EKONOMİ - 16 Eylül 2025 Salı 12:26

Geleneksel Van lezzeti: Kışlık küp otlu peyniri tezgâhlardaki yerini almaya başladı

A
A
A
Geleneksel Van lezzeti: Kışlık küp otlu peyniri tezgâhlardaki yerini almaya başladı

Yüksek dağlardan toplanan endemik otlarla hazırlanan Van’ın tescilli kışlık küp otlu peyniri, toprak altında olgunlaştırıldıktan sonra tezgahlardaki yerini almaya başladı.



Kentin asırlardır sofralardaki yerini koruyan ve kentin tescilli lezzetleri arasında bulunan otlu peyniri, kış aylarında tüketilmek üzere hazırlanıyor. Van’ın yüksek kesimlerinde yetişen endemik otların taze sütle buluşmasıyla üretilen otlu peynir, hem özel aroması hem de eşsiz tadıyla kentin vazgeçilmez tatları arasında yer almaya devam ediyor.


Özenle hazırlanan peynirler, Mayıs ve Haziran ayından itibaren toprak altında bekletilerek olgunlaştırılıyor. Bu sürecin ardından "küp peyniri" adıyla piyasaya sunulan otlu peynir, kışlık hazırlıkların en önemli gıda ürünlerinden biri haline geliyor. Geleneksel yöntemlerle üretilip toprak altında olgunlaştırılan yüksek kaliteli otlu peynirin fiyatı ise kalitesine göre 450 ila 500 TL arasında alıcı bulabiliyor.


"Toprak altına gömülü peynir sofraları süslüyor"


İHA muhabirine konuşan 27 yıllık peynirci esnafı Mehmet Nar, mevsimsel olarak Van peynirinde çeşitlilik görüldüğünü belirtti. Mayıs-haziran aylarında "taze peynir" olarak bilinen yumuşak peynir tüketildiğini ifade eden Nar, "Haziran-eylül döneminde salamura peynir ön plana çıkarken, eylülden mart-nisana kadar da toprak altına gömülü peynir sofraları süslüyor. Aslında ‘Van peyniri’ denildiğinde akla genellikle toprak altında bekletilen peynir geliyor. En özel ve makbul olan da bu peynir kabul ediliyor. Çünkü yaklaşık 8 ay ile 1,5 yıla kadar toprak altında kalan peynir, toprağın nemini ve kokusunu alıyor. Bu süreçte peynir, örneğin 50 kilodan 40 kiloya kadar düşerek kıvamına ulaşıyor ve en lezzetli halini alıyor. Mayıs-haziran aylarında halk bu peyniri hazırlamaya başlıyor. Gömmeler ise isteğe göre sulu veya susuz yapılıyor" dedi.


"Peynire erişim her geçen yıl zorlaşıyor"


Peynirin kalitesinde en önemli unsurun gösterilen özen olduğu vurgulayan Nar, "Mayası, yapılışı, kullanılan otları ve sütün süzülmesi dikkatle yapıldığında kalite daima yüksek oluyor. Temiz ve özenli yapan kazanır, hile yapan ise hem zarar eder hem de esnaf ondan bir daha almaz. Fiyatlara bakıldığında mayıs-haziran döneminde Van halkına toptan 300 ile 380 lira arasında satılan peynirin, küp olarak 450 ile 500 lira arasında olması bekleniyor. Fiyatların yüksek bulunmasına rağmen üretim azalması ve talebin artması nedeniyle peynire erişim her geçen yıl zorlaşıyor. Eskiden vatandaşımız 4-5 kilo peynir alırdı. Günümüzde ise alımlar 1 kilo ile 1,5 kilo seviyelerine kadar düştü" diye konuştu.


(YLM-MSA-Y)

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Alanya’da yaz erken geldi, yerli ve yabancı turistler sahile koştu Antalya’nın Alanya ilçesinde yaz havası, turizmi hareketlendirdi. Yerli ve yabancı turistler sahile indi, güneşin ve denizin tadını çıkardı. Karavanla Türkiye’yi dolaşan vatandaş, "Alanya’ya bayıldım. O yüzden buraya taşındım. Bu yazı burada geçireceğim" dedi. Alanya’da bahar aylarının bitimine sayılı günler kala yaz havası yüzünü gösterdi. Hava sıcaklığının 23 derece, deniz suyu sıcaklığının ise 20 derece olarak ölçüldüğü ilçede yerli ve yabancı turistler sahillere akın etti. Dünyaca ünlü Kleopatra Plajı’nda yoğunluk dikkat çekerken, güneşli havayı fırsat bilen vatandaşlar sahile indi. Bazı tatilciler denize girerek serinlerken, bazıları ise kumsalda güneşlenmeyi tercih etti. Öte yandan, tekne kiralayan turistlerin Akdeniz’in berrak sularında vakit geçirdiği görüldü. Teknelerin güvertesinde güneşlenen tatilciler, denizin ve güneşin tadını çıkardı. Sahilde vakit geçiren aileler ise çocuklarıyla birlikte oyun oynayarak keyifli anlar yaşadı. Ayrıca bazı vatandaşlar su sporları yaparak renkli görüntüler oluşturdu. Bahar aylarında yazı aratmayan hava durumları, turizm hareketliliğini de artırdı. Karavan ile Türkiye’yi gezen Nedim Bircan, (43) "Ben normalde karavanda yaşıyorum, 2 yıldır Antalyadaydım. Antalya’da yaz bitti dediğimiz zamanlarda bu bölgeyi motorla gezmek için geldim. Burada hala yaz devam ediyordu. Bayıldım. O yüzden buraya taşındım. Bu yazı burada geçireceğim. Şu anda Alanya’da yaz havası var" dedi.
Yalova Yalova’da Kocadere şehitleri anıldı Yalova’nın Çınarcık ilçesinin Kocadere köyünde 29 Nisan 1921 tarihinde Yunan işgal kuvvetleri, Rum ve Ermeni çeteleri tarafından katledilen 830 şehit düzenlenen törenle anıldı. Kocadere şehitlerini anma programı, Kocadere İlkokulu önündeki Mehteran konseri ile başladı. Ardından şehitliğe yürüyüş gerçekleştirildi. AKocadere Şehitliği’nde düzenlen törende şehitliğe karanfiller bırakılırken 1 dakikalık saygı duruşunda bulunuldu ve akabinde İstiklal Marşı okundu. Kuran-ı Kerim tilavetinin ardından ise İl Müftüsü İlyas Yılmaztürk şehitler için dua okudu. Programda ardından konuşma yapan Kocadere Köyü Muhtarı Volkan Varol ise 105 yıl önce yaşanan vahşetle ilgili, "1921 Yılının 29 Nisan günü Şenköy ve Kocadere’de yaşayan Müslüman halka, Yunan düşman kuvvetlerinin önderliğinde Rum ve Ermeni çeteleriyle soykırım yapılmıştır. O yıllarda milli mücadele boşaltılmış, eli silah tutan herkes cephelere koşmuştur. Köylerde kadın, çocuk ve yaşlılar kalmıştır. Şanköy Engere’de kurşun zilmiş, türlü işkenceler uygulanarak denizde boğulmuş, büyük bir kısmı ise Kocadere’de şu an bulunduğumuz yerde Bekir Onbaşı’nın iki katlı evine doldurulmuş, üzerlerine gaz dökülerek ev ateşe verilip diri diri yakılarak vahşice katledilmiştir. Burada yaşanan bir cephe savaşı değildir. Savunmasız silahsız mağdur vatan, namus ve bayrak uğruna can veren aziz şehitlerimizi rahmetle aldınız. Bedelini şehitlerimizin kanlarıyla ödediğimiz vatanımız bizlere emanettir. Ezan dinmez, bayrak inmez, şehitler ölmez. Kahraman ve aziz şehitlerimiz huzur içinde uyu. Ruhunuz şad, mekanınız cennet olsun" dedi. Yalova Valisi Ahmet Hamdi Usta ise yaşanan katliamla ilgili şunları kaydetti: "Bugün, 105 yıl önce Kocadere’de yaşanan büyük acıyı anmak, kaybettiğimiz canlarımızı rahmetle yâd etmek üzere bir aradayız. Hatıralarımızı değil hafızamızı tazelemek açısından neler yaşandığına kısaca bakmamız gerekiyor. İtilaf Devletleri’nin, kendi güvenliklerini tehlikede gördükleri stratejik noktaları işgal etmelerine imkân tanıyan 30 Ekim 1918 tarihli Mondros Mütarekesi’nin 7. maddesine dayanarak, Yalova ve çevresi 15 Eylül 1920 tarihinde işgal edilmiştir. Devamında yine aynı madde gerekçe gösterilerek, Yalova’nın batısında bulunan Kocadere de dahil tüm köylerdeki silahlar toplatılmıştır. Ancak İtilaf Devletleri bununla da yetinmemiş; 24 Nisan 1921 günü, 300 kişiden oluşan Yunan birliği Kocadere’ye baskın düzenleyerek sistematik bir katliam başlatmıştır. Bu vahşet, 29 Nisan’da maalesef en acı noktasına ulaşmıştır. Silahlarını teslim eden masum insanların, köyün tüm ahalisinin toplandığı Bekir Çavuş’un evi ateşe verilmiş, kaçmaya çalışanlar ise kurşunlanmıştır. Bu insanlık dışı saldırı sonucunda 830 vatandaşımız şehit edilmiş, tarihe kara bir leke olarak geçen büyük bir katliam yaşanmıştır. 29 Nisan 1921’de; yalnızca kendi köylerinde, kendi yuvalarında huzur içinde yaşamak isteyen masum insanlar, hiçbir savunma imkânı kalmadan tarifsiz bir zulme maruz bırakılmıştır. Kocadere, o gün yalnızca bir köyün değil, insanlık vicdanının da ateşe verildiği yer olmuştur. Yaşanan bu katliam, sadece Kocadere’nin değil, aziz milletimizin yüreğine kazınmış derin bir acıdır. Aynı zamanda Türk milletinin bağımsızlık ve özgürlük uğruna ne büyük bedeller ödediğinin ibret vesikalarından biridir. Rabbim milletimize bir daha böyle acılar yaşatmasın." Konuşmaların ardından öğrenciler tarafından şiirler okundu. Sonrasında ise katılımcılara ikramlarda bulunuldu. Öte yandan, şehitler için Kocadere Merkez Camii’nde mevlit okutuldu. Programa Garnizon ve Karamürselbey Eğitim Merkezi Komutanı Tuğamiral Mehmet Tahir Göncüoğlu, İl Genel Meclisi Başkanı Hasan Soygüzel, belediye başkanları, kurum müdürlerinin yanı sıra siyasi parti temsilcileri ve çok sayıda vatandaş da katıldı.