POLİTİKA - 31 Ağustos 2025 Pazar 21:36

Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı: "Su ürünleri sektöründeki üretimimiz 600 bin tondan yüzde 60 artışla 1 milyon tonun üzerine ulaşmış vaziyette"

A
A
A
Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı: "Su ürünleri sektöründeki üretimimiz 600 bin tondan yüzde 60 artışla 1 milyon tonun üzerine ulaşmış vaziyette"

Trabzon’da 2025-2026 balıkçılık av sezonu, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın katıldığı törenle başladı. Bakan Yumaklı, su ürünleri sektöründeki üretimin 600 bin tondan yüzde 60 artışla 1 milyon tonun üzerine ulaştığını belirterek, balıkçılık anlaşması imzalanan ülke sayısının 17’ye çıktığını ve 20 ülkeyle de müzakerelerin devam ettiğini söyledi.


Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, bu sabah saatlerinde Trabzon’a geldi. Bakan Yumaklı, ilk olarak Trabzon Su Ürünleri Merkez Araştırma Enstitüsü’nde incelemelerde bulundu. Ardından Trabzon Valiliği ve Trabzon Büyükşehir Belediyesi’ni ziyaret eden Bakan Yumaklı, 2025-2026 balıkçılık av sezonunun açılışına katıldı. Çarşıbaşı ilçesine bağlı Yoroz Balıkçı Barınağı’nda düzenlenen av sezonunun açılışına Bakan Yumaklı’nın yanı sıra Trabzon Valisi Aziz Yıldırım, Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, Trabzon Milletvekilleri Adil Karaismailoğlu, Yılmaz Büyükaydın, Vehbi Koç ve Sibel Suiçmez ile Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürü Turgay Türkyılmaz, ilçe belediye başkanları, siyasi parti temsilcileri, kamu kurumlarının yöneticileri, vatandaşlar ve balıkçılar katıldı.


Trabzon Büyükşehir Belediyesi Kanuni Mehteran Takımı’nın konseri ve halk oyunları gösterileriyle başlayan program, coşkulu bir atmosferde gerçekleşti. Açılış töreninde konuşan Bakan Yumaklı, "İnşallah az sonra ‘Vira Bismillah’ diyerek 2025 -2026 av sezonumuzun açılışını yapacağız. Ayrıca 2 balıkçımızı da uluslararası sulara uğurlamış olacağız. Açılışını yapacağımız yeni av sezonunun sektörümüze, Trabzon’a, avcılarımız ile reislerimize hayırlı ve uğurlu olmasını tüm kalbimle diliyorum. Anadolu çiftçisi emek ve gayretle topraktan verim alırken, sizler de denizlerimizin hırçın dalgalarıyla boğuşarak, çeşit çeşit su ürünlerini sofralarımıza ulaştırıyorsunuz. Gıda arz güvenliğimizin sağlanmasında başta siz reislerimiz ve balıkçılarımız olmak üzere bu uğurda emek ve alın teri döken herkese şükranlarımı sunuyorum" dedi.


Balıkçıların finansman ihtiyacını karşılamak için 61 bin balıkçı ve üreticiye 50 milyar liranın üzerinde faiz indirimli kredi sağladıklarını belirten Bakan Yumaklı, "Türkiye, tarımsal üretim konusunda her branşta; ister bitkisel, hayvansal, su ürünleri olsun parmakla gösterilen ülkeler arasındadır. Ülkemizin tarımsal hasılası, dünya ile kıyasladığımızda Avrupa’da 1’nci sırada, dünyada ise 7’nci sıradadır. Bu anlamdaki gücümüzün hafife alınmaması gerekir. Tarımsal üretimde olduğu kadar, su ürünleri üretiminde de ülkemiz önemli bir potansiyele sahip. İşte biz de son 23 yılda hayata geçirdiğimiz etkin politikalarla bu potansiyeli açığa çıkarmayı başardık. Su ürünleri sektörümüzün gelişmesi ve risklere karşı dayanıklılığını arttırmak için birçok projeyi, konuyu ve düzenlemeyi hayata geçirdik. Su ürünleri üretimini arttırmak için 19 milyar lira üretim desteği, 700 milyon lira küçük balıkçı desteği ve diğerleriyle toplam 51 milyar lira destek sağladık. Balıkçılarımızın finansman ihtiyacını karşılamak için 61 bin balıkçımıza ve üreticimize 50 milyar liranın üzerinde faiz indirimli kredi sağladık. 2024-2026 dönemi için hazine destekli tarımsal kredi limitini 15 milyon liradan 40 milyon liraya çıkardık. Bu kredilerde de ilk kez yüzde 100’e varan faiz indirimi imkanı verdik. Güçlü balıkçı filolarımızın sadece kendi karasularımızda değil, uluslararası sularda da avlanmalarını sağladık. Gerekli anlaşmaları ilgili ülkelerle yaptık. Yapmaya da devam ediyoruz. Önümüzdeki dönemlerde çok daha fazla ülke ile balıkçılarımızın anlaşmasını sağlayacağız. Bu yıl balıkçılık anlaşması imzaladığımız ülke sayısı 17’ye çıktı. 20 ülke ile de müzakerelerimiz devam ediyor. İnşallah bugün de Trabzonlu 2 balıkçı gemimizi Umman’a uğurlayacağız" şeklinde konuştu.



"Su ürünleri sektöründeki üretimimiz 600 bin tondan yüzde 60 artışla 1 milyon tonun üzerine ulaşmış vaziyette"


Geçtiğimiz av sezonunda 200 binden fazla denetim yaptıklarının altını çizen Bakan Yumaklı, "Su ürünleri üretiminde sürdürülebilirliğin sağlaması için denetim ve kontrol faaliyetlerinin de önemli bir yeri var. Geçen sezon 200 binden fazla denetim yaptık. Faaliyetlerini kurallarına uygun sürdüren bütün balıkçılarımıza buradan teşekkür ediyorum. Denetimleri yaparken amacımız ceza kesmek değil, altını çizerek söylüyorum burada önemli olan yasa dışı avcılıktaki caydırıcılığın sağlanmasıdır. Bu alanda da önemli bir hizmet kalemini önümüzdeki dönemde inşallah hayata geçireceğiz. Uluslararası standartlardaki Marmara Denizi Su Ürünleri Kontrol ve Denetim Merkezi’nin inşasını tamamlamak üzereyiz. Evet, yaptığımız bu çalışmaların neticesinde su ürünleri sektörümüz önemli başarılar elde etti. Su ürünleri sektöründeki üretimimiz 600 bin tondan yüzde 60 artışla 1 milyon tonun üzerine ulaşmış vaziyette. Ülkemiz bu başarısını ihracatla da taçlandırmış durumdayız. 2 milyar dolarlık ihracat rakamını inşallah son daha ilerilere taşıyacağız. Ben buradan Mavi Vatan’da güçlü balıkçılık yapısı, maharetli reisleri, donanımlı ve teknolojik üretim yöntemleri, ihracatı ve istihdam ile uluslararası camiada da kabul gören bir balıkçı ülkesi olduğumuzu özelikle ifade etmek isterim. Hakikaten bundan sonraki dönemde de bizim balıkçılığımız, reislerimiz adlarından söz ettirecekler. Tabii koruma kullanma dengesi var. Bunun da üretim planlaması ile birlikte mümkün olduğunu söylemek istiyorum" diye konuştu.



"Denizi’nde görülen müsilajdan olumsuz etkilenen balıkçılarımıza önümüzdeki günlerde destek sağlayacağız"


"Başta hamsi olmak üzere 7 üründe yetiştiricilikte de 4 üründe planlı üretime geçtik" diyen Bakan Yumaklı, "İnşallah bu yıl avcılıkta kılıç, uzun kanat orkinos, kalkan ve kereviti yetiştiricilikte de alabalığı üretim planlamasına dahil ediyoruz. Palamut av sezonu değişikliği konusundaki memnuniyetin çok yüksek olduğunu gördüm. İnşallah sektörle birlikte alacağımız kararlar hem sürdürülebilirlik anlamında hem de söktüren daha iyi gelir etmesi anlamında önemli olacak. Balıkçılarımıza ve reislerimize sektörümüze yönelik iki müjdeyi ifade etmek istiyorum. Bildiğiniz gibi sektörün karşılaştığı deprem, sel gibi doğal afet zararlarında hızlı hareket ediyoruz ve üreticimizin yanında yer alıyoruz. Bu yıl da malum Marmara Denizi’nde görülen müsilajdan olumsuz etkilenen balıkçılarımıza önümüzdeki günlerde destek sağlayacağız. Ayrıca balıkçılarımızın ve balıkçı gemilerinin sigorta sorunlarının çözümü için ilgili Bakanlıklarla çalışmalar yürütüyoruz. Aylardır bu güne hazırlık yapıyorsunuz. Teknelerinizi tamir ettiniz. Yırtık ağlarınızı örerek, sağlamlaştırdınız. Motorları gözden geçirerek son hazırlıklarınızı yaptınız. Şimdi ‘vira bismillah’ diyerek, mavi sularla ağlarımızı buluşturma zamanı. 2025-2026 su ürünleri av sezonunun ülkemize, milletimize, sektörümüze ve balıkçılarımıza hayırlı olmasını diliyorum. Rabbim yolunuzu da bahtınızı da açık etsin, kazasız belasız, bereketli bir sezon nasip etsin. Sektörümüzün güçlenip büyümesinde bizlere destek veren Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a şükranlarımı sunuyorum. Denizleriniz bol, rüzgarınız kolay, ağlarınız bereketli olsun. Kazasız belasız, sağlıklı ve huzurlu bir sezon diliyorum" ifadelerini kullandı.


Bakan Yumaklı’nın konuşmasının ardından dua edildi. Daha sonra Su Ürünleri Merkez Araştırma Enstitüsü tarafından yapılan çalışma ile üretilen Mersin ve kalkan balıklarının denize salımı gerçekleştirildi. Bakan Yumaklı, törende Umman’a gidecek 2 tekneyi de uğurladı.



Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı: "Su ürünleri sektöründeki üretimimiz 600 bin tondan yüzde 60 artışla 1 milyon tonun üzerine ulaşmış vaziyette"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Cumhurbaşkanı Erdoğan: "İstanbul’un güvenliği için yegane çözüm kentsel dönüşümdür" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "İstanbul’un güvenliği için yegane çözüm kentsel dönüşümdür. İstanbul’un bundan daha acil, daha öncelikli bir gündemi yoktur. İstanbul afetlere ne kadar hazır ve dirençli olursa, İstanbul o derece güçlü olur" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Atatürk Havalimanı Millet Bahçesi’nde "Ev Sahibi Türkiye İstanbul Kura Çekim Töreni"nde konuştu. İstanbul’un ulvi ve manevi olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İstanbul’un şehirlerden bir şehir değildir. Burası 6 asrın birikimi, ataların hazinesi ve milletin en güzel eseridir. Burası merhum Nihat Sami Banarlı’nın ifadesiyle en az İstanbul Türkçesi kadar güzel, bütün asırlardan ve uzak yakın bütün vatanlardan derlenmiş zengin bir terkip, eşsiz bir neticedir. Burası dünyanın en uzun ömürlü Fatih milletinin 3 kıtada kurduğu imparatorluk topraklarında güzel, yüce ve iyi ne kadar kıymet varsa hepsini topladığı yerdir. İstanbul işte böyle ulvi, böyle manevi, böyle muteber, böyle müstesna bir şehirdir. İstanbul bizim dünyaya açılan kapımız, İstanbul bizim vizyon şehrimiz. İstanbul bizim göz bebeğimiz. Denizle toprağın visale erdiği bu muhteşem şehirde sizlerin karşısına yeni eserlerle, hizmetlerle, projelerle çıkmanın bahtiyarlığı içindeyim. Sizlerin bu teveccühüne mazhar olmayı, verdiğimiz sözleri tutmayı bizlere nasip eden Allah’a sonsuz şükürler olsun diyorum. Sevgili İstanbullular; şehirler milletlerin kimlik belgesidir, medeniyetlerin tapu senedidir. Tarihten kültüre, mimariden estetiğe, edebiyattan sanata bir milletin kökleri şehirlerde gizlidir. Bu yönüyle şehirler yalnızca binalardan, yapılardan, sokak, cadde ve meydanlardan müteşekkil değildir. Onlarda tarih yatar, onlarda bugünün kalbi atar, onlarda geleceğin ufku doğar. Bunun için şehre sahip çıkmak mazi ile atiyi aynı hizada buluşturmaktır. Milletle birlikte kültür ve medeniyeti geleceğe taşımaktır" dedi. "TOKİ eliyle bugüne kadar tam 1 milyon 762 bin sosyal konutu milletimizin hizmetine sunduk" AK Parti olarak 23,5 yıldır şehirlerimizi abad etmenin millete hakkıyla hizmet etmenin gayreti içinde olduklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bilhassa şehirlerimizin altyapısını iyileştirmenin, depreme daha dirençli hale getirmenin samimi çabası içindeyiz. Sosyal konut ve kentsel dönüşüm hamlelerimiz bu gayretlerimizin en somut tezahürleridir. Şunu bugün büyük bir gururla ifade etmek isterim. TOKİ eliyle bugüne kadar tam 1 milyon 762 bin sosyal konutu milletimizin hizmetine sunduk. Bu konutlarla 6 milyondan fazla vatandaşımızı camileriyle, parklarıyla, yürüyüş yolları ve diğer sosyal donatılarıyla modern yaşam alanlarına kavuşturduk. Meseleyi sadece yeni konut üretimi olarak görmedik. Şehirlerimizin emniyetini sağlamak riskli yapı stoğunu azaltmak için kolları sıvadık. Bugüne kadar İstanbul’da 986 bin, Türkiye genelinde ise 2 milyon 262 bin bağımsız bölümü dönüştürmeyi başardık. İstanbul’da 232 bin 533 bağımsız bölümün inşa süreci, 125 binin proje süreci kentsel dönüşüm çalışmaları kapsamında devam ediyor. 81 ilimizde toplam 264 bin bağımsız bölümün yapımı da yine kentsel dönüşüm faaliyetleri çerçevesinde sürüyor. İstanbul’un dönüşüm sürecini daha da hızlandırmak için Yarısı Bizden kampanyasını hayata geçirdik. Bugün itibarıyla 316 bin bağımsız bölümü Yarısı Bizden kampanyasına dahil ettik. Kampanya kapsamında 83 bin bağımsız bölümde dönüşüm tamamlandı, 233 bin bağımsız bölümün ise proje ve inşa çalışmaları devam ediyor" dedi. "İstanbul’un güvenliği için yegane çözüm kentsel dönüşümdür" Kentsel dönüşümün önemine vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şu gerçeğin altını bugün bir kez daha çizmek durumundayım. İstanbul’un güvenliği için yegane çözüm kentsel dönüşümdür. İstanbul’un bundan daha acil, daha öncelikli bir gündemi yoktur. İstanbul afetlere ne kadar hazır ve dirençli olursa, İstanbul o derece güçlü olur. Onun için buradan tüm vatandaşlarımıza şu çağrıyı yapmak istiyorum. Gelin bu fırsatları değerlendirin. Binanızı dönüştürmek için geç olmadan harekete geçin. Kentsel dönüşüm alanında bunları yaparken deprem bölgemizde de tam bir seferberlik ruhuyla çalıştık. 53 binden fazla canımızı yitirdiğimiz 6 Şubat’tan hemen sonra deprem konutlarının temelini 15 gün içinde attık. İlk anahtarları 45 günde teslim ettik. 174 ayrı proje alanında, 3 bin 500 şantiyede, 200 bini aşkın personelle çok kısa bir süre içinde deprem bölgemizi yeniden imar ve ihya ettik. 11 ilimizi parklarıyla, bahçeleriyle, altyapısıyla, çarşıları, tarihi yapıları, sokak, meydan ve caddeleriyle yeniden ayağa kaldırdık. Acıdan rant devşirmek isteyen deprem turistlerine aldırmadan canımızı dişimize taktık. Hükümet bu enkazın altında kalır umuduyla başarısız olmamızı bekleyenlere en güzel cevabı tarihi bir başarıya imza atarak verdik. Tam 455 bini aşkın ev ve iş yerini afetzedelerimize teslim ettik" diye konuştu. "Mehter Marşımızdan bile cumhuriyet karşıtlığı üretmeye çalışıyorlar" Depremden etkilenen şehirlerde üretim ve ticaret, eğitim ve sosyal hayat eski ritmine, eski canlılığına kavuştuğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Asrın felaketinde yitirdiğimiz canları bugün bir kez daha rahmetle anıyorum. Dikkat ederseniz değerli kardeşlerim, bizim ulaştığımız bu seviyelere ana muhalefetin hayalleri bile ulaşamıyor. Yapılanı karalamanın, hizmet edene iş ve ticaret üretene çamur atmanın ötesine hiçbir zaman geçemiyorlar. Gece ile gündüz, siyah ile beyaz ne kadar farklı ise ana muhalefetle bizim aramızda da işte böyle derin bir zihniyet farkı var. Biz iş yapmanın, eser ortaya koymanın, şehirlerimizin sorunlarına çözüm üretmenin derdindeyiz. Onlar ise belediyeleri hortumlamanın, zenginliklerine zenginlik katmanın peşindeler. Bizim gündemimizde İstanbul’la birlikte tüm şehirlerimiz için taş üstüne taş koymak var. Onların gündeminde para kuleleri var. İçi avro dolu baklava kutuları, milyon dolarlık rüşvet pazarlıkları var. Biz ister mahalli idarelerde ister genel seçimlerde olsun sandıktan çıkan iradeye milletin emaneti olarak bakıyoruz. Onlar ise belediyeleri adeta yağmalanacak bir ganimet olarak görüyor. Yönettikleri şehirlerde vatandaş sıkıntı çekiyormuş, trafik artık katlanılamaz hale gelmiş, en temel hizmetlerde aksamalar oluyormuş, meydanlarda verilen sözler tutulmuyormuş; bunların hiçbiri ana muhalefet partisinin umurunda dahi değil. Milletin sadece gündeminden değil aynı zamanda tarihinden de kopuklar. Kahraman ecdadımızın asırlardır cenk meydanlarını coşturduğu Mehter Marşımızı protesto edecek kadar tarih şuurundan yoksun durumdalar. Koca koca adamlar işi gücü bırakmışlar çocuk bayramında çocuklardan oluşan Mehteran takımına sırtlarını dönüyorlar. Sultanlık diyerek, padişahlık diyerek Mehter Marşımızdan bile cumhuriyet karşıtlığı üretmeye çalışıyorlar. Komik desen komik değil, mantıklı desen mantıklı değil. Rahmetli Ahmet Kaya’nın o meşhur şarkısındaki gibi ’Nereden baksan tutarsızlık, nereden baksan ahmakça" dedi. "Kiralık sosyal konut uygulamamızı da Türkiye’de ilk kez İstanbul’da başlatıyor" 24 Ekim’de Cumhuriyet tarihinin en büyük sosyal konut hamlesi olan Yüzyılın Konut Projesi’ni devreye aldıklarını, 500 bin sosyal konut seferberliğini başlattıklarını duyurduklarını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "29 Aralık’ta start verdiğimiz kura çekimlerini 81 ilimizde nihayete erdirdik. Bugün de proje kapsamında 100 bin konut ayırdığımız İstanbul’da hak sahiplerini belirleyeceğiz. Konutlarımızı devlet güvencesiyle 240 aya varan vade imkanıyla satışa sunacağız. Taksitler 7 bin 313 lira ile 11 bin lira arasında olacak. Bu ödeme modeliyle vatandaşlarımız uzun vadeli, düşük taksitli ve güvenli bir şekilde ev sahibi olacak. Kura çekiminin ardından temelleri atacak, evlerimizi en kısa süre içinde vatandaşlarımıza teslim edeceğiz. Bunlara ilaveten kiralık sosyal konut uygulamamızı da Türkiye’de ilk kez İstanbul’da başlatıyor, TOKİ eliyle kiralama sistemini kuruyoruz. Projenin ilk adımını 15 bin kiralık sosyal konutla atacağız. Yüzyılın Konut Projesi sadece konut üretimiyle sınırlı bir atılım değildir. Aynı zamanda insan odaklı ve tam teşekküllü yaşam alanlarının inşasıdır. Mahalle konaklarımızla bu projeye yepyeni bir boyut kazandırıyoruz. TOKİ’mizin koordinasyonunda inşa edilecek 500 mahalle konağında 500 cami, 500 aile sağlığı merkezi, 500 gündüz bakımevi, 500 el sanatları üretim merkezi, 500 spor salonu ve 500 misafirhane yer alacak. Mahalle konaklarımızla hem mahalle kültürümüzü yaşatacak hem değerlerimizi koruyacak hem de şehirlerimiz için çok önemli işlevler görecek yapıları da şehirlerimize ve milletimize kazandıracağız" ifadelerini kullandı.
Düzce Düzce’den Seracılık İhtisas Organize Tarım Bölgesi’nde inceleme Düzce İl Tarım ve Orman Müdürlüğü temsilcileri, Zonguldak ili Çaycuma ilçesinde faaliyet gösteren Seracılık İhtisas Organize Tarım Bölgesi’nde (OTB) incelemelerde bulundu. Gerçekleştirilen ziyarete, Düzce İl Tarım ve Orman Müdürü Esra Uzun başkanlığında; Koordinasyon ve Tarımsal Veriler Şube Müdürü Burak Durna, Bitkisel Üretim ve Bitki Sağlığı Şube Müdürü Cem Özmen ile Tarımsal Altyapı ve Arazi Değerlendirme Şube Müdürü Vural Çatıkkaya katılım sağladı. Düzce İl Tarım ve Orman Müdürlüğü temsilcileri, Çaycuma Seracılık İhtisas OTB’de yürütülen çalışmalar, altyapı düzenlemeleri, üretim süreçleri ve yatırım modeli hakkında yerinde incelemelerde bulunarak yetkililerden detaylı bilgi aldı. Ziyaret kapsamında, seracılık faaliyetlerinin planlanması, modern üretim teknikleri, yatırımcı yapısı ve bölgesel kalkınmaya katkı sağlayan uygulamalar değerlendirildi. Program süresince temsilcilere, Zonguldak İl Tarım ve Orman Müdürü Nihat Ağan ile Çaycuma Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Zekai Kamitoğlu eşlik etti. Ayrıca, Zekai Kamitoğlu’na ait sera da ziyaret edilerek, uygulamada karşılaşılan süreçler ve üretim deneyimleri hakkında bilgi alışverişinde bulunuldu. Düzce İl Tarım ve Orman Müdürü Esra Uzun ziyaretle ilgili yaptığı değerlendirmede, "Ülkemizde başarılı şekilde uygulanan tarıma dayalı ihtisas OTB örneklerinin yerinde incelenmesi, yürütülen çalışmaların daha sağlıklı değerlendirilmesine katkı sağlamaktadır. Çaycuma Seracılık İhtisas OTB; altyapısı, üretim kapasitesi ve organizasyon yapısı ile dikkat çeken önemli bir modeldir. Bu kapsamda elde edilen bilgi ve tecrübelerin, ilimizde yürütülen teknik ve idari çalışmalara katkı sunması beklenmektedir" ifadelerini kullandı. Gerçekleştirilen inceleme ziyaretinin, tarıma dayalı ihtisas OSB’lere ilişkin bilgi ve deneyim paylaşımına katkı sağlaması açısından önemli olduğu değerlendirilmektedir.
Kastamonu Mektuplarla öğrencilerin kariyer hayallerine ışık tutuldu Kastamonu’da ortaokul öğrencilerinin kariyer hayallerine, yapmak istedikleri meslekte çalışan profesyoneller tarafından gönderilen mektuplarla ışık tutuldu. Kastamonu Üniversitesi Sivil Havacılık Yüksekokulu öğrencileri, Prof. Dr. Engin Kanbur’un "Sosyal Sorumluluk Kampanyaları" dersi kapsamında ortaokul öğrencileri için bir proje hazırladı. Üniversite öğrencileri ders kapsamında hazırladıkları Geleceğe Dokunan Mektuplar: Meslek Tanıtım ve İlham" sosyal sorumluluk projesi çerçevesinde, il merkezinde bulunan Mescit Ortaokulu 5. sınıf öğrencilerinin ileride yapmak istediği meslekleri öğrendi. Daha sonra 5. sınıf öğrencileri için hayalini kurdukları meslekleri yapan profesyonellerden mektuplar yazmaları istendi. Yazılan mektuplar öğrencilere teslim edildi. Mektupları alan öğrenciler, hayalini kurdukları meslekleri yapan büyükleri tarafından kendileri için yazılan motivasyon cümlelerini okuyunca duygusal anlar yaşadı. Çocuklara ilham kaynağı olmak ve motivasyonlarını arttırmak amacıyla haya geçirilen projenin devamında çeşitli etkinlikler de gerçekleştirildi. Öğrenciler mektupları okuduktan sonra yaşadıkları duyguları not kağıtlarına yazarak, okulda oluşturulan "gelecek duvarı panosu"na astı. Üniversite öğrencileriyle bir araya gelen 5. sınıf öğrencileri, yüz boyama, ip atlama, futbol, voleybol ve yakar top gibi oyunlar oynayarak doyasıya eğlendi.
Ankara TVHB Başkanı Eroğlu: "Sağlıklı toplum hedefini gerçekleştirmek için mutlaka veteriner hekimlik hizmetlerine ihtiyaç var" Türk Veteriner Hekimleri Birliği (TVHB) Genel Başkanı Ali Eroğlu, Dünya Veteriner Hekimler Günü dolayısıyla, "Sağlıklı toplum hedefini gerçekleştirmek için mutlaka veteriner hekimlik hizmetlerine, çiftlikten sofraya kadar olan bütün aşamalarda veteriner hekim hizmetlerine ihtiyaç var" dedi. Türk Veteriner Hekimleri Birliği, Dünya Veteriner Hekimler Günü kapsamında bir program düzenledi. Ankara’da gerçekleştirilen programda veteriner hekimliğin toplum sağlığı, hayvan sağlığı ve gıda güvenliği açısından taşıdığı kritik rolün önemine vurgu yapıldı. Programda, veteriner hekimlerin çalışma şartları, mesleğin karşılaştığı güncel sorunlar ve çözüm önerileri masaya yatırılırken, alanında uzman isimler hayvan hastalıklarıyla mücadelede veteriner hekimlerin rolüne de dikkat çekti. Düzenlenen programda açıklamalarda bulunan TVHB Genel Başkanı Ali Eroğlu, veteriner hekimliğin yalnızca hayvan sağlığıyla sınırlı olmadığına, aynı zamanda halk sağlığının korunmasında da hayati bir görev üstlendiğine vurgu yaparak, bu tür etkinliklerin mesleğin görünürlüğünü artırmayı hedeflediğini belirtti. Eroğlu ayrıca, görevi başında uğradığı bıçaklı saldırı sonucu hayatını kaybeden veteriner hekim Volkan Lale’nin hatırasını her 25 Nisan’da yaşatacaklarını dile getirdi. Veteriner hekimlerin gıda ve sağlık koruyucuları olduğunu da dile getiren Eroğlu, ‘sağlıklı insan sağlıklı toplum’ sloganıyla tüm veterinerlerin ‘Dünya Veteriner Hekimler Günü’nü kutladı. "Sağlıklı toplum hedefini gerçekleştirmek için mutlaka veteriner hekimlik hizmetlerine ihtiyaç var" Türkiye’de veteriner denildiğinde sadece hayvan sağlığının akıllara gelmemesini, veterinerlerin insan sağlığı yararına da çalıştıklarını belirten Eroğlu, "Dünya Veteriner Hekimler Birliği, tüm dünyada sayıları 2 milyonu geçen veteriner hekimler tarafından kutlanıyor. Biz de ülkemizde çeşitli etkinliklerle bugünü kutluyoruz. 2000 yılından beri dünyada, 2001’den bu tarafa da ülkemizde kutlanıyor. Bu yıl veteriner hekimliği, özellikle çalışma alanlarını öne çıkaran bir tema var. Biz de bu temadan çok mutlu olduk, çok beğenildi. Geçtiğimiz yıllardaki salgınlarda da zaten herkes gördü ki, veteriner hekimsiz sağlıklı gıda olmaz. Dünyanın kabul ettiği slogan şudur, ‘sağlıklı hayvan sağlıklı gıda, sağlıklı insan ve sağlıklı toplum’. Demek ki sağlıklı toplum hedefini gerçekleştirmek için mutlaka veteriner hekimlik hizmetlerine, çiftlikten sofraya kadar olan bütün aşamalarda veteriner hekim hizmetlerine ihtiyaç var. Biz de şöyle diyoruz, ‘veteriner hekimsiz sağlıklı bir yaşam olmaz’ Ortaya meslek açısından bir farkındalık koyabilmek için Dünya Veteriner Hekimleri Günü’nü önemsiyoruz. Sadece bir kutlama günü değil, aynı zamanda mesleğin sorunları, ülkemizin hayvancılığı, veteriner hekimliğin hayvancılıktaki fonksiyonu, gıda güvenliği, hayvan sağlığı, koruyucu hekimlik noktasındaki hizmetlerini öne çıkarma açısından önemli bir gün" diye konuştu. "İleri hayvancılık için mutlaka ileri veteriner hekimlik gerekiyor" Veteriner hekimliğin, geleceğin meslekleri arasında yer aldığını dile getiren Eroğlu, "2019 yılında Yükseköğretim Kurulu geleceğin mesleklerini tanımladı. Bunlardan bir tanesi de veteriner hekimlikti. Biraz önce izah etmeye çalıştığımız şey şuydu. Sağlıklı bir toplum hedefine ulaşmak için mutlaka veteriner hekim hizmetlerine ihtiyaç varsa, yeni genç veteriner hekim meslektaşlarımızın da dünyadaki gelişmelere, iklim değişikliklerine, küresel ısınma gibi sorunlara karşı daha donanımlı bir şekilde mesleğe katılması gerekiyor. Ülkemizde 29 tane veteriner fakültemiz var. Biz, TVHB olarak müfredatta olması gerekenleri ve yeni gelişmeleri takip ediyoruz. Bunları Tarım Orman Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı gibi bakanlıklarla, bir taraftan TBMM ve Yükseköğretim Kurulu ile de zaman zaman çalışmalarımız oluyor. Dünyanın kabul ettiği şeyi bir kez daha söylemek lazım. İleri hayvancılık için mutlaka ileri veteriner hekimlik gerekiyor. Biz de yeni genç meslektaşlarımıza bu konuya dikkat etmelerini özellikle belirtiyorum" şeklinde konuştu. "Veteriner hekimlik hizmetleri stratejik bir kamu gücüdür" Güçlü bir veteriner hekimlik hizmetinin, bir ülkenin gıda ve halk sağlığını da önemli ölçüde etkilediğini aktaran Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Ahmet Gümen ise, "Bugün burada yalnızca bir meslek gününü kutlamak için değil, gıda-arz güvenliğini, halk sağlığını, üretimin sürdürebileceğini ve ülkemizin biyo-güvenlik kapasitesini konuşmak için bir aradayız. Veteriner hekimlik hizmetleri artık klasik bir meslek alan olmanın ötesinde, stratejik bir kamu gücüdür. Küresel ölçekte artan hayvan hastalıkları, sınır aşan salgın riskleri ve gıda zincirindeki kırılganlıklar, bu alanın doğrudan bir milli güvenlik meselesi haline geldiğini açıkça ortaya koymaktadır. Bugün geldiğimiz noktada şunu çok net ifade etmek gerekir. Güçlü bir veteriner hekimlik hizmetleri alt yapısı olmayan herhangi bir ülkenin, gıda güvenliğini ve halk sağlığını sürdürebilir bir şekilde ortaya koyması mümkün değildir" değerlendirmesinde bulundu. Düzenlenen etkinliğe, TVHB Başkanı Ali Eroğlu, Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Ahmet Gümen, TVHB Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Naim Deniz Ayaz, veterinerler ve öğrenciler katılım sağladı. Program, meslekte uzun yıllar hizmet veren veteriner hekimlere plaket takdimi ve hatıra fotoğrafı çekimi ile son buldu.