ÇEVRE - 03 Aralık 2025 Çarşamba 11:59

Trabzon’un 170 yıllık afet gerçeği gözler önüne serildi

A
A
A
Trabzon’un 170 yıllık afet gerçeği gözler önüne serildi

Araştırmacı-Yazar Fatih Erol, son 170 yılda Trabzon’da can ve mal kaybı ile sonuçlanan 46 heyelan, 39 sel/taşkın, 19 çığ, 16 fırtına ve 1 deprem olayı yaşandığını söyledi.


Karadeniz Teknik Üniversitesi’nde (KTÜ) düzenlenen "Afet Bilinci: 100 Yıllık Deneyim ve Geleceğe Bakış Sempozyumu’nda Trabzon’un 1800-2025 yılları arasındaki doğal afet geçmişi gözler önüne serildi. "Geçmişten Günümüze Trabzon’da Doğal Afetler" kitabının yazarları arasında olan Fatih Erol, sempozyumda yaptığı konuşmada son 170 yılda Trabzon’da can ve mal kaybı ile sonuçlanan 46 heyelan, 39 sel/taşkın, 19 çığ, 16 fırtına ve 1 deprem olayı yaşandığını anlattı. Erol "371 kişi sellerde, 142 kişi heyelanlarda, 85 kişi çığ düşmesi sonucunda, 76 kişi fırtına ve olumsuz hava koşulları nedeniyle, 3 kişi de 1939 Erzincan depreminin Trabzon da meydana getirdiği yıkım nedeniyle hayatını kaybetti. Trabzon’da en çok heyelan oluyor ama en çok can kaybı sellerde yaşanıyor" dedi.



Trabzon’da tarihe geçen 6 büyük felaket


Trabzon’da tarihe geçen 6 büyük felaket ile ilgili de bilgi veren Erol "Trabzon merkezinde 1909 Tabakhane Sel Felaketi’nde 15 kişi öldü. Tabakhane Deresi taşarak Mumhaneönü Çarşısı’nı yuttu, 58 kişi son anda kurtarıldı. 1929 yılında Solaklı Felaketi’nde ise resmi rakamlara göre 148 kişi öldü. Trabzon tarihinin en büyük afeti olarak nitelendirilen sel ve heyelan olayında 2 bin 211 bina yok oldu, yollar kayboldu, taş köprülerin tamamı yıkıldı. 1990 yılına geldiğimizde ise Trabzon Seli’nde 56 kişi öldü. 10 derenin aynı anda taşmasıyla bin 5 ev, 82 işyeri yıkıldı. 1998 yılında Beşköy selinde 47 kişi hayatını kaybetti. Heyelanla kapanan derenin patlaması sonucu Beşköy beldesinin büyük bölümü yok oldu. Sadece 7 kişinin cesedine ulaşıldı. 1988 Maçka-Çatak Heyelanı’nda 55 kişi öldü. 1 kişinin cesedine hala ulaşılamadı. Yamaçtan kopan kütle kahvehaneyi yutarak onlarca kişinin ölümüne neden oldu. 1959 Büyük Sel’de ise 17 kişi öldü. Araklı, Yomra, Maçka ve diğer ilçelerde yıkım büyük oldu. Çaykara’dan yüzlerce aile göç ettirildi" diye konuştu.



"Kuru dere yataklarına dikkat"


Fatih Erol, özellikle kırsal mahallelerde ırmak denilen kuru dere yatakları ile ilgili ise şu uyarılarda bulundu:


"Kırsal mahallelerimizde kadimden beri gelen kuru dere ve ırmaklara çok dikkat etmek gerekir. Halkımızın ırmak dediği bu yan dereciklerin bir taşkında coğrafyanın fazla suyunu ana dereye taşıyan drenaj kanalları hükmündedir. Kapatılmamaları, kesitlerinin daraltılmaması, önlerinin kesilmemesi gerekir. Hatta mevcutta akış halindeki küçük debilerine bile aldanmamak gerekir. Bakın 1929 seli ile ilgili o gün yazılan bir eserde aynen şöyle yazıyor ’Abdest alınamayacak kadar küçük bir ırmak 150 yaşındaki gürgen ağacını götürdü’"



Trabzon’un 170 yıllık afet gerçeği gözler önüne serildi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun Profesör açıkladı: "Kadınlar hasta ve geç, erkekler ise sağlıklı ve erken ölüyor" Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, erkeklerin sağlık kontrollerini ihmal etmesi nedeniyle ani ve erken ölümlerin daha sık görüldüğünü, kadınların ise şikayetlerde daha erken doktora başvurduğu için daha geç yaşta hayatını kaybettiğini söyledi. Özkaya, özellikle enfeksiyon sonrası gelişen göğüs ağrısı ve nefes darlığı şikayetlerinde zaman kaybedilmemesi gerektiğini belirtiyor. Prof. Dr. Özkaya, ülkede özellikle salgın sonrası erkek cinsiyetinde artan ani ve erken ölümlerin görüldüğünü ifade ederek, "Kalp krizine benzer ani ölümlerin özellikle viral enfeksiyonlardan sonra gelişen ‘kalp gribi’ tablosu olduğunu biliyoruz. Kovid, influenza, Coxackie, adenovirüs ve RSV gibi üst ve alt solunum yollarına yerleşen virüsler; ateş, öksürük, boğaz ağrısı ve eklem ağrıları ile başlayıp göğüs ağrısı ve nefes darlığı ile devam edebiliyor. Bu virüslerde sadece akciğer tutulumu değil, kalp tutulumları da görülüyor" dedi. Bu durumun en çok günlük hayatın içinde aktif olan genç erkek ve çalışan grupta görüldüğünü belirten Özkaya, özellikle gençlerin grip benzeri şikayetler sonrası gelişen öksürük ve nefes darlığını ihmal ettiğini, ciddi kalp ve akciğer tutulumları ile acil servise başvurduklarını söyledi. "Acile başvuran grip hastalarının birçoğunda aynı tablo" Tipik kalp krizinden biraz farklı seyrettiği için özellikle genç erkeklerin doktora gitmediğini kaydeden Özkaya, "Ağır egzersiz, spor ve ani heyecan oluşturan durumlarda kalp krizi benzeri ani solunum ve kalp durmaları gözleniyor. Halk arasında ‘kalp gribi’ olarak bilinen bu durum, virüslerin oluşturduğu kan plazma toksisitesinin kalp damar duvarı ve kalp kasında oluşturduğu harabiyet sonucu kalp krizi belirtileri veriyor. Artık kalp ve damar hastalıklarının temelinde enflamasyon ve enfeksiyonların da olduğunu biliyoruz. Karşımıza pulmoner emboli (akciğerde kan pıhtısı), kalp krizi, perikardit (kalp zarı iltihabı), kalp yetmezliği veya viral miyokardit (kalp kası iltihabı) bulguları ile geliyorlar. Göğüs ağrısı ve nefes darlığı şikayeti ile acile başvuran grip hastalarının birçoğunda bu tablo görülüyor. Erken fark edilirse uygun tedavi ile iyileşme sağlanırken, geç kalınan vakalarda ani ölüme kadar gidebiliyor" diye konuştu. "20 ila 50 yaş arasındaki erkeklerde daha sık ölümcül seyrediyor" Rahatsızlığın her yaş grubunda görülebildiğini ancak özellikle 20 ila 50 yaş arasındaki erkeklerde daha sık ölümcül seyrettiğini vurgulayan Özkaya, "Genç erkekler günlük hareketlilikleri nedeniyle belirtilerin farkına varamıyor. Gripten 1-2 hafta sonra özellikle eforla gelen göğüste batma, yanma, baskı hissi, nefes darlığı, sırt üstü yatarken artan göğüs ağrısı ve çarpıntı görülebiliyor. En yüksek risk enfeksiyondan sonraki ilk üç gün içinde olmakla birlikte 90 güne kadar yüksek kalabiliyor" ifadelerini kullandı. Kadınların ise daha hassas ve duyarlı davranarak en ufak şikayetlerinde doktora başvurduğunu belirten Özkaya, erken tanı ve tedavi sayesinde kadınlarda ani ve erken ölümün erkeklere göre daha az görüldüğünü ifade etti. Türkiye için dikkat çeken bir değerlendirmede bulunan Özkaya, "Ülkemiz için şunu söylemek mümkün; kadınlarımız hasta ve geç, erkeklerimiz ise sağlıklı ve erken ölüyor" şeklinde konuştu. Vatandaşların Sağlık Bakanlığı’na bağlı ilçe düzeyinde hizmet veren Sağlıklı Hayat Merkezlerine başvurarak gerekli sağlık kontrollerini yaptırabileceklerini hatırlatan Özkaya, erken tanı ve düzenli takip ile risklerin azaltılabileceğini sözlerine ekledi.