ÇEVRE - 24 Aralık 2023 Pazar 09:25

Prof. Dr. Osman Bektaş: “Türkiye’nin kırılmayacak hiçbir yeri yoktur”

A
A
A
Prof. Dr. Osman Bektaş: “Türkiye’nin kırılmayacak hiçbir yeri yoktur”

Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. Osman Bektaş, Türkiye’nin bir deprem bölgesi olduğuna dikkat çekerek “Kuzey’de Avrasya levhası, Güney’de Arap levhası arasında sıkışan bir Türkiye’nin kırılmayacak hiçbir yeri yoktur. Her taraf kırılır. Bu yüzden Türkiye bir deprem bölgesi. Biz şuanda deprem bilim olarak depremin nerede ne zaman olacağını kesin bilmediğimize göre her yerde deprem tehlikesi vardır” dedi.


Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) eski öğretim üyesi Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. Osman Bektaş, vatandaşların deprem yönetmeliğini dikkate alması gerektiğini belirterek deprem tehlikesini öğrenmek isteyen vatandaşların 2019 yılında yayınlanan deprem tehlikesi haritasına bakması gerektiğini söyledi.


Trabzon’da yapı stokunun oldukça kötü olduğunu kaydeden Bektaş, “Bir yerin depremden etkilenmesi için illa orada bir fayın olması gerekmiyor. Trabzon, Kahramanmaraş ve Elazığ depremlerinden etkilendi. Şimdi de Gümüşhane’deki 4 büyüklüğündeki depremden etkilendi. 5 büyüklüğünde bir deprem olsaydı bunun 10 katını hissedecekti. 6 büyüklüğünde bir deprem olsaydı Trabzon 100 katı daha sallanacaktı. Trabzon’un kuzeyinde Karadeniz fayı var. Bu fay Trabzon veya Karadeniz sahili tehdit ediyor. Ama bu Karadeniz Fay Hattı’nda da bilgilerimiz çok az. Fayın hızını, deprem tekrarlama süresini bilmiyoruz. Deprem enerji üretimini bilmiyoruz. Bilmediğimiz aktif deprem üreten fay esas tehlikelidir. Karadeniz sahilinde Trabzon, Rize, Ordu benim korktuğum 3 konu var. Trabzon’da yapı stoku. Bu son derece zayıf. İkincisi Trabzon sahil plajı üzerinde ve heyelanlı yamaç üzerinde kurulmuştur. Orta büyüklükteki bir deprem her an bu heyelanlı sahaları hareketlendirebilir. Bunun ötesinde zemin çok kötü olduğu için gevşek bir zemin olduğu için biz uzaktaki küçük depremleri dahi burada hissedebiliyoruz. Bölgenin jeolojik özelliğinden dolayı bir deprem büyütmesi söz konusu. Üçüncü en korktuğum konu yerel yöneticilerin deprem algısını hala önemsememiş olması. Trabzon deprem bölgesi değildir algısı maalesef hala yıkılmış değil. Yerel yöneticiler maalesef bu konuda duyarlı değil. Yerel yöneticilerin duyarsızlığı, zeminin zayıf olması ve yapı stokunun zayıf olması bölgenin en önemli deprem tehlikesi ve riskidir. Nüfus ve şehirleşme artıyor depremden görebileceğimiz zarar ile can ve mal kaybı buna göre artıyor. Gerekli önlemi almamız lazım. Depremden korkmayalım, depreme karşı önlem anmayan yöneticilerden veya deprem algısını oluşturmayan toplumdan korkalım” diye konuştu.



“Depremin yeri ve zamanını bugünkü bilim bilmiyor”


“Bilim insanları görüşlerini açıklayabilir ancak burası tehlikelidir, burası tehlikeli değildir demek doğru değil” diyen Bektaş, “Bugüne kadar Trabzon’da deprem olmaz, burası deprem bölgesi değil deniliyor bu bilgi eksikliğinden kaynaklanıyor. Geçen ay Karadeniz’de bir deprem oldu. İnsanlar sallandı. Demek oluyor ki, bilim insanının söyleminden daha çok doğanın kendi hareketi, titretişimi oluşturduğu deprem insanlar üzerinde daha fazla etki yapabiliyor. Şimdi Trabzon’da olabiliyor diyorlar. Bir yerde depremden etkilenmek için illa orada bir fayın olması gerekmiyor. Trabzon’da 300-400 kilometre güneydeki bir faydan etkileniyorsa, kuzeydeki 15-20 kilometre Karadeniz fayının ne yapacağını, ne zaman harekete geçeceğini bilmiyoruz. Bu fayın 1968 yılında 6.6 büyüklüğündeki deprem ile Bartın’ı yıktı. O zaman Bartın bir kasabaydı şimdi ise bir il. 2012 yılında Batum açıklarında fay 5.6 büyüklüğünde deprem üretti. Bu depremin artçıları Trabzon’a kadar geldi. Bunlar insanları harekete geçirebiliyor. Bilim insanlarının söylemlerinden çok doğanın oluşturduğu tepki çok daha önemli oluyor. Bilim insanları görüşlerini açıklayabilir ancak burası tehlikelidir, burası tehlikeli değildir demek doğru değil. İstanbul’da deprem beklerken Trabzon’da da, Gümüşhane’de de, Konya’da da deprem olur. Depremin yeri ve zamanını bugünkü bilim bilmiyor” ifadelerini kullandı.



Prof. Dr. Osman Bektaş: “Türkiye’nin kırılmayacak hiçbir yeri yoktur”

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Eskişehir AK Parti Eskişehir İl Başkanı Albayrak’tan Tepebaşı Belediyesi’ne yönelik operasyonla ilgili açıklama AK Parti Eskişehir İl Başkanı Gürhan Albayrak, Tepebaşı Belediyesi’ne yönelik düzenlenen operasyonla ilgili olarak, "Ortaya çıkan ayrıntılar, ne yazık ki şehrimiz ve kamu vicdanı adına utanç vericidir" dedi. Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Tepebaşı Belediyesi’ne geçtiğimiz günlerde yolsuzluk, nitelikli zimmet, evrakta sahtecilik ve kara para aklama suçlarıyla ilgili operasyon düzenlenmişti. Soruşturma süreci devam ederken, AK Parti Eskişehir İl Başkanı Gürhan Albayrak, konuyla ilgili açıklamada bulundu. Başkan Albayrak’ın sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, "Soruşturmayı büyük bir dikkat, ciddiyet ve sükunetle takip etmekteyiz. Soruşturmanın selameti ve hukukun üstünlüğüne olan inancımız gereği, bugüne kadar adli makamların işleyişine saygı göstererek herhangi bir açıklama yapmamayı tercih ettik. Ancak gelinen noktada ortaya çıkan vahim tablolar, iddialar ve belgeler karşısında Eskişehir halkının hakkını savunmak adına bir kelam etme zamanı gelmiştir. Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü titiz çalışma, MASAK ve Sayıştay müfettişlerinin raporları neticesinde ortaya çıkan ayrıntılar, ne yazık ki şehrimiz ve kamu vicdanı adına utanç vericidir" ifadeleri yer aldı. "Bu durumu hiçbir Eskişehirlinin kabul etmesi mümkün değildir" Albayrak, "Eskişehirli hemşehrilerimizin vergileriyle, tüyü bitmemiş yetimin hakkıyla inşa edildiği iddia edilen lüks villalar, tarım arazileri üzerine kurulan devasa malikaneler ve bu yapıların altına gizlenmiş kripto para madenciliği odaları, belediyecilik anlayışının nasıl kişisel servet edinme aracına dönüştürüldüğünün en açık göstergesidir. Bir yanda halka hizmet üretmesi gereken makamlar, diğer yanda ise bu makamların gücünü kullanarak kendi yakınlarının üzerine şirketler kurup belediyeye şişirme faturalar kesen idareciler... Bu durumu hiçbir Eskişehirlinin kabul etmesi mümkün değildir" dedi. "Sadece hukuki bir suç değil, aynı zamanda çok büyük bir ahlaki çöküştür" Aşevi üzerinden usulsüzlük yapıldığı iddialarının vahim olduğunu belirten Albayrak, şunları kaydetti: "İhtiyaç sahibi vatandaşlarımızın, yoksulun, fukaranın boğazından geçecek olan aşevi yemeklerinin sanki dışarıdaki yandaş firmalardan alınmış gibi gösterilerek belediyeye fatura edilmesi, milyonlarca liranın elden ele nakit olarak paylaştırılması sadece hukuki bir suç değil, aynı zamanda çok büyük bir ahlaki çöküştür. İhtiyaç sahibinin rızkına göz diken bu zihniyeti Eskişehir kamuoyunun vicdanına havale ediyoruz. Eskişehir’imizin ve hemşehrilerimizin hakkını, hukukunu hiç kimseye yedirtmedik, yedirtmeyeceğiz. Tüyü bitmemiş yetimin hakkının, aşevindeki fukaranın rızkının son kuruşuna kadar takipçisi olacağız. Adaletin tecelli edeceğine ve suçluların en ağır cezayı alacağına inancımız tamdır."