SPOR - 02 Nisan 2025 Çarşamba 14:20

PFDK’dan Uşakspor ceza

A
A
A
PFDK’dan Uşakspor ceza

Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu (PFDK), Uşakspor Silivrispor maçı nedeniyle başkanına, idarecisine ve sporcuya verilen cezayı açıkladı.



Nesine 3. Lig 2. Grup’da mücadele veren Uşakspor 26 Mart 2025 tarihinde deplasmanda Silivrispor ile oynamış olduğu maçta Uşakspor Başkanı Hasan Doğukan Kurnaz sportmenliğe aykırı hareketi ve akredite edilmediği alanlarda bulunmasından dolayı talimatlara aykırılık nedeniyle, Uşakspor idarecisi Murat Baş müsabaka sonrasında akredite edilmediği alanlarda bulunmasından dolayısı nedeniyle ve Uşakspor Sporcusu Selim Kayacı’nın müsabaka hakemine yönelik hakareti nedeniyle PFDK’ya sevk edilmişti. Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu’nun Başkan Kurnaz’a cezası ihtar, 21 gün hak mahrumiyeti ve 30 bin TL, idareci Baş’a ihtar cezası ve sporcu Kayacı’ya ise 3 resmi müsabakadan men ve 6 bin 750 TL para cezası oldu.



Türkiye Futbol Federasyonu, Profesyonel Futbol Disiplin Kurulununun Uşakspor Başkanı Doğukan Kurnaz’a verilen ceza için yapmış olduğu açıklamada; "Uşak Spor A.Ş. Başkanı Hasan Doğukan Kurnaz’ın, 26.03.2025 tarihinde oynanan Silivrispor-Uşak Spor A.Ş. Nesine 3. Lig 2. Grup müsabakasında, müsabaka sonrasında akredite edilmediği alanlarda bulunmasından dolayı talimatlara aykırılık nedeniyle FDT’nin 46/1. maddesi uyarınca ihtar cezası ile cezalandırılmasına, aynı müsabakada Uşak Spor A.Ş. Başkanı Hasan Doğukan Kurnaz’ın, sportmenliğe aykırı hareketi nedeniyle FDT’nin 36/1-b maddesi uyarınca 21 gün hak mahrumiyeti ve 30 bin TL para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir." ifadeleri kullanıldı.



Türkiye Futbol Federasyonu, Profesyonel Futbol Disiplin Kurulunun Uşakspor idarecisi Murat Baş ve sporcusu Selim Kayacı’nın cezasına ilişkin yapılan açıklamada ise; "Aynı müsabakada Uşak Spor A.Ş. idarecisi Murat Baş’ın, müsabaka sonrasında akredite edilmediği alanlarda bulunmasından dolayı talimatlara aykırılık nedeniyle FDT’nin 46/1. maddesi uyarınca ihtar cezası ile cezalandırılmasına ve aynı müsabakada Uşak Spor A.Ş. sporcusu Selim Kayacı’nın, müsabaka hakemine yönelik hakareti nedeniyle FDT’nin 41/1-a ve 35/4. maddeleri uyarınca 3 resmi müsabakadan men ve 6 bin 750 TL para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir." ifadeleri kullanıldı.



PFDK’dan Uşakspor ceza

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir Şahin Kaptan, çocuklara balığı sevdirmek için yola çıktı İzmir Ticaret Odası bünyesinde faaliyet gösteren İzmir Balıkçılık Çalışma Komitesi çocuklar için örnek bir çalışmaya imza attı. 20 kurumdan temsilcilerin yer aldığı komite, Ege Üniversitesi, Dokuz Eylül Üniversitesi, İzmir Ekonomi Üniversitesi ve İzmir Katip Çelebi Üniversitesi’nden öğretim üyelerinin katkılarıyla çocuk yaşta balık tüketimini özendirmek ve balığın denizden sofraya uzanan yolculuğunu anlatmak amacıyla "Şahin Kaptan’ın Balıkçılık Dünyası" kitabını hazırladı. Her bir detayı çocukların ilgisi çekecek şekilde hazırlanan kitap, İzmir Valiliği koordinasyonuyla kentimizdeki okullarda ücretsiz olarak dağıtılacak. Türkiye’nin, üç tarafı denizlerle çevrili bir balık cenneti olmasına rağmen kişi başı yıllık balık tüketiminin yalnızca 7,7 kg ile kıyı ülkelerinin gerisinde olması, İzmirli sektör temsilcilerini harekete geçirdi. Bu tabloyu değiştirmek ve özellikle çocuklarda su ürünleri kaynakları, sürdürülebilir balıkçılık ve sağlıklı tüketim bilinci oluşturmak amacıyla özel bir kitap hazırlığı başlatıldı. Hedef kitle 7-11 yaş grubu Yaklaşık 8 ay süren ve Ege Üniversitesi, Dokuz Eylül Üniversitesi, İzmir Ekonomi Üniversitesi ve İzmir Katip Çelebi Üniversitesi’nin değerli öğretim üyelerinin katkıda bulunduğu çalışmada, zeka gelişimine katkı sağlayan, Omega-3 bakımından zengin, yüksek protein içeriğine sahip, göz ve kalp sağlığını destekleyen doğanın süper besini balığın, özellikle çocuklarımıza doğru ve eğlenceli bir anlatımla tanıtılması hedeflendi. 7-11 yaş grubuna yönelik olarak hazırlanan kitap; bulmacalar, boyama sayfaları ve görsellerle zenginleştirildi. Çakan: "Çocuklar geleceğimiz" Kitap projesinin çok büyük bir emeğin sonucu olarak ortaya çıktığını ifade eden İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Şahin Çakan, "Kentimiz ve ülkemizin balıkçılık ve su ürünleri sektörünün gelişimine ve sorunlarının çözümüne katkı sağlamak amacıyla, kamu kuruluşları, üniversiteler, sivil toplum kuruluşları, kooperatif ve birlik temsilcileri ve su ürünleri sektöründe faaliyet gösteren sektör temsilcilerinin katılımı ile oluşturulan İzmir Balıkçılık Çalışma Komitemiz, kurulduğu 2019 yılından beri büyük bir özveri ile çalışıyor. Bu kez geleceğimizin temeli çocuklarımız için bir proje üretmekten memnuniyet duyuyoruz. Kitabımızda, denizlerimizde balık avcılığı, yetiştiricilik (çiftlik balıkçılığı), balıkların soframıza ulaşıncaya kadar geçirdiği aşamalar ve çeşitli balık türleri görseller eşliğinde anlatılıyor. Özellikle denizlerin geleceğimiz olduğu vurgulanarak, kurallara uygun avcılığın ve sürdürülebilir balıkçılığın önemi ele alındı" dedi. Okullarda dağıtılacak Çakan sözlerine şöyle devam etti: "Kitabımıza İzmir Ticaret Odası web sayfasından ulaşmak mümkün. Ayrıca İzmir Valiliğimiz koordinasyonunda okullarımıza dağıtım yapacağız. Çalışmamızın özellikle çocuklarımızda balık tüketimi bilincini arttırmasını ve sektörümüzün geleceğine katkı sağlamasını diliyoruz. "Şahin Kaptan’ın Balıkçılık Dünyası" kitabını hazırlanmasında bize her zaman destek veren İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanımız Mahmut Özgener başta olmak üzere, emeği geçen herkese teşekkür ediyorum"
İzmir Kampüste ‘güvenli sürüş’ seferberliği İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ), 2023’ten bu yana yaklaşık 3 bin motosiklet kazasının yaşandığı İzmir’de, ‘güvenli sürüşe’ dikkat çekmek amacıyla harekete geçti. Motosiklet dünyasının tanınmış isimlerini kampüste konuk eden İEÜ, gençler arasında kullanımı giderek artan motosiklet için ‘sürüş teori’ eğitimi gerçekleştirerek örnek bir farkındalığa imza attı. İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) Riders Motosiklet Kulübü’nün desteğiyle ‘Sağlıklı Kampüs’ etkinlikleri kapsamında düzenlenen program, iki ayrı oturum şeklinde gerçekleşti. İlk olarak, Zafer Akçay Akademi’nin eğitmeni Utku Akçay, gençlerle bir araya gelerek teori eğitimini gerçekleştirdi. Yoğun ilgi gören programda gençlerin sorularını yanıtlayan Akçay, motosiklet kullanırken dikkat edilmesi gereken noktaları ve kazadan korunmak için yapılması gerekenleri tek tek anlattı. Teori eğitiminin ardından da güvenli sürüş konusunda kapsamlı bir panel gerçekleştirildi. İEÜ Spor Koordinatörü Murat Palalı’nın moderatörlüğünde yapılan panelde, Utku Akçay’ın yanı sıra ODTÜ Psikoloji Bölümü Araştırma Görevlisi, Trafik ve Ulaşım Psikolojisi Uzmanı M. Kurtuluş Bedi ile İzmir İl Emniyet Müdürlüğü Motosikletli Polis Timler Amirliği Yunus Eğitmeni Sezai Çelikbilek de yer aldı. Etkinliklere, Zafer Akçay da konuk olarak katıldı. 3’te 2’sinde motosiklet var 27 yıldır mesleğini büyük başarıyla sürdüren Çelikbilek, İzmir’deki yaralı ya da ölümlü kazaların yüzde 65’ine motosikletlilerin karıştığını söyledi. İzmir’de her 4 araçtan birinin motosiklet olduğunu belirterek, son 3-4 yıl içinde motosiklet kaza sayısının da arttığına dikkat çeken Çelikbilek, "Bu kazaların en büyük nedenleri takip mesafesine uyulmaması, hatalı şerit değişimi ve hız kurallarının ihlali. Bunlara mutlaka dikkat etmeliyiz. Ayrıca, motosiklet üzerindeki görünürlüğümüzü de artırmalıyız. Gerektiğinde reflektörlü mont giymeliyiz. Eğer canımız sıkkınsa, kendimizi iyi hissetmiyorsak, o gün motosiklete binmemeliyiz" diye konuştu. İzmir’de, motosiklet sürerken kask takma oranının da yüzde 95 seviyesinde olduğunu sözlerine ekleyen Çelikbilek, kurallara uyulması durumunda kazaların önüne geçileceğini hatırlattı. "Sinirinizin üstesinden gelin" Gençlere yönelik önemli mesajlar veren Utku Akçay ise, "Motosiklet üzerinde bilincimiz daima açık olmalı, tam konsantre bir şekilde sürüş yapmalıyız. Maalesef birçok tabelanın ne anlama geldiğini bilmiyoruz. Bu konuda kendimizi geliştirmeliyiz. Sadece öndeki araca odaklanmamalıyız. Gözlerimiz daha ileriye bakmalı ve çevre kontrolünü sağlamalıyız. Motosiklet üzerinde korku ve panik çok tehlikelidir. Korku varsa virajı bile zor alırız. Bunu yenmenin yolu da bilgi ve pratikten geçer. Trafikte sıkıntılı durumlarla karşılaşabiliriz. Ne olursa olsun, sinirin üstesinden gelmeliyiz. Siniri takip etmemeliyiz. Sinir, hata yapma ihtimalinizi güçlendirir ve unutmayın ki, iyi bir sürücü olsanız da motosiklet asla hata affetmez" dedi. "Haklı olmaktan da önemlisi güvende olmak" Trafik ve Ulaşım Psikolojisi Uzmanı M. Kurtuluş Bedi, sürüş sırasında alınan anlık kararların kazaya ya da sürtüşmeye neden olabileceğini söyleyerek, "Trafikte, bir araç sizin önünüzü kesebilir, size bir söz de söyleyebilirler. Ancak unutmayın ki, haklı olmaktan daha da önemlisi güvende olmaktır. Trafikte kimse görünmez değildir. Eğer kötü niyetli bir tutum varsa, yasal hükümler devreye girebilir. Motosiklet sürücüleri daima öngörülü olmalı ve yaşanabilecek olayları sezmeye çalışmalı" diye konuştu.
İzmir Türkçe popun dilinde acı var 2000’li yılların hit Türk pop şarkıları yalnızca aşkı anlatmadı; kadın ve erkek arasındaki güç ilişkilerini de yeniden kurdu. Yaşar Üniversitesi tarafından gerçekleştirilen kapsamlı akademik araştırma, dönemin popüler şarkılarında erkeklerin kendini "mağdur", kadınların ise "öfkeli ama güçlü" bir anlatı içinde konumlandırdığını ortaya koyarak pop müziğin toplumsal cinsiyet söylemindeki rolünü gözler önüne serdi. Yaşar Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Burcu Dabak Özdemir’in 2000-2010 yılları arasında Türkiye’de liste başı olan pop şarkılarındaki aşk temasını inceleyen akademik makalesi, Birleşik Krallık merkezli yayıncılık şirketi Taylor & Francis Group’un prestijli dergilerinden Popular Music and Society’de yayımlandı. Araştırma, popüler aşk şarkılarının yalnızca duyguları değil; toplumsal cinsiyet rollerini ve kadın-erkek ilişkilerini yeniden ürettiğini ortaya koydu. Çalışmaya göre 2000’ler Türk pop müziğinde erkekler genel olarak "mağdur", kadınlar ise "öfkeli" bir anlatı içinde konumlandırılıyor. Yaşar Üniversitesi İletişim Fakültesi Dr. Öğr. Üyesi Burcu Dabak Özdemir’in 2000-2010 yılları arasında Türkiye’de zirveye çıkan 55 pop şarkısının incelediği çalışmada; 25’i erkek, 30’u kadın sanatçıya ait şarkı sözleri eleştirel söylem analizi yöntemiyle değerlendirildi. Dr. Öğr. Üyesi Özdemir araştırma keşifleri ile ilgili şu bilgileri verdi: "Erkek sanatçıların şarkılarında kendilerini acı çeken, pişman, bekleyen ve affedilmek isteyen figürler olarak sunduğunu gözlemledim. Ancak bu "mağduriyet" dili çoğu zaman emir kipleri, ısrarcı ifadeler ve şiddet hatırlatması yapan sözlerle kuruluyor. "Affet", "geri dön", "sensiz ölürüm" gibi ifadeler, romantik bir çerçeve içinde sunulsa da reddi kabul etmeyen bir erkek diline işaret ediyor. Kadın sanatçıların şarkılarında ise erkekler yalancı ve güvenilmez olarak betimlenirken; kadın anlatıcılar kendilerini güçlü ve bilinçli bireyler olarak konumlandırmış. Ancak bu güç vurgusu fazlalıkla geçmişte yaşanan ihanetlere ve hayal kırıklıklarına verilen tepkiler üzerinden kuruluyor." Kadınlar güçlü ama öfkeli Dr. Öğr. Üyesi Burcu Dabak Özdemir kadın şarkılarında öfkenin baskın duygu olarak öne çıktığını belirterek, "Bu öfke çoğu zaman hesap soran fakat sonucu değiştirmeyen bir anlatı düzeyinde kalıyor. Araştırmamın dikkat çeken keşiflerinden biri de kadın sanatçıların yalnızca sevgiliye değil, başka kadınlara ve kendilerine seslenen şarkılar üretmesi. Erkek sanatçılarda ise bu tür bir söyleme neredeyse hiç rastlanmıyor. Bu durum bana göre, kadınların pop müzik aracılığıyla bir dayanışma ve farkındalık alanı kurmaya çalıştığı anlamını taşıyor" diye konuştu. Toplumsal iklim müziğe yansıyor Dr. Öğr. Üyesi Özdemir bu konuda, "Son yıllarda, kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artışıyla birlikte, kadınların dayanışma ve farkındalık arayışının şarkı sözlerinde daha belirgin hale geldiği görülüyor. Sonuç olarak çalışma, 2000’ler Türk pop müziğinin yüzeyde romantik ve duygusal görünen şarkılar aracılığıyla erkek egemen toplumsal yapıyı yeniden ürettiğini; buna rağmen kadınlar açısından bu yapıya yönelik bir itiraz ve farkındalık alanı da sunduğunu ortaya koyuyor "dedi.
Düzce Sıfır araçta korkunç ihmal Düzce’de sıfır kilometre aldığı 2024 model Chery Tiggo 7 Pro Max aracıyla trafik kazası geçiren sürücü Abdullah Yaldız, hava yastıklarının yırtık açılması ve işlevini yerine getirmemesi sebebiyle firmaya dava açtı. Yaldız, "Chery firmasından bir geri dönüş aldık ama aracın kusuru kadar indirim yapıp tekrar sıfır araç satmak gibi bir niyetleri var. Biz bunu kabul etmiyoruz" dedi. Edinilen bilgiye göre, Abdullah Yaldız idaresindeki 2024 model otomobil, 5 Temmuz 2025 tarihinde Kocaeli’den Düzce’ye dönüş yolunda, Sakarya’nın Hendek ilçesi mevkisinde otoyol üzerinde dönüş yapmaya çalışan bir tırla çarpıştı. Çarpışmanın etkisiyle araçta bulunan 4 kişiden 3’ü yaralandı. Kazanın ardından aracın hava yastıklarının (airbag) tam açılmadığını fark eden Yaldız, hukuki süreç başlattı. Düzce 4. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından atanan bilirkişi heyeti, hurdaya dönen araç üzerinde yaptığı incelemede; sağ taraftaki hava yastıklarının yırtık açıldığı, yeterince şişmediği ve aracın bu yönden kusurlu olduğunu raporladı. "Dava açtık çünkü hava yastıkları yırtık çıktı" Yaşadığı süreci anlatan sürücü Abdullah Yaldız, kaza anında araçtaki herkesin emniyet kemerinin takılı olduğunu belirterek, şöyle konuştu: "5 Temmuz 2025’te Kocaeli’den Düzce’ye geliyorduk. Sakarya Hendek civarında otoyol üzerinde, sadece özel araçların dönüş yapabildiği refüjde bir tır Ankara istikametine giderken İstanbul istikametine dönmeye çalıştı. O esnada biz tırla çarpıştık. Ben hariç diğer 3 kişi yaralandı. Sağ önde oturan arkadaşımızın kalçası kırıldı. Sağ arkada oturan arkadaşımızın omzunda parçalı kırık vardı. Kendisine 13 vida ve 2 platin takıldı. Sol arkada oturan arkadaşımızın burnu ve arka kaburgası kırıldı. Herkesin emniyet kemeri takılıydı. Kazanın ardından firmaya dava açtık. Davayı açmamızın sebebi aracın airbaglerinin yırtık çıkmasıydı. Bilirkişi talep ettik, raporlar elimizde. Chery firmasından bir geri dönüş aldık ama aracın kusuru kadar indirim yapıp tekrar sıfır araç satmak gibi bir niyetleri var. Biz bunu kabul etmiyoruz." "Bu kazada ölüm de olabilirdi" Hava yastıklarının devreye girmemesi nedeniyle yaralanmaların ağırlaştığını savunan Yaldız, "Bu kazada ölüm de olabilirdi. Sağ tarafta oturan arkadaşlarımız, hava perdeleri inseydi ve şişseydi daha hafif bir kuvvetle kazayı atlatabilirdi ama şişmediği için sağ ön koltukta kırık oluştu. Sağ ön tarafta oturan arkadaşımızın vücudu sağ tarafa vurdu. Aracı sağ taraftan vurduk. Hava yastığı açsaydı bu kadar büyük yaralanmalar olmazdı" dedi. "Chery tamamen pişmanlıktır" Aracın 1,3 milyon lira bedelle hurdaya ayrıldığını anlatan Yaldız, "Araç hurdaya ayrıldı ancak aracın emsal bedelini ödeme kararı almadılar. Kazanın üzerinden 7 ay geçti, mahkemelerle uğraşıyoruz. 2012 model başka bir marka aracımla kaza yapmıştım. Aracımın emsal fiyatını 15 gün içerisinde iade etmişlerdi. Bu olayda aynı yaklaşımı göremedik. Chery tamamen pişmanlıktır. Firmadan bu konuda bize ulaşmalarını istiyoruz" ifadelerini kullandı.