POLİTİKA - 13 Temmuz 2025 Pazar 19:28

Saadet Partisi Genel Başkanı Arıkan: "Yaşanabilir bir Türkiye istiyoruz"

A
A
A
Saadet Partisi Genel Başkanı Arıkan: "Yaşanabilir bir Türkiye istiyoruz"

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, partisinin 10. Olağan Trabzon İl Kongresi’ne katıldı. Arıkan, "Biz, yaşanabilir bir Türkiye istiyoruz. Yeniden büyük Türkiye istiyoruz. Hak ve adalet ekseninde yeni bir dünya istiyoruz" dedi.


Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, partisinin 10. Olağan Trabzon İl Kongresi’nde yaptığı konuşmada Türkiye’nin temel sorunlarını çözmenin mümkün olduğunu belirterek, Saadet Partisi’nin bu çözümün adresi olduğunu söyledi. Saadet Partisi’nin nasıl bir Türkiye istediğini anlatan Arıkan, "Biz yaşanabilir bir Türkiye istiyoruz. Yeniden büyük Türkiye istiyoruz. Hak ve adalet ekseninde ‘yeni bir dünya’ istiyoruz. Saadet Partisi, hakikatle yüzleşmek, muhatabıyla helalleşmek ve bölgenin tüm halkları olarak kucaklaşmak için üzerine düşeni yapmakta tereddüt etmeyecektir. Yine Saadet Partisi, bölge halklarını kardeşlerimizin aleyhine ‘yeni savaşların hazırlığı’ olan her bir süreci hem ifşa edip hem de baskılamaktan geri durmayacaktır. Daha net anlaşılsın diye söylüyorum. İçeride iktidarın ceberrutluğuna imkan veren, dışarıda bölge halklarını birbirlerine karşı savaşmaya sürükleyen her sürecin karşısındayız. Biz, ne kin ve öfke ile hareket ederiz ne de emperyal politikalara teslim oluruz. Kendimiz için ne istiyorsak kardeşlerimiz için de aynısını istemekte tereddüt etmeyiz" dedi.



"Hedefte sadece Gazze değil Kıbrıs da var"


Arıkan, Ortadoğu’daki gelişmeler ve bölgesel tehditler hakkında açıklamalarda bulunarak, Gazze’deki insanlık dramının yanı sıra Lübnan, Yemen, Suriye ve İran’daki istikrarsızlıkların da bölgeyi yeni bir çatışma düzenine sürüklediğini ifade etti. Özellikle Netanyahu ve Trump ikilisinin son dönemdeki temaslarına dikkat çeken Arıkan, "Trump ve Netanyahu yine boş durmuyor. Geçen hafta Washington’da yeni işgal planlarını görüştüler. ABD’yi arkasına alan Netanyahu, bölgenin tek aktörü olmak için büyük çaba gösteriyor" diye konuştu.


Gazze’de yeni bir "toplama kampı" planları yapan İsrail’in Kıbrıs’ı da ihmal etmediğini belirten Arıkan, Güney Kıbrıs Rum Kesimi’ndeki bir muhalefet liderinin "İsrail ülkemizi işgal ediyor. Vatandaşlık alıyorlar, toprak alıyorlar, sinagog-okul yapıyorlar" şeklindeki sözlerini aktardı. "Adeta feryat ediyorlar" diyen Arıkan, Ortadoğu’daki İsrail yayılmacılığının sadece Arap coğrafyasıyla sınırlı olmadığını, Akdeniz’in merkezine kadar uzandığına dikkat çekti.



"Fındıkta taban fiyat en az 300 TL olmalı"


Arıkan, fındık üreticisinin yıllardır emeğinin karşılığını alamadığını da ifade ederek, 2025 yılı için fındık taban fiyatının en az 300 TL olması gerektiğini vurguladı. "Biz fındık taban fiyatını açıkladığımızda kemençeli kutlamalar yapılıyordu. Siz fiyat açıklayınca üretici matem havasına giriyor" diyen Arıkan, merhum Necmettin Erbakan’ın başbakanlık yaptığı 54. Hükümet döneminde fındık taban fiyatında yüzde 467’lik artış yaşandığını söyledi.



"Gelişmeleri okuyup sürece yön vereceğiz"


Bir grup PKK’lı teröristin silahlarını yakmasıyla yeni bir aşamaya gelen sürece ilişkin de değerlendirmede bulunan Arıkan, Milli Görüş Hareketi’nin bu meselenin çözümü için ilk inisiyatifi alan, ilk bedel ödeyen hareket olduğunu belirterek, "Kimsenin cesaret edemediği bir dönemde Erbakan Hocamız, 1994’te Bingöl’de o meşhur konuşmasını yapmış, bunun için DGM’de yargılanmış ve kendisine siyasi yasak getirilmişti. Bizim bu konuda samimiyetimiz, görmek isteyen, şöyle bir tarihe baksın yeterli olacaktır. Bizim en büyük kaygımız AK Parti’nin süreç yönetimi ile ilgili samimiyeti. Çünkü biz daha önce de ne yaptıklarını, nasıl yaptıklarını çok iyi biliyoruz" diye konuştu.


Durum tespitinin siyaset yapmak olmadığının altını çizen Arıkan, "Peki biz ne yapacağız? Biz, hem gelişmeleri okuyacağız hem de sürece yön vereceğiz. Barış sadece silahların susması değil, herkes için esenlik ve iyilik hali olduğudur. Düşüncenin cezalandırıldığı, ekranların karartıldığı, emeğin sömürüldüğü, umutların söndürüldüğü, cezaevlerinin dolup taştığı, KHK mağduriyetlerinin devam ettiği, yerel yönetimlerin baskılandığı, seçme ve seçilme hakkının buharlaştırıldığı bir sürece ‘Terörsüz Türkiye’ demek bir anlam ifade etmez. İktidarın hukukun dışına çıkması, hak ve özgürlükleri kısıtlaması da bir terördür, en azından psikolojik terördür" dedi.



Trabzonspor’a övgü


Trabzon’da iyi giden şeylerin de olduğunu dile getiren Arıkan, Trabzonspor’un yalnızca sporda başarı elde eden bir kulüp değil, aynı zamanda vefa ve aidiyetin sembolü olduğunu vurgulayarak, "Trabzonspor bu şehrin ruhunun, hassasiyetinin, azminin simgesidir. Eren Bülbül’ü unutmayan vefanın adıdır Trabzonspor, Ahmet Minguzzi’yi sahiplenen hassasiyetin adıdır Trabzonspor. Ben inanıyorum ki Trabzonspor, Fatih Tekke hocamızla, kendi evlatlarıyla daha da başarılı bir kulüp olacak ve sadece süper lig değil, bir gün bu şehre Avrupa Kupası da getirecek" dedi.



Saadet Partisi Genel Başkanı Arıkan: "Yaşanabilir bir Türkiye istiyoruz"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ardahan Ardahan’da kış mevsiminin uzaması hayvancılığı vurdu Türkiye’nin en fazla kar alan illerinin başında gelen Ardahan’da kış mevsiminin uzaması, besicileri zor durumda bıraktı. Ardahan’da kar yağışı ve soğuk hava nedeniyle üreticiler hayvanlarını meralara çıkaramadıkları için zor günler yaşıyor. Kış mevsiminin uzun sürmesi, özellikle hayvancılıkla uğraşan üreticiler için ciddi bir ekonomik baskı oluşturuyor. Soğuk hava şartları nedeniyle hayvanların mera yerine kapalı alanlarda daha uzun süre beslenmesi gerekiyor. Bu da yem tüketimini artırarak, maliyetleri yükseltiyor. Özellikle Ardahan gibi kışın sert geçtiği kentlerde üreticiler, aylarca süren kar örtüsü nedeniyle hayvanlarını dışarı çıkaramıyor. Bu durum saman, arpa ve fabrika yemine olan talebi artırırken, fiyatların da yükselmesine yol açıyor. Ardahan’ın Damal ilçesine bağlı Seyitören köyünde hayvancılık yapan Suat Cankat, "Kışın uzun sürmesi ve son zamanlarda yem maliyetlerinin artması hayvancılığı olumsuz etkiledi" dedi. Cankat, karla kaplı araziye rağmen hayvanları araziye çıkartmak zorunda kaldıklarını söyleyerek, ’’Gördüğünüz gibi her yer bembeyaz. Bu yıl kış uzun sürdü. Hayvanlarımızı kapalı alanlarda yemliyoruz. Ve şu anda samanın tonu 12-13 bin lira, otun tonu ise 15 bin lira. Çiftçi perişan durumda, ne ot ne de saman kaldı. Baharın geleceği yok ve bir ay daha var baharın gelmesine. Ot ve saman karaborsaya düşmüş ve fırsatçılar iş başında’’ dedi. Yem fiyatlarındaki artış, üreticinin kar marjını ciddi şekilde düşürüyor. Bazı üreticiler maliyetleri karşılayamadığı için hayvan sayısını azaltmak zorunda kalırken, bazıları ise zararına üretim yapıyor. Uzayan kış aynı zamanda doğum dönemlerini ve hayvan sağlığını da olumsuz etkileyerek, verim kaybına neden oluyor. Uzmanlar, bu tür mağduriyetlerin önüne geçilmesi için yem desteği, düşük faizli kredi ve mera ıslahı gibi önlemlerin artırılması gerektiğini belirtiyor. Aksi halde bölgedeki hayvancılığın sürdürülebilirliğinin tehlikeye girebileceği ifade ediliyor.