ÇEVRE - 05 Ocak 2022 Çarşamba 11:57

Uşak yaban hayatı fotokapanlara yansıdı

A
A
A
Uşak yaban hayatı fotokapanlara yansıdı

Uşak’ta ormanlık ve dağlık bölgelerde yaşayan yabani hayvanlar, fotokapanlar ile görüntülendi.

Uşak’ta ormanlık ve dağlık bölgelerde yaşayan yabani hayvanlar, fotokapanlar ile görüntülendi.



Uşak’ta özel bir şirkette yöneticilik yapan Ziraat Mühendisi Mustafa Canaz, yaban hayata olan merakı ve doğaya olan tutkusu nedeniyle Ulubey ve Karahallı ilçelerinde ormanlık ve dağlık bölgelere fotokapan yerleştirdi. Ormanlık ve kırsal alanlarda yaşamını sürdüren yaban domuzu, tilki, sansar, Afrika oklu kirpisi ve kurt türündeki hayvanlar fotokapanlarla kayıt altına alındı. Görüntülerde vahşi hayvanların doğal yaşamlarında özgürce dolaştığı ve beslendikleri görüntülendi.



En son 1970’li yıllarda vatandaşlar tarafından görüldüğü iddia edilen Anadolu sırtlanını görüntüleme hayalinin bile güzel olduğunu belirten Canaz, “Doğada zaman geçirmenin verdiği özgürlük hissi, kelimelerle izah edilemeyecek kadar derin. Dağlarda zaman geçirmeyi, doğanın sesini dinlemeyi seviyorum ve bu esnada sıklıkla yaban hayvanları ile karşılaşıyorum. Son yıllarda kaçak avlanmanın önlenmesi, çobanların bilinçlenmesi, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüklerinin hassasiyetiyle birlikte, Türkiye genelinde olduğu gibi, kanyon içi yaban hayatı da zenginleşmiştir. Kurt, tilki, çakal, yaban domuzu, sansar, porsuk, tavşan ve oklu kirpi gibi hayvanlar sıklıkla fotokapanlarima takılmakta, asıl amacım bölgemizde olduğu bilinen vaşak gibi nadir türleri görüntüleyebilmek. Hatta bir adım öteye giderek, en son 1970’lerde bölge halkınca görüldüğü rivayet edilen andık olarak da bilinen Anadolu sırtlanı görüntüleyebilmek" dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Avrupa fırsatları üniversite öğrencileriyle buluştu Avrupa Birliği (AB) tarafından finanse edilen ve Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) çatısı altında faaliyet gösteren Bursa AB Bilgi Merkezi, Avrupa Günü kapsamında gençleri Avrupa fırsatlarıyla buluşturdu. Gürsu Belediyesi iş birliğinde Mudanya Üniversitesi’nde gerçekleştirilen "Kampüsten Avrupa’ya: Proje Yolculuğunuz Başlıyor" etkinliğine Mudanya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Kesik, Mudanya Üniversitesi Erasmus Koordinatörü Dr. Fatih Yavuz, Gürsu Belediyesi AB ve Dış İlişkiler Koordinatörü ve Eurodesk Proje Müdürü Bilal Demir ile çok sayıda öğrenci katıldı. Programda Erasmus+ ve Avrupa Dayanışma Programı başta olmak üzere gençlere yönelik Avrupa fırsatları, proje başvuru süreçleri, proje yazımı, fikir geliştirme ve uluslararası hareketlilik imkanları hakkında bilgi paylaşımında bulunuldu. Etkinlikte ayrıca üniversite öğrencisi Furkan Emir de AB projelerine ilişkin deneyimlerini paylaştı. Mudanya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Kesik, Erasmus+ programının öğrenciler ve eğitim kurumları için önemli fırsatlar sunduğunu belirterek, programların daha aktif kullanılması gerektiğini vurguladı. Prof. Dr. Kesik, "Erasmus+ gerçekten çok kıymetli ve etkisi yüksek bir program. Öğrencilerimizin eğitim hayatları boyunca en az bir kez bu programlardan yararlanmaya çalışmalarını tavsiye ediyorum. Kısa ya da uzun dönemli her deneyim; farklı kültürleri tanıma, yeni insanlarla iletişim kurma ve dünyaya daha geniş bir perspektiften bakma imkanı sağlıyor. Bu noktada üniversitelerin, STK’ların, BTSO gibi güçlü kurumların ve paydaşlarımızın da sunduğu imkanların gençlerimizin uluslararası fırsatlara erişiminde önemli katkılar sağlayacağını düşünüyorum" dedi. Mudanya Üniversitesi Erasmus+ Koordinatörü Fatih Yavuz, etkinliğin hem öğrenciler hem de kurumlar için önemini değerlendirerek, "Üniversite eğitimi tamamlanmadan önce öğrencilerimizin mutlaka Avrupa Birliği projelerinden yararlanmasının, yurt dışı deneyimi kazanmasının ve uluslararası bir bakış açısı geliştirmesinin çok kıymetli olduğuna inanıyorum. Bu tür programlar, gençlerimizin yalnızca akademik gelişimine değil aynı zamanda kişisel gelişimine, özgüvenine ve uluslararası network oluşturmasına önemli katkılar sağlıyor. Bu program kapsamında yalnızca öğrencilerimize yönelik hareketlilik imkanlarını değil; aynı zamanda kurumlarımızın farklı faaliyet alanlarında yararlanabiliyor. Proje süreçlerinin tüm öğrencilerimiz için verimli ve ilham verici bir rehber olmasını temenni ediyorum" dedi. Gürsu Belediyesi AB ve Dış İlişkiler Koordinatörü ve Eurodesk Proje Müdürü Bilal Demir, "Gençlik Fırsatları" başlıklı sunumunda öğrencilere Erasmus+, Avrupa Dayanışma Programı, gençlik değişimleri ve staj imkanları gibi Avrupa fırsatları hakkında bilgiler aktardı. Gençlerin Avrupa projelerine hangi yollarla dahil olabilecekleri, proje fikirlerini nasıl geliştirebilecekleri ve başvuru süreçlerinde nelere dikkat etmeleri gerektiği konularına değinen Demir, "Avrupa Birliği programları, gençlere uluslararası hareketlilik imkanı sunmanın dışında onları günümüz dünyasının ihtiyaçlarına cevap veren proje fikirleri geliştirmeye de teşvik ediyor. Proje süreçlerine erken dönemde dahil olan gençler hem kişisel gelişimleri hem de kariyer yolculukları açısından büyük kazanım sağlıyor. diye konuştu. 2021-2027 döneminde Avrupa Birliği proje programlarının dört temel önceliğinin öne çıktığını belirten Demir, "Bugün Avrupa Birliği projelerinde dijital kapsayıcılık ve dijital dönüşüm, dahil etme ve çeşitlilik, çevre ve sürdürülebilirlik ile demokratik yaşama katılım başlıkları önemli bir çerçeve oluşturuyor. Bu alanlarda doğru kurgulanmış her proje fikri, gençler için yeni bir deneyim, güçlü bir iş ağı ve Avrupa ile daha yakın temas kurma konusunda öncelik anlamına geliyor" ifadelerini kullandı. Avrupa Birliği projelerine ilişkin deneyimlerini katılımcılarla paylaşan üniversite öğrencisi Furkan Emir, bugüne kadar çeşitli projeler hazırladıklarını, hibe desteği aldıklarını ve bu desteklerle farklı çalışmalar yürüttüklerini anlattı. Emir, özellikle yeşil gelecek, sürdürülebilirlik ve geri dönüşüm odağında projeler geliştirdiklerini belirterek, "Okul öncesi dönemden lise çağına kadar farklı yaş gruplarındaki çocuk ve gençlere yönelik eğitimler düzenledik. Çeşitli firmalarla ve fabrikalarla görüşmeler gerçekleştirdik. Fabrikalardan çıkan atıkların nasıl değerlendirilebileceği, bu ürünlerin nasıl geri dönüştürülebileceği ve yeniden kullanılabileceği konusunda çocuklarla birlikte uygulamalı çalışmalar yaptık. Bu süreçte uluslararası anlamda hem güçlü bir iletişim ağı oluşturduk hem de yeni fırsatların kapısını araladık" dedi.
Bilecik İstasyon ve Orhangazi mahallelerine iki güzel proje Bilecik Belediye Başkanı Melek Mızrak Subaşı, Orhangazi Mahallesi Park ve Mesire Alanı ile Karasu Yürüyüş Yolu adında iki önemli projeyi kazandırmaya çalıştıklarını söyledi. Bilecik Belediye Başkanı Melek Mızrak Subaşı İstasyon Mahallesi ve Orhangazi Mahallesi’nde yapım çalışmaları devam eden çalışmaları yerinde inceledi. Beraberinde başkan yardımcıları ve ilgili birim çalışanlarının olduğu incelemelerde Başkan Subaşı, çalışmaların son durumu hakkında bilgi aldı. Bölgeye Orhangazi Mahallesi Park ve Mesire Alanı ile Karasu Yürüyüş Yolu adında iki önemli projeyi kazandırmaya çalıştıklarını kaydeden Başkan Subaşı, "Buradaki yıllarca atıl halde bulunan alanın maalesef kimseye faydası yoktu. Bizler de burada kapsamlı bir çalışma başlattık. Buradaki çalışmalar tamamlandığında bu bölge cıvıl cıvıl olacak. Ayrıca Bileciklileri niçin buradaki güzelliklerden faydalandırmayalım diye düşündük. Çalışmamız tamamlanınca burası çok güzel olacak" dedi. "Karasu yürüyüş alanını en güzel şekilde hizmete açacağız" İncelemeleri kapsamında İstasyon Mahallesi’nde yürütülen Karasu Yürüyüş Alanı çalışmasındaki son durumu da kontrol eden Başkan Subaşı, "Soğuksu Parkı’ndan başlıyoruz. Orada bir duraklama alanı. İnsanların ailesiyle birlikte vakit geçirebilecekleri bir alan. Bunun yanında çayını, kahvesini ve diğer ikramlarını içebileceği bir alanı yeniden oluşturuyoruz. Vatandaşlarımızı bu proje kapsamında 1.5 kilometrelik bir yürüyüş alanı sunuyoruz. Suyun sesi eşliğinde ara ara da oturma bankları koyacağız. Bu çalışmayla burasını da hareketlendirmiş olacağız" ifadelerini kullandı.
Aksaray Şırdan ve mumbar yapıp pazarlarda sattı, şimdi kendi dükkanının patronu oldu Aksaray’da 9 yıl önce evinde şırdan ve mumbar yapıp semt pazarlarında satarak geçimini sağlamaya çalışan 44 yaşındaki Ayten Mert, zorlu bir damak tadını Aksaray’a sevdirmeyi başarıp şimdi açtığı kendi dükkanında kendi işinin patronu oldu. Aksaray’ın ilk ve tek şırdan ve mumbarcısı olan 44 yaşındaki Ayten Mert, 9 yıl öncesine kadar evlere temizliğe giderek geçimini sağlamaya çalışıyordu. Semt pazarında açılan bir yemek etkinliğine şırdan ve mumbar yapıp katılan Ayten Mert, yaptığı şırdan ve mumbarın beğenilmesi üzerine temizlik işlerini bırakıp semt pazarlarında şırdan ve mumbar yapıp satmaya başladı. Zorlu bir damak tadı olan şırdan ve mumbarı tüm Aksaraylılarla tanıştıran ve sevdiren Ayten Mert yıllarca kız çocuğuyla birlikte gidip geldiği semt pazarlarından elde ettiği gelirle açtığı dükkanda kendi işinin patronu oldu. Şırdan ve mumbar başta olmak üzere ev yemekleri de yaparak satışa sunan Ayten Mert, Aksaray’ın tek şırdancısı olarak vatandaşlara hizmet ederken, kızı ise gastronomi eğitiminden sonra bir iş yerinde staja başlayarak annesinin yolunda ilerliyor. 9 yıldır Aksaray’a şırdan ve mumbarı sevdiren kadın Semt pazarlarında şırdan ve mumbar satışına başladığını anlatan Ayten Mert, "9 yıldır şırdan, mumbar ve ev yemekleri yapıyorum. Bu semt pazarlarında şırdan mumbar satarak başladım. Cumartesi Semt Pazarında bir etkinlik vardı. O etkinliğe katılıp bende şırdan ve mumbar yapmaya başladım. İlk başta Aksaray halkının ön yargısı olarak ‘Şırdan gitmez, Aksaray’da yapılmaz’ dediler ama şu anda elhamdülillah 9 yıldır bu işi yapıyorum, şırdan, mumbar, ev yemekleri. Şu anda binlerce şükürler olsun. Şırdan ve mumbar yapmadan önce ev temizliklerine gidiyordum. Bir kız çocuğum var, onunla birlikte temizliğe gidip geliyordum. Sonra bu pazarda şırdan mumbar yapımına başladım. Şimdi ise dükkanımızı açtık, kız çocuğum da okudu ve oda annesi gibi yemekçi olmak için staj görüyor" dedi. Şırdan ve mumbarın temizliği her şeyden önemli Şırdan ve mumbarın zahmetli bir yemek olduğunu ve temizliğinin çok önemli olduğunu anlatan Ayten Mert, "Şırdanı biz alıyoruz toptan olarak. Alıp getiriyoruz ve ilk önce temizliğini yapıyoruz. Temizlikten sonra iç hazırlamasını yapıyoruz. Pirincini, baharatlarını, tuz ve yağını ayarlayıp doluma başlıyorum. Doldurduktan sonra dikim işlemini yapıyorum, dikiminden sonra tekrar bir temizlik aşaması var, o temizliğin ardından da 3 saat pişirmeye bırakıyorum" diye konuştu. Şırdan ve mumbara talebin de yoğun olduğunu anlatan Ayten Mert, "Aksaray’da talebimiz çok fazla. Allah’a şükürler olsun. Çünkü kendim yapıyorum, taze taze her gün temizliği olsun, pişirme aşaması gibi her şeyini kendimiz yaptığımız için Aksaray halkına şırdan ve mumbarı sevdirdik. Vatandaşlarda epey beğendi, her gün akşam da gelirler" şeklinde konuştu.