GÜNDEM - 21 Ekim 2025 Salı 14:00

90 bin bitki örneğiyle bilimsel bir hazine: VANF Herbaryumu

A
A
A
90 bin bitki örneğiyle bilimsel bir hazine: VANF Herbaryumu

VAN (İHA) – Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Fen Fakültesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümünden Prof. Dr. Fevzi Özgökçe, üniversite bünyesinde faaliyet gösteren VANF Herbaryumu’nun yaklaşık 90 bin bitki örneğini barındırdığını ve bu koleksiyonun 23 binden fazlasının dijital ortama aktarılmış durumda olduğunu söyledi.


Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Fen Fakültesi Flora Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren VANF Herbaryumu, sahip olduğu endemik ve nadir bitkileriyle Türkiye’nin en kapsamlı ve bilimsel açıdan en nitelikli bitki koleksiyonlarından biri olma özelliğini taşıyor. Merkezde çalışmaları yürüten Van YYÜ Fen Fakültesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümünden Prof. Dr. Özgökçe, herbaryumların yalnızca taksonomik ve floristik çalışmalar için değil, aynı zamanda biyoçeşitliliğin korunması, çevresel değişimlerin izlenmesi ve moleküler düzeyde araştırmaların yürütülmesi açısından da stratejik bir öneme sahip olduğunu vurguladı. Özgökçe, bu yönüyle VANF Herbaryumu, Türkiye florasının genetik, ekolojik ve sistematik açıdan belgelenmesine katkı sağlayan uluslararası ölçekte bir bilimsel müze niteliğinde olduğunu kaydetti.



"Bitki bir hazineyse herbaryum onun anahtarıdır"


Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Fen Fakültesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Fevzi Özgökçe, herbaryum kavramını bilimsel yönüyle açıklayarak bu merkezlerin doğa tarihi açısından taşıdığı stratejik önemi vurguladı. Prof. Dr. Özgökçe, "Herbaryumlar; çeşitli yöntemlerle belirli özelliklere sahip bitki örneklerinin toplandığı, kurutularak uzun süre bozulmadan saklanabilen ve sistematik olarak tanımlanmış bitki örneklerinin bilimsel arşivlendiği yerlerdir. Bu yönüyle herbaryumlar; bitki sistematiği, taksonomi, ekoloji, moleküler biyoloji ve çevre bilimleri gibi birçok disiplinin temel referans noktası konumundadır. Bir bitkinin doğru biçimde tanımlanması, teşhis edilmesi, korunması ve üzerinde yürütülecek tüm bilimsel çalışmaların ilk basamağı herbaryumlardır. Bu nedenle herbaryumlar, yalnızca birer koleksiyon değil, aynı zamanda bitki biyoçeşitliliğinin hafızasını ve geleceğe taşınan genetik mirasını temsil eden bilimsel bitki müzeleridir. Eğer bitki bir hazine ise herbaryum onun anahtarıdır" ifadelerini kullandı.



"Dünya genelindeki 3 bin 100 herbaryum, 450 bin bitki türüne ait 400 milyon bitki örneğini koruyor"


Prof. Dr. Fevzi Özgökçe, herbaryum çalışmalarının dünya genelinde köklü bir geçmişe sahip olduğunu belirterek, bu kurumların biyolojik çeşitliliğin korunmasında oynadığı kritik role dikkat çekti. Prof. Dr. Özgökçe, "İlk herbaryumun 1490’lı yıllarda Roma’da kurulduğu bilinmektedir. Yaklaşık beş asırdan bu yana bilim insanları, yeryüzündeki bitkisel zenginliği kayıt altına alarak kalıcı bir biyolojik hafıza oluşturmuştur. Günümüzde dünya genelinde yaklaşık 3 bin 100 herbaryum bulunmakta ve bu merkezlerde 12 bine yakın bilim insanı aktif olarak görev yapmaktadır. Bu herbaryumlarda yeryüzündeki yaklaşık 450 bin bitki türüne ait 400 milyona yakın bitki örneği bilimsel yöntemlerle korunmakta, dijital ortama aktarılmakta ve küresel araştırma ağlarına entegre edilmektedir" dedi.



"Herbaryumlar iğneyle kuyu kazmayla oluşturulmaktadır"


Prof. Dr. Özgökçe, ayrıca, herbaryumların yalnızca geçmişin bitkisel zenginliğini belgeleyen arşivler olmadığını, aynı zamanda iklim değişikliği, tür kaybı, biyoçeşitliliğin sürdürülebilir yönetimi ve genetik kaynakların korunması gibi güncel bilimsel sorunlara ışık tutan dinamik araştırma merkezleri olduğunu vurguladı. Herbaryumların yalnızca üniversitelere özgü akademik arşivler olmadığını, bireysel araştırmacılardan kamu kurumlarına kadar farklı düzeylerde oluşturulabildiğini vurgulayan Prof. Dr. Özgökçe, "Kişisel herbaryumlar, araştırmacıların kendi çalışma alanlarına özgü olarak oluşturdukları bilimsel bitki koleksiyonlarıdır. Bunun yanı sıra bazı kurumsal herbaryumlar ise kurumun görev alanı ve ekolojik ilgi sahasına göre şekillenir. Örneğin, şeker bitkileri üzerine çalışan bir araştırma enstitüsü, yalnızca şeker elde edilen bitkileri toplarken; Devlet Su İşleri (DSİ) gibi kurumlar ise genellikle sulak alan florasına ait türleri kayıt altına alarak özel koleksiyonlar oluşturur. Bu çeşitliliğin, herbaryumların yalnızca birer bitki arşivi değil, aynı zamanda ülkenin bitkisel zenginliğini tematik biçimde belgeleyen ve gelecekteki araştırmalara yön veren bilimsel kaynak merkezleridir. Herbaryumlar adeta iğneyle kuyu kazmayla oluşturulmaktadır" diye konuştu.



"VANF Herbaryumu, 90 bin bitki örneğiyle bilim dünyasının sessiz hazinesidir"


Prof. Dr. Fevzi Özgökçe, Van Yüzüncü Yıl Üniversite bünyesinde faaliyet gösteren VANF Herbaryumu’nun, Türkiye’nin en kapsamlı bitki koleksiyonlarından biri olduğunu sözlerine ekleyerek, şöyle devam etti:


"VANF Herbaryumu, yaklaşık 90 bin bitki örneğine ev sahipliği yapıyor. Bu örneklerin 23 bini dijital ortama aktarılmış durumda ve bu oran, Türkiye ölçeğinde oldukça dikkat çekici bir düzeydir. Dijitalleştirme süreci hem veri güvenliğini sağlamakta hem de araştırmacıların uzaktan erişim imkânını genişletmektedir. Koleksiyon sadece bir arşiv değil, aynı zamanda biyolojik çeşitliliğin korunması, sistematik botanik, ekoloji, biyokimya, moleküler biyoloji ve genetik başta olmak üzere tıp, eczacılık, dişçilik, peyzaj mimarlığı, veteriner ve ziraat çalışmalarına altlık sağlayan bir bilim merkezidir. VANF Herbaryumu, hem fiziksel hem de dijital yapısıyla, yerli ve yabancı araştırmacıların sıklıkla başvurduğu bir referans laboratuvar konumundadır. Bu merkez, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı himayelerinde ve Türkçe yazılan renkli ve resimli Türkiye florasının belgelenmesinde ve geleceğe aktarılmasında stratejik bir rol üstlenmektedir."



"Bilimsel çalışmalar kesintisiz devam ediyor"


Prof. Dr. Fevzi Özgökçe, Türkiye genelinde hemen her üniversitede olan hatta bazı üniversitelerde birden fazla bulunan herbaryumların içinde en aktif 10 ila 20 arasında değişen aktif ve bilimsel altyapıya sahip herbaryumların bulunduğunu ve bunların da ülkenin floristik zenginliğini kayıt altına alma çalışmalarını aralıksız sürdürdüklerini kaydetti. Prof. Dr. Özgökçe, "Bu merkezlerde görev yapan bilim insanları, bitki örneklerinin toplanmasından teşhisine kadar, morfolojik ve ekolojik yönden DNA düzeyinde analizlerine kadar uzanan çok yönlü araştırmalar yürütülmektedir. Türkiye’nin farklı ekolojik bölgelerinden elde edilen bitki materyalleri hem sistematik botanik hem de moleküler biyoloji çalışmalarında büyük önem taşımaktadır. Biz de Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi olarak hem ulusal hem de uluslararası düzeyde bu bilimsel mirasa katkı sunmaya devam ediyoruz. Ayrıca VANF Herbaryumu’nun bu alandaki öncü çalışmaları yalnızca Türkiye ile sınırlı değil, Ortadoğu ve Kafkasya florasının da bilimsel olarak belgelenmesine katkı sağlamaktadır" şeklinde konuştu.



90 bin bitki örneğiyle bilimsel bir hazine: VANF Herbaryumu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Aydın Başkan Künkcü: "Hüsnü başkanımıza sıkılan kurşun, birlik ve beraberliğimize sıkılmıştır" Aydın’ın Kuşadası ilçesinde eski oda başkanı Hüsnü Öten’e yönelik gerçekleştirilen silahlı saldırıya AYESOB Başkanı Muhammet Ali Künkcü sert tepki gösterdi. Künkcü, "Hüsnü başkanımıza sıkılan kurşun, birlik ve beraberliğimize sıkılmıştır" diyerek saldırıyı en ağır ifadelerle kınadı. Kuşadası Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası önceki dönem Başkanı ve Şoför Esnaf Kefalet Kredi Kooperatifi Başkanı Hüsnü Öten’in uğradığı menfur saldırıya, Aydın Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (AYESOB) Başkanı Muhammet Ali Künkcü sert tepki gösterdi. Kadınlar Denizi Mahallesi Süleyman Demirel Bulvarı üzerinde, oda binası önünde gerçekleşen olayda H.C. isimli şahsın silahlı saldırısı sonucu bacağından yaralanan Öten, hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındı. Saldırgan kısa sürede yakalanarak gözaltına alındı. Başkan Künkcü yaptığı yazılı açıklamada, "Kuşadası’nda yaşanan bu çirkin ve kabul edilemez saldırı, sadece Hüsnü Öten başkanımıza değil, tüm esnaf ve sanatkar camiamıza yapılmıştır. Hüsnü başkanımıza sıkılan kurşun, bizim birlik ve beraberliğimize sıkılmıştır. Bu tür zorbalıkları, silahı çözüm aracı olarak gören anlayışı asla kabul etmiyoruz. Şiddeti meşrulaştırmaya çalışan her zihniyetin karşısındayız" dedi. Esnaf teşkilatlarının kişisel husumetlerin, öfkenin ya da çıkar hesaplarının adresi olmadığını vurgulayan Künkcü, "Hiç kimse esnaf odalarımızı ve yöneticilerimizi hedef alarak korku iklimi oluşturamaz. Hukuk devletinde yaşıyoruz. Sorunu olan hukuk kapısını çalar, silaha sarılmaz. Bu saldırının takipçisi olacağız. Yargının en ağır şekilde gereğini yapacağına inanıyoruz" diye konuştu. Hüsnü Öten’e geçmiş olsun dileklerini ileterek, AYESOB olarak Kuşadası esnafının yanında olduklarını belirten Künkcü, "Değerli büyüğümüz Hüsnü Öten Başkanımıza acil şifalar diliyorum. Esnaf ve sanatkârlarımız bilmelidir ki; birlik olarak dimdik ayaktayız. Bu tür girişimler bizi yıldıramaz, aksine kenetler. Şiddeti protesto ediyor, saldırıyı en sert şekilde kınıyoruz" ifadelerini kullandı.
Muğla Muğla Büyükşehir’den temizlik seferberliği Muğla Büyükşehir Belediyesi, il genelinde başlattığı temizlik seferberliğinin üçüncü etabını Marmaris’te gerçekleştirdi. İlçede etkili olan fırtınanın ardından Yalancı Boğaz mevkiinde kıyıya sürüklenen atıklar, gençlerin katılımıyla düzenlenen etkinlikte toplandı. Muğla Büyükşehir Belediyesi, Marmaris Belediyesi ve Sosyal Gençlik Masası (SOGEM) iş birliğinde hayata geçirilen çalışma, hem kıyı temizliğini sağladı hem de çevre bilincinin artırılmasına katkı sundu. Çalışmalar kapsamında kıyı şeridinde biriken atıklar temizlenirken, çevre bilincinin artırılmasına yönelik farkındalık mesajları da verildi. Temizlik çalışmasına katılan Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi öğrencisi İclal Güneş, "Lütfen çöplerinizi çay ile atmayın. Çünkü atılsa kadar kolay olsa da temizlenmesi o kadar kolay değil ve doğada da bunlar çözülmüyor biliyorsunuz. Lütfen çevremizi temiz tutalım" dedi. Öğrenci Mertcan Teker, "Bu tür etkinliklerin daha fazla arttırılmasını ve insanların bilinçlendirilmesini istiyoruz. Bu farkındalığı oluşturduğumuzda daha kolay bir şekilde temizlik sağlayabiliriz. Aslında en güzeli kirletmemek. Bütün vatandaşlarımızdan da aynı duyarı bekliyoruz" dedi. Muğla Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığında görevli Serkan Cengiz, "Muğla Büyükşehir Belediyesi olarak il gelinde başlattığımız temizlik seferberliğine devam ediyoruz. Ekiplerimizle ve araçlarımızla birlikte Marmaris Belediyesi ve SOGEM işbirliğiyle Marmaris ilçemizinYalancı Boğaz mevkiinde çevre temizliği çalışması gerçekleştirdik. Kıyı şehri ve çevresinde biriken atıkları toplayarak gerekli araştırmaları yapıyoruz ve vatandaşlarımızı çevre temizliği konusunda farkındalık çağrısında bulunuyoruz. Herkesi çevremizi korumak konusunda daha duyarlı olmaya davet ediyoruz" dedi. Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, Muğla gibi bu güzel coğrafyayı korumak, herkesin ortak sorumluluğu olduğunu belirterek, özellikle gençlerin böylesine anlamlı bir etkinlikte gönüllü olarak yer almasının önemli olduğunu, yerel yönetimler olarak bu bilinci destekleyen, doğayı koruyan ve sürdürülebilir bir gelecek için çalışan projeleri hayata geçirmeye devam edeceklerini açıkladı.
Muğla Muğla’daki hastanede yeni tedavi dönemi Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi, modern tıbbın en güncel cerrahi yöntemlerinden biri olan HoLEP (Holmium Lazer Enükleasyon Prostatektomi) yöntemini bünyesine katarak üroloji alanında yeni bir dönem başlattı. Halk arasında "iyi huylu prostat büyümesi" (BPH) olarak bilinen rahatsızlığın tedavisinde altın standart olarak kabul edilen bu yöntemle ilk başarılı operasyon gerçekleştirildi. Özellikle büyük prostat hacmine sahip hastalar için geleneksel olarak uygulanan açık cerrahi, yerini tamamen kapalı (endoskopik) bir yöntem olan HoLEP’e bırakıyor. Prof. Dr. Hüseyin Tarhan ve Doç. Dr. İlker Akarken öncülüğünde gerçekleştirilen ilk ameliyatla birlikte, hastanenin teknolojik altyapısındaki güçlenme de gözler önüne serildi. Operasyon sonrası açıklamalarda bulunan Üroloji Klinik Sorumlusu Prof. Dr. Hüseyin Tarhan, HoLEP yönteminin hastalara sunduğu kritik avantajları şu şekilde özetledi: "Karın bölgesinde hiçbir kesi yapılmadan, doğal idrar yollarından girilerek operasyon tamamlanır. Minimum Kanama Riski: Lazer teknolojisi, dokuyu ayırırken aynı anda damarları mühürlediği için kanama riski yok denecek kadar azdır. Bu durum, özellikle kan sulandırıcı ilaç kullanan hastalar için büyük bir güvenlik sağlar. Hastalar genellikle operasyondan sadece bir gün sonra taburcu edilir; sonda kullanım süresi ise minimuma iner. Tekrarlama riski ortadan kalkıyor. Prostat dokusu kapsülünden tamamen sıyrılıp çıkarıldığı için geride parça kalmaz ve hastalığın nüksetme ihtimali neredeyse sıfırlanır" dedi. Hastanenin teknolojik gelişimine vurgu yapan Prof. Dr. Tarhan, "Hastanemizin teknolojik altyapısını güçlendiren bu önemli cihazın temininde desteklerini esirgemeyen Sağlık Bakanlığımıza teşekkürlerimizi sunarız" açıklamasında bulundu. Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi yönetimi ise, başarılı geçen ilk operasyonun ardından emeği geçen tüm sağlık ekibini tebrik ederek, bölge halkına sunulan sağlık hizmeti kalitesinin artarak devam edeceğini belirtti.