GÜNDEM - 02 Aralık 2024 Pazartesi 10:02

Öğrenciler engelleri kaldırmak için ’İşaret Dili’ öğreniyor

A
A
A
Öğrenciler engelleri kaldırmak için ’İşaret Dili’ öğreniyor

Tunceli’nin Çemişgezek ilçesine bağlı Payamdüzü köyü okulunda öğrenciler, engelleri kaldırmak, işitme engellileri daha iyi anlamak ve onlarla daha iyi iletişim kurabilme amacıyla işaret dili eğitimi alıyor. Öğretmen Abide San tarafından verilen eğitim ile konuşma ve işitme sorunu yaşayanların günlük yaşamdaki sorunlarını aşmaları amaçlanıyor.


Daha önce işaret dili eğitimi alan ve Çemişgezek ilçesi Payamdüzü köyüne sınıf öğretmeni olarak atanan Abide San, işaret diliyle ilgili bilgi ve birikimini öğrencilere aktarmaya başladı. Okulda ders saatleri dışında, işaret dili öğrenmek isteyen öğrencilere eğitim veren öğretmen Abide San, konuşma ve işitme sorunu yaşayan bireylerle günlük yaşamdaki iletişim sorunlarını aşmaya katkı sağlamayı hedefliyor. Gruplar halinde çok sayıda öğrencinin ilgi duyduğu ve öğrenmeye çalıştığı işaret diliyle, diyalog örnekleri ve parmak alfabesi gibi detaylar öğreniliyor.


İstiklal Marşını ve bir öğretmen şarkısını da işaret diliyle sunan köy okulu öğrencileri, işaret dilini tam olarak öğrenerek, öğrendiklerini başkalarına da aktarmayı planlıyor.



’’Amacımız güzel bir toplum, ahlaklı bir nesil yetiştirmek’’


Nitelikli, saygılı, merhametli ve vicdanlı bir toplum yetiştirme derdinde olduklarını belirten Payamdüzü Ortaokulu Müdürü Erol Yılmaz, ’’Okulumuzda engelleri aşmak için çeşitli çalışmalar yürütmekteyiz. Nitelikli, saygılı, merhametli ve vicdanlı bir toplum yetiştirme derdindeyiz. Bu çerçevede Abide San öğretmenimiz tarafından işaret dilinin temel kavramları öğretilmektedir. Gönüllü öğrencilerimiz ders saatleri dışında, Abide San öğretmenimiz eşliğinde işaret dilinin temel kavramları öğrenmektedirler. Amacımız güzel bir toplum, ahlaklı bir nesil yetiştirmek, güzel bir farkındalık oluşturmak. Bu sebeple Abide San öğretmenimize ve öğrencilerimize çok teşekkür ediyorum" dedi.



Ders saatleri dışında öğrencilere eğitim veriyor


Amaçlarının, öğrencilerin engelli bireylerle temel düzeyde iletişim kurabilmelerini sağlamak olduğunu aktaran öğretmen Abide San, ‘’Çemişgezek Payamdüzü köyü okulunda sınıf öğretmenliği yapmaktayım. Çocukların rengarenk dünyalarının yanında, aynı zamanda farklılıklara hoşgörüyle yaklaşma eğilimleri vardır. Bu düşünceden yola çıkarak çocuklarımızın hem empati becerisi gelişsin hem de işitme kaybı yaşayan vatandaşlarımızla karşılaştıklarında temel düzeyde onlarla iletişim kurabilmeleri amaçlanmıştır. İşaret dilini öğrenmeleri sadece çocuklarımızın işitmek kaybı yaşayan vatandaşlarla karşılaştıklarında temel düzeyde iletişim kurmalarını sağlamayacak, aynı zamanda toplumsal bütünlüğümüzü de destekleyecektir. Daha sağlıklı toplum, birlik ve beraberlik içinde olan bir toplum için çocuklarımızın temel düzeyde işaret dilini bilmeleri gerekmektedir. Bunun önemli olduğunu düşünmekteyiz ve bunun için de ailelerinden, çevrelerinden destek görmeleri önemlidir. Ben işaret dili eğitimi almıştım. Çocuklarımın kurs alma isteğini görünce, ders saatleri dışında çocuklarımızla birlikte keyifli bir şekilde işaret diliyle ilgili kurs yapıyoruz. 3 Aralık Dünya Engeller Günü dolayısıyla tüm engelli bireylerimizin Engelliler Gününü kutluyorum’’ diye konuştu.



’’İşaret dili, yabancı dil eğitimi kadar önemli’’


İşaret dili eğitimi alan öğrenci Tuana Gündoğdu, "Biz işaret dilini yabancı dil eğitimi kadar önemli buluyoruz. İşaret dili konusunda temel kelimeleri ve kavramları öğrenmeye çalışıyoruz. İşaret dili eğitiminde inşallah daha iyi bir noktaya gelip, başkalarına da öğreteceğiz. Bize bu imkanları sağladıkları için öğretmenimiz Abide San ve Okul Müdürümüz Erol Yılmaz’a çok teşekkür ediyoruz. Herkese engelsiz bir yaşam diliyoruz" şeklinde konuştu.


İşaret dili eğitimi alan öğrencilerden Servan Demir, "Ben işaret dilini hep televizyonda görüyordum. Şimdi kendim hem öğreniyorum hem uyguluyorum. Yabancı dil öğrenmek kadar keyifli" dedi.


Öğrencilerden İklim Uçar, "Farklı bir iletişim tarzı, sanki yeni bir dil öğreniyormuşuz gibi çok keyifli" diye konuştu.


Öğrenci Asel Tekin ise "Bu kursa gönüllü katıldım. Çok keyif verici. Öğretmenime teşekkür ederim" şeklinde konuştu.



Öğrenciler engelleri kaldırmak için ’İşaret Dili’ öğreniyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Trabzon Trabzon’da APP plaka kuyruğu Trabzon’da APP plaka kullanan araç sahipleri, yeni düzenlemeye göre ağır cezalar uygulanacak standartlara aykırı plakalarını değiştirmek için plaka basım atölyeleri önünde uzun kuyruklar oluşturdu. Yürürlüğe giren yeni Trafik Ceza Kanunu’na göre araçlarında standartlara aykırı (APP) plaka kullanan sürücülere ilk ihlalde 140 bin para cezası kesilecek ve sürücü belgeleri 30 günlüğüne geri alınacak. İhlalin aynı yıl içinde ikinci tekrarında ise ceza miktarı 280 bin lira olacak ve sürücülerin ehliyetine 60 günlüğüne el konulacak. Yeni düzenleme çerçevesinde ceza yememek için Trabzon’da sürücüler, plakalarını değiştirmek için plaka basım atölyelerine akın etti. Atölyeler önünde uzun kuyruklar oluştu. APP plakalarla ilgili durumu sosyal medyadan öğrendiğini ifade eden Adem Uludüz, "APP plakadan dolayı burada bulunuyoruz. APP plakalarıyla ilgili durumu sosyal medyadan öğrendim. Plakadaki yazıların kalın olması standartlara uygun değilmiş. Trafik kurallarındaki ve trafik kanunundaki standartlara uygun olmadığından dolayı 140 bin TL’ye kadar para cezası var. Şu anda işlemlerimi yaptım. Notere paramızı ödedik, plaka için de bankaya para yatırdık. Şimdi bekliyoruz "diye konuştu. Sürücülerden Mehmet Bahadır, aracının plakasını söküp teslim ettiğini belirterek, "10 yıl önce aldığım aracımın plakasının geçerli olmadığını söylüyorlar. Muayenelerden geçen, trafik cezası almayan araca bugün ’Plakanız geçerli değil, yeniden plaka satın alacaksınız’ deniliyor. İşlemi yapmadığımız takdirde 140 bin TL ceza kesileceği söyleniyor. Biz de aracımızın plakalarını söküp teslim ettik. Şimdi kuyrukta bekliyoruz; 10 yıllık arabamıza yeniden plaka almak için sıra bekliyoruz" dedi. Recep Yenigün, APP plakadan dolayı sırada beklediğini belirterek, "APP plakadan dolayı burada sıradayız. Plakayı da şoförler odasından almıştık" derken, Ali Kamen ise, "Plakaları değiştiriyoruz. Yazıları kalın olduğu için değiştirileceği söylendi. Değiştirmezseniz 145 bin TL cezası var denildi" diye konuştu.
İstanbul Fatih’te boşanma aşamasındaki eşini öldüren şüphelinin ifadesi ortaya çıktı: ‘‘Silahın kurulu olduğunu unutmuşum’’ Fatih’te kızını okuldan almaya giden boşanma aşamasındaki eşi Semiha Deniz’i silahla öldüren E.D., adliyeye sevk edildi. Şüphelinin polise verdiği ifadesinde, ‘’Cep telefonuyla çekmesini engellemeye çalıştım. Korkutmak için üzerimde bulunan silahı çıkardım, kafasına doğru doğrulttum. Silahın kurma kolunun çekili olduğunu unutmuştum, kafasına doğru iteklerken bir anda patladı’’ dediği öğrenildi. Olay, dün saat 12.30’da Fatih ilçesi Seyyid Ömer Mahallesinde bulunan Vedide Baha Pars İlkokulu önünde meydana gelmişti. 14 yaşındaki kızını okuldan almaya giden 33 yaşındaki Semiha Deniz, 2011 yılında evlendiği boşanma aşamasındaki eşi E.D. (40) tarafından silahla başından vurularak öldürülmüştü. Saldırgan koca ise olay yerinden kaçmıştı. Cinayet şüphelisi E.D.’nin kısa süre sonra olayı gerçekleştirdiği silahla birlikte polis ekiplerine teslim olduğu öğrenilirken, şüpheli işlemleri için Asayiş Şube Müdürlüğü’ne getirildi. Uzaklaştırma kararının kalkmasına 3 gün kala eşini katletti Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri tarafından sürdürülen çalışmalarda çiftin; amca çocukları olduğu, 2011 yılında evlendikleri ve iki kızlarının bulunduğu öğrenildi. Öte yandan çiftin aralarında şiddetli geçimsizlik yüzünden birbirleri hakkında birçok kez emniyete müracaat ettikleri öğrenilirken şikayet kapsamında E.D.’nin 8 Ocak itibarıyla iki aylık uzaklaştırma kararının olduğu ve kararın kalkmasına 3 gün kala cinayeti işlediği ortaya çıktı Şüphelinin ifadesi ortaya çıktı: ‘‘Silahın kurulu olduğunu unutmuşum’’ Cinayet şüphelisi E.D.’nin polis ekiplerine verdiği ifadesinde, çocuklarını görmek amacıyla okul önüne gittiğini ve Semiha Deniz ile karşılaşmasının tesadüf olduğunu belirtti. E.D., ifadesinin devamında okula yakın bir yerde ilk olarak baldızıyla tartışma yaşadığını, tartışmanın sürmesi üzerine eşinin araya girip kendisini cep telefonuyla videoya aldığını, sonrasında sinirlenerek eşinin cep telefonuyla çekmesini engellemeye çalıştığını ve eşini korkutmak için üzerinde bulunan silahı çıkardığını anlattı. Şüphelinin cinayet anını ise ‘’ Silahı kafasına doğru doğrulttum. Silahın kurma kolunun çekili olduğunu unutmuştum, kafasına doğru iteklerken bir anda patladı’’ diye anlattığı öğrenildi. Şüpheli, Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği’ndeki işlemlerinin tamamlanmasının ardından İstanbul Adalet Sarayı’na sevk edildi
İstanbul Yemek yardımı düzenlemesinde lokantalar ve küçük işletmeler için eşitlik çağrısı İstanbul Ticaret Odası (İTO) 17. Restoran ve Yiyecek İçecek Hizmetleri Meslek Komitesi Başkanı Ebru Koralı, yemek yardımı uygulamasına ilişkin gündemde yer alan düzenlemelerin sektörde rekabet dengelerini etkileyebileceğini belirtti. Koralı, aynı yemek hizmeti için farklı prim uygulamalarının oluşmasının restoran ve lokanta işletmeleri açısından önemli sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti. 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 80. maddesinde yapılması planlanan değişiklik kapsamında, işyerinde yemek verilmesi dışındaki durumlarda çalışanlara sağlanan yemek yardımının günlük 300 TL’ye kadar olan kısmının SGK priminden istisna tutulması, bu tutarı aşan kısmın ise prime tabi olması öngörülüyor. Restoran ve lokantalarda tüketilen yemeklere getirilen bu prim sınırlamasının hem işverenler hem de yeme-içme sektörü açısından ekonomik etkiler doğurabileceği ifade ediliyor. Konuyu değerlendiren Ebru Koralı, yemek yardımının çalışanların iş günü içinde beslenme ihtiyacını karşılamak amacıyla oluşturulmuş önemli bir sosyal hak olduğunu belirterek uygulamanın amacına uygun şekilde korunması gerektiğini vurguladı. "Uygulama farklılığı sektörü doğrudan etkiler" Koralı, yemek hizmetinin hangi işletme tarafından sağlandığına bağlı olarak farklı prim uygulamalarının ortaya çıkabildiğini belirterek şu değerlendirmeyi yaptı: "İşyerine tabldot veya catering hizmeti verilmesi ile çalışanların restoran veya lokantalarda yemek yemesi arasında farklı prim uygulamaları oluşabiliyor. Oysa verilen hizmetin özü aynıdır; çalışan yine yemek tüketmektedir. Hizmetin temin edildiği işletme türüne göre farklı prim yükü ortaya çıkması sektörde rekabet eşitsizliği oluşturabilir. Restoran ve lokanta işletmeleri şehir ekonomisinin ve istihdamın önemli bir parçasıdır. Uygulama farklılığı işveren tercihlerinde değişime yol açarsa bu durum doğrudan restoran cirolarına ve sektördeki istihdama yansıyabilir. Özellikle öğle servisine odaklı çalışan binlerce işletme ve yaklaşık 200 bin çalışan bu sürecin etkisini doğrudan hissedebilir." "Yemek yardımı kayıtlı ekonomiyi de destekler" Restoran ve lokantalarda yapılan yemek harcamalarının doğrudan kayıt altına alındığını ifade eden Koralı, bu sistemin gıda sektöründen lojistiğe kadar uzanan geniş bir ekonomik zinciri desteklediğini belirtti. Koralı, "Yemek yardımının gerçekten yemek amacıyla kullanıldığı sistemler hem çalışanların sosyal hakkını korur hem de sektörün sürdürülebilirliğine katkı sağlar. Aynı zamanda harcamaların kayıtlı ekonomiye dahil olmasına destek olur." "Amaç çalışanı desteklemek ve sektörel dengeyi korumak olmalı" Koralı, yapılacak düzenlemelerde çalışanların sosyal haklarının korunmasının temel öncelik olması gerektiğini vurgulayarak, yemek yardımına ilişkin uygulamaların sektörler arasında eşit rekabet koşullarını gözeten bir çerçevede ele alınmasının sektör açısından daha sağlıklı sonuçlar doğuracağını ifade etti.