ÇEVRE - 16 Ocak 2026 Cuma 14:28

Yaban hayvanlarının yerleşim yerlerine inmesi endişelendiriyor

A
A
A
Yaban hayvanlarının yerleşim yerlerine inmesi endişelendiriyor

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Yaban Hayvanları Koruma ve Rehabilitasyon Merkezi Müdürü Prof. Dr. Lokman Aslan, son dönemde yaban hayvanlarının yerleşim alanlarında sıkça görülmeye başladığını belirterek, "Yaban hayvanlarının insanlarla temas etmesi, yaban hayatın bozulduğunun açık bir göstergesidir" dedi.


Son dönemde Van şehir merkezi ile ilçe merkezlerinde kurt ve tilki gibi yaban hayvanlarının yerleşim alanlarında görülme sıklığının artması dikkat çekmeye başladı. Uzmanlar, bu durumun doğal yaşam alanlarına yapılan müdahaleler, kırsal alanların daralması ve şehirleşmenin hız kazanmasıyla doğrudan ilişkili olduğunu belirtiyor. Şehirleşmenin artmasıyla birlikte insanlar ile yaban hayvanları arasındaki doğal bariyerlerin ortadan kalktığını ifade eden uzmanlar, yaşanan bu durumun ekolojik denge, insan güvenliği ve halk sağlığı açısından ciddi riskler barındırdığına dikkat çekiyor.


İHA muhabirine açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Lokman Aslan, yaban hayvanı, insanla hiç temasa geçmemiş hayvan olduğunu belirtti. Doğal hayat ise insan eliyle müdahale edilmemiş, insanın ulaşmadığı alanlarda varlığını sürdüren yaşam alanları olduğunu ifade eden Prof. Dr. Aslan, "Bu alanlar, herhangi bir müdahale olmadığı sürece kendi ekolojik sistemi ve habitatı içerisinde doğal döngüsünde yaşamını sürdürür. Son yıllarda doğal alanların bozulması ve doğaya müdahalenin artmasıyla birlikte; yolların açılması, dağlardaki besin kaynaklarının toplanması, ağaçların kesilmesi gibi nedenler doğal yaşamı ciddi şekilde tahrip etmiştir. Buna bağlı olarak nüfusun şehir merkezlerine doğru yoğunlaşması, yaban hayvanlarında alan mücadelesine, alan değişikliğine ve davranış değişimlerine yol açmıştır" diye konuştu.



"Tilki ve kurt gibi yaban hayvanları şehir merkezlerine inmeye başlamış"


Kırsal alanlardan şehir merkezlerine doğru yaşanan göçün bu süreci hızlandırdığını dile getiren Aslan, "Köylerin boşalmasıyla birlikte köyler köpeksiz kalmış, şehir merkezlerine doğru yaşanan göçle birlikte köylerdeki köpekler de kent merkezlerine yönelmiştir. Böylece sadece köpekler değil, tüm canlılar yerleşim alanlarına doğru hareket etmeye başlamıştır. Bunun temel nedeni; bir bölgede gıda ve güvenlik varsa, canlıların o alanı tercih etmesidir. Şehir merkezlerindeki çöplere bağlı olarak kolay ve sürekli yiyecek bulunabilmesi, sahipsiz köpeklerin davranışlarını değiştirmiş; bu durum yaban hayatındaki doğal bariyerlerin yıkılmasına neden olmuştur. Bariyerlerin ortadan kalkmasıyla birlikte özellikle tilki ve kurt gibi yaban hayvanları şehir merkezlerine inmeye başlamış, bu durum çiftliklere yakın alanlarda daha sık görülür hâle gelmiştir. İlerleyen süreçte ayıların da bu hareketliliği takip etmesi muhtemeldir" şeklinde konuştu.



"Yaban hayatın insanlarla temasa geçmemesi esastır"


Bu sürecin ilerleyen dönemlerde daha büyük riskler doğurabileceğine dikkat çeken Aslan, insan-yaban hayvanı çatışmasının bundan sonraki süreçte daha sık yaşanabileceğini söyledi. Tilkilerin şehir merkezlerine yaklaşmasının biyogüvenlik açısından risk oluşturduğunu belirten Aslan, sözlerini şöyle sürdürdü:


"Bu nedenle yaban hayatı koruyacak doğal bariyerlerin oluşturulması, hayvanlara aşırı ve bilinçsiz müdahaleden kaçınılması, çöplerin düzensiz ve kontrolsüz şekilde depolanmaması büyük önem taşımaktadır. Hayvanların kolay yiyecek bulmasının önüne geçilmeli, yaban hayat ve sahipsiz hayvanlar bilinçsizce beslenmemeli; ekolojik denge ve habitatın kendi içinde sürdürülebilir olması sağlanmalıdır. Yaban hayatın insanlarla temasa geçmemesi esastır. Yaban hayvanlarının insanlarla temas etmesi, yaban hayatın bozulduğunun açık bir göstergesidir. Son dönemde ‘tilkilerle dostluk’ ya da ‘kurtların şehre inmesi’ gibi durumlar, doğal yaşamın tahrip edildiğinin ve bizler için birer uyarı niteliği taşıdığının habercisidir. Gerekli önlemler alınmaz ve koruma tedbirleri artırılmazsa; ilerleyen süreçte hem hastalıklar hem de yaban hayvanlarıyla ilgili maddi ve manevi birçok ciddi sorunla karşı karşıya kalacağımızı şimdiden kabul etmemiz gerekmektedir."



Yaban hayvanlarının yerleşim yerlerine inmesi endişelendiriyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Dorka Juhasz: "Annemin mirasını sürdürmek benim için çok önemli" Galatasaray Çağdaş Faktoring Kadın Basketbol Takımı’nın oyuncusu Dorka Juhasz, Macar basketbolunun efsanelerinden biri olan annesinin mirasını sürdürmenin kendisi için çok önemli olduğunu belirterek, "Büyürken o benim her zaman rol modelimdi, hep ona özendim. O Macaristan’da gerçek bir efsane" dedi. Galatasaray Çağdaş Faktoring Kadın Basketbol Takımı’nın Macar oyuncusu Dorka Juhasz, GSPlus’a özel açıklamalarda bulundu. Sarı-kırmızılı kulübe adaptasyon süreciyle ilgili konuşan Juhasz, "Takıma alışma süreci beklediğimden çok daha kolay geçti. Daha önce Türkiye’de hiç oynamadığım için neyle karşılaşacağımı tam olarak bilmiyordum. Ancak Galatasaray, İstanbul ve takımdaki arkadaşlarım hakkında çok güzel şeyler duymuştum; nitekim hiç hayal kırıklığına uğramadım. Burada kızlar (takım arkadaşlarım) beni çok sıcak karşıladı, şu ana kadar her şey harika gidiyor. Galatasaray’ın ve bu ortamın bir parçası olmaktan büyük keyif alıyorum. Çok eğlenceli bir takımız, tabii ki maç kazanmak da işin en keyifli yanı. Harika bir oyuncu grubumuz ve çok iyi insanlardan oluşan bir teknik ekibimiz var. Kısacası, şu an için her şey yolunda" dedi. "Hep ona özendim" Macar basketbolunun efsanelerinden biri olan annesi annesi Hajnalka Balzs’ın mirasını sürdürmek istediğini belirten Galatasaraylı oyuncu, "Büyürken o benim her zaman rol modelimdi, hep ona özendim. O Macaristan’da gerçek bir efsane. Onu gördükçe kendime hedefler koydum, hep ’Ben de onun gibi olmak istiyorum’ dedim. Onun başardıklarını başarmak, Avrupa’da en üst seviyede ve milli takımda oynamak istiyordum; bunların üzerine bir de WNBA hedefini ekledim. Onun gibi bir rol modele sahip olmak harika. Maçlarını (oynadığı dönemde) canlı izleyemesem de kasetlerden ve DVD’lerden çok seyrettim. Beni basketbolla tanıştıran aslında annem oldu. Memleketimde basketbolu çok seven insanlarla dolu o küçük spor salonuna beni maçlara götürürdü. Orada birçok şampiyonluk kazandılar. Bu yüzden basketbolun kanımda olduğunu düşünüyorum. En başından beri motivasyonum hep ona benzemekti, bu yüzden sürekli onu gururlandırmaya çalışıyorum. Beni her zaman destekliyor; Amerika’da oynarken bile saat farkına rağmen gece 02.00’de kalkıp bütün üniversite kariyerim boyunca maçlarımı izledi. O kesinlikle benim bir numaralı destekçim" diye konuştu.