POLİTİKA - 25 Kasım 2024 Pazartesi 14:59

Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Mumcu: “Toplam kitap sayısı 24.8 milyona erişmiştir”

A
A
A
Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Mumcu: “Toplam kitap sayısı 24.8 milyona erişmiştir”

Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Dr. Batuhan Mumcu, bu yıl itibarıyla kütüphanelerde üye sayısının 6.5 milyon kişiye, kullanıcı sayısının ise 33,5 milyon kişiye ulaştığını belirterek, “Toplam kitap sayısı ise 24.8 milyona erişmiştir. Bu verilerle Cumhuriyet tarihinin rekorlarını kırmış bulunmaktayız” dedi.


Sabah saatlerinde Van’a gelen Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Dr. Batuhan Mumcu, Gevaş Halk Kütüphanesinin açılışına katıldı. Açılış töreninde konuşan Mumcu, bugün Van’ın dört bir yanında ‘Bebek ve Çocuk’ kütüphanelerinin açılışını gerçekleştirdiklerini belirterek, “Biz kütüphaneleri sadece kitapların saklandığı yerler olarak görmüyoruz. Bugünün kütüphaneleri, gençlerimizin ve çocuklarımızın hayal dünyalarını besleyen, kişisel ve sosyal ihtiyaçlarına cevap veren sosyal alanlardır. Bebeklik döneminden okumak kültürünün gelişimine katkı sağlayan kurumlar olarak önemli bir yere sahiptirler. Yeni nesil kütüphanelerimiz, kültürel katkıları destekleyen etkinliklere ev sahipliği yapmakta ve mekânsal sınırların ötesinde yaşam merkezleri haline gelmektedir. Kütüphanelerimizde beş yıl içerisinde 50 bin metrekareye kadar alan ekledik ve oturma kapasitemiz 97 binden 137 bine yükseldi. 2024 yılı itibarıyla kütüphanelerimizde üye sayısı 6,5 milyon kişiye, kullanıcı sayısı ise 33,5 milyon kişiye ulaşmıştır. Toplam kitap sayısı ise 24.8 milyona erişmiştir. Bu verilerle Cumhuriyet tarihinin rekorlarını kırmış bulunmaktayız” dedi.


Ekim ayı itibarıyla ülke genelinde 21 bebek kütüphanesi, 19 ihtisas kütüphanesi, 12 edebiyat kütüphanesi, 12 alışveriş merkezi kütüphanesi, 2 tren garı kütüphanesi ve 3 havaalanı kütüphanesinin hizmete girdiğini ifade eden Bakan Yardımcısı Mumcu, “Yeni kütüphanelerimizi vatandaşlarımızın hizmetine sunmak için var gücümüzle çalışıyoruz. Cumhurbaşkanımızın talimatları ve bakanımızın bize gösterdiği yol doğrultusunda bakan yardımcıları ve bakanlığımızın tüm ekibi elinden geleni yapmaya devam etmektedir. Van’da da İpekyolu Çal Kütüphanesi, İpekyolu Bebek ve Çocuk Kütüphanesi ve Tuşba İlçe Halk Kütüphanesi, 2024 yılının Eylül ayında hizmete açıldı. Bugün ise Gevaş, Gürpınar, Bahçesaray ve Çatak ilçelerimizdeki kütüphanelerimizi modern bir anlayışla yeniden yapılandırarak vatandaşlarımızın hizmetine sunduk. Erciş ve Muradiye’de de bebek ve çocuk kütüphanelerimizi minik kullanıcılarımızın kullanımına açıyoruz. Bu projelerin gerçekleşmesinde bize destek olan, özellikle kitap ve kütüphane konusunda gösterdiği hassasiyetle tanınan değerli valimle birlikte Bakanlık olarak çok güzel işlere imza attık. Bugün açılışını gerçekleştirdiğimiz 500 metrekare alana sahip kütüphanemiz, aynı anda onlarca kullanıcıyı ağırlayabilecek, serbest çalışma alanlarının yanı sıra kültürel, bilimsel ve sanatsal etkinlikler ile sportif faaliyetlere ev sahipliği yapacak” diye konuştu.


Van’daki tüm açılışlarının Van halkına ve ülkeye hayırlı olmasını temenni eden Mumcu, “Turizm Master Planımızı tamamladık ve bu planla birlikte yurt içi ve yurt dışından birçok misafirimizi ağırlayacağız. Van’daki projeleri planlı bir şekilde hayata geçireceğiz. Vakıflar Genel Müdürlüğümüz ile İzzetin Şir Camii restorasyonu, Van Kültür Merkezi projesi gibi birçok önemli projeyi hayata geçiriyoruz. Eski Van şehrinin çevre düzenlemesi, Selçuklu Mezarlığı’nın yeniden düzenlenmesi, okul kütüphanelerinin kurulması, Hüsrev Paşa Hanı restorasyonu ve Kızıl Minareli Camii restorasyonu gibi projeler de bu kapsamda yer alıyor” şeklinde konuştu.


Bakan Yardımcısı Mumcu, törene katılan öğrencilere de hitap ederek, “Benim sizden tek temennim, yatmadan önce kitap okumanız. Eve gittiğinizde ödevlerinizi birkaç sayfa kitap okuyarak tamamlayın. Kitabınız yoksa da hemen temin edebilirim. Hepinizi sevgiyle kucaklıyor, bu projelerin Van’ımıza ve ülkemize hayırlı olmasını diliyorum” diye konuştu.


Van Valisi Ozan Balcı ise, Van’da yapılan yatırımların tam anlamıyla tamamlanması için büyük bir çaba gösterdiklerini söyleyerek, “Şu an Van’da kütüphanesi olmayan hiçbir ilçe kalmadı. Bugün 11 yeni kütüphane açtık ve bunlardan biri bebek ve çocuk kütüphanesidir. Kültür ve Turizm Bakanımıza, bakan yardımcılarımıza, genel müdürlerimize ve bu projelerde emeği geçen herkese müteşekkirim. Onların destekleriyle Kültür ve Turizm Bakanlığımızın himayesinde pek çok güzel iş gerçekleşti. Bir kısmını saymak gerekirse; Van Kalesi’nin restorasyonu yapılıyor, aydınlatma çalışmaları tamamlandı. Ayrıca Van’ın çeşitli ilçelerinde 10’dan fazla yeni kütüphane açıldı. Bebek ve çocuk kütüphaneleri ile birlikte Gevaş’tan Selçuklu Mezarlığı’na kadar birçok önemli proje yürütülüyor. Akdamar Adası’nın çevre düzenlemesi ve restorasyonu tamamlandı, Erciş’te ise yeni bir hükümet konağı açılıyor. Van Kalesi’nin üstündeki Süleyman Han Camii’nin restorasyonu tamamlandı ve eski Van şehrinin ayağa kaldırılması çalışmaları sürüyor” dedi.


Kültür ve Turizm Bakanlığının katkılarıyla 750 yıllık Ulu Cami’yi restore ettiklerini de vurgulayan Vali Balcı, “Kızıl Minareli Camii, Horhor Camii ve Hüsrev Paşa Hanı’nda da restorasyonlar devam ediyor. Ayrıca büyük bir kütüphanenin açılışı geçtiğimiz aylarda Edremit’te yapıldı. Van’da yapılan yatırımlar bunlarla sınırlı değil; devlet tiyatrolarının yanında büyük bir bebek ve çocuk kütüphanesi inşa ediliyor. Bunun yanı sıra büyük bir kültür merkezi inşaatı da devam ediyor. Kültürel mirasımızı korumak için yapılan projeler dışında 4 milyon kitap dağıtıldı ve 600 bine yakın kitapla 300 okula kütüphane kuruldu. İlçelerdeki kütüphanelerdeki kitap sayısı 250 binden 541 bine yükseldi. Ayrıca PTT kanalıyla 150 bin çocuğa 285 bin kitap gönderildi. Türkiye’de kütüphane kullanımında şu anda ilk 5’teyiz, ancak hedefimiz çok kısa bir süre içinde birinci sıraya çıkmak. Bütün bu yatırımlar, Kültür ve Turizm Bakanlığımızın desteğiyle Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ve yerel yönetimlerimizin katkılarıyla mümkün oldu. Van’ımızın geleceği için atılan her adım, bu şehre değer katmaktadır. Bu projelerde emeği geçen tüm mimar, mühendis, işçi ve katkı sağlayan herkese teşekkür ediyorum. Bu yatırımların Van’ımıza, ülkemize ve özellikle de geleceğimiz olan çocuklarımıza hayırlı olmasını diliyorum” ifadelerini kullandı.


Açılışın ardından İzzettin Şir Camii ve Selçuklu Mezarlığı’nda ziyaretlerde bulunarak yürütülen çalışmalar hakkında bilgi alan Mumcu, daha sonra yeni kültür merkezi ve yeni il halk ve bebek kütüphanesini ziyaret etti.



Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Mumcu: “Toplam kitap sayısı 24.8 milyona erişmiştir”

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Kuraklığa karşı Türkiye’den küresel çözüm Sabancı Üniversitesi’nin 15 yıllık nanoteknoloji birikiminden doğan ANT Systems’in nano malzeme teknolojisi, İstanbul Tuzla’da kurulan yıllık 3 bin ton kapasiteli yerli üretim tesisinde seri üretime alındı. Sulamada yüzde 50’ye kadar tasarruf, verimde yüzde 25’e varan artış sağlayan teknolojinin; ABD, Güney Amerika, Körfez ülkeleri ve Afrika’da sahada kullanıldığı belirtildi. Sabancı Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi bünyesinde 15 yıl süren bilimsel çalışmaların ürünü olan ANT Systems’in nano malzeme teknolojisi, İstanbul Tuzla Kimya İhtisas Organize Sanayi Bölgesi’nde (KOSB) kurulan yıllık 3 bin ton kapasiteli yerli üretim tesisinde seri üretime alındı. Tesisin açılış töreni 16 Mayıs tarihinde gerçekleştirildi. Törene; TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Vahit Kirişci, Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) Başkanı Dr. Ahmet Abdullah Antalyalı, Sabancı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Leblebici ile çok sayıda kamu kurumu temsilcisi, akademisyen, sektör paydaşı ve uluslararası konuk katıldı. Yapılan açıklamaya göre, dünyanın birçok gelişmiş ülkesinde hala laboratuvar aşamasında olan bu teknoloji, Türkiye’de sahada doğrulanıp endüstriyel ölçekte üretilebilir hale geldi. Şirketin amiral ürünü NANOTERN, toprağın suyu daha uzun süre tutmasını ve bitkinin ihtiyaç duyduğu anda kontrollü şekilde geri vermesini sağlayan biyobozunur bir nano malzeme. İstanbul’un tarihi su sarnıçlarından ilham alınarak adlandırılan teknoloji, kendi ağırlığının bin 800 katına kadar suyu absorbe edebiliyor, sulama suyu tüketimini yüzde 50’ye kadar azaltıyor, tarımsal verimliliği yüzde 25’e kadar artırıyor; gübre ve tarımsal girdilerin etkinliğini yükselterek üretim maliyetini düşürüyor. NANOTERN bugün Türkiye’nin yanı sıra ABD, Güney Amerika, Körfez ülkeleri ve Afrika’da aktif olarak kullanılıyor. Akademiden sanayiye geçişte başarı örneği TKDK Başkanı Dr. Ahmet Abdullah Antalyalı, açılış töreninde yaptığı konuşmada, girişimin Türkiye’nin yüksek teknoloji üretme hedefinin tarım alanındaki somut örneklerinden biri olduğunu söyledi. Projenin akademiden sanayiye geçişin başarılı bir şekilde sağlanabileceğinin göstergesi olduğunu vurgulayan Antalyalı, bunun bir kalkınma modeli niteliği taşıdığını ifade etti. Sabancı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Leblebici de söz konusu girişimlerin arkasında güçlü bir vizyon ve uzun yıllara dayanan yoğun bir emeğin bulunduğunu belirterek, Sakıp Sabancı’nın desteğinin ve üniversitenin bu anlayışla kurulmasının sürece önemli katkı sağladığını kaydetti. Leblebici, dünyanın farklı kriz dönemlerinden geçmesine rağmen teknoloji üzerindeki çalışmaların kararlılıkla sürdürüldüğünü aktardı. "Su stresiyle ilgili güveneceğimiz tek şey gelecek için teknoloji" Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı ve ANT Systems yatırımcısı Güler Sabancı, dünyada ve Türkiye’de iklim kriziyle birlikte su stresinin giderek daha görünür hale geldiğini, yıllara göre değişen kurak ve yağışlı dönemlerin bu gerçeği değiştirmediğini belirterek şu ifadeleri kullandı: "İklim kriziyle ilgili, büyük afetlerle ilgili yaşayacağımız ve yaşamakta olduğumuz su stresiyle ilgili güveneceğimiz tek şey gelecek için teknoloji, bilime dayalı yapılan bu araştırmalar ve araştırma sonunda çıkan başarılı girişimler. Tek, dünyanın da güvendiği, beklediği de bu." Sabancı Üniversitesi’nde 2007’den bu yana desteklenen girişimcilik ve teknoloji odaklı çalışmaların yaklaşık 15 yıllık birikimle küresel sorunlara çözüm üretme hedefiyle somut sonuçlara dönüştüğünün altını çizen Sabancı, laboratuvar aşamasının ötesine geçilerek ilk üretim tesisinin hayata geçtiğini ve iklim kriziyle mücadelede bu tür girişimlerin belirleyici olacağını vurguladı. "Suyu en etkin ve verimli şekilde kullanmamız gerekir" TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Vahit Kirişci ise tarım sektöründe çalışanların yaş ortalamasının yükseldiğine dikkati çekerek, gençlerin bu alana ilgisini artırmak için tarımda teknoloji kullanımının kritik olduğunu söyledi. Nanoteknoloji dahil her düzeyde teknolojik entegrasyonun sektörü gençler için daha cazip hale getireceğine işaret eden Kirişci şu uyarıda bulundu: "Burada özelde bir değerlendirme yapacak olursak, su zengini bir ülke olmadığımızı belirtmek gerek. Su stresi altında olduğundan artık kimsenin kuşkusu olmayan bir ülkede suyu en etkin ve verimli şekilde kullanmamız gerekir." Kirişci, suyun temel girdi olduğu üretim modelleri üzerinde çalışmaların sürdüğünün altını çizerek, suyun verimli ve kayıpsız kullanılması için teknolojik çözümlerin kritik önem taşıdığını söyledi. "Biz suyu kullanan değil, suyu yöneten bir sistem kurduk" ANT Systems Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve CEO’su Can Yurdakul, toprağın yalnızca savaşla değil, su kıtlığı, verimsizlik ve yanlış üretim modelleri nedeniyle de kaybedilebileceğine işaret etti. Yurdakul, sözlerini şöyle sürdürdü: "Artık dünyanın en büyük meselelerinden biri enerji, su ve tarım. Tarım sektörü, dünya tatlı su kaynaklarının yaklaşık yüzde 70’ini kullanıyor. Bu nedenle geleceğin en kritik sorularından biri, mevcut kaynaklarla nasıl daha sürdürülebilir üretim yapılacağı. ANT Systems’in hikayesi de tam olarak bu sorudan doğdu. Bu teknoloji dünyada büyük ölçüde Ar-Ge aşamasında. Türkiye, sahada doğrulanmış endüstriyel ölçekte üreten birkaç ülkeden biri. Mesele artık daha fazla üretmek değil, sınırlı kaynaklarla daha akıllı üretmek. Biz suyu kullanan değil, suyu yöneten bir sistem kurduk. Bugün ABD’den Afrika’ya beş kıtada sahada olan bir Türk teknolojisinden söz ediyoruz. Hedefimiz, ANT Systems’i Türkiye’den çıkan bir teknoloji şirketi olmanın ötesine taşıyarak küresel ölçekte standart belirleyen bir yapıya dönüştürmek. Tarımın geleceği bu topraklarda yazılan bir bilgiyle şekillenecek." Nanoteknoloji ürünler daha etkin sonuç veriyor ANT Systems Yönetim Kurulu Başkanı ve CTO’su Prof. Dr. Yusuf Ziya Menceloğlu da sürdürülebilirlik kavramının yaklaşık 15 yıl önce öne çıkmaya başladığını hatırlatarak, hızlanan nüfus artışının kaynak tüketimini yükselttiğini, karbon salımlarını artırarak küresel ısınmayı tetiklediğini ve bunun da su kıtlığına yol açtığını söyledi. Menceloğlu, sözlerini şöyle tamamladı: "Tarımda aslında hem su krizi hem ilaç krizi, özellikle pestisit problemi hem de hasat sonrası depolama problemleri mevcut. Şu an Türkiye gayrisafi milli hasılasının neredeyse yüzde 5’i kadar gıda kaybımız var. Gıda korunması da, hasat sonrası koruma da çok önemli. Biz bu sektörlerde bu amaçla geliştirdiğimiz nanoteknoloji ürünlerimiz var. Bunların nano olmasının nedeni şu, daha az malzeme ile daha etkin sonuçlar alabiliyorsunuz. O yüzden de bunun etkinliğinin yüksek olması nedeniyle de kabul görüyor." Uluslararası açılım küresel gündemle örtüşüyor ANT Systems Ortağı ve Dış İlişkiler Başkanı (CEAO) Ömer Faruk Tanrıverdi ise yaptığı açıklamada, teknolojinin uluslararası açılımının küresel gündemle örtüştüğünü belirterek, ANT Systems’i uluslararası kurumlar, hükümetler ve sektör paydaşlarıyla kurulacak uzun vadeli işbirlikleri üzerinden konumlandırmayı hedeflediklerini söyledi. Tanrıverdi şunları kaydetti: "Su kıtlığı, gıda güvenliği ve iklim; dünya gündeminin en üst sıralarındaki bu üç başlık birbirine giderek daha sıkı bağlanıyor. Bu denklemde ülkeler artık tüketici değil, çözüm üretici olarak konumlanmak durumunda. ANT Systems’in hikayesi tam burada anlam kazanıyor: 15 yıllık akademik birikimden doğan, Türkiye’de üretilen ve bugün beş kıtada sahada olan bir teknolojiden söz ediyoruz. Bu, Türk derin teknolojisinin küresel ölçekte değer üretebildiğinin somut göstergelerinden biri. Hedefimiz, ANT Systems’i uluslararası kurumlar, hükümetler ve sektör paydaşlarıyla kurulacak uzun vadeli işbirlikleri üzerinden konumlandırmaktır. Tarımın geleceğinde Türkiye’nin söyleyecek sözü var; biz bu sözün uluslararası karşılığını inşa ediyoruz." Laboratuvardan endüstriye Series A öncesi yatırım turunda 3 milyon dolar yatırım alan ANT Systems, KOSGEB ve TÜBİTAK destekleriyle birlikte toplam yatırım büyüklüğünü yaklaşık 5 milyon dolar seviyesine taşıdı. İstanbul’da Ar-Ge laboratuvarları, kurumsal ofisleri ve yıllık 3 bin ton kapasiteli üretim tesisini aynı entegre yapı altında toplayan şirketin küresel patent haklarına sahip olduğu teknoloji portföyünün ticari değeri 25 milyon doların üzerinde değerlendiriliyor. Şirketin teknolojik temeli, Sabancı Üniversitesi Nanoteknoloji Araştırma ve Uygulama Merkezi (SUNUM) bünyesinde yürütülen uzun soluklu araştırmalara dayanıyor. Entegre bir teknoloji ailesi Şirketin portföyü yalnızca su yönetimiyle sınırlı değil. Bitki sağlığında pestisit kullanımını optimize eden Insease ile ağır metal ve toksik madde içermeyen dezenfeksiyon teknolojisi AntimicAgro da portföyde yer alıyor. Kontrollü pestisit salınımı ve ileri tarımsal malzemeler üzerindeki Ar-Ge çalışmaları sürüyor. Portföyde, küresel patent hakları kendisinde olan 7 patentli teknoloji bulunuyor. Küresel yapı İstanbul’da Ar-Ge ve üretim altyapısına, Hollanda Lahey’de uluslararası ofisine ve ANT Systems Holding B.V. çatısına sahip olan şirket, Avrupa merkezli küresel büyüme stratejisini sürdürüyor. Yatırımcı yapısı ANT Systems; Ünlü Portföy Yönetimi A.Ş., BloomTech Capital B.V. (Hollanda ve Umman), Foton Holding B.V. (Hollanda), Akça Holding, HEK Yatırım A.Ş. ve The Porte Global Affairs A.Ş. gibi kurumsal yatırımcıların yanı sıra Güler Sabancı, Dilara Kaya Karadeniz, Orhan Tağı, Erman Yurdakul ve Can Güneri’nin yer aldığı bir yatırımcı yapısı tarafından destekleniyor. Tören, protokol konuşmalarının ardından gerçekleştirilen fabrika gezisiyle sona erdi.
Kayseri YRP İl Başkanı Özcan: "19 Mayıs milli şuurla verilen mücadelenin adıdır" Yeniden Refah Partisi (YRP) Kayseri İl Başkanı Ali Özcan; 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla yayımladığı mesajında, "19 Mayıs 1919, aziz milletimizin bağımsızlık yolunda attığı en büyük adımlardan biri; imanla, kararlılıkla ve milli şuurla verilen kutlu mücadelenin başlangıcıdır" dedi. YRP Kayseri İl Başkanı Ali Özcan mesajında; "Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a çıkarak yaktığı istiklal meşalesi, milletimizin birlik ve beraberlik içerisinde esareti kabul etmeyeceğinin göstergesiydi. Bugün bizlere düşen en büyük sorumluluk ise geçmişten aldığımız bu ruhu, güçlü bir gelecek idealine dönüştürmektir. Güçlü Türkiye; sadece sözde değil, üretimde, teknolojide, fabrikalaşmada ve ağır sanayide kendi ayakları üzerinde duran bir Türkiye ile mümkün olacaktır. Yerli üretimi artıran, çalışan, üreten ve kalkınan bir anlayış; milletimizin ekonomik bağımsızlığının da en önemli teminatıdır. .Ancak biliyoruz ki kalkınma yalnızca maddi güçle değil; ahlaklı, vicdan sahibi ve maneviyatına bağlı nesillerle mümkündür. Milli ve manevi değerlerine sahip çıkan, büyüklerine saygılı, vatanını seven, çalışkan ve dürüst bir gençlik; ülkemizin en büyük hazinesidir. Gençlerimizin ilimde, bilimde, sporda, sanatta ve teknolojide ilerlerken aynı zamanda ahlakı ve maneviyatı da hayatlarının merkezine alması, yarınlarımız adına en büyük temennimizdir. Yeniden büyük ve güçlü Türkiye idealine ulaşmanın yolu; üretim ekonomisini önceleyen, alın terini kıymetli gören, adaleti esas alan ve manevi kalkınmayı ihmal etmeyen bir anlayıştan geçmektedir. İnşallah gençlerimizle birlikte, her alanda daha güçlü, daha müreffeh ve daha bağımsız bir Türkiye’yi hep birlikte inşa edeceğiz. Bu vesileyle istiklal mücadelemizin tüm kahramanlarını rahmet, minnet ve saygıyla anıyor; aziz milletimizin ve kıymetli gençlerimizin 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı kutluyorum" ifadelerine yer verdi.
Bursa Kamyonetin motorunda giden tamirci konuştu: "Müşteriyi 40 bin liradan kurtardık" Bursa’nın İnegöl ilçesinde arızayı tespit etmek için seyir halinde olan kamyonetin motor kısmına oturan tamirci konuştu. Olay, dün İnegöl’ün Mahmudiye Mahallesi Tabakhane Caddesi’nde meydana geldi. Arızalanan kamyoneti kontrol eden tamirci, sorunun kaynağını bulabilmek için aracın ön kısmına çıktı. Seyir halindeki kamyonetin motor bölümünde ilerleyen tamircinin tehlikeli yolculuğu çevredeki vatandaşlarca görüntülendi. Görüntüler kısa sürede sosyal medyada ilgi gördü. Müşterisini ciddi bir masraftan kurtardığını söyleyen oto tamircisi Mesut Torun (40) olayı tüm detaylarıyla anlattı. Torun, "Arabada bir mazot kaçağı vardı. Durduğu yerde kaçırmıyordu araç, mecbur yüke bindiği zaman kaçırıyordu. Bunu da test etmek için haliyle arabayı çalışır vaziyette denemek lazımdı. O yüzden böyle bir işe kalkıştık. Fazla gezmedik aslında, gezdiğimiz kilometre, kilometre değil de metre. 300-350 metre arasıydı. Fazla bir şey yoktu ama sonuçta arızayı da bulduk Allah’a şükür. Müşteriyi de 40 bin liradan kurtardık, yarı fiyatına maliyet ettik diyelim. Nokta atışı yapmak için bu hareketi yapmamız lazımdı. Ama halloldu çok şükür. Başka türlü olmuyordu çünkü hareket halinde denememiz lazımdı arabayı, yüke bindiği zaman yapıyordu bu. Denedik, gördük arızayı. Ben de sonradan gördüm. Akşamüstü gördüm. Şaşırdım ama bir yandan da iyi oldu. Güzel yorumlar vardı, bizim maksadımız işimizi iyi yapalım, onun için yaptık yani bu işi de. Çok nadiren ara sıra böyle bulamadığımız arızalar olduğu için yapıyoruz. Orada zaten benim el kısmım içeride, el kısmım oraya bağlıydı zaten. O şekilde ilerledik ama fazla hızlı yapmadık. Birinci kilometrede en fazla yaptığımız hız 20-25 kilometre" dedi.
Denizli Başkan Arslan genç çifti mutlu günlerinde yalnız bırakmadı Çameli Belediye Başkanı Cengiz Arslan, dünya evine giren Hakan Ongun ile Nurgül Kubur çiftinin nikahlarını kıydı. Denizli’de Milli Eğitim Müdürlüğü’nden emekli olan Mazlum ve Fadime Ongun çiftinin oğulları, sürücü kursu işletmecisi sahibi Hakan Ongun, Akköy Mahallesi’nin köklü ailelerinden Mehmet ve Raziye Kubur çiftinin hemşire kızları Nurgül Kubur ile düzenlenen görkemli düğün töreniyle dünya evine girdi. Yoğun katılımın olduğu düğün gecesi, renkli görüntülere sahne oldu. Düğün törenine iş, siyaset ve eğitim camiasından çok sayıda davetli katıldı. Gecede Hakan – Nurgül Ongun çiftinin nikah şahitliğini İrfan Hepşen ve Aleyna Odabaşı yaptı. Genç çiftin nikâhını Çameli Belediye Başkanı Cengiz Arslan kıydı. Nikâh töreninde salonda alkışlar yükselirken Başkan Arslan, evliliğin sevgi, saygı ve anlayış üzerine kurulması gerektiğini belirterek Hakan ve Nurgül çiftine ömür boyu mutluluk dileklerinde bulundu. Başkan Arslan, evlilik cüzdanını gelin Nurgül Ongun’a teslim etti. Nikâhın ardından genç çift ilk danslarını davetlilerin alkışları eşliğinde gerçekleştirdi. Daha sonra Ege kültürünün önemli simgelerinden olan zeybek oyunu sahne aldı. Hakan ve Nurgül Ongun çiftinin sergilediği uyumlu zeybek performansı geceye damga vururken, davetliler çifti uzun süre ayakta alkışladı. Düğün boyunca çalınan hareketli müziklerle konuklar doyasıya eğlendi. Gecenin ilerleyen saatlerinde hazırlanan dev düğün pastası alkışlar eşliğinde kesildi. Davetliler genç çiftle bol bol fotoğraf çektirirken, aileler de bu özel günün mutluluğunu yakınlarıyla paylaştı. Damadın babası Mazlum Ongun, bu mutlu günlerinde kendilerini yalnız bırakmayan tüm davetlilere teşekkür ederek, "Evlatlarımızın böylesine güzel bir ortamda yuva kurmalarından büyük mutluluk duyuyoruz. Katılan, arayan ve iyi dileklerini ileten herkese ailemiz adına teşekkür ederim" dedi.