GENEL - 17 Ocak 2023 Salı 16:17

Yeni Yaşam Engelliler Derneği’nin 28 yılı anlatıldı

A
A
A
Yeni Yaşam Engelliler Derneği’nin 28 yılı anlatıldı

Yeni Yaşam Engelliler Derneği yönetimi, basın mensupları ile bir araya gelerek, derneğin 28 yıldan bu yana yapmış olduğu çalışmaları anlattı.

Yeni Yaşam Engelliler Derneği yönetimi, basın mensupları ile bir araya gelerek, derneğin 28 yıldan bu yana yapmış olduğu çalışmaları anlattı.


Yeni Yaşam Engelliler Derneği, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla Yalova’da faaliyet gösteren medya kuruluşu temsilcileri ile bir araya geldi. Programda; Yeni Yaşam Engelliler Derneği Başkanı Lale Dondurmacı ile Türkiye Spastik Engelliler Federasyonu Başkanı Murat Arslanhan da hazır bulundu. Arslanhan, 1995 yılında kurulan, Yalova’da öncü çalışmalara imza atan Yeni Yaşam Engelliler Derneği’nin bu zamana kadar yapmış olduğu çalışmaları anlattı.


Derneğin kuruluş amacı


Özel gereksinimli çocuklara, özel eğitim verilmesi için yola çıktıklarını ifade eden Arslanhan, “Yeni Yaşam Engeliler Derneği, özel eğitim maksadıyla kurulan ilk ve tek dernek. Bunun yolunu nasıl açabiliriz diye başladık. İlk önce bir evde başladık, daha sonra yeterli olmadığını gördük. O dönem Yalova Belediyesi, Çömlek Mahallesi’nde bize bir arsa tahsis etti. Orada hem bir okul hem de bir bakım merkezi kurduk” dedi.


“Yeni Yaşam Engeliler Derneği örnek oldu”


28 yılda yapmış oldukları çalışmalardan bahseden Arslanhan, şunları kaydetti:


“Bu zamana kadar bin adet akülü sandalye, 7 binin üzerinde normal manuel sandalye dağıtmışız. Bunların yanında erzak, ayakkabı, kıyafet yardımı gibi birçok hayırseverin desteği ile güzel işlere vesile olduk. Kurslar ve etkinlikler düzenledik. Bunların hem Yalova’ya hem de Türkiye’ye ışık tutmasını istedik. Bizden sonra okullar da örnek alıp yapmaya başladılar. O yıllarda Özürlü Memur Seçme Sınavı (ÖMSS) için kurs açtık. Bu kursla birlikte engellilerin yüzde 100’ü kurumlara yerleşti. Diğer illerde bizden örnek alıp bunları yaptılar. Biz istiyoruz ki Yalova’da başlattığımız her proje diğer illere de ışık tutsun, tüm engellilerimiz bu imkanlardan faydalansın. İşaret dili kursunun ilk formatını Yalova’da hayata geçirdik. Modüler sisteme programı hazırlayıp, biz işlettik. Kursu açtık, şimdi Türkiye’nin her yerinde var. Kursu açabilmek için 6 ay mücadele ettik. Artık Milli Eğitim Bakanlığı’nda uygulanan bir sistem haline geldi”


“45-50 kişiyi umreye götürdük”.


Engelli bireylerin umreye gidebilmesi için proje geliştirdiklerini söyleyen Arslanhan, “Engellilerin umreye gitmesi gerekir dedik. İki defa toplamda 45-50 kişiyi umreye götürdük. Orada ibadetlerini yapmalarını sağladık. Federasyonumuza bağlı derneklerde aynı organizasyonu yaptı, oldukça ses getirdi. ‘Engellilere umrede indirim’ yapılması ile ilgili Diyanet İşleri Başkanlığı’nın masasında bir evrak var, inşallah bu gerçekleşirse, bu projenin de önü açılmış olacak” ifadelerini kullandı.


‘Bir Nefes’ projesi bakanlık tarafından yürütülüyor’..


Projeleri anlatmaya devam eden Arslanhan, ‘Bir Nefes’ isimli projelerinin Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından tüm Türkiye’de uygulanmaya başlandığını belirtti. Arslanhan açıklamasına şöyle devam etti: “Engelli aileleri, yıllarca düğüne gidemezdi, hastaneye gidemezdi. Çok ciddi bir sıkıntı vardı. Bununla ilgili ‘Bir Nefes’ adı verdiğimiz projeyi hayata geçirecektik. O zamanki Aile Bakanımız Ayşenur İslam hanım Yalova’ya geldi. Projeyi bizden istedi, ‘tek Yalova’dan olmasın tüm Türkiye’de uygulayalım’ dediler. Biz de ismi ile birlikte bakanlığa verdik. Şu anda hala proje uygulanıyor. Bizim için gurur verici bir nokta. Koçum Babam projesi, bu da Yalova’dan Türkiye’ye yayılan bir proje. Burada engelli babaların, annelerin yükünü almak için hayata geçirdiğimiz bir projeydi. Çok ses getirdi. Ayrıca, TRT’de dizi belgesel haline gelmesi bizim için önemli bir şey.”


‘Erişilebilir bir Yalova mı?’..


Yalova’da erişilebilirlik çalışmalarına yönelik yerel yönetimlerin üzerine düşeni yapmadığını kaydeden Arslanhan, “Pandemiyi merkezi hükümet yürüttü. Yereldeki belediye ve kamu kuruluşları kendi çalışma alanlarında ve faaliyetlerinde biraz fren bastılar. Dedik ki bu bir fırsattır. Bir an önce analizlerinizi yapın, pandemi bittikten sonra ne yapacağımızın kararını verin. Herkes için erişilebilir bir Türkiye diyoruz. Herkes için erişilebilir bir Yalova diyoruz. Erişilebilir bir Türkiye’nin çalışması olması lazım. Aktif hareketlilik stratejisi oluşturuluyor mu? Oluşturulmuyor. Kendi kendine akan bir trafik var. Akan bir trafiğe hep beraber bakıyoruz. Değişim ve dönüşüm için hamleler yapılması lazım. Yollarda, kaldırımlarda, binalarda, toplu taşımalarda; değişim ve dönüşümle ilgili hiçbir hamle yok. Toplumsal farkındalığı oluşturacak hiçbir çalışma yok. Bir an önce erişilebilir bir Yalova için, acilen bu konu başlıklarında çalışmaların başlaması lazım. Nereye kadar bekleyeceğiz? Geçmişten bugüne kadar olan bir sorun bu ama elde var sıfır. Ulaşımda sesli ve görüntülü araçlar ile gerçek zamanda bilgilendirme ve işaretlendirmenin dijital teknolojiden yararlanılarak kullanımının artırılması lazım. Her otobüse, sesli ve görsel uygulama konulması lazım. Durakların artık akıllı durak olması gerekmiyor mu? Erişilebilir bir Yalova mı?” dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sakarya Bahar aylarında çocuk sağlığı için dikkat zamanı Mevsim geçişlerinde çocuklarda üst solunum yolu enfeksiyonları ve ateşli hastalıklar artış gösterebiliyor. Uzmanlar, ebeveynlerin belirtileri yakından takip etmesi ve günlük alışkanlıklara özen göstermesinin önemine dikkat çekiyor. Mevsim geçişleriyle birlikte çocuklarda üst solunum yolu enfeksiyonları ve ateşli hastalıklarda artış gözlenebiliyor. Özel Adatıp Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Erbil Sak, bahar aylarında çocuk sağlığında dikkat edilmesi gereken konulara ilişkin açıklamalarda bulundu. Sak, hava sıcaklıklarındaki ani değişimlerin ve artan polen yoğunluğunun çocukları etkileyebildiğini belirterek, "Mevsim geçişlerinde özellikle soğuk algınlığı, boğaz enfeksiyonları, öksürük ve ateş gibi şikâyetler daha sık görülebiliyor. Bağışıklık sistemi bu dönemde daha hassas hale gelebilir. Uzun süren öksürük, yüksek ateş, halsizlik ve iştahsızlık gibi durumlarda mutlaka uzman değerlendirmesi yapılmalıdır. Erken dönemde yapılan muayene sürecin sağlıklı ilerlemesine katkı sağlar" dedi. "Günlük alışkanlıklar önemli rol oynar" Bahar aylarında çocukların sağlığını korumak için düzenli uyku, dengeli beslenme ve yeterli sıvı tüketiminin önemine dikkat çeken Uzm. Dr. Sak, "Hijyen alışkanlıklarının sürdürülmesi ve çocukların dinlenmesine özen gösterilmesi bu dönemde koruyucu bir yaklaşım olabilir. "Bazı çocuklar bu süreci hafif geçirirken, bazıları daha sık enfeksiyon yaşayabilir. Bu nedenle belirtiler bireysel olarak değerlendirilmelidir" diye konuştu.
Bursa Gürsu tarıma yeni destek Gürsu Belediyesi, ilçe tarımının potansiyelini yükselten ve Gürsu’ya katma değer sunan proje sayısını her geçen gün arttırıyor. Gürsu Belediyesi’nin proje tecrübesi sayesinde ARGE Müdürlüğü tarafından hazırlanan yeni proje ile Gürsu Ağaköy Tarımsal Kalkınma Kooperatif’ine kazandırılan meyve kasası üretim hattı için kalıp temini projesi hayata geçirildi. Kooperatife kendi kasalarını üretme şansını, hazırladığı proje sayesinde sunan Gürsu Belediyesi , bu kez de kalıp temininin sağlanmasına ve tasarrufun artmasını sağladı. Gürsu Ağaköy Tarımsal Kalkınma Kooperatifi, ENCAHER hibe programı ile, Gürsu Belediyesi ARGE Müdürlüğü’nün hazırladığı proje sayesinde kasa imalat tesisi kurmuştu. Tesisin potansiyelini tam olarak kullanabilmek ve ihtiyaç duyulan meyve kasalarının üretebilmek, plastik kasaları geri kazandırabilmek için harekete geçildi. INSURE Projesi’nin bileşeni Kırsal Alanlarda Mevsimlik Tarımsal Kapasitelerin Güçlendirilmesi kapsamında; Ağaköy Tarımsal Kalkınma Kooperatifi’ne 30.821 USD değerindeki "Gözlü Kasa Üretim Kalıbı" desteği yapıldı. Süreci takip ederek projelendirilen ve Gürsu tarımına bir katkı daha sunan Gürsu Belediyesi ARGE Müdürlüğü sayesinde, kasa başına depolama kapasitesi iki katına çıktı. İhracat yolculuğunda nakliye maliyetleri ciddi oranda azaldı. Üreticinin kazancı ve emeğinin katma değeri arttı. Teslim töreninde konuşan Gürsu Belediye Başkanı Mustafa Işık, " Gürsu Belediyesi olarak ilçe tarımımıza destek veren anlamlı hamleler yapıyoruz. Bu kalıplar, meyvelerimizin tarladan toplama merkezine, oradan da nihai pazarlara uzanan yolculuğunda yaşanan ürün zayiatını ve kalite kayıplarını engellemek için temel bir gereklilikti. Özellikle hassas yapılı armut meyvelerinin uygun olmayan kasalar nedeniyle zarar görmesi, hem ürün değerini düşürmekte hem de pazar erişimini sınırlamaktaydı. Yeni üretim kalıbı ile bu sorun ortadan kalkacak" diye konuştu.
Ankara DEHB çocukların okul ve sosyal hayatını etkileyebiliyor Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu’nun (DEHB) çocukların hem akademik başarısını hem de sosyal ilişkilerini olumsuz etkileyebileceğini belirten Psikolog İrem Güler, "Sosyal ilişkilerde dürtüsellik nedeniyle akran ilişkilerinde sorunlar yaşanabilir. Ancak doğru destekle çocuklar hem akademik hem de sosyal alanlarda önemli gelişmeler gösterebilir" dedi. Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu’nun (DEHB) yalnızca çocukluk dönemine özgü bir durum olmadığına dikkat çekiliyor. Medical Park Ankara Hastanesi’nden Psikolog İrem Güler, bu nörogelişimsel tablonun ergenlik ve yetişkinlikte de devam edebileceğini, ancak doğru tanı ve çok yönlü destekle bireylerin yaşam kalitesinin belirgin şekilde artırılabileceğini vurguladı. "DEHB dikkat, dürtü ve aktiviteyi etkileyen bir durumdur" DEHB’nin dikkat süreçlerini, dürtü kontrolünü ve aktivite düzeyini etkileyen bir durum olduğunu belirten Güler, "DEHB; yalnızca çocuklara özgü değildir, pek çok bireyde ergenlik ve yetişkinlik döneminde de varlığını sürdürür. Tanı için belirtilerin genellikle 12 yaşından önce başlaması beklenir ancak her zaman bu dönemde fark edilmeyebilir" diye konuştu. "‘Çok hareketli değilse DEHB değildir’ düşüncesi doğru değildir" DEHB’nin belirtilerinin dikkat eksikliği, hiperaktivite ve dürtüsellik olmak üzere üç ana başlıkta toplandığını ifade eden Güler, "Dikkatini sürdürmekte zorlanma, sık hata yapma, eşyaları kaybetme ve görevleri organize edememe dikkat alanındaki güçlükler arasındadır. Hiperaktivite yerinde duramama ya da içsel huzursuzluk şeklinde ortaya çıkabilir. Dürtüsellik ise söz kesme, sırasını bekleyememe ve sonuçlarını düşünmeden hareket etme gibi davranışlarla kendini gösterir. Her bireyde aynı belirtiler görülmeyebilir. Dikkat eksikliği ile hiperaktivite her zaman birlikte görülmez. Bu nedenle ‘çok hareketli değilse DEHB değildir’ düşüncesi doğru değildir" açıklamasında bulundu. "Okul başarısı ve sosyal ilişkiler etkilenebilir" DEHB’nin akademik performansı dolaylı olarak etkileyebileceğini aktaran Güler, "Dikkatini sürdürememe, ödevleri organize edememe ve zaman yönetiminde zorlanma notlara yansıyabilir. Sosyal ilişkilerde ise dürtüsellik nedeniyle akran ilişkilerinde sorunlar yaşanabilir. Ancak doğru destekle çocuklar hem akademik hem de sosyal alanlarda önemli gelişmeler gösterebilir" dedi. "Tanı süreci çok yönlü değerlendirme gerektirir" Güler, tanının tek bir teste dayanmadığını vurgulayarak "Tanı süreci uzman tarafından yürütülür. Gelişim öyküsü, aile ve öğretmen gözlemleri ile belirtilerin birden fazla ortamda görülüp görülmediği birlikte değerlendirilir. Bazı durumlarda bilgisayar tabanlı testler de süreci desteklemek amacıyla kullanılabilir" şeklinde konuştu. Tedavi sürecine ilişkin bilgi veren Güler, şu bilgileri paylaştı: "İlaçlar dikkat ve dürtü kontrolünü düzenlerken, psikolojik destek bireye zaman yönetimi ve başa çıkma becerileri kazandırır. Hafif durumlarda yalnızca psikolojik destek yeterli olabilirken, orta ve ağır vakalarda iki yöntemin birlikte uygulanması daha etkili sonuçlar verir." Ailelere önemli uyarılar Ebeveynlerin ev ortamında sağlayacağı düzenin önemine dikkati çeken Güler, "Tutarlı bir günlük rutin oluşturmak, görevleri küçük parçalara bölmek, görsel hatırlatıcılar kullanmak ve çocuğun başarılarını takdir etmek motivasyonu artırır. Ekran süresinin sınırlandırılması ve düzenli uyku alışkanlığı da belirtilerin kontrolünde önemli rol oynar" ifadelerini kullandı. DEHB’li bireylerin güçlü yönlerine de değinen Güler, "Bu bireyler ilgi duydukları alanlarda yoğun odaklanma geliştirebilir. Hızlı problem çözme ve farklı düşünme becerileri sık görülen özellikler arasındadır. Doğru destekle bu özellikler önemli bir avantaja dönüşebilir" diye konuştu. Toplumda DEHB ile ilgili yanlış bilgilerin yaygın olduğunu söyleyen Güler, "DEHB tembellik ya da yaramazlık değildir. Nörobiyolojik temelli bir durumdur. ‘Sadece çocuklarda görülür’ ya da ‘ilaçlar çocuğu robotlaştırır’ gibi yanlış inanışlar, bireylerin destek almasını geciktirebilir" ifadelerine yer verdi. Güler, doğru tanı ve uygun destekle DEHB’li bireylerin hem eğitim hem de sosyal yaşamda başarılı ve üretken bireyler olabileceğinin altını çizdi.