GÜNDEM - 16 Ekim 2025 Perşembe 15:10

Van YYÜ’den ‘Rojin Kabaiş’ açıklaması

A
A
A
Van YYÜ’den ‘Rojin Kabaiş’ açıklaması

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörlüğü, Rojin Kabaiş’i kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşadıklarını belirterek, "Üniversitemiz, hukuki süreç kapsamında yetkili mercilerin talep ettiği bilgi ve belgeleri eksiksiz biçimde paylaşmış, sürecin adil ve sağlıklı bir şekilde ilerlemesi için devletimizin ilgili kurumlarıyla irtibat ve koordinasyon halindedir" denildi.


Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörlüğünden yapılan açıklamada, "Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi olarak öğrencimiz Rojin Kabaiş’i kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşamaktayız. Bu elim olayın tüm yönleriyle aydınlatılması ve adaletin sağlanması için yetkili merciler tarafından yürütülen yasal süreci üniversitemiz yakından ve titizlikle takip etmektedir. Son günlerde bazı basın yayın organları ve çoğunluğu sahte sosyal medya hesaplarında, öğrencimiz Rojin Kabaiş’in vefatı üzerinden üniversitemizi ve yöneticilerimizi hedef alan asılsız iddialar nedeniyle bu açıklamanın yapılması zorunluluğu doğmuştur. Öğrencimiz Rojin Kabaiş’in vefatına ilişkin soruşturma, Van Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülmekte olup, süreçle ilgili bilgi paylaşımı, yalnızca yargı mercilerinin takdirindedir. Üniversitemiz, hukuki süreç kapsamında yetkili mercilerin talep ettiği bilgi ve belgeleri eksiksiz biçimde paylaşmış, sürecin adil ve sağlıklı bir şekilde ilerlemesi için devletimizin ilgili kurumlarıyla irtibat ve koordinasyon halindedir. Üniversitemiz yöneticileri, olayın ilk gününden itibaren gelişmeleri yakından izlemiş; öğrencimizin ailesiyle irtibat hâlinde olmuş, ailenin acısını derinden paylaşmıştır. Üniversitemiz yöneticileri, merhume öğrencimizin ailesine Diyarbakır’da taziye ziyaretinde bulunmuş, ayrıca Rojin evladımızın kabrini ziyaret ederek dua etmişlerdir. Geçtiğimiz Ramazan ayında ise öğrencilerimizin katılımıyla anma programı düzenlenmiştir. Merhume öğrencimiz Rojin Kabaiş için adaletin tecelli etmesini samimiyetle talep eden, süreci hukuk ve saygı çerçevesinde takip eden tüm kişi ve toplulukların çabalarını değerli ve anlamlı bulduğumuzu ve desteklediğimizi özellikle belirtmek isteriz. Ancak son dönemde çoğunluğu sahte sosyal medya hesapları aracılığıyla yapılan yalan, iftira, hakaret, tehdit ve hedef gösterici nitelikteki paylaşımlar ile kamuoyunun yanlış yönlendirilmeye çalışıldığı görülmektedir. Yeni akademik yılın başladığı bu dönemde, bu tür içeriklerin yeniden dolaşıma sokulması kasıtlı ve organize bir girişim olarak değerlendirilmektedir. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi, tüm faaliyetlerini yasal mevzuat, etik ilkeler ve yükseköğretim düzenlemeleri çerçevesinde; şeffaflık, hesap verebilirlik ve kamu yararı ilkeleri doğrultusunda yürütmektedir. Üniversitemiz hakkında çoğunluğu sahte hesaplar üzerinden yürütülen asılsız iddialarda bulunan şahıslar ile bu hesapları yönlendiren veya kullanan kişiler hakkında Van Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulmuştur. Ayrıca, kendi kişisel hırs ve menfaatleri için bu acı olayı kullanarak asılsız iddialarda bulunanlar, yayanlar hakkında yeni suç duyuruları ve gerekli yasal işlemler ivedilikle başlatılacaktır. Kamuoyunun, maksatlı biçimde üretilen asılsız haber ve paylaşımlara itibar etmemesi büyük önem taşımaktadır. Üniversitemiz, öğrencilerimizin güvenliği, huzuru ve refahı için tüm imkânlarını seferber etmeye devam edecek; her bir öğrencimizi kendi evladımız gibi görme sorumluluğuyla hareket etmeyi sürdürecektir. Merhume öğrencimiz Rojin Kabaiş’i rahmetle anıyor; ailesine, yakınlarına ve tüm üniversite camiamıza bir kez daha sabır ve başsağlığı diliyoruz. Olayın tüm yönleriyle aydınlatılması ve adaletin bir an önce tecelli etmesi yönünde devletimizin kurumlarıyla irtibat ve koordinasyon halinde olacağımızı kamuoyuna saygıyla bildiririz" denildi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Bakan Memişoğlu: "Türkiye’miz, ateş çemberi içinde barış ve iyilik ülkesi olarak Cumhurbaşkanı’nın liderliğinde çalışmaya devam ediyoruz" Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "Maalesef dünyada üzücü olaylarla da karşı karşıyayız. Ama Türkiye’miz, gördüğünüz gibi ateş çemberi içinde barış ve iyilik ülkesi olarak Cumhurbaşkanı’nın liderliğinde çalışmaya devam ediyoruz" dedi. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen ‘Külliyede Ramazan’ etkinlikleri çerçevesinde kurulan Sağlık Bakanlığı etkinlik alanını ziyaret etti. Bakan Memişoğlu, Aile Hekimliği İstasyonu, Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi Birimi (UMKE) İstasyonu, 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu ile Ağız ve Diş Sağlığı İstasyonu atölyelerinde incelemelerde bulunan Memişoğlu, burada görevlilerle ve çocuklarla sohbet etti, onlarla hatıra fotoğrafı çektirdi. Ziyaretinin ardından açıklamada bulunan Memişoğlu, etkinlikte emeği geçenlere teşekkür etti. "13 günde tam 15 bin çocuğumuza sağlık elçileriyle beraber sağlık kültürünü aşılayacak eğitimler verdik" Memişoğlu, alanda çocuklara sağlık kültürünü ve bilincini aşılamaya çalıştıklarını aktararak, "Burada ’Sağlıklı Çocuk Sağlık Gelecek’ diye çocuklarımızı sağlık elçisi yapmaya çalışıyoruz. Onlara sağlık kültürünü ve sağlık bilincini aşılamaya çalışıyoruz. Çünkü bizim amacımız toplumun hastalanmadan sağlığını kazanması. ’Sağlıklı Çocuk Sağlık Gelecek programı’, şu ana kadar Milli Eğitim Bakanlığı ile protokol kapsamında okullardaki sağlıkla ilgili eğitimi vermek, bilinç oluşturmak için yapılan bir program. Yaklaşık şimdiye 500 bin çocuğumuzu bu programda sağlık elçisi yaptık. Burada da 13 günde tam 15 bin çocuğumuza sağlık elçileriyle beraber sağlık kültürünü aşılayacak eğitimler verdik. Pratik gösterilerde bulunduk" ifadelerini kullandı. "Türkiye’miz, gördüğünüz gibi ateş çemberi içinde" Ramazan ayının birlikteliğin ayı olduğunu dile getiren Memişoğlu, şunları kaydetti: "Gerçekten Ramazan, birlikteliğin, iradenin, nefsin, aynı zamanda sosyal yaşamın yaşandığı en önemli ay. Mübarek ayımız bizim. Herkese şimdiden hayırlı bayramlar diliyorum. Maalesef dünyada üzücü olaylarla da karşı karşıyayız. Ama Türkiye’miz, gördüğünüz gibi, ateş çemberi içinde barış ve iyilik ülkesi olarak Cumhurbaşkanı’mızın liderliğinde çalışmaya devam ediyoruz. İnşallah dünya daha iyi, daha huzurlu birçok ramazana ulaşır. Bizim temennimiz o, çabamız o, çalışmamız o. Herkese hayırlı günler diliyorum. İbadetlerimizin Allah tarafından kabul edilmesini diliyorum."
İstanbul ’Yolsuzluk’ soruşturması kapsamında tutuklanan Ekrem İmamoğlu, pazartesi hakim karşısına çıkacak İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile belediye başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu’na yönelik ‘yolsuzluk’ soruşturması kapsamında açılan davanın ilk duruşması 9 Mart Pazartesi günü görülecek. İddianamede hakkında 2 bin 430 yıla kadar hapsi talep edilen Ekrem İmamoğlu ile aralarında CHP’li belediye başkanlarının da bulunduğu 402 sanık Silivri’de ilk kez hakim karşısına çıkacak. Duruşma öncesi mahkeme, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere gönderdi. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) ve Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu’na yönelik yolsuzluk iddiasına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca iddianame düzenlenmiş ve 402 sanık hakkında dava açılmıştı. Hazırlanan iddianame, 25 Kasım 2025 tarihinde İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilmişti. Sanıklar 9 Mart günü hakim karşısına çıkıyor Soruşturma kapsamında 402 sanık, 9 Mart Pazartesi günü ilk kez hakim karşısına çıkacak. Ekrem İmamoğlu ve tüm sanıklar, üzerlerine atılı suçlamalar yönünden ilk kez savunma yapacak. Marmara Ceza İnfaz Kurumları Silivri Kampüsünde görülecek olan duruşmada, Cezaevinden sorumlu olan Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı talimatıyla geniş güvenlik önlemleri alınacak. Duruşma öncesi mahkeme Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere gönderdi Yargılama öncesi İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi, Silivri kampüsünden sorumlu olan Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’na yazılı müzekkere gönderdi. Müzekkerede, "Davanın sanık sayısı, dosya kapsamı, tutuklu sanıkların çokluğu gibi fiili nedenler ve güvenlik gerekçesiyle duruşmanın 9 Mart günü saat 10.00’da Marmara Açık Cezaevi Yerleşkesi Duruşma Salonları binasında bulunan1 Nolu salonda yapılmasına karar verilmiş olup, bu durumla mahkememizce gerekli hazırlıkların tamamlanması için müzekkere gönderilmiştir. Bunlara ek olarak, duruşma salonuna girişlerin öncelikle sıralamasının, tutuklu sanıklar, tutuksuz sanıklar, sanık avukatları, müştekiler, müşteki avukatları, tutuklu sanık yakınları, basın mensupları, siyasi parti ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri" şeklinde olacağı aktarıldı. Öte yandan müzekkerede, "Duruşma salonunun fiziki kapasitesi nedeniyle salona alınamayan basın mensuplarının, duruşma kurum bünyesinde tahsis edilen basın odasından takip edebilmelerine, bu hususların herhangi bir aksaklığa sebebiyet vermeyecek şekilde güvenlik görevlileri ve ilglili birimlerce titizlikle yerine getirilmesine, gereği rica olunur" ifadelerine yer verildi. İddianameden İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu’nca hazırlanan iddianamede, Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı ‘ihbar eden’, Maliye Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı, İstanbul Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Şişli Belediye Başkanlığı ‘suçtan zarar görenler’, 16 kişi ‘müşteki’, 5 kişi ‘müşteki-şüpheli’ ve İmamoğlu’nun da arasında bulunduğu 402 kişi ‘şüpheli’ sıfatıyla yer aldı. 2 bin 430 yıla kadar hapis talebi Hazırlanan iddianamede, Ekrem İmamoğlu örgütün kurucusu ve lideri olarak belirtilirken, şüpheliler Fatih Keleş, Murat Ongun, Ertan Yıldız, Murat Gülibrahimoğlu, Adem Soytekin ve Hüseyin Gün ‘örgüt yöneticisi’ olarak aktarıldı. İddianamede İmamoğlu’nun ‘suç işlemek amacıyla örgüt kurma’, 12 kez ‘rüşvet’, 7 kez ‘suç gelirlerinin aklanması’, 2 kez ‘kişisel verilerin kaydedilmesi’, 2 kez ‘kişisel verileri ele geçirme veya yayma’, 4 kez ‘suç delillerini gizleme’, ‘haberleşmenin engellenmesi’, ‘kamu malına zarar verme’, 47 kez ‘rüşvet alma’, ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’, 9 kez ‘irtikap’, 46 kez ‘kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık’, 4 kez ‘suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama’, 70 kez ‘ihaleye fesat karıştırma’, ‘çevrenin kasten kirletilmesi’, ‘Vergi Usul Kanununa muhalefet’, ‘Orman Kanununa muhalefet’ ve ‘Maden Kanununa muhalefet’ suçlarından toplamda 2 bin 430 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi. İddianamede "10 yıllık süreçte kamu zararı 160 milyar lira" denildi.