EĞİTİM - 27 Kasım 2024 Çarşamba 09:52

Bir ilçe okuma seferberliği başlattı: Her akşam 20 dakika hayat duruyor, herkes kitap okuyor

A
A
A

Tunceli’nin Çemişgezek ilçesinde kentin genelini saran kitap okuma kampanyası düzenledi. Vatandaşlar her gün akşam saat 20.00’de 20 dakikalık kitap okuma etkinliği düzenliyor. Esnaftan yolcuya, öğrenciden ev hanımına herkesin kitap okuduğu ilçe, projeyle Türkiye’ye örnek oluyor.

Çemişgezek Kaymakamı Orçun Cüneyt Zor’un himayelerinde, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünün koordinasyonunda ’Her Akşam Saat 20.00’de 20 Dakika Kitap Okuyorum’ projesi çerçevesinde kampanya başlatıldı. Eğitim ve öğretim konusundaki başarısı, geçmiş yıllarda birçok kez ulusal yayınlarda gündem olan Çemişgezek ilçesinde herkes her akşam saat 20.00’de kitap okumaya başlıyor. Esnafından öğrencisine, ev hanımından memuruna, bütün vatandaşlar kampanyaya destek veriyor.

Bir ilçe okuma seferberliği başlattı: Her akşam 20 dakika hayat duruyor, herkes kitap okuyor

"Kadın programları izleyeceğimize kitap okuyalım"

Eğitimli toplumda kadına şiddet olmayacağını aktaran 66 yaşındaki ev hanımı Memduh Köse, "Ben 3 evlat, 4 torun sahibiyim. Rabbim onları ve herkesi bağışlasın. Memleketimiz Çemişgezek okumayı yazmayı çok seviyor. Çocuklarımız zaten okumayı seviyor biz de seviyoruz. Biz de küçüklükten beri okumuşuz. Öğretmenlerimiz de çok iyi çocuklarımızla ilgileniyorlar. Allah’a şükür Allah hepsini bağışlasın. Eğitimli toplumda ahlak olur, eğitimli toplumda kadına şiddet olmaz. Eğitimli toplumda adli vaka olmaz. Eğitimli toplumda seviye olur, güzellik olur, görgü olur, kural olur, şiddet olmaz. Herkesi mutlaka kitap okumaya davet ediyorum. Herkes mutlaka kitap okusun. Kitap okumak bir sabah kahvesi kadar keyiflidir. Düzensiz kadın programlarını izleyeceğimize oturup kitap okuyalım, daha keyif veriyor. Milli Eğitim Müdürlüğümüz akşam saat 20.00’de 20 dakika kitap okuma kampanyası başlatmış. Ben zaten okuyorum, torunum da bu konuda bana bilgi verdi, çok sevindim. Çocuklarımıza emek veren öğretmenlerimize, okul müdürlerimize ve ilçe kaymakamımıza çok teşekkür ederiz. Çemişgezek ilçemizden tüm Türkiye’ye sesleniyorum lütfen okuyun, okuyun, okuyun" dedi.

Bir ilçe okuma seferberliği başlattı: Her akşam 20 dakika hayat duruyor, herkes kitap okuyor

"Herkesi kitap okumaya davet ediyorum"

Herkesi kitap okumaya davet eden Kerem Balcı ise, "Ben zaten okumayı seven biriydim. Böylece bu etkinliğe ayrıca sevindim. Genç ve yaşlı demeden herkesi kitap okumaya davet ediyorum. Eve gittiğimde anne, babam, dayım ve ninem ile hep birlikte kitap okuyoruz. Gelin hep birlikte kitapların sihirli dünyasında yol bulalım" diye konuştu.

Bir ilçe okuma seferberliği başlattı: Her akşam 20 dakika hayat duruyor, herkes kitap okuyor

"Teknoloji bağımlılığının önüne geçebilmek adına ailecek kitap okuyoruz"

Çemişgezek halkının her gün saat 20.00’de dijital ortamdan uzaklaşıp kitaplara yöneldiğini belirten Çemişgezek İlçe Milli Eğitim Müdürü Vural Berker, "Çemişgezek Kaymakamımız Orçun Cüneyt Zor’un himayelerinde, Çemişgezek İlçe Milli Eğitim Müdürlüğümüz koordinasyonunda bir kitap okuma seferberliği başlattık. Her gün saat 20.00’de tüm ilçe halkı olarak 20 dakika kitap okuyoruz. Bu etkinliğimize hem öğrencilerimiz hem velilerimiz hem de ilçemizdeki herkes dahil oldu. Günümüzde öğrencilerimizin yaşadığı en büyük sorunlardan biri olan teknoloji bağımlılığın önüne geçebilmek adına, her gün 20 dakika televizyonlarımızı, tabletlerimizi, bilgisayarlarımızı ve telefonlarımızı bir tarafa bırakarak, ailecek kitap okuyoruz. Bu etkinliğin hem öğrencilerimize hem velilerimize de bir farkındalık oluşturacağını ve faydalı olacağını düşünüyorum" şeklinde konuştu.

Sezai Akın

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Trabzon Trabzon’da APP plaka kuyruğu Trabzon’da APP plaka kullanan araç sahipleri, yeni düzenlemeye göre ağır cezalar uygulanacak standartlara aykırı plakalarını değiştirmek için plaka basım atölyeleri önünde uzun kuyruklar oluşturdu. Yürürlüğe giren yeni Trafik Ceza Kanunu’na göre araçlarında standartlara aykırı (APP) plaka kullanan sürücülere ilk ihlalde 140 bin para cezası kesilecek ve sürücü belgeleri 30 günlüğüne geri alınacak. İhlalin aynı yıl içinde ikinci tekrarında ise ceza miktarı 280 bin lira olacak ve sürücülerin ehliyetine 60 günlüğüne el konulacak. Yeni düzenleme çerçevesinde ceza yememek için Trabzon’da sürücüler, plakalarını değiştirmek için plaka basım atölyelerine akın etti. Atölyeler önünde uzun kuyruklar oluştu. APP plakalarla ilgili durumu sosyal medyadan öğrendiğini ifade eden Adem Uludüz, "APP plakadan dolayı burada bulunuyoruz. APP plakalarıyla ilgili durumu sosyal medyadan öğrendim. Plakadaki yazıların kalın olması standartlara uygun değilmiş. Trafik kurallarındaki ve trafik kanunundaki standartlara uygun olmadığından dolayı 140 bin TL’ye kadar para cezası var. Şu anda işlemlerimi yaptım. Notere paramızı ödedik, plaka için de bankaya para yatırdık. Şimdi bekliyoruz "diye konuştu. Sürücülerden Mehmet Bahadır, aracının plakasını söküp teslim ettiğini belirterek, "10 yıl önce aldığım aracımın plakasının geçerli olmadığını söylüyorlar. Muayenelerden geçen, trafik cezası almayan araca bugün ’Plakanız geçerli değil, yeniden plaka satın alacaksınız’ deniliyor. İşlemi yapmadığımız takdirde 140 bin TL ceza kesileceği söyleniyor. Biz de aracımızın plakalarını söküp teslim ettik. Şimdi kuyrukta bekliyoruz; 10 yıllık arabamıza yeniden plaka almak için sıra bekliyoruz" dedi. Recep Yenigün, APP plakadan dolayı sırada beklediğini belirterek, "APP plakadan dolayı burada sıradayız. Plakayı da şoförler odasından almıştık" derken, Ali Kamen ise, "Plakaları değiştiriyoruz. Yazıları kalın olduğu için değiştirileceği söylendi. Değiştirmezseniz 145 bin TL cezası var denildi" diye konuştu.
İstanbul Fatih’te boşanma aşamasındaki eşini öldüren şüphelinin ifadesi ortaya çıktı: ‘‘Silahın kurulu olduğunu unutmuşum’’ Fatih’te kızını okuldan almaya giden boşanma aşamasındaki eşi Semiha Deniz’i silahla öldüren E.D., adliyeye sevk edildi. Şüphelinin polise verdiği ifadesinde, ‘’Cep telefonuyla çekmesini engellemeye çalıştım. Korkutmak için üzerimde bulunan silahı çıkardım, kafasına doğru doğrulttum. Silahın kurma kolunun çekili olduğunu unutmuştum, kafasına doğru iteklerken bir anda patladı’’ dediği öğrenildi. Olay, dün saat 12.30’da Fatih ilçesi Seyyid Ömer Mahallesinde bulunan Vedide Baha Pars İlkokulu önünde meydana gelmişti. 14 yaşındaki kızını okuldan almaya giden 33 yaşındaki Semiha Deniz, 2011 yılında evlendiği boşanma aşamasındaki eşi E.D. (40) tarafından silahla başından vurularak öldürülmüştü. Saldırgan koca ise olay yerinden kaçmıştı. Cinayet şüphelisi E.D.’nin kısa süre sonra olayı gerçekleştirdiği silahla birlikte polis ekiplerine teslim olduğu öğrenilirken, şüpheli işlemleri için Asayiş Şube Müdürlüğü’ne getirildi. Uzaklaştırma kararının kalkmasına 3 gün kala eşini katletti Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri tarafından sürdürülen çalışmalarda çiftin; amca çocukları olduğu, 2011 yılında evlendikleri ve iki kızlarının bulunduğu öğrenildi. Öte yandan çiftin aralarında şiddetli geçimsizlik yüzünden birbirleri hakkında birçok kez emniyete müracaat ettikleri öğrenilirken şikayet kapsamında E.D.’nin 8 Ocak itibarıyla iki aylık uzaklaştırma kararının olduğu ve kararın kalkmasına 3 gün kala cinayeti işlediği ortaya çıktı Şüphelinin ifadesi ortaya çıktı: ‘‘Silahın kurulu olduğunu unutmuşum’’ Cinayet şüphelisi E.D.’nin polis ekiplerine verdiği ifadesinde, çocuklarını görmek amacıyla okul önüne gittiğini ve Semiha Deniz ile karşılaşmasının tesadüf olduğunu belirtti. E.D., ifadesinin devamında okula yakın bir yerde ilk olarak baldızıyla tartışma yaşadığını, tartışmanın sürmesi üzerine eşinin araya girip kendisini cep telefonuyla videoya aldığını, sonrasında sinirlenerek eşinin cep telefonuyla çekmesini engellemeye çalıştığını ve eşini korkutmak için üzerinde bulunan silahı çıkardığını anlattı. Şüphelinin cinayet anını ise ‘’ Silahı kafasına doğru doğrulttum. Silahın kurma kolunun çekili olduğunu unutmuştum, kafasına doğru iteklerken bir anda patladı’’ diye anlattığı öğrenildi. Şüpheli, Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği’ndeki işlemlerinin tamamlanmasının ardından İstanbul Adalet Sarayı’na sevk edildi
İstanbul Yemek yardımı düzenlemesinde lokantalar ve küçük işletmeler için eşitlik çağrısı İstanbul Ticaret Odası (İTO) 17. Restoran ve Yiyecek İçecek Hizmetleri Meslek Komitesi Başkanı Ebru Koralı, yemek yardımı uygulamasına ilişkin gündemde yer alan düzenlemelerin sektörde rekabet dengelerini etkileyebileceğini belirtti. Koralı, aynı yemek hizmeti için farklı prim uygulamalarının oluşmasının restoran ve lokanta işletmeleri açısından önemli sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti. 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 80. maddesinde yapılması planlanan değişiklik kapsamında, işyerinde yemek verilmesi dışındaki durumlarda çalışanlara sağlanan yemek yardımının günlük 300 TL’ye kadar olan kısmının SGK priminden istisna tutulması, bu tutarı aşan kısmın ise prime tabi olması öngörülüyor. Restoran ve lokantalarda tüketilen yemeklere getirilen bu prim sınırlamasının hem işverenler hem de yeme-içme sektörü açısından ekonomik etkiler doğurabileceği ifade ediliyor. Konuyu değerlendiren Ebru Koralı, yemek yardımının çalışanların iş günü içinde beslenme ihtiyacını karşılamak amacıyla oluşturulmuş önemli bir sosyal hak olduğunu belirterek uygulamanın amacına uygun şekilde korunması gerektiğini vurguladı. "Uygulama farklılığı sektörü doğrudan etkiler" Koralı, yemek hizmetinin hangi işletme tarafından sağlandığına bağlı olarak farklı prim uygulamalarının ortaya çıkabildiğini belirterek şu değerlendirmeyi yaptı: "İşyerine tabldot veya catering hizmeti verilmesi ile çalışanların restoran veya lokantalarda yemek yemesi arasında farklı prim uygulamaları oluşabiliyor. Oysa verilen hizmetin özü aynıdır; çalışan yine yemek tüketmektedir. Hizmetin temin edildiği işletme türüne göre farklı prim yükü ortaya çıkması sektörde rekabet eşitsizliği oluşturabilir. Restoran ve lokanta işletmeleri şehir ekonomisinin ve istihdamın önemli bir parçasıdır. Uygulama farklılığı işveren tercihlerinde değişime yol açarsa bu durum doğrudan restoran cirolarına ve sektördeki istihdama yansıyabilir. Özellikle öğle servisine odaklı çalışan binlerce işletme ve yaklaşık 200 bin çalışan bu sürecin etkisini doğrudan hissedebilir." "Yemek yardımı kayıtlı ekonomiyi de destekler" Restoran ve lokantalarda yapılan yemek harcamalarının doğrudan kayıt altına alındığını ifade eden Koralı, bu sistemin gıda sektöründen lojistiğe kadar uzanan geniş bir ekonomik zinciri desteklediğini belirtti. Koralı, "Yemek yardımının gerçekten yemek amacıyla kullanıldığı sistemler hem çalışanların sosyal hakkını korur hem de sektörün sürdürülebilirliğine katkı sağlar. Aynı zamanda harcamaların kayıtlı ekonomiye dahil olmasına destek olur." "Amaç çalışanı desteklemek ve sektörel dengeyi korumak olmalı" Koralı, yapılacak düzenlemelerde çalışanların sosyal haklarının korunmasının temel öncelik olması gerektiğini vurgulayarak, yemek yardımına ilişkin uygulamaların sektörler arasında eşit rekabet koşullarını gözeten bir çerçevede ele alınmasının sektör açısından daha sağlıklı sonuçlar doğuracağını ifade etti.