ÇEVRE - 29 Nisan 2026 Çarşamba 10:28

Van Gölü havzasının zarif misafirleri: Allı turnalar Erçek Gölü’nde gelmeye başladı

A
A
A
Van Gölü havzasının zarif misafirleri: Allı turnalar Erçek Gölü’nde gelmeye başladı

Van Gölü havzası, baharın gelişiyle birlikte bir kez daha doğanın en zarif konuklarını ağırlamaya başladı. Halk arasında "allı turna" olarak bilinen bir grup flamingo, Erçek Gölü’ne gelmeye başladı.



Doğunun saklı cenneti Erçek Gölü, bu yıl da gökyüzüne pembe dokunuşlar katan zarif misafirleri olan flamingoları ağırlamaya devam ediyor. Göçmen kuşların Kuzey Afrika’dan İran’a uzanan yolculuğunda en önemli konaklama merkezlerinden Van Gölü havzası, sulak alanlarıyla çok sayıda türden binlerce kuşu bünyesinde barındırıyor. Van’ın doğusunda yer alan, eşsiz doğal güzelliği ve biyolojik çeşitliliğiyle dikkat çeken Erçek Gölü, her yıl olduğu gibi bu yıl da flamingoların göç yolculuğunda uğrak noktası oldu. Pembe tüyleri, uzun zarif boyunları ve estetik duruşlarıyla doğa tutkunlarının gözdesi olan flamingolar, ilkbaharın gelişiyle birlikte gölde renkli ve huzur dolu bir tablo oluşturdu. Allı turnalar, yalnızca görsel bir şölen sunmakla kalmıyor, aynı zamanda göl ekosisteminin sağlıklı işlediğinin de bir göstergesi. Zengin plankton ve omurgasız canlı popülasyonu sayesinde besin bulmakta zorlanmayan bu narin kuşlar, gölde konaklayarak enerji topluyor ve göç yollarına devam ediyor. Ancak bu zarif misafirlerin huzur içinde varlıklarını sürdürebilmesi için doğal yaşam alanlarının korunması büyük önem taşıyor. Erçek Gölü çevresinde yapılacak her türlü yapılaşma, kirlilik ve insan kaynaklı müdahale, yalnızca flamingoları değil, gölde yaşayan pek çok canlıyı tehdit ediyor. Bu nedenle hem yerel halkın hem de ziyaretçilerin doğaya saygılı, bilinçli bir şekilde hareket etmesi gerekiyor.



Van Gölü havzası Türkiye’nin beşte bir sulak alanlarını oluşturduğu için sulak alan yönünde çok zengin olduğunu ifade eden Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Yaban Hayvanları Koruma ve Rehabilitasyon Merkezi Müdürü Prof. Dr. Lokman Aslan, merkez olarak Van Gölü havzasındaki bütün yaban hayvanlarının sorunlarıyla ilgilenip çözüm yolları üreterek ekolojik denge için yaban hayat için çalışan kurumlarla beraber doğal hayatın devam etmesi için çalışmalar yaptıklarını söyledi. Van Gölü havzasının sulak alan yönünden zengin olması ve tarım baskısı, sanayi baskısı olmaması nedeniyle bu sulak alanlarda habitat da tabiatın rahimi olan sulak alanlarda üretkenliğinin arttığını ifade eden Prof. Dr. Aslan, "Son iki senedir baharda gelen yağmurlar sulak alanların canlanmasına, bitkilerin, böceklerin, ekolojik dengenin tekrar yeşermesine neden oldu. Buna bağlı olarak da sulak alanlarımızdaki hem hayvansal, hem karasal hem de sucul türler arttı. Bayrak tür olarak gelen meteoroloji uzmanı da olan allı turnalar yine yerlerini aldı. İklime göre baharın soğuk olmasına bağlı olarak biraz popülasyonun az olması son günlerde artık kafileler halinde Van Gölü havzasındaki sulak alanlarda görünmeye başladı. Vatandaşlarımızın en çok bildiği Erçek Gölü Karagündüz Mahallesi mevkiinde artık görülebilecek kadar görsel sunacak kadar allı turna geldi. Sulak alanların her tarafında gıda bulabildikleri için allı turnalar Van Gölü havzasının etrafında, Van Gölü’nü çepe çevre sardığımız zaman sulak alanlarda allı turnaları görebiliriz" dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Başkan Kocagöz: "Esnafımız bizim baş tacımızdır" Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, Yeni Emek ve Kütükçü Mahallesi esnafını ziyaret ederek, hayırlı ve bol kazanç dileklerinde bulundu. Esnafın toplumun en önemli temel taşlarından biri olduğunu vurgulayan Başkan Kocagöz, "Esnafımız bizim baş tacımızdır. Şehrimizin ekonomik ve sosyal hayatına büyük katkı sağlayan esnafımızın her zaman yanındayız. Onların sorunlarına çözüm üretmek ise bizim en büyük görevimizdir" dedi. Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, mahalleleri dolaşarak esnaf ziyaretleriyle ilçenin nabzını tutuyor. Bu kapsamda Yeni Emek ve Kütükçü Mahallesi esnafını ziyaret eden Başkan Kocagöz, iş yerlerini dolaşarak, esnafın talep ve önerilerini dinledi. Samimi sohbetlerin gerçekleştiği ziyarette esnaflara hayırlı ve bol kazanç dileklerinde bulundu. Büfe esnafından berbere, bakkaldan kıraathane işletmesine kadar birçok iş yerini ziyaret etti. Esnafın talep ve önerilerini dinleyerek, tek tek not aldı. Kepez Belediyesi Meclis Üyesi Ahmet Şahin, Yeni Emek Mahallesi Muhtarı Mehmet Önal ve Yeni Emek Romanlar Derneği Başkanı Eyüp Dalkıran eşliğinde mahallede bulunan bir kıraathaneye de oturan Başkan Kocagöz, vatandaşlarla birlikte çay içerek, sohbet etti. Kocagöz’den birlik ve destek vurgusu Ziyaret sırasında esnafın toplumdaki yerine ve önemine dikkat çeken Başkan Kocagöz, esnafın sadece ticaret yapan kişiler olmadığını, aynı zamanda mahalle kültürünün yaşatılmasında, dayanışmanın güçlenmesinde ve şehir ekonomisinin ayakta kalmasında büyük rol üstlendiğini ifade etti. Esnafın her zaman vatandaşla iç içe olduğunu vurgulayarak, "Esnafımız bizim baş tacımızdır. Onlar şehrimizin hem ekonomik hem de sosyal anlamda bel kemiğini oluşturuyor. Şehrimizin ekonomik ve sosyal hayatına büyük katkı sağlayan esnafımızın her zaman yanındayız. Onların sorunlarına çözüm üretmek ise bizim en büyük görevimizdir" dedi.
Malatya Malatya’da 7 kişinin öldüğü apartman davasında tek sanığa beraat Malatya’da 6 Şubat depremlerinde yıkılan ve 7 kişinin hayatını kaybettiği Bilginler Apartmanı’na ilişkin davada mahkeme kararını açıkladı. Tek sanık hakkında beraat kararı verilirken, diğer sorumlular hakkında suç duyurusunda bulunuldu. Malatya merkez Battalgazi ilçesi Hamidiye Mahallesi Emeksiz Caddesi üzerinde bulunan 6 katlı Bilginler Apartmanı’nın yıkılması sonucu enkaz altında kalan A.R.S.Z. (23), A.Z. (31), A.M. (17), H.A. (25), M.S.Z. (26), O.Ö. (23) ve O.G. (28) hayatını kaybetmişti. Bilginler Apartmanı ile ilgili dava Malatya 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Davada tek sanık olarak yargılanan M.V.S. (73) hakkında "taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma" suçundan karar duruşması yapıldı. Duruşmaya mağdur aileler ile sanık avukatı katıldı. Cumhuriyet savcısı, sanığın cezalandırılmasını talep etti. Mahkeme heyeti ise yaptığı değerlendirmede, sanığın binanın yalnızca ilk iki katının yapımından sorumlu olduğunu, daha sonraki süreçte projeye aykırı uygulamalar nedeniyle teknik sorumluluktan istifa ettiğini belirledi. Bu nedenle sanığın binanın yıkılmasında sorumluluğunun bulunmadığına kanaat getirilerek beraatine karar verildi. Mahkeme ayrıca, binanın ilk iki katından sonra yapılan tadilatlar kapsamında son dört kat ile teras katın yapımında sorumluluğu bulunduğu değerlendirilen müteahhit, fenni mesul, şantiye şefi, teknik sorumlu ve belediyede kontrol görevini yürüten personel hakkında Malatya Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulmasına hükmetti.
Bursa Yılmaz Akkılıç Bursa Araştırmaları Ödülü 16’ncı kez sahiplerini buldu Nilüfer Belediyesi, Bursa Gazeteciler Cemiyeti (BGC) ve Akkılıç Ailesi iş birliğiyle kent hafızasına katkı sunan araştırmacıları desteklemek amacıyla düzenlenen Yılmaz Akkılıç Bursa Araştırmaları Ödülleri, Uğur Mumcu Sahnesi’nde gerçekleştirilen törenle sahiplerini buldu. Gece, merhum gazeteci-yazar Yılmaz Akkılıç anısına hazırlanan "Bir Şehrin Belgelenen Tarihi Susmak da Bir Eylemdir!" belgeselinin de ilk gösterimi yapıldı. Bursa’nın kültürel, tarihi ve akademik birikimine ışık tutan araştırmacıları teşvik etmek amacıyla bu yıl 16’ncı kez düzenlenen Yılmaz Akkılıç Bursa Araştırmaları Ödülleri sahiplerini buldu. Uğur Mumcu Sahnesi’nde düzenlenen ödül törenine; Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, eski Başbakan Yardımcısı Ertuğrul Yalçınbayır, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, akademisyenler, gazeteciler ve çok sayıda davetli katıldı. Gecede, Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) Bursa Şubesi Başkanı Tayfun Çavuşoğlu’nun hazırladığı "Bir Şehrin Belgelenen Tarihi Susmak da Bir Eylemdir!" isimli belgeselin ilk gösterimi de yapıldı. Yılmaz Akkılıç’ın hayatına, mücadelesine ve kente kattığı değerlere odaklanan belgesel izleyicilerden büyük alkış aldı. "Kente dair üretilen bilgiyi kalıcı hale getiriyoruz" Törenin açılışında konuşan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Yılmaz Akkılıç’ın "Susmak da bir eylemdir" sözünü hatırlatarak, onun doğru bildiğinden asla vazgeçmeyen yapısına vurgu yaptı. Başkan Şadi Özdemir, "Bursa’nın belleğini o yazdı. Altı bin ciltlik kütüphanesini halka bağışlayarak bizlere paha biçilemez bir miras bıraktı. 2010 yılından bu yana aralıksız sürdürdüğümüz bu ödüllerle tek bir hedefimiz var. Bursa’yı çalışan araştırmacıları desteklemek ve kentimize dair üretilen her bilgiyi kalıcı hale getirmek. Akkılıç’ın yolunda yürümeye ve Bursa’ya değer katan her çalışmanın yanında olmaya devam edeceğiz" dedi. Bursa Gazeteciler Cemiyeti (BGC) Başkanı Nuri Kolaylı ise Akkılıç’ı bilgiyi sadece biriktiren değil, çoğaltan bir kültür emekçisi olarak tanımlayarak, "Kültür korunması gereken bir bilinçtir ve paylaşıldıkça büyür. Akkılıç, kendisinden sonrakiler için yaşayanlardandı" ifadelerini kullandı. Belgeselin yönetmeni ÇGD Bursa Şubesi Başkanı Tayfun Çavuşoğlu da 20 farklı ismin tanıklığıyla hazırlanan çalışmanın, Akkılıç’ın kente ve gazeteciliğe bıraktığı izleri geleceğe aktarmak adına önemli bir belge olduğunu belirtti. Ödüller sahipleri buldu Konuşmaların ardından Prof. Dr. Feza Karaer başkanlığındaki seçici kurul üyelerine plaket takdim edildi. Seçici kurul başkanı Prof. Dr. Feza Karaer, bu yıl 9 eserin değerlendirmeye alındığını belirterek ödül kazanan çalışmalar hakkında bilgi verdi. Karaer, kurulun değerlendirmelerini yazar ve danışman bilgilerini bilmeden yürüttüğünü, sürecin tamamen objektif ve bilimsel ölçütlerle ilerlediğini söyledi. Karaer’in konuşmasının ardından dereceye giren araştırmacılara ödülleri takdim edildi. Yapılan değerlendirmeler sonucunda doktora kategorisinde Başarı Ödülü’nü "Kırsal Mirasın Kültürel Peyzaj Yaklaşımı ile Korunması İçin Bir Model Önerisi: İznik Gölü Havzası Örneği" başlıklı teziyle Elif Acar Bilgin aldı. Yüksek lisans dalında ise Egemen Deniz, "Bursa Surları" adlı çalışmasıyla Başarı Ödülü’nün sahibi oldu. Seçici kurul, Ceyda Şahin’in "Bursa’nın Su Mirasının Geleneksel Konutlardaki Mekansal Yansımaların Değerlendirilmesi ve Korunması" isimli çalışmasını doktora dalında Jüri Özel Ödülü’ne layık gördü. Akademi dışı alanda da Ekrem Hayri Peker’e, "Bursa ve İlçelerinde Çekilen Filmler" adlı çalışmasından dolayı Teşvik Ödülü verildi. Eserler kitaplaştırılacak Prof. Dr. Feza Karaer başkanlığında; Prof. Dr. Tülin Vural Aslan, Prof. Dr. Alpaslan Türkkan, Doç. Dr. Nilüfer Alkan Günay, Doç. Dr. Elifhan Köse Çal, eğitimci Hande Borçbakan ve gazeteci Hacı Tonak’tan oluşan seçici kurul tarafından belirlenen eserler, Nilüfer Belediyesi Akkılıç Kütüphanesi tarafından kitaplaştırılarak okuyucularla buluşturulacak ve Bursa’nın kent hafızasındaki yerini alacak. Ödüllerin takdim edilmesinin ardından Akkılıç Ailesi adına konuşan Akkılıç Kütüphanesi Yönetim Kurulu Başkanı Hande Borçbakan ve Yener Akkılıç, kütüphanenin yaşatılmasına ve araştırmaların desteklenmesine katkı sağlayan tüm kurumlara teşekkür etti. Yener Akkılıç, tarihi bir perspektif sunduğu konuşmasında Cumhuriyet kazanımlarına ve bir arada yaşama kültürüne dikkat çekti.
Kocaeli Patlayıcı tespitinde cep boyutuna uzanan teknoloji Kocaeli’de güvenlik güçlerinin sahadaki ihtiyacı doğrultusunda geliştirilen yerli sensör, büyük ve hantal X-ray cihazlarına alternatif olma potansiyeli taşıyor. Lazer teknolojisiyle üretilen sensör, sadece hedeflenen patlayıcıyı seçerek tespit ediyor. Kocaeli’deki bir doktora tezi çalışmasında güvenlik güçlerinin sahada kullanabileceği hızlı, taşınabilir ve güvenilir patlayıcı tespit sistemleri ihtiyacından yola çıkılan "TNT Tabanlı Patlayıcıların Tespiti için Lazerle İndüklenmiş Grafen Sensörlerin Geliştirilmesi" projesi başarıyla sonuçlandı. Proje kapsamında lazerle indüklenmiş grafen yüzeyler özel peptidlerle modifiye edilerek, sadece TNT molekülüne tepki veren seçici bir sensör malzemesi elde edildi. Laboratuvar testlerinde farklı moleküllere tepki vermediği görülen sensör malzemesi, düşük maliyeti ve taşınabilirliğiyle dikkati çekiyor. Malzeme Bilimi ve Mühendisliği Araştırma Görevlisi Dr. Seda Kol, mevcut patlayıcı tespit sistemlerinin büyük, hantal ve maliyetli olduğunu, artan güvenlik tehditleri nedeniyle taşınması kolay ve pratik bir malzeme geliştirmeyi hedeflediklerini söyledi. "Hem taşınması kolay hem de maliyeti uygun" Çalışmanın güvenlik alanındaki ihtiyaçtan doğduğunu belirten Dr. Seda Kol, "Günümüzde ülkeler, artan güvenlik tehditleri nedeniyle savunma alanına ciddi yatırımlar yapıyor. Özellikle patlayıcıların hızlı ve yerinde ölçüm alabilmesi oldukça kritik bir durum. Bu ihtiyaç sebebiyle mevcut sistemlerde bazı engellerle karşılaşıyoruz. Özellikle yüksek maliyetli ve taşınması oldukça zor cihazlar. Biz de bu ihtiyaçları göz önünde bulundurarak hem taşınması kolay hem de maliyeti uygun, aynı zamanda herkesin uygulayabileceği pratik ama güvenilir bir sensör malzemesi geliştirmeyi hedefledik" dedi. "Hedef molekülü kolaylıkla algılayabiliyor" Sensörün çalışma prensibini anlatan Kol, şöyle konuştu: "Sensör malzemesini aslında ’çok akıllı yüzeyler’ olarak tanımlayabiliriz. Biz bu yüzeyleri özel peptidlerle modifiye ediyoruz. Bu peptidler sayesinde algılamak istediğimiz hedef molekülü kolaylıkla algılayabiliyoruz. Bu şekilde üretmiş olduğumuz malzeme hem hassas hem de seçici olarak ortaya çıkıyor. Bu hassasiyet ve seçiciliği de biz aslında sensörün elektriksel bir değişimle ortaya koyuyoruz. Bu elektriksel değişim artık ortamda TNT’nin ya da hedef molekülün algılanmasını kolaylaştırıyor. TNT’yi algılamak için ilk başta grafenin yüzeyine özel bir laboratuvarda sentezlenmiş peptidleri modifiye ederek algılamayı başardık. Bu peptidler direkt TNT’yi algılıyor, farklı bir molekülü algılamıyor. Bu da sensör malzememizin hem ne kadar seçici hem de ne kadar hassas olduğunu gösteriyor. Çünkü mevcut sistemlerde hassaslık önemli ama seçicilik çok daha sıkıntılı. Farklı malzemeleri de algıladığı için bunlar cihazın alarm verirken çok farklı tepkilere maruz kalmasına neden oluyor." "Umut vadeden bir proje olarak ortaya çıktı" Çalışmanın laboratuvar aşamasında umut veren neticeler ortaya koyduğunu ve projenin prototipinin üretilmesi gerektiğini söyleyen Kol, "Yaptığımız çalışmayla aslında oldukça hassas bir malzeme üretmiş olduk. Aynı zamanda hızlı da. Sahada uygulama için pratikte farklı bölümlerle de iş birliği yapmamız gerekiyor çünkü biz şu an sadece malzeme odaklı bir ürün geliştirmiş olduk. Ama ürünün sonraki yıllarda bir cihaz haline getirilme ihtimali de oldukça yüksek. Biz laboratuvarda çok iyi ölçümler aldık. Umut vadeden bir proje olarak ortaya çıktı. Sahaya geçirilmesi kolay çünkü taşınabilir bir malzeme. O yüzden entegre edilmesi, çok küçük cihazlara entegre edilmesi oldukça kolay. Hem de seçiciliği yüksek bir malzeme. Ama iş birliği yapılıp bir prototipin üretilmesi gerekiyor" diye konuştu. Prototip için destek bekleniyor Havalimanlarındaki X-ray gibi büyük cihazların yerine anlık sahada ölçüm yapabilecek küçük cihazlara entegre edilebilir bir malzeme ürettiklerini vurgulayan Kol, "Sensörümüz şu an sadece TNT algılıyor. Seçiciliği sağladığımız şey özel peptidler. Bu peptidler sadece hedef molekülü hedef alıyor. Bizim hedef molekülümüz TNT’ydi, o yüzden sadece TNT’yi hedef alıyor, farklı herhangi bir moleküle herhangi bir tepki vermiyor. Ama bu çalışma farklı çalışmalara da entegre edilebilir. Mesela glikoz algılamak isterseniz ona göre farklı şekilde yüzey modifiye edilebilir. Sensör konusu oldukça kapsamlı ve zor bir konu. Tabii ki üzerine çalışma yapmayı çok isterim ama bunun için düşük maliyetli üretim elde etmek gerekiyor. Onun için de bir destek almamız gerekiyor. Destek olursa çok güzel yerlere gelebilecek bir proje olduğuna inanıyorum" dedi.