SPOR - 03 Aralık 2021 Cuma 15:50

Terma City yöneticileri Yosk’un engelli sporcularıyla biraraya geldi

A
A
A
Terma City yöneticileri Yosk’un engelli sporcularıyla biraraya geldi

Karadereli Şirketler Grubu’na ait Terma City Otel, 3 Aralık Engelliler Günü nedeniyle Tekerlekli Sandalye Basketbol Süper Ligi’nde mücadele veren Yalova Ortopedikler Spor Kulübü (YOSK) yöneticileri ve sporcularını ağırladı.

Karadereli Şirketler Grubu’na ait Terma City Otel, 3 Aralık Engelliler Günü nedeniyle Tekerlekli Sandalye Basketbol Süper Ligi’nde mücadele veren Yalova Ortopedikler Spor Kulübü (YOSK) yöneticileri ve sporcularını ağırladı.


Yalova’nın Termal ilçesinde bulunan Terma City Very Vip Lounge’da gerçekleşen yemek organizasyonuna Terma City Genel Müdürü Altuğ Çiloğlu, Türkiye Tekerlekli Sandalye Basketbol Kulüpler Birliği ve YOSK Başkanı Alparaslan Erkoç ve sporcuları ağırladı. Yemek sonrasında gazetecilere açıklamalarda bulunan Alpraslan Erkoç, sporla engellileri hayata bağladıklarını söyledi.


Bu yıl ligde onadıkları 4 maçtan 3’ünü kazandıklarını dile getiren Erkoç, hedeflerinin mart ayında Avrupa kupalarına katılarak şampiyonluğa ulaşmak olduğunu ifade etti. Süper Lig’de Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş gibi büyük takımlarla mücadele eden YOSK’u 2005 yılında kurduklarını söyleyen Erkoç, “Benle beraber 5 tane engelli arkadaşlarımızla oturuyorduk. O zamanlar basketbol Türkiye’de koşar adım gidiyor. Engellileri hayata bağlamak adına da çok iyi bir spordu. Nasıl yapacağız derken, o zaman basketbolun kaç kişiyle bile oynandığını bilmiyoruz. Basketbol sandalyesi yerine Çin’den bize tenis sandalyesi geldi. Onunla beraber başladık. Hani Türkler 3 kişi bir araya gelince ülke kurarlar diye. Biz de o gün 5 kişi bir araya geldik spor kulübü kurduk. Tenis sandalyesiyle başladık, hatta karşılaşmalara özel izinle çıktık” dedi.


Terma City Genel Müdürü Altuğ Çiloğlu geçtiğimiz sene Yalova’da gerçekleşen tekerlekli sandaye basketbol liglerinin konaklama sponsoru olduklarından dolayı gurur duyduklarını dile getirdi. Aynı anda 250 engelli sporcuya ev sahipliği yapabilmenin gururunu yaşadıklarını anlatan Çiloğlu, “Bu tek günde kutlanacak bir organizasyon olmamalı. Biz hepimiz aslında birer engelli adayıyız. Biz Terma City olarak bugünlük arkadaşlarımızla onlarla kaynaştık, engelleri kaldırdık. Çok güzel sohbetler, dostluklar kazandık. Dün olduğu gibi, bugün de yarın da artacak şekilde devam edecek. Gerçekten gurur duymamak imkansız” ifadesini kullandı.


9 yaşında geçirdiği trafik kazası sonrası engelli olan Şuayip Kablan ise 11 yaşında basketbolla tanıştığını ve 24 yıldır bu sporu yaptığını söyledi. Kablan, kendileri gibi engellilere örnek olmak istediklerini dile getirerek, şöyle konuştu:


“Küçük bir, şehirde küçük mahallede büyümüş bir insanım. Spor bana dünyanın kapısını açtı. Yaşama azmimi, özgüven, bu sporla okudum, bu sporla büyüdüm. Bu sporla bilgisayar mühendisi oldum. Sporculuk hayatımın dışında iş hayatımda da o noktaya gelmede spor büyük vesile oldu. Bizlerin amacı da bizler gibi insanları hayata kazandırmak. Evlerine kapalı kamış insanları dünyanın kapılarını açmak, öncü, örnek olmak. Bunun için de desteğe de ihtiyacımız oluyor.”


Takımın tek kadın sporcusu Serra Uzun, 12 yaşımda başladığı basketbolda milli formayı 13 yaşından itibaren giymeye başladığını kaydetti. Uzun, sporun kendisine büyük katkılar sağladığını vurgulayarak, “Bana çok katkısı oldu. Okul, sosyal hayatım olsun bana çok büyük katkısı oldu. Sadece 3 aralıkta değil her gün engelli farkındalığı olmalı. Hedefim basketbol hayatımı sonlandırana kadar milli sporculuğuma devam etmek. Kariyerimde çok iyi yerlere gelebilmek istiyorum. Büyük takımlarda oynamak, her daim kendimi geliştirmek istiyorum. Aslında ben basketbola hiç başlamak istemiyordum. Ön yargılarım vardı, yapamam diye düşünüyordum. Çünkü erkeklerin oynadığı bir oyun. Ben açıkça özgüvensizdim bu konuda. Ama Alparaslan başkanımız ısrar etti, ‘Dene’ dedi. Ben antrenmanlara katıldıkça, yapabildiğimi, çok sevdiğimi fark ettim. Bu şekilde ilerledi” açıklamasında bulundu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara ASO Başkanı Ardıç: "Teknoparklarda ürünleşme, ticarileşme ve ihracatta sıçrama zamanı" Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Seyit Ardıç, "Şimdi teknoparklarda ürünleşme, ticarileşme ve ihracatta sıçrama zamanı" dedi. Ankara Sanayi Odası (ASO), Türkiye’nin teknoloji geliştirme bölgesi ekosistemini uluslararası örneklerle karşılaştırmalı olarak ele alan kapsamlı raporunu yayınladı. ‘Küresel Teknoloji Politikaları Perspektifinde Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Analizi’ başlıklı rapor, Türkiye’deki teknoparkların 25 yıllık dönemde önemli bir ölçeğe ulaştığını; ancak bu ölçeğin patent, ticarileşme ve sanayi ölçeğinde teknoloji üretimine aynı düzeyde yansımadığını ortaya koydu. "Ekosistemde büyüme var ancak teknoloji ihracatı ve derinleşme sınırlı" Rapora göre, Türkiye’de 113 Teknoloji Geliştirme Bölgesi bulunuyor. Bunların 94’ü aktif olarak faaliyet gösterirken, 19’unda altyapı çalışmaları devam ediyor. Son 25 yılda teknoparklarda 88 bin 77 proje tamamlanırken faaliyet gösteren firma sayısı 12 bin 188 ve bu bölgelerde toplam istihdam ise 125 bin 124 kişiye ulaştı. Aynı dönemde toplam satış hacmi yaklaşık 1,15 trilyon liraya, toplam kümülatif ihracat ise 16 milyar dolara yükseldi. Ancak rapor, bu güçlü ölçeğin patent ve ürünleşme tarafında aynı derinliği oluşturamadığını ve sanayiyle entegrasyonu süreçlerinde de yapısal bir kopukluk olduğunu ortaya koydu. 2002-2024 döneminde Türkiye genelinde yapılan 112 bin 131 patent başvurusunun yalnızca 5 bin 228’i teknopark kaynaklı gerçekleşti. Patent tescilinde ise toplam 31 bin 757 tescilin sadece 2 bin 412’si teknoparklardan geldi. Böylece teknoloji geliştirme bölgelerinin ulusal patent tescilindeki payı yüzde 7,6 seviyesinde kaldı. Üniversite merkezli mevcut teknopark yapılanması, bilgi üretiminde önemli bir rol oynasa da, bu üretilen bilginin sanayiyle yeterince buluşamaması, Ar-Ge çıktılarının patent, ticarileşme, ekonomik değer ve üretime dönüşme kapasitesini sınırladığına dikkat çekildi. Raporda ayrıca, teknopark firmalarının yüzde 56’sının patent üretimi yapısal olarak sınırlı olan yazılım ve dijital teknoloji alanında faaliyet gösterdiği; imalat ve donanım odaklı firmaların payının ise yüzde 5’in altında kaldığı belirtildi. Söz konusu girişimci yapısının patent üretimini sınırladığına dikkat çekildi. Mevcut tablo, Ar-Ge’den prototipe, prototipten ürüne ve seri üretime uzanan zincirde yapısal güçlenme ihtiyacını açıkça ortaya koydu. ASO’nun raporunda, teknoloji geliştirme bölgelerinde uluslararasılaşma tarafında da istenen derinliğe henüz ulaşılamadığına dikkat çekildi. 2014 yılında 126 olan yabancı firma sayısı, 2025 yılı Ekim ayında 525’e yükseldi. Ancak bu artışa rağmen, yabancı firmaların toplam ekosistem içindeki payı yaklaşık yüzde 4,3 seviyesinde kaldı. Raporda, uluslararasılaşmada asıl ihtiyacın yalnızca sayı artışı değil; daha güçlü iş birlikleri, daha derin etkileşim ve daha kalıcı bir küresel entegrasyon olduğu vurgulandı. "Teknoparklarda ürünleşme, ticarileşme ve ihracatta sıçrama zamanı" ASO Başkanı Seyit Ardıç, rapora ilişkin değerlendirmesinde, teknoparklarda niceliksel büyümenin önemli bir eşik olduğunu ancak yeni dönemde asıl ihtiyacın nitelik odaklı dönüşümden geçtiğini belirterek, "Teknoparklarda ulaşılan niceliksel büyüme önemli bir eşiği temsil ediyor. Ancak asıl mesele, bu ölçeği güçlü fikrî mülkiyet çıktısına, ürünleşmeye ve sanayi ölçeğinde teknoloji üretimine dönüştürebilmektir. Bu noktada, üniversitelerdeki araştırma derinliği sorununun da sanayi ile ortak bir bakış ve iş birliği yaklaşımıyla ele alınması kritik önem taşımaktadır. Şimdi teknoparklarda patent ve ticarileşmede sıçrama yapma zamanıdır" ifadelerini kullandı. Teknoloji geliştirme bölgelerinin teknoloji üretiminde ve küresel pazarlara açılmada önemli bir kapasite oluşturduğuna dikkat çeken Başkan Ardıç, "Bunun kalıcı rekabet avantajına dönüşmesi ise fikrî mülkiyet, ürünleşme ve sanayi entegrasyonunun güçlendirilmesine bağlıdır" değerlendirmesinde bulundu. ASO’dan 13 maddelik reform paketi: ‘4 stratejik eksen’ Raporda, patent ve ürünleşme derinliğindeki açığın yalnızca kaynak yetersizliğinden değil, statü bazlı, çıktıyı yeterince öncelemeyen teşvik yapısından, kira yönetimine sıkışan işletme modellerinden ve zayıf ürünleşme hatlarından kaynaklandığı vurgulanarak, teknoparklarda ikinci sıçramayı sağlayacak 13 maddelik reform çerçevesi ortaya konuldu. Reform önerileri dört ana stratejik eksende toplandı. Teşvik mimarisinde dönüşüm Teknopark teşviklerinin yalnızca bölgede bulunma statüsüne göre değil; patent, ürünleşme, ihracat ve teknoloji çıktısına göre performans odaklı hale getirilmesi önerildi. Alan işletmeciliğinden teknoloji yatırımcılığına geçiş Yönetici şirketlerin yalnızca kira ve alan yöneten yapılardan çıkarılarak; ortak altyapı, teknoloji transferi, yatırım ve ticarileşme süreçlerini yöneten aktörlere dönüşmesi gerektiği vurgulandı. OSB-TGB entegrasyonu ve finansman derinliği Ar-Ge ile üretim arasındaki kopukluğun giderilmesi, prototipten pilot üretime uzanan hattın güçlendirilmesi ve teknopark finansman yapısının girişim sermayesi araçlarıyla derinleştirilmesi gerektiği ifade edildi. Performans, insan kaynağı ve uluslararasılaşma Teknoparkların çıktı ve etki bazlı izlenmesi, akademik sistemin patentin ürüne dönüşme süreciyle daha güçlü ilişkilendirilmesi ve büyük ölçekli teknoparklarda uluslararası ortaklık kapasitesinin artırılması önerildi. Uygulama zemini: ‘ASO Teknoloji Üssü’ Ankara Sanayi Odası’nın raporunda ortaya konulan reform çerçevesi yalnızca öneri düzeyinde bırakılmadı; bunun kurulum hazırlıkları hızla devam eden ASO Teknoloji Üssü ile uygulamaya dönüşeceği vurgulandı. Temelli Sanayi Havzası’nda 1 milyon metrekare alanda konuşlanacak olan ve fizibilite çalışmaları tamamlanan ASO Teknoloji Üssü, Ar-Ge, üretim, girişimcilik ve ticarileşmeyi aynı kampüste buluşturan bütünleşik bir inovasyon ekosistemi olarak tasarlandı. Tam kapasiteye ulaştığında ASO Teknoloji Üssü’nün Ankara ihracatına yaklaşık 1,5 milyar dolar katkı sağlaması, 18 bini aşkın nitelikli istihdam üretmesi ve 800’den fazla Ar-Ge şirketi ile girişime ev sahipliği yapması hedefleniyor. "Ülkemizin rekabetçiliği açısından kritik önemde" Raporda yer alan reform paketini değerlendiren ASO Başkanı Seyit Ardıç, "Teşviklerin sonuç ve etki üreten bir yapıya evrilmesi, yönetici şirketlerin ‘kira yöneten’ değil ‘değer üreten’ bir modele geçmesi ve üretimle entegrasyonu sağlayan uygulama kapasitesinin güçlendirilmesi, ülkemizin rekabetçiliği açısından kritik önemdedir" dedi. Ardıç, raporun tamamlayıcı stratejiler ve uygulama yol haritasıyla birlikte, dönüşümün nasıl hayata geçirileceğine dair somut bir çerçeve ortaya koyduğunu belirtti. ASO Teknoloji Üssü’nün bu dönüşümün somut uygulama zemini olacağını belirten Başkan Ardıç, "Teknoparklarda yeni dönemin anahtarı, Ar-Ge’yi üretimle ve ticarileşmeyle aynı hatta buluşturabilmektir. ASO Teknoloji Üssü, bu yaklaşımın somut uygulama zeminini oluşturacaktır" ifadelerini kullandı.
Gaziantep Kasap Halil Usta’nın sahipleri Bakışgan kardeşlere dünya ahilik ödülü Ankara’da düzenlenen 2025 Yılı Dünya Ahileri Ödül Töreni’nde geleneksel meslek temsilcileri, sanatçılar ve kurum yöneticileri bir araya geldi. Ödül töreni’ne Gaziantep’ten Kasap Halil ustanın sahipleri Abdullah ve Yunus Bakışgan kardeşler damga vurdu. Ankara’da, İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü tarafından desteklenen "Anadolu’nun Ahisiyiz, Türkiye’nin Ailesiyiz" projesi kapsamında 2025 Yılı Dünya Ahileri Ödül Töreni gerçekleştirildi. Musiki Muallim Mektebi salonunda düzenlenen programa çok sayıda siyasetçi, bürokrat, sivil toplum temsilcisi ve davetli katıldı. Bakışgan kardeşlere ödül Dünya esnaf ve sanatkarlar derneği Ankara’da düzenlediği ödül törenine Gaziantep, Türkiye ve Dünya’nın en büyük kebapçıları arasında olan Kasap Halil Usta’nın sahipleri Abdullah ve Yunus Bakışgan kardeşler damga vurdu. Kasap Halil Usta adına Abdullah Bakışgan’a ödülünü Mamak Belediye Başkanı Veli Gündüz Şahin alkışlar arasında verdi. Esnaflık övgüsü, Bakışgan kardeşlere Aynı zamanda Dünya Esnaf Sanatkarlar Derneği ve Ahi Enstitüsü Başkanı Fehmi Çalmuk Gaziantep’in meşhur kebapçısı Kasap Halil Usta’nın sahiplerine ahilik ödülü almasından mutluk duyduğunu belirterek, "Biz böyle esnaflara sahip çıkmazsak ahilik geleneği sona erer diyerek Abdullah ve Yunus Bakışgan kardeşlerin başarısını ve esnaflık tutumunu gerçekten takdir ediyorum" dedi. Ustalara ve markalara ödül Törende Edirne’den süpürge ustası Hamdi Gaspar, Gaziantep’ten sedef ustası Muzaffer Demir ve Türkye’nin en meşhur kebapçıları arasında yer alan aynı zamanda Gastonomide Unesco ödüllü olan Kasap Halil Usta adına Abdullah ve Yunus Bakışgan kardeşlere, Malatya’dan damascus ustası Yusuf Bayyiğit’e ödülleri takdim edildi.