GENEL - 10 Aralık 2019 Salı 12:43

Yalova’dan Mısır’daki tutuklulara mektup gönderdiler

A
A
A
Yalova’dan Mısır’daki tutuklulara mektup gönderdiler

İnsani Yardım Vakfı (İHH) Yalova Şubesi üyeleri İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin ilan edilişinin 71.

İnsani Yardım Vakfı (İHH) Yalova Şubesi üyeleri İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin ilan edilişinin 71. yıl dönümü dolayısıyla bir basın açıklaması yaparak Mısır başta olmak üzere Ortadoğu’da ve Çin’de yaşanan insan hakları ihlallerine son verilmesini istedi. Açıklamanın ardından İHH üyeleri PTT’den Mısır’da tutuklu bulunan akademisyenlere mektup gönderdiler.


Yalova PTT Müdürlüğü önünde toplanan İHH üyeleri İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin kabul edilişinin 71. yıl dönümü dolayısıyla bir basın açıklaması yaptı. Açıklamada özellikle Mısır’da, Ortadoğu ülkelerinde ve Çin’de yaşanan insan hakları ihlallerine dikkat çekildi. Basın açıklamasını İHH Yalova İl Temsilcisi Dr. Sabri Kan okudu. İnsan hakları ihlallerinde yaşanan artışa batının duyarsız kaldığına dikkat çeken açıklamada şu sözlere yer verildi:


“Bugün, Dünya İnsan Hakları Günü. Temel hakları güvence altına almak üzere hazırlanan İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin ilan edilişi üzerinden 71 yıl geçti. Batının yol açtığı dünya savaşlarında milyonlarca sivilin hayatını kaybetmesinden sonra İkinci Dünya Savaşı ardından ilan edilen bildirgeyle, yaşam hakkı, eşitlik ilkesi, masumiyet karinesi ve daha birçok temel hak sıralanarak, bunların her koşulda dokunulmazlığı kabul edilmişti. Aradan geçen zamana rağmen, bugünkü küresel tablo göstermektedir ki, ihlallerin önlenmesi konusunda insanlık hala geçer not alamamıştır. Aksine, bugün uluslararası siyaset insan haklarını ve değerlerini bir kez daha yitirmiş görünmektedir. Üstelik temel haklar konusunda tüm insanlar eşit olduğu halde, birilerinin hayatı hala diğerlerinden daha değerli görülmektedir. Kendini tüm insani değerlerin merkezi olarak gören Batı; bugün yabancı düşmanlığı, Müslüman karşıtlığı ve nefret suçları girdabına girmişken, dünyanın diğer ülkelerde sivillere yönelik her türlü ihlal ‘güvenlik’ perdesi altında meşrulaştırılmaktadır. Bu ülkelerin başını yine Doğu Türkistan, Mısır, Suriye ve Filistin çekmiştir.”


Açıklama şu şekilde devam etti: “1949 yılından bu yana Çin işgali altındaki Doğu Türkistan, her yıl sistematik olarak insan haklarının ayaklar altına alındığı bir hapishaneye dönüştürülmektedir. 5 Temmuz 2009 tarihinde gerçekleşen Urumçi katliamından bu yana her yıl daha da kötüleşen yaşam koşulları, etnik ve dini bir soykırıma dönüşmüştür. Ölüm, hapis, işkence ve zorla alıkoyma uygulamaları dünyadan gelen tüm tepkilere rağmen devam etmektedir. Kesin rakamlar tam olarak tespit edilemese de insan hakları kuruluşların tahminlerine göre son 10 yılda öldürülen Uygur sayısı 10 bini aşmış durumdadır. Bölgede halen 1 milyondan fazla Uygur ’eğitim kampı’ adı altında kurulan toplama kamplarında tutulmakta, burada insanların inançlarına aykırı dahi olsa zorla ideolojik eğitimler verilmekte ve potansiyel tehdit olarak görülenler cezalandırılmaktadır. Son birkaç yıldır yapılan bir uygulama ile Uygurların evlerine yönelik zorunlu ziyaretler, gerekçesiz baskınlar ve Uygur-Çinli zorunlu akraba olma uygulamaları insanları ürkütmektedir. Toplama kamplarına alınmış olan aile bireyleri yerine Çinli insanlar yerleştirilmesi, Uygur toplumunun değerlerini tehdit eden bir uygulamaya dönüşmüş durumdadır. Çok sayıda Uygur aydını ve kanaat önderi haksız yere tutuklu bulunuyor. Bunların bir bölümü ya hapiste iken ya da bırakıldıktan hemen sonra hayatını kaybetmiştir. Sadece insanların yaşamına değil, kültürlerine yönelik ihlaller de dikkat çekmektedir. Birçoğu Uygur kültürünü ve dini eserlerini ihtiva eden 730 çeşit kitap ya yasaklanmış ya da yok edilmiştir. 100’den fazla web sitesi kapatılmış ve yöneticileri tutuklanmıştır.


Çin’deki zulmü aratmayan ihlallerin bir diğer adresi Mısır’daki Sisi diktatörlüğüdür. 2013 yılındaki darbenin ilk zamanlarındaki katliamlar zamanla azalsa da, siyasi muhaliflere yönelik kaçırma, gizli alıkonulma, işkence ve infaz gibi en ağır insan hakları ihlalleri sistematik olarak devam etmektedir. Mısır rejimi cezaevlerinde çoğu İhvan üyesi siyasi gruplardan tutuklu insan sayısının 40 binin üzerinde olduğu bilinmektedir. Yüzlerce kişiye idam cezası verilmiş ve maalesef bu idamların bir kısmı ailelere bile haber vermeden infaz edilmiştir. Seçilmiş cumhurbaşkanı Muhammed Mursi ise 7 yıllık işkence ve kötü muameleye daha fazla dayanamayarak bu yıl mahkemede duruşma esnasında hayatını kaybetmiştir.


Öte yandan, sınırımızın hemen karşı tarafında Suriye’de 2019 yılı aynı oranda kasvetli geçmiştir. Son bir yılda başta İdlip olmak üzere, değişik sivil yerleşim bölgelerine yönelik rejim saldırılarında en az 3 bini aşkın sivil hayatını kaybetmiştir. 2011’den beri çatışmalarda veya hapishanelerde bir şekilde öldürülen sivillerin sayısı yarım milyonu aşmıştır. Sivillere yönelik tehditler nedeniyle Suriye içinde 6 milyon sivil yaşadığı yeri terk etmek zorunda kalırken, 5 milyona yakın kişi ülke dışında mülteci konumuna düşürülmüştür. Halen 80 binden fazla insan kayıp olarak kayıtlara geçmiştir. Ülkede gizli ya da resmi onlarca hapishanede kaç kişinin tutulduğu tam olarak bilinmese de, tahminler 200 bine yakın olduğunu göstermektedir. Bu tutuklular içinde en az 7-10 bin arasında kadın olduğu tahmin edilmektedir. Tutuklu kadınların neredeyse tamamı, bir şekilde işkence, kötü muamele veya istismara maruz kalmıştır. Sürekli gözaltı ve salıvermeler nedeniyle sayı verilemese de, uluslararası kuruluşlara göre Suriye’de şu ana kadar 10 bine yakın kadın tecavüze uğramış ve bu tecavüzler sonucu da sayısı tahmin edilemeyen istenmeyen gebelik ve doğum vakası meydana gelmiştir.


İşgal altındaki Filistin’de 2019 yılı, onlarca insanın hayatını kaybettiği Gazze saldırıları ve Kudüs’teki yıkımlarla dikkat çekerken, Yemen, Irak ve Suudi Arabistan gibi ülkelerde 2019 yılı insan haklarının neredeyse rafa kaldırıldığı dönem oldu. İnsan Hakları Günü’nde dünyanın insan hakları karnesine bakıldığında özellikle Müslümanların yaşadığı bölgelerin insan eliyle üretilmiş felaketler azalmamış, aksine artmıştır. Bu gidişatı değiştirip karamsar tablodan kurtulmanın yolu, adil bir küresel düzen kurmaktan geçmektedir. Bunun için tüm mazlumların ortaklaştığı sivil dayanışma zamanı gelmiştir.”


Açıklamanın ardından PTT Başmüdürlüğü’ne giren İHH üyeleri yazdıkları mektupları Mısır’da tutuklu bulunan akademisyenlere gönderdiler.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul GençBizzTech 2026’da finale çıkacak 10 lise girişimi belli oldu Türkiye İş Bankası ve Genç Başarı Eğitim Vakfı iş birliğiyle hayata geçirilen GençBizzTech 2026’da finale çıkacak 10 lise girişimi belli oldu. Türkiye İş Bankası ve Genç Başarı Eğitim Vakfı (GBEV) iş birliğiyle bu yıl üçüncü kez düzenlenen GençBizzTech 2026 Bilim ve Teknoloji Temelli Lise Girişimcilik Programında final heyecanı başlıyor. Ülke genelindeki devlet fen liselerinden programa katılan yüzlerce ekip arasından seçilen 10 liseli genç girişim takımı, projelerini Türkiye finalinde jüri karşısında sunmaya hazırlanıyor. Bilim ve teknoloji odaklı girişimler geliştirme hedefi Öğrenciler; üreticilik ve problem çözme yetkinliklerinin gelişmesi, bilim ve teknoloji odaklı girişimler geliştirmeleri hedefiyle yürütülen program kapsamında girişimcilik, yapay zekâ, teknoloji ve iş modeli geliştirme alanlarında kapsamlı bir eğitim sürecinden geçti. Ekipler, eğitimlerin ardından projelerini geliştirerek değerlendirme sürecine katıldı ve Türkiye finalinde yer alacak 10 ekip belirlendi. Farkla alanlarda çözüm üreten projeler Tarım, sağlık, eğitim, lojistik, afet teknolojileri gibi farklı alanlarda çözümler sunan GençBizzTech 2026 finalistleri ise şöyle: Ordu’dan AGROGEN takımı, uydu verileri ve yapay zekâ ile çiftçilere kârlı üretim kararlarını sunan bir tarım destek sistemi geliştirdi. Samsun’dan SHIFT takımı, bitkilerin su ihtiyacını analiz ederek sulama süreçlerini optimize eden akıllı bir çözüm sunuyor. Sakarya’dan NEXTECH takımı, lojistik sektöründe sürücü güvenliği ve filo yönetimini tek bir sistemde birleştiren bir platform geliştirdi. Gaziantep’ten Quantum AI takımı, girişimlerin finansal sürdürülebilirliğini analiz eden yeni nesil bir değerleme modeli üzerinde çalışıyor. Kütahya’dan HIGGS takımı, göz damlası kullanımını kolaylaştıran bir medikal cihaz tasarladı. Mersin’den VitaSense takımı, hastaların hareket verilerini izleyerek riskleri tespit eden sensör tabanlı bir sağlık çözümü sunuyor. Konya’dan Virtual Biopsy takımı, yapay zekâ ile cilt lezyonlarını analiz ederek erken teşhise katkı sağlayan bir platform geliştirdi. Balıkesir’den Laboratuv-AR takımı, artırılmış gerçeklik teknolojisiyle fen deneylerini dijital ortama taşıyor. Antalya’dan NOVA takımı, deprem sonrası hızlı analiz yapılmasını sağlayan otonom enkaz tarama sistemi tasarladı. İzmir’den BrainTech takımı, beyin cerrahisi öncesinde kritik bölgeleri haritalayan yapay zekâ destekli bir çözüm üzerinde çalışıyor. Uluslararası sahneye açılan bir fırsat 9 Mayıs’ta gerçekleşecek Türkiye finalinde ekipler, er, projelerini jüriye sunarak dereceye girmek için yarışacak. Birinci olan ekip, Letonya’da düzenlenecek Avrupa’nın önde gelen girişimcilik festivallerinden olan GEN-E 2026’ya katılma hakkı kazanacak. Finalist ekipler, aynı zamanda uluslararası platformda projelerini tanıtma fırsatı elde edecek.
Gaziantep İkiz kardeşler baba mesleğini yaşatıyor Gaziantep’te unutulmaya yüz tutmuş mesleklerin başında gelen kalaycılık mesleği, aile ocağında ikiz kardeşler tarafından sürdürülüyor. Kalaycı ustası olan babalarından öğrendikleri kalaycılığı aynı dükkanda çalışarak sürdürmeye devam eden 33 yaşındaki Ökkeş ve Ramazan Toprak, baba mesleğini sürdürmenin gururunu yaşıyor. Babalarından miras kalan ocakta, zamanın aşındıramadığı el emeğiyle bakır mutfak eşyalarını bin bir emek ve zahmetle kalaylayan kardeşler, baba mesleğini yaşatmaya çalışıyor. Günümüzün teknolojisine rağmen kalaycılık mesleğini omuz omuza vererek sürdüren kardeşler, 26 yıldır sürdürdükleri baba mesleği sayesinde her birinin aylığı 80 bin TL’ye geliyor. Ailelerinin geçimini baba mesleğiyle sağlayan kardeşlerden Ramazan Toprak 2 çocuk babası, Ökkeş Toprak ise 3 çocuk babası olarak ekmek mücadelesi veriyor. Kalaycılık yapan babalarının yanında 7 yaşında mesleği öğrenmeye başlayan ve zamanla kendilerini geliştiren kardeşler, kentin aranan ustalarından oldu. Müşterilerinin getirdikleri mutfak eşyalarını geleneksel yöntemlerle kalaylayarak yeni görünüme kavuşturan kardeşler, mesleklerini severek yapıyor. Sabahın erken saatlerinde tarihi Gaziantep Kalesinin karşısında bulunan iş yerini açan ve gün boyunca yoğun tempoyla mesai yapan kardeşler, unutulmaya yüz tutmuş baba yadigarı meslekte yetiştirecek çırak bulamamaktan yakınıyor. Henüz 7 yaşındayken mesleğe babasının yanında başladığını söyleyen Ökkeş Toprak, "Kalaycılık baba mesleği ve ikiz kardeşimle birlikte küçükken babamın yanında çalışmaya başladık. Kardeşimle birlikte babamın yanında çalışırdık. Babamın mesleğine heves ettik ve mesleği öğrendik. 7 yaşından beri baba mesleğini sürdürüyoruz. Şu anda 33 yaşındayız. Baba mesleğini canlandırmaya çalışıyoruz. Çok şükür mesleğimiz güzel, müşterilerimizin işlerini yetiştirmeye çalışıyoruz. Kardeşimle birlikte omuz omuza vererek baba mesleğini sürdürüyoruz. Babamızın bize miras olarak bıraktığı mesleği göğüslemeye çalışıyoruz" dedi. 26 yıldır ikiz kardeşiyle birlikte kalaycılık mesleğini yaptıklarını belirten Ramazan Toprak ise, "İkiz kardeşiz. Baba mesleğinin birlikte sürdürüyoruz. 7 yaşından beri birlikteyiz. Hep birlikte çalıştık, hiçbir zaman birbirimizden ayrılmadık. Şu anda 33 yaşındayız ve halen mesleğimizi sürdürüyoruz. Allah’a şükürler olsun geçimimizi sağlıyoruz" diye konuştu.
Mersin Başkan Seçer: "Belediyelerimizin işini kolaylaştırmak için gayret sarf ediyoruz" Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, Ankara’da düzenlenen ‘TBB Araç Teslim Töreni’nde yaptığı konuşmada, belediyelerin artan ihtiyaçlarına dikkat çekerek, "Yerel yönetimlerin daha güçlü hizmet sunabilmesi için her türlü desteği vermeye devam ediyoruz" dedi. Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) Başkan Vekili ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, Ankara’da gerçekleştirilen ‘TBB Araç Teslim Töreni’ne katıldı. Düzenlenen tören ile 94 belediyeye toplam 95 yeni araç teslim edildi. Belediyelerin sosyo-ekonomik yapısı, yüzölçümü, nüfusu ile ihtiyaç ve talepleri esas alınan dağıtım kapsamında, farklı siyasi parti yönetimindeki 94 belediyeye toplam 95 yeni araç desteği sağlandı. Teslim edilen hizmet araçları, 25 damperli kamyon, 22 çöp kamyonu, 13 kazıcı yükleyici, 11 paletli ekskavatör, 5 arazöz, 3 yol süpürme aracı, 3 toprak silindir, 3 lastik teker ekskavatör, 2 yarım otobüs ile birer adet greyder, itfaiye aracı, kombine kanal açma aracı, loder, lowbed, sepetli vinç, transmikser ve vidanjörden oluştu. Teslimi yapılan araçlar aracılığıyla, belediyelerin hizmet kapasitesini artırılmasına ve vatandaşların daha kaliteli hizmet sunulmasına katkı sağlamak hedefleniyor. "Belediyelerimizin işini kolaylaştırmak için gayret sarf ediyoruz" Başkan Seçer, törende yaptığı konuşmada, belediye başkanlarının çok önemli görevleri yürüttüklerinin bilincinde olduklarını ifade ederek, özellikle ekonomik kriz içerisinde zor şartlarda ve yoğun mesai yaptıklarını vurguladı. TBB’nin belediye başkanlarının zorlu mesaisine destek olduğunu belirten Seçer, "Bin 405 belediyemizin üye olduğu TBB olarak, belediye başkanlarımızın hemşehrilerine hizmet götürürken işlerini bir nebze kolaylaştırmak, onlara destek olmak, mevcut ekonomik konjonktürde, darboğazda dokunuşta bulunmak için gayret sarf ediyoruz" dedi. Gerçekleştirilen tören ile Türkiye’nin her yerinden farklı siyasal partilerin yönetimindeki 94 belediyeye 95 araç teslim edildiğini dile getiren Seçer, ilerleyen dönemde yapılacak dağıtımlar neticesinde 2 yılda 714 aracın teslim edilmiş olacağını kaydetti. "Finans disiplini ve liyakatli kadrolar eşliğinde önümüzde hiçbir şey duramaz" Belediye başkanlarının görev yürütürken 2 önemli dayanak noktası olduğunun altını çizen Seçer, finans disiplininin ve liyakatli kadroların önemine değindi. Seçer, "Finans disiplini ve liyakatli kadrolar eşliğinde önümüzde hiçbir şey duramaz. vatandaşalrımızın memnuniyetini daha üst seviyelere çıkartırız. Türkiye Belediyeler Birliği üyelerine sadece iş makinesi ve araç desteği yapmıyor. Proje desteği, proje çalışmalarına nakdi destekler, eğitim çalışmaları, çalıştaylar, paneller, personelimizin bilgisini ve becerisini geliştirmeleri için yurt dışı gezi programları, inceleme gezileri gibi birçok alanda belediyelerimize katkı sunuyoruz" sözlerini kaydetti. "Belediyelerimiz projelerimizde birbirinden ilham alıyor" TBB’nin güncel projelerinden söz eden Seçer, çalışmaların iş birliklerini artırdığını vurguladı. Yakın dönemde düzenlenen Belediyecilik Forumu’nu örnek gösteren Seçer, "Belediyecilik Forumu’na yerel yönetimlerden 700’ün üzerinde başvuru yapılması bizi son derece memnun etti. Forumda belediyelerimizin 200’den fazla özgün projesi ve uygulaması anlatıldı. Katılımcılar birbirlerinden ilham aldılar ve yeni iş birliklerinin temelini atmış oldular" diye konuştu. Belediyeler kapsamında yürütülen Yönetici Geliştirme Programı’na da büyük önem verdiklerini ifade eden Seçer, belediyelerin üst yönetimlerinin programa katılması konusunda teşvik edilmesi gerektiğinin altını çizdi. 352 yöneticinin bu programda eğitim aldığını sözlerine ekleyen Seçer, sayının artmasını temenni ettiğini söyledi. TBB ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi ortaklığında yürütülen ‘Ortak Hizmet Modeli’ne de değinen Seçer, projenin hayata geçtiğini belirterek, "Pilot bölge olarak Batı Karadeniz’de çalışmaları yürütmeye başladık. Yaptığımız incelemeler sonucunda Batı Karadeniz’de 22 belediyemiz ile bu projeyi gerçekleştirme kararı aldık. Şu anda da Safranbolu’da çalışmaya başladık. Böylelikle TBB, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve protokol yaptığımız belediyemiz üçlü bir imece ile harika projeleri ortaya çıkartıyor" ifadelerini kullandı. TBB olarak, belirli kriterler ve puanlama usulüyle araç teslimi yapacakları belediyeleri belirlediklerinden söz eden Seçer, "‘Bölgesi, sosyo-ekonomik durumu, coğrafyanın durumu, belediyenin kendi ekonomik durumu, talepler ve öncelikler nedir?’ diye bütün soruları harmanlıyoruz ve bu araç-gereçlerin hangi belediyeye verilmesi gerektiğini tespit ediyoruz" diye belirtti. Seçer ayrıca, mükemmel bir yönetim anlayışı ve kurumsal bir yapı içerisinde bu kuralları TBB’ye yerleştirmeye çalıştıklarını söyledi. "2 Mayıs’ta TBB’nin Genel Kurulu’nu yapacağız" Seçer, önümüzdeki günlerde TBB Genel Kurulu yapılacağını duyurarak, "2 Mayıs Cumartesi günü Ankara’da saat 11.00’de hep beraber Türkiye Belediyeler Birliğimizin Genel Kurulu’nu yapacağız. Hepinizi oraya davet ediyorum. 3 yıllığına TBB başkanını, encümen üyelerimizi, başkan vekillerimizi seçeceğiz. Komisyonlar belirlenecek ve 3 yılı bu kadrolarla sürdüreceğiz. Umut ediyorum bundan sonraki süreçte de TBB, üzerine katarak belediye başkanlarımıza katkı sunmaya devam eder" dedi. "İşimiz gücümüz belediye" Seçer, belediye başkanlığının son derece yoğun ve sorumluluğu yüksek bir görev olduğunu vurgulayarak, 7 gün 24 saat belediye işleriyle ilgilendiklerini, günlük hayatın her anında kentin ihtiyaçlarını fark ettiklerini ifade etti. Belediye başkanlığını çok önemli bir görev olarak gördüğünü, en büyük motivasyonlarının ise vatandaşların memnuniyeti, duası ve sevgisi olduğunu dile getiren Seçer, "İşimiz gücümüz belediye. İşimiz gücümüz beldenin huzuru. Güzel hizmetler yapmak için çalıştığınıza inanıyoruz. İyi işler yapıp vatandaşın sevgisine mazhar olmak dünyanın malına değer. Bu duygu ve düşüncelerde bu görevi yapıyoruz" diye konuştu. Seçer’in konuşmasının ardından hibe edilen araçların temsili anahtarları belediye başkanları ve yöneticilerine teslim edildi.