SAĞLIK - 26 Eylül 2025 Cuma 09:17

Uzmanlar uyarıyor: "Grip aşısı için en uygun zaman şu an"

A
A
A
Uzmanlar uyarıyor: "Grip aşısı için en uygun zaman şu an"

Grip aşısı yaptırmak için en ideal dönemde olduğumuza dikkat çeken uzmanlar, özellikle risk grubundaki kişilerin vakit kaybetmeden aşı olmaları gerektiğini vurguluyor.


Medical Park Karadeniz Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, sonbaharın gelişiyle grip mevsiminin kapıda olduğuna dikkat çekerek, eylül ve ekim ayları grip aşısı için en uygun zaman dilimi olduğunu belirtti. Özlü, özellikle 65 yaş üzerindeki bireyler, kronik hastalıkları olanlar, bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler, gebeler ve sürekli aspirin kullanan çocuklar mutlaka aşı olmaları gerektiğini belirterek, "Grip aşısının etkisini göstermesi yaklaşık 15-20 gün sürüyor. Bu nedenle, ekim ayından itibaren başlayan grip salgınlarına karşı vücudun zamanında bağışıklık geliştirebilmesi için aşının bir an önce yapılması büyük önem taşıyor. Aşının sağladığı koruma 6-7 ay sürebiliyor, bu da grip mevsimi boyunca yeterli koruma sağlıyor" dedi.


Grip aşısı olmanın tam zamanı olduğunu kaydeden Özlü, "Aslında grip aşısı yaptırmak için tam zamanındayız, mevsim olarak en uygun dönemdeyiz. Özellikle risk grubunda olan, grip geçirme ihtimali yüksek ya da grip geçirdiğinde bunu ağır ve komplikasyonlu atlatabilecek hastalar için şu an aşının yapılması en uygun zamandır. Aşı yapıldıktan yaklaşık 15-20 gün sonra bağışıklık yeterli düzeye ulaşır. Zaten ekim aylarından itibaren grip salgınlarının başladığını biliyoruz. Dolayısıyla salgınlar başladığında vücutta yeterli antikor düzeyi oluşmuş olacak ve bu şekilde iyi bir koruma sağlanacaktır. Aşının sağladığı koruma yaklaşık 6-7 ay sürer, bu da mevsim boyunca yeterli olur. Bu nedenle aşıların yapılması gereken ideal zaman şu andır. En ideali eylül-ekim aylarında yapılmasıdır ancak unutulmuş veya gecikilirse daha sonraki dönemlerde de yapılabilir. Yani salgın bitmediği sürece grip aşısı yapılabilir çünkü aşıdan sonra 15 gün içinde koruyuculuk başlıyor" şeklinde konuştu.



Kimler grip aşısı yaptırmalı?


Grip aşısını özellikle risk gruplarına tavsiye ettiklerini ifade eden Özlü, "Grip aşısı özellikle risk gruplarına tavsiye edilmektedir. 65 yaş üzerindeki herkes aşı yaptırmalıdır. 65 yaş altı ancak kronik hastalığı olanlar: Kronik akciğer hastalığı (astım, KOAH, bronşektazi, akciğer sertleşmesi gibi), kalp hastalığı, karaciğer veya böbrek hastalığı, şeker hastalığı gibi rahatsızlıkları olan kişilerin de aşı olması gerekir. Bağışıklık sistemini baskılayan ilaç kullananlar veya bağışıklığı baskılanmış hastalığı olan kişiler aşı yaptırmalıdır. Gebeler: Grip sezonu içinde hamile kalacak veya hamile olarak bu döneme girecek olan kadınların da grip aşısı yaptırması gerekir. Çünkü gebelik, grip ile ilişkili komplikasyon riskini artırıyor. Bu aşı gebelere de yapılabilir. 6 aylık, 18 yaş arası sürekli aspirin kullanması gerekenler sağlık nedeniyle gençlere bu aşının yapılması gerekiyor" diye konuştu.



Korunma yolları


Özlü, gripten korunma yollarıyla ilgili şu bilgileri verdi:


"Kış yaklaşıyor, sonbahara girdik ve okulların açılmasıyla birlikte salgınlar da başladı. Önce çocuklar hastalanıyor, ardından bu hastalık ailelere taşınıyor. Şu anda çok sayıda solunum yolu enfeksiyonu vakasıyla karşılaşıyoruz. Bu nedenle dikkatli olunması gerekiyor. Önerilerimiz: Hasta olan kişilerin, özellikle çocukların, mümkünse okula, işe, topluma karışmaması gerekir. Çünkü virüs hastadan sağlam kişilere bulaşır. Eğer hasta kişinin toplum içine çıkması gerekiyorsa mutlaka maske takması önerilir. Burada önemli olan sağlıklı kişilerin değil hasta kişilerin maske kullanmasıdır. Sağlıklı bireyler nasıl korunmalı? Hasta kişilerle temastan kaçınılmalı (hapşıran, öksüren, burnu akan, ateşi olan kişilerle mesafe korunmalı). Kalabalık, kapalı ve havasız ortamlardan uzak durulmalı. El hijyenine dikkat edilmeli. Ortak alanlarda başkalarının temas ettiği yüzeylere dokunulduğunda ya da tokalaşıldığında eller mutlaka yıkanmalı veya alkol bazlı dezenfektanla temizlenmelidir. Bunlar hastalıklardan korunmanın en etkili yollarıdır. Bunlara ek olarak, bağışıklık sistemimizi güçlü tutmak için dengeli ve sağlıklı beslenmeli (mevsim sebzeleri, meyveleri, proteinli gıdalar), yeterli miktarda su içilmeli, düzenli egzersiz yapılmalı, kaliteli ve yeterli uyku uyunmalıdır."


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Eskişehir Günlük hayatta sürdürülebilirlik bilinci ele alındı Anadolu Üniversitesindeki seminerde konuşan Doç. Dr. Nuran Öztürk Başpınar, bireylerin çevre dostu niyetlerine rağmen alışkanlıklarından vazgeçemediklerini belirterek, gerçek bir değişim için geri dönüşümden fazlasının; yani kültürel bir dönüşümün şart olduğunu vurguladı. Anadolu Üniversitesi Eskişehir Meslek Yüksekokulu (EMYO) tarafından "Günlük Hayat ve İş Yaşamından Örneklerle Bireylerin Yeşil Davranışları - Kişisel Faktörler ve Duygusal Açıklamalar" başlıklı seminer gerçekleştirildi. EMYO öğretim üyesi Doç. Dr. Nuran Öztürk Başpınar’ın konuşmacı olarak yer aldığı seminerde, davranış anatomisi ile yeşil davranışın temelleri ve etkileri ele alındı. Gündelik tercihler, büyük etkiler Seminerde konuşan Doç. Dr. Başpınar, günlük hayatta ve iş yaşamında yapılan tercihlerin çevre üzerindeki etkisine dikkat çekerek çevresel olumsuzlukları azaltmaya ve mümkünse iyileştirmeye yönelik davranışların "yeşil davranışlar" olarak tanımlandığını ifade etti. Yeşil davranışın gündelik yaşamın içinde yer alan ancak etkisi büyük bir sorumluluk alanı olduğunu vurguladı. Konfor alanı yeşil davranışın önünde engel olabiliyor Çevre dostu niyetlerle eylemler arasındaki çelişkiye değinen Doç. Dr. Başpınar, yeşil davranışın soyut bir doğa sevgisinden ibaret olmadığını, ölçülebilir ve somut eylemler bütünü olduğunu belirtti. Bireylerin çevreyi önemsediklerini dile getirmelerine rağmen yeterince yeşil davranış sergileyememelerinin temel nedeninin "konfor ve alışkanlıklar" olduğunu ifade etti. Özel araç yerine toplu taşıma kullanmak ya da tüketim alışkanlıklarını sınırlandırmak gibi konfor alanının dışına çıkan tercihlerden kaçınılmasının bu süreci olumsuz etkilediğini söyledi. Bireysel adımlar kolektif etki oluşturuyor Seminerde, "Tek başıma neyi değiştirebilirim?" düşüncesinin aşılması gerektiği üzerinde duruldu. Doç. Dr. Başpınar, her bireysel adımın kolektif bir etki oluşturduğunu belirterek, yeşil davranışın süreklilik kazanmamasının nedenlerinden birinin bu davranışların görünmez olması ve yeterince takdir edilmemesi olduğunu ifade etti. Suçluluk, gurur ve kayıtsızlık gibi duyguların çevre dostu davranışlar üzerindeki etkisine değinen Doç. Dr. Nuran Öztürk Başpınar, sürdürülebilir bir yaşam için yalnızca geri dönüşümün yeterli olmadığını; kültürel dönüşümün prosedürlerden daha güçlü bir değişim aracı olduğunu vurguladı.
Aydın EKODOSD Başkanı Sürücü: "Söke Ovası antik dönemdeki deniz görünümüne döndü" Ekosistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği (EKODOSD) Başkanı Bahattin Sürücü, son yağışların ardından Söke Ovası’nda yaşanan taşkınlara dikkat çekerek ovanın antik dönemlerdeki deniz görünümünü andırdığını söyledi. Batı Anadolu’nun en büyük akarsuyu olan Büyük Menderes Nehri’nin binlerce yıldır taşıdığı alüvyonlarla verimli ovalar oluşturduğunu hatırlatan EKODOSD Başkanı Bahattin Sürücü, nehrin aynı zamanda zaman zaman taşkınlara yol açtığını belirtti. Sürücü, "Nehir, tarih boyunca hem bereketin hem de taşkının kaynağı olmuştur" dedi. Yaşanan taşkınların sadece iklim değişikliğine bağlanmasının doğru olmadığını ifade eden Sürücü, nehir ve dere yataklarında yapılan hatalı düzenlemelerin, devrilen ağaç kütüklerinin temizlenmemesinin ve havza boyunca taşınan çöplerin köprü ayaklarını tıkamasının taşkın riskini artırdığını söyledi. Ovanın güneyi su altında kaldı Sürücü, özellikle Akçakaya, Burunköy ve Bağarası ovalarında tarım arazilerinin tamamen su altında kaldığını belirterek, "Bugün Söke Ovası’nın güneyine gidildiğinde binlerce yıl önceki coğrafi görünümü hatırlatan manzaralarla karşılaşıyoruz" diye konuştu. Azmaklar doğal tampon görevi görüyor Büyük Menderes’in tarih boyunca yatak değiştirmesi sonucu oluşan azmakların taşkın dönemlerinde doğal rezervuar görevi gördüğünü kaydeden Sürücü, bu alanların fazla suyu depolayarak taşkının etkisini azalttığını dile getirdi. Kurak dönemlerde ise azmakların bölgenin adeta yaşam sigortası olduğunu belirten Sürücü, bu alanların göçmen kuşlardan su samurlarına kadar birçok canlıya ev sahipliği yaptığını söyledi. "Azmaklara sahip çıkalım" çağrısı Bazı azmakların doldurulduğunu ve sanayi atıklarıyla kirletildiğini ifade eden Sürücü, "Taşkın günlerinde suyu depolayan, kurak günlerde yaşamı ayakta tutan azmaklara sahip çıkalım. Onları korumak Söke Ovası’nın tarımsal geleceğini de korumaktır" dedi.