KÜLTÜR SANAT - 22 Ekim 2025 Çarşamba 09:23

Vanlı diş hekimi filmleriyle uluslararası ödüller aldı

A
A
A
Vanlı diş hekimi filmleriyle uluslararası ödüller aldı

Van’da görevini sürdüren Diş Hekimi Tahsin Aytekin, çocukluk yıllarından bu yana insan hikâyelerine duyduğu ilgiyi sinemaya taşıyarak, ulusal ve uluslararası birçok festivalde ödül alan filmler çekti.


Van’da diş hekimi olarak hastalara şifa dağıtan Dt. Tahsin Aytekin, sinemaya olan ilgisiyle de dikkat çekiyor. Çocukluğunun bir bölümünü geçirdiği Tarsus’taki insan hikâyeleri ve yaşam gözlemleri Dt. Aytekin’i yıllar sonra sinemaya yöneltti. Aytekin’in kendi kaleminden çıkan filmler, Türkiye’de ve yurt dışında birçok festivalde gösterilerek ödüllerle buluştu.


Sanata ilgisi lise yıllarında şekillenen Aytekin, ilk olarak Tamara ve Kördüğüm adlı romanlarıyla edebiyat dünyasına adım attı. Ardından 2019 yılında çektiği ‘Oyuncak’ adlı kısa filmle sinemaya yöneldi. Sadece birkaç kişilik bir ekiple çekilen film, kısa süre içinde Amerika’daki bir festivale seçilerek Aytekin’e ilk uluslararası başarısını kazandırdı. Daha sonra Van’ın Başkale ilçesinde belgesel-kurgu tarzında bir film çeken Aytekin, bu yapımıyla da İsveç ve Amerika’daki festivallerde finale kaldı. 2020’nin sonlarında çektiği Tutsak filmi Türkiye’de ödül alırken, New York ve Kaliforniya’daki festivallerde mansiyon ödüllerine layık görüldü.



"Kısa filmim Amerika’daki bir festivale gönderildi"


İHA muhabirine konuşan Diş Hekimi Tahsin Aytekin, çocukluğunun geçtiği Tarsus’daki yaşamın, Federico Fellini’nin Amarcord filmindeki gibi, kalabalık ve renkli bir ortama sahip olduğunu belirtti. O dönemde insanlar arasında hem neşe hem de hüznün yoğun olduğunu ifade eden Dt. Aytekin, "İnsan halleri, çocukluğumdan beri dikkatimi çekerdi. Bu ilgim, zamanla beni edebiyata yöneltti. Lise yıllarında sanat ve edebiyatla yoğun bir şekilde ilgilendim. Diş hekimi olduktan sonra, 2015 yılında ‘Tamara’ ve ‘Kördüğüm’ adlı iki roman yazdım. Ancak bu kitaplar çok fazla insana ulaşmadı. Daha sonra, kitle iletişim araçlarının geniş bir etki gücüne sahip olduğunu fark ettim ve 2018-2019 yıllarında yazdığım senaryoları sinemaya aktarmaya başladım. 2020’den itibaren ise aktif olarak film çekmeye başladım. 2019-2020 yıllarında ilk kez ‘Oyuncak’ adlı kısa filmimi çektim. Filmi bir odada, yalnızca üç kişiyle gerçekleştirdik. 4-5 dakikalık bu kısa film, küçük bir ekiple çekilmesine rağmen Amerika’daki bir festivale gönderildi ve yalnızca 10 gün sonra seçkiye alındı. Bu gelişme, sinema yolculuğumda bana büyük bir cesaret verdi" dedi.



"Çektiğim film finale kalınca sinemaya olan ilgim daha da arttı"


Şu ana kadar çektiği filmlerin finallere kalmasıyla sinemaya olan ilgisinin arttığını anlatan Aytekin, "Ardından yeni filmler çekmeye başladım. 2020 yılı içinde Van’ın Başkale ilçesinde, belgesel-kurgu tarzında bir film çektik. Bu film de yurt dışında bir festivale seçildi. Daha sonra ‘Meyvesiz Ağacın Hikâyesi’ adlı yaklaşık 10 dakikalık bir kısa film çektim. Bu film de İsveç ve Amerika’daki festivallerde finale kalınca, sinemaya olan ilgim daha da arttı. 2020’nin sonlarına doğru ‘Tutsak’ adlı filmi çektim. Bu film Türkiye’de ödül aldı, ayrıca New York ve Kaliforniya’da Hungtinton Beach Film Festivali’nde mansiyon ödüllerine layık görüldü. Bu başarılar hem beni hem de çevremdeki insanları motive etti. Van’daki ve diğer şehirlerdeki arkadaşlarımın da ilgisini çekmeye başlayınca, sinemaya verilen destekler arttı. Böylece diş hekimliği dışında sinemayı yavaş yavaş profesyonel bir alana taşımaya başladım. 2021 yılında ‘Dilencinin Kızı’ adlı filmi çektim. Bu film de İsveç’te bir festivalde finale kaldı" diye konuştu.


İran Yeni Dalga Sineması’nın sinemaya farklı bir gerçekçilik kazandırdığını ve kendisinin de bundan etkilendiğini ifade eden Aytekin, sözlerini şöyle sürdürdü:


"Bu gerçekçilik, benim gibi birçok sinemacıyı derinden etkilemiştir. Çünkü bu akım, çok sade bir hikâyeyi özgün bir biçimde anlatma gücüne sahiptir ve bu yönüyle dünya sinemasının izleyicilerini derinden etkileyen bir tarz oluşturmuştur. Özellikle ‘Define’ filminde zor şartlarda yaptığımız çekimlerde görüntü yönetmenimiz Hasan Küçükyazıcı’nın disiplinli çalışması, ileri görüşlülüğü ve sinemaya adanmış otantik yapısı işimizin başarıya ulaşmasında büyük pay sahibidir."


Öte yandan, Tahsin Aytekin ve ekibi kısa süre içinde iki uzun metrajlı film projesi üzerinde çalışacak. Projelerden biri ‘İskender’, diğeri ise ‘Bir Balığın Hikâyesi’ adıyla sinemaseverlerle buluşmayı hedefliyor.



Vanlı diş hekimi filmleriyle uluslararası ödüller aldı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Trabzon Üç şeritli yolda tehlikeli yaya geçidi korkutuyor Trabzon’un Moloz mevkiinde yayalar, üç şeritli yolda canlarını hiçe sayarak karşıya geçmeye çalışıyor. Üst ve alt geçidin bulunmadığı bölgede, camiye gitmek ya da ilçe minibüslerine binmek isteyen vatandaşlar yoğun trafikte tehlikeyle burun buruna kalıyor. Trabzon’un Ortahisar ilçesindeki Moloz mevkiinde inşa edilen Doğu Karadeniz Bölgesi’nin en büyük camisi olan Hanife Hatun Camii çevresinde yaşanan yaya güvenliği sorunu, vatandaşları endişelendiriyor. Camiye ibadet için gelenler ile ilçelere giden minibüs hatlarını kullanmak isteyenler, üç şeritli karayolunda bulunan yaya geçidini kullanarak karşıya geçmeye çalışıyor. Bölgede üst ya da alt geçidin bulunmaması nedeniyle yayalar, yoğun araç trafiği arasında zaman zaman koşarak ya da araçların önüne atlayarak yolun karşısına geçmek zorunda kalıyor. Özellikle namaz saatlerinde ve hafta sonlarında artan yaya yoğunluğu, tehlikeyi daha da büyütüyor. Yapıldığı günden bu yana birçok trafik kazasının yaşandığı bölgede, yolun karşısına geçmeye çalışan vatandaşlara araç çarpması sonucu yaralanmalar meydana geldi. "Her gün kullandığımız bir geçit; Korkuyoruz" Sürücülerin hızla seyrettiği üç şeritli yolda yalnızca yaya geçidinin bulunması, güvenlik açısından yetersiz kaldığını belirten vatandaşlar, üst geçit ya da alt geçit yapılmasını istiyor. Yolun karşısına geçmeye çalışan Hasan Şahin, "Burada üst veya alt geçit olması gerekiyor. Can güvenliği yok. Minibüsler kalkış noktası değişti. Herkes karşıya geçmeye çalışıyor. Geçtiğimiz günlerde beni az kalsın araba eziyordu. Her gün kullandığımız bir geçit. Korkuyoruz" dedi. Şahin Nas isimli vatandaş ise, "Burada büyük bir cami yapıldı. İnsanların karşıya geçmesi büyük bir tehlike oluşturuyor. Mutlaka alt geçit yapılması gerekiyor. Karşıya koşarak geçiyorum. Hayati bir önem taşıyor. Yapılmasında fayda var" ifadelerini kullandı.
İzmir Karşıyaka, derbi galibiyetiyle çıkışını sürdürdü Karşıyaka, TFF 3. Lig 4. Grup’ta 23. haftasında oynanan İzmir derbisinde Altay’ı 3-1 mağlup etti. Bu galibiyetle son 5 maçında 4. kez kazanan Karşıyaka, aynı zamanda ligde üst üste 3. galibiyetini elde ederek çıkışını sürdürdü. Sezona şampiyonluk hedefiyle başlayan ve lige etkili bir giriş yapan Karşıyaka, bu performansını belirli bir süre devam ettirdi. Ancak ilerleyen haftalarda alınan istikrarsız sonuçlar, yeşil-kırmızılı ekibi zirve yarışında geriye düşürdü. Bunun üzerine hedefini play-off hattı üzerinden bir üst lige yükselmek olarak revize eden İzmir temsilcisi, zorlu sürecin ardından yeniden toparlanmayı başardı. Son olarak taraftarı önünde oynanan İzmir derbisinde Altay’ı mağlup eden Kaf-Kaf, puanını 50’ye çıkararak üçüncü sıradaki yerini korudu. Teknik direktör Burhanettin Basatemür yönetiminde yeniden yükselişe geçen Karşıyaka, Altay galibiyetiyle birlikte son 5 maçta 4. kez sahadan galip ayrıldı. Ayrıca ligde üst üste 3. galibiyetini alan yeşil-kırmızılılar, çıkışını sürdürdü. İç sahada 31 puan toplandı Karşıyaka, bu sezon taraftarı önünde ortaya koyduğu performansla dikkat çekiyor. Alsancak Mustafa Denizli Stadyumu’nda oynadığı 12 karşılaşmada 10 galibiyet, 1 beraberlik ve 1 mağlubiyet alan İzmir temsilcisi, sahasında adeta kusursuza yakın bir grafik sergiledi. Evinde şu ana kadar 31 puan toplayan yeşil-kırmızılılar, bu alanda lider Kütahyaspor ile birlikte iç sahada en fazla puan toplayan takım konumunda yer alıyor. Kalan 3 iç saha maçını da kayıpsız geçmeyi hedefleyen Kaf-Kaf, taraftarı önünde hata yapmak istemiyor.