SAĞLIK - 05 Şubat 2025 Çarşamba 10:39

Şap tedirginliği yaşayan üreticiler 24 saat kuzu nöbeti tutuyor

A
A
A
Şap tedirginliği yaşayan üreticiler 24 saat kuzu nöbeti tutuyor

Tunceli’ye yeni yılın ilk kuzuları doğarken üreticiler 24 saat nöbet tutuyor. Bölgede görülen şap hastalığından dolayı tedirgin olan üreticiler, adeta Covid-19 salgınında olduğu gibi sıkı tedbirler alıyor.


Tunceli’de yeni yılla birlikte koyunların kuzulama dönemi başladı. Ocak ayı itibarıyla yılın ilk kuzuları doğarken besicileri de tatlı bir telaş sardı. Emeklerinin karşılığını almaya başlayan besiciler, ağıllar 24 saat nöbet tutuyor. Öte yandan üreticiler, Erzincan, Bingöl ve Elazığ’ın bazı ilçelerinde görülen şap hastalığı nedeniyle tedirgin. İlçede tedbir olarak 15 günlük karantina uygulanırken üreticiler ise kurallara sıkı bir şekilde uyuyor. Küçükbaş hayvan üretiminin en yoğun yapıldığı Çemişgezek ilçesinde üreticiler, adeta Covit-19 salgınında olduğu gibi sıkı tedbirler alıyor.



"Covid-19 tedbirleri neyse, aynı o tedbirlere uyuyoruz"


Çemişgezek Cebe köyünde küçükbaş hayvan üreticisi İsmail Acun "Mesleğimiz küçükbaş hayvancılıktır. Hayvanlarımızın doğum dönemi başladı. Bu dönemde hem işimizin zorluğu ile uğraşırken öte yandan da çevre illerimiz olan Erzincan, Elazığ, Bingöl’de görülen şap hastalığından ötürü endişeliyiz. Şu anda Çemişgezek ilçemizde şap hastalığı görülmemektedir. Ancak biz yine de karantina tedbirlerine uyuyoruz. Sağ olsun ilçe kaymakamımız, İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğümüzün tedbiren aldığı bu karantina önlemine uyuyoruz. Hem de süreci takip ediyoruz. Hayvanlarımıza hastalık bulaşmaması için Covid-19 tedbirleri neyse, aynı o tedbirlere uyuyoruz ve kendimizi, hayvanlarımızı korumaya çalışıyoruz" dedi.


Koyunların yavrulama döneminin başladığını dile getiren Acun, "Bizim bu kuzulama döneminde en büyük endişemiz E.coli dediğimiz bir hastalık var. E.coli hastalığına hayvanlarımızı bulaştırmamak için elimizde gelen her türlü çabayı gösteriyoruz. İnşallah şap hastalığı ve E.coli hastalığından hayvanlarımızı korumayı başarırız. Bir yandan şap hastalığına hayvanlarımızın yakalanmaması için büyük çaba gösteriyoruz. İşimiz gerçekten çok zor. Hele hele bu doğum döneminde olan zorluk daha da artıyor. Günün 24 saati hayvanların başında, nöbetleşerek bekliyoruz. Çünkü hayvanın doğumu esnasında yanında olmak zorundayız. Bundan dolayı da gerçekten işimiz zor. Günün 24 saati başında beklemek zorunda kalıyoruz. Tabi bu konuda ilçe tarım müdürlüğümüz, ilçe tarımda görev yapan veteriner arkadaşlarımızla da, sürekli bu konularda irtibat halindeyiz. Sağ olsunlar, onlar da hayvanlarımızın durumunu takip ediyorlar. Bizi yalnız bırakmıyorlar. Onlara da ayrıca müteşekkiriz bu konuda. Bütün üretici arkadaşlarıma da bol kazançlı, bereketli bir yıl olmasını yüce Allah’tan dilerim" diye konuştu.



"Günün 24 saati sürekli, değişmeli şekilde bekliyoruz"


Küçükbaş hayvan üreticisi Resul Özen, "Bir taraftan şap hastalığı kaygısı var. Bunun üzerine bir de hayvanlarımızın doğumu var. O da bayağı yorucu. Doğum dönemi bayağı yorucu. Çünkü günün 24 saati hayvanlarımızın yanında olmamız lazım. Hayvanlarımızın hastalık kapmasından korkuyoruz. O konuda her türlü tedbiri alıyoruz. Bu ay biraz zor. Doğumlar başladı. Bazen koyunların İkiz doğurma ihtimalleri oluyor. Kuzuyu almama ihtimali oluyor. Kuzu doğunca ağız sütü vermek zorundayız. Vermezsek ağızlar kilitlenip donuyor, ölüyor. Ondan sonra hastalık kapıyor. Bu bir ay içerisinde mecburi yorgunluğumuz, uykusuzluğumuz oluyor. Hayvancılıkla uğraştığımız için biraz daha sıkıntılarımız olacak. Günün 24 saati sürekli, değişmeli şekilde bekliyoruz. Eve gidip yemek yiyip tekrar geri geliyoruz. Evde 2 saat, 3 saat uyuyoruz. Tekrar gel, tekrar git. Yani hayvanların içinden çıkamıyoruz. Bir yere bırakıp gidemiyoruz. Bazen koyunlar sorunlu doğuyor. Koyunların yemini falan düzenli vermek zorundayız. Suyuna yemine dikkat ediyoruz" dedi.



"Biz de bu karantinaya uyuyoruz"


Özen, "Kuzuların hastalanmaması için çok dikkat ediyoruz. Çevre illerde şap hastalığı var. Erzincan, Bingöl ve Elazığ’da var. Sağ olsun Çemişgezek Kaymakamımız Cüneyt Zor ve ilçe tarım ekibimiz tedbir amaçlı karantina kararı almış. Biz de bu karantinaya uyuyoruz. Elimizden geldiğince dışarıya ya da dışarıdan içeriye hayvan sokmamaya çalışıyoruz. Bu aralar çok zor dönem geçiriyoruz" ifadelerini kullandı.



Şap tedirginliği yaşayan üreticiler 24 saat kuzu nöbeti tutuyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Gaziantep E-ihracat destekleri GTO’da anlatıldı Gaziantep Ticaret Odası (GTO), üyelerinin dijital ihracat kapasitesini artırmak ve küresel pazarlara açılım süreçlerini desteklemek amacıyla Ticaret Bakanlığı iş birliğiyle "E-İhracat Destekleri Tanıtım Toplantısı" düzenledi. Ticaret Bakanlığı tarafından uygulanan ve GTO’nun da hayata geçirmeyi planladığı E-İhracat Projesi’nin de anlatıldığı toplantıda, e-ihracat için verilen tüm desteklerin detayları ele alındı. Toplantıda konuşan GTO Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Yıldırım, Gaziantep’in üretim gücü ve köklü ticaret kültürüyle Türkiye’nin önemli ihracat merkezlerinden biri olduğunu belirterek, "2025 yılında 10,7 milyar dolar ihracat gerçekleştirdik. Bu rakam Türkiye’deki 55 ilin toplam ihracatına eşdeğer. Türkiye’de en fazla ihracat yapan 6. şehiriz. Ancak yeni dönemde sadece güçlü olmak yetmiyor. Geleneksel ihracat gücümüzü dijital kanallarla tamamlamak zorundayız" dedi. "E-ihracat projesi ile üyelerimizin dijital ihracat kapasitesini güçlendireceğiz" Gaziantep Ticaret Odası’nın Ticaret Bakanlığı destekli E-İhracat Projesi ile üyelerinin e-ihracat kapasitelerini güçlendirmeyi hedeflediklerini dile getiren Yıldırım, "Dünya ticareti dijitalleşirken yerinde sayan kaybeder. Veriyi yöneten kazanır. Markalaşan büyür. Dijitalleşen kalıcı olur. Gaziantep Ticaret Odası olarak bu dönüşümü stratejik bir öncelik olarak görüyoruz. Ticaret Bakanlığımızın destekleriyle hayata geçirdiğimiz UR-GE ve Sektörel Ticaret Heyeti projeleri ile firmalarımızın hedef pazarlara erişimini güçlendiriyoruz. Danışmanlık sağlıyor, network oluşturuyor, üyelerimizin uluslararası rekabet gücünü artırıyoruz. Şimdi ise Ticaret Bakanlığı destekli E-İhracat Projesi ile üyelerimizin dijital ihracat kapasitesini sistematik şekilde güçlendirmeyi hedefliyoruz. E-ihracat; veri yönetimi, marka inşası ve küresel görünürlük demektir. E-ihracat artık bir seçenek değil, rekabet üstünlüğünün anahtarıdır" şeklinde konuştu. Toplantının devamında Türkiye İhracatçılar Meclisi E-ihracat Uzmanı Ali İhsan Bars E-ihracat destek kalemleri, başvuru süreçleri ve devlet teşviklerinden etkin yararlanma yollarıyla ilgili sunum yaptı. E-ihracat Eğitmeni Murat Bulgak ise E-ihracat, B2B ve B2C E-ihracat arasındaki farklar, B2C E-ihracatın avantajları ve B2C E-ihracat platformları hakkında katılımcıları bilgilendirdi. Toplantı, soru-cevap bölümüyle sona erdi.
Ankara 10. Ulusal Antarktika Bilim Seferi tamamlandı, Türk bilim insanları yurda döndü Cumhurbaşkanlığı himayelerinde Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı uhdesinde, TÜBİTAK Kutup Araştırmaları Enstitüsü koordinasyonunda gerçekleştirilen 10. Ulusal Antarktika Bilim Seferi’ne katılan ekip, 37 gün sonra yurda döndü. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, 10. Ulusal Antarktika Bilim Seferi’nin başarıyla tamamlandığını bildirdi. Bakan Kacır, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda 10. Ulusal Antarktika Bilim Seferi’nin başarıyla tamamlandığını kaydederek, "Bilim insanlarımız, Antarktika’nın zorlu koşullarında bir aydan fazla sürede 15 araştırma projesini hayata geçirdi. Sayın Cumhurbaşkanımızın himayelerinde TÜBİTAK Kutup Araştırmaları Enstitümüzün koordinasyonunda yürüttüğümüz kutup araştırma seferlerimizle ülkemizin bilimsel kapasitesini artırmaya, insanlığın karşı karşıya olduğu küresel sorunlara çözüm önerileri sunmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. Kacır, "Hedefimiz Antarktika’da kalıcı Türk Bilim Araştırma Üssü kurmak ve Antarktika Anlaşmalar Sistemi içerisinde ’danışman ülke’ statüsü elde etmek" dedi. "Antarktika’da yaptığımız çalışmalar dünya bilimine katkı sunuyor" Antarktika Bilim Seferi Koordinatörü Prof. Dr. Burcu Özsoy ise, bu yıl 10’uncu seferin sona erdiğini belirterek, bugüne kadar 200’ün üzerinde Türk araştırmacının kutuplara gittiğini ve önemli çalışmalar yaptığını söyledi. Bu yıl 17 araştırmacının birbirinden farklı 15 proje yürüttüğünü dile getiren Özsoy, Antarktika’ya giderken ve oradan dönerken karşı karşıya kaldıkları zorluklardan bahsetti. Türk bilim insanlarının hangi alanlarda çalışmalar yaptığına ilişkin bilgi veren Özsoy, orada yapılan araştırmaların örneklerinin ve kurulu istasyonlardan alınan verilerin Türkiye’ye getirildiğini, çıkacak sonuçları heyecanla beklediklerini anlattı. 10. Ulusal Antarktika Bilim Seferi Lideri Prof. Dr. Ersan Başar da, sefer kapsamında bilimsel projelerini tamamladıklarını belirterek, "15 farklı konuda bilimsel proje yürütüldü. Yer bilimleri, deniz bilimleri, buzul bilimi ve atmosfer bilimleri alanlarında araştırmalar yapıldı. Bu örnekler Türkiye’de laboratuvarlarda incelenecek ve uluslararası makaleler olarak yayımlanacak. Özellikle Antarktika’da yaptığımız çalışmalar dünya bilimine katkı sunuyor" dedi. 15 ayrı araştırma projesi yürütüldü Bilim ekibi, 10. Ulusal Antarktika Bilim Seferi kapsamında bu yıl 15 araştırma projesi yürüttü. Küresel iklimden yer bilimlerine, yakın uzay çalışmalarından biyolojik çeşitliliğe kadar pek çok sorunun yanıtını arayan Türk bilim insanları, iklim değişikliği, buzul ve atmosfer dinamikleri, jeodinamik hareketlilik, deniz tabanı haritalama, oşinografik özellikler, yakın uzay ve kozmik radyasyon ölçümleri gibi fiziksel ve jeofizik süreçlere odaklanan çalışmalar yaptı. Ayrıca göl ve deniz ekosistemleri, mikrobiyal ve fitoplankton biyoçeşitliliği, kirleticilerin dağılımı, paleoklimatoloji, ekstrem koşullarda tıbbi planlama ile biyoteknoloji ve yeni antiviral ilaç adaylarının geliştirilmesine yönelik araştırmalar gerçekleştirildi.