizin tüm onur ve asaleti ile Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün rehberliğinde Tarih sahnesinde şaha kalkışının başlangıcıdır 19 Mayıs" dedi. Yapılan konuşmaların ardından 19 Mayıs konulu belgesel filmin gösterimi gerçekleştirildi. GKV Özel Liseleri öğrencileri "Atatürk’ün Gençliğe Hitabesini" ve "Gençliğin Ata’ya Cevabı" isimli mektubunu okudular. 19 Mayıs Oratoryosunu sahneleyen öğrenciler izleyenler tarafından ayakta alkışlandı. Etkinlikleri değerlendiren GKV Özel Okulları Genel Müdürü Fevzi Gürsel programın hazırlanmasında emeği geçen öğretmen ve öğrencileri kutlayarak etkinliklerin hafta boyunca devam edeceğini açıkladı.
Erzurum Avusturya ile kültürel ve akademik iş birliğini güçlendirecek protokol için imzalar atıldı Atatürk Üniversitesi, uluslararası akademik ve kültürel iş birliklerini güçlendirmeye yönelik önemli bir ziyarete ev sahipliği yaptı. Avusturya Kültür Ofisi İstanbul Müdürü Silvia Neureiter, Avusturya Dışişleri Bakanlığı Yurt Dışındaki Avusturya Kütüphaneleri Birimi Başkanı Elisabeth Marinkovic ile Avusturya Kültür Ofisi İstanbul Müdür Yardımcısı Ergi İşbilen, Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu’nu makamında ziyaret etti. Gerçekleşen görüşmede; Atatürk Üniversitesi bünyesinde faaliyet gösteren "Barbara Frischmuth" Avusturya Kütüphanesinin mevcut çalışmaları, kültürel diplomasiye sunduğu katkılar ve gelecekte hayata geçirilmesi planlanan ortak projeler ele alındı. Türkiye ile Avusturya arasında kültür, bilim ve eğitim alanlarında geliştirilebilecek iş birliklerinin değerlendirildiği görüşmede, üniversiteler arası etkileşimin artırılmasının önemine vurgu yapıldı. Ziyarette konuşan Rektör Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, Atatürk Üniversitesinin yalnızca bilimsel üretim alanında değil, kültürel etkileşim ve uluslararası akademik dayanışma konusunda da güçlü bir vizyona sahip olduğunu ifade etti. Üniversite bünyesinde kurulan "Barbara Frischmuth" Avusturya Kütüphanesinin iki ülke arasındaki kültürel bağların gelişmesine önemli katkılar sunacağını belirten Hacımüftüoğlu, şunları söyledi: "Üniversiteler, yalnızca bilgi üreten kurumlar değil; aynı zamanda kültürler arasında köprü kuran yapılardır. Avusturya ile kurduğumuz bu anlamlı iş birliği, öğrencilerimizin ve akademisyenlerimizin uluslararası kültürel birikime erişimini güçlendirecek, bilimsel ve sosyal etkileşimi daha ileri bir noktaya taşıyacaktır. Atatürk Üniversitesi olarak, evrensel akademik değerleri merkeze alan her türlü iş birliğini önemsemeye devam ediyoruz." Müdür Neureiter: "Avusturya kütüphanesi kültürel iletişim açısından önemli bir merkez olacak" Avusturya Kültür Ofisi İstanbul Müdürü Silvia Neureiter ise Atatürk Üniversitesinin uluslararası iş birliklerine açık yaklaşımından duydukları memnuniyeti dile getirerek, Erzurum’da faaliyet gösteren Avusturya Kütüphanesinin kültürel iletişim açısından önemli bir merkez olacağını ifade etti. Neureiter, kütüphane aracılığıyla öğrencilerin Avusturya edebiyatı, dili, tarihi ve kültürü hakkında daha kapsamlı kaynaklara erişim sağlayacağını belirterek, gerçekleştirilecek ortak etkinliklerin iki ülke arasındaki kültürel yakınlaşmaya katkı sunacağını kaydetti. Avusturya Dışişleri Bakanlığı Yurt Dışındaki Avusturya Kütüphaneleri Birimi Başkanı Elisabeth Marinkovic de dünya genelinde faaliyet gösteren Avusturya kütüphanelerinin kültürel etkileşim açısından önemli görevler üstlendiğini ifade ederek, Atatürk Üniversitesinde oluşturulan yapının örnek bir iş birliği modeli olduğunu vurguladı. Marinkovic, akademik ve kültürel faaliyetlerin önümüzdeki süreçte daha da çeşitleneceğini belirtti. Samimi bir atmosferde gerçekleşen ziyaret, karşılıklı hediye takdimi ve hatıra fotoğrafı çekiminin ardından sona erdi.
Kayseri Erciyes’te yaz dolu dolu geçecek Türkiye’nin en önemli kayak merkezlerinden biri olan Erciyes Kayak Merkezi’nde yaz sezonuna ilişkin bilgilendirmelerde bulunan Erciyes AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Zafer Akşehirlioğlu, "Kayak sezonunu tamamladıktan hemen sonra tenis turnuvalarımızı ve Yüksek İrtifa Kamp Merkezi’mizi faaliyete geçireceğiz" dedi. Türkiye’nin en önemli kayak merkezlerinden biri olan Erciyes Kayak Merkezi’nde 2025-2026 kayak sezonunu 3 milyon 300 bin ziyaretçi ile rekor sayıda tamamlandı. Kayak sezonunun ardından Yüksek İrtifa Kamp Merkezi’nin çeşitli etkinliklerle faaliyetlerine başlayacağını söyleyen Erciyes AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Zafer Akşehirlioğlu, "Kayak sezonunu tamamladıktan sonra hemen tenis turnuvalarımız ile Yüksek İrtifa Merkezi’mizi başlatmış olacağız. Hisarcık Kapı’da bulunan 12 tenis kortunda Uluslararası Tenis Turnuvası başlayacak. Arkasından, Yüksek İrtifa Kamp Merkezi’nde sporcularımız ve takımlarımız gelip burada kamp yapacaklar. Misafirlerimiz Yüksek İrtifa Kamp Merkezi’ne geçmiş olacaklar" ifadelerini kullandı. "Erciyes’te yazın da kışın da dolu dolu geçmeye devam edecek" Turistlerin yaz ayında da Erciyes havası almaya devam edeceklerini söyleyen Akşehirlioğlu, "Yaz faaliyetleri anlamında misafirlerimize çadır ve karavan kamp alanı hizmetlerimiz olacak. ATV turları, zirve tırmanışları, meteor gözlem şenliğimiz, çocuk bisiklet parkurlarımız olacak. Yazın gondollarımızla Erciyes havasını almaya devam edecekler. Erciyes’te yazın da kışın da dolu dolu geçmeye devam edecek" şeklinde konuştu.