EKONOMİ - 03 Ekim 2025 Cuma 10:50

Şifa bulduğu ilikli kemik suyunu markalaştırarak kendi işini kurdu

A
A
A
Şifa bulduğu ilikli kemik suyunu markalaştırarak kendi işini kurdu

Yalova’da kadın girişimci Dilek Öztürk, ileri derecede kemik erimesi hastalığını ilikli kemik suyu ve kolajen formülleri sayesinde yenerek sağlığına kavuştu. Kendisi gibi şifa arayanlardan gelen taleplerin artması üzerine kendi markasını kuran kadın girişimci, Türkiye’nin dört bir yanına ürünlerini gönderiyor.


9 yıl boyunca kemik erimesiyle mücadele veren ve hatta yolda yürüyemez hâle gelen Öztürk, ağrılarını hafifletmek için başladığı araştırmalar sırasında keşfettiği ilikli kemik suyu formülü sayesinde sağlığına kavuştu. Kendisi gibi şifa arayanların taleplerinin her geçen gün artması üzerine kendi marka tescilini alan kadın girişimci, Yalova Tarım ve Orman Müdürlüğü’nün de destekleriyle Safran köyünde üretime geçti. Evli ve bir çocuk annesi olan 54 yaşındaki Dilek Öztürk, 40 yaşında hastalığına teşhis konulduğunu belirterek, "Yolda yürüyemez hâle gelmiştim, desteksiz adım atamıyordum. Artık kemiklerim kendiliğinden kırılacak seviyedeydi. 9 yıl mücadele ettim. Şimdi ise koşabiliyorum" dedi.


Hastalığı sürecinde serum tedavilerinin ağır yan etkileri nedeniyle farklı bir yol aradığını ifade eden Öztürk, doktorunun önerisiyle ilikli kemik suyu ve kolajen üzerine araştırma yaptığını söyledi. Pandemi döneminde üç ay boyunca tarifleri inceleyerek kendi formülünü geliştirdiğini söyleyen Öztürk, ilk kürün sonunda ağrılarında azalma hissettiğini belirtti.


Öztürk, genç büyükbaş hayvan kemiklerini kullanarak üretim yaptıklarını belirterek, "Kemikler 12 saat suda bekletilip yıkanıyor, ardından düşük ısıda fırınlanıyor. 30 saat pişirme sürecinden geçiyor. Bitki karışımlarıyla destekleniyor. Kimyasal kesinlikle kullanmıyoruz. Ev usulü ama çok daha titiz bir şekilde yapıyoruz" ifadesini kullandı.


Müşterilerinden gelen olumlu geri dönüşlerin kendisini çok mutlu ettiğini kaydeden Öztürk, "Ankara’da bir müşterimin oğlu, bağırsak problemi nedeniyle kortizon kullanıyordu. Bana sürekli ağlayarak telefon açıyordu. Şimdi tamamen iyileşti, kortizonu bıraktı. Böyle haberler beni işime daha çok bağlıyor" diye konuştu.



Şifa bulduğu ilikli kemik suyunu markalaştırarak kendi işini kurdu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa 19 Mayıs, İnegöl’de coşkuyla kutlandı İnegöl’de 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı kapsamında düzenlenen törenler yoğun katılımla gerçekleştirildi. Atatürk Anıtı’ndaki çelenk sunma programının ardından kutlamalar İlçe Kapalı Spor Salonu’nda devam etti. İnegöl’de 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla çeşitli tören ve etkinlikler düzenlendi. Tüm yurtta olduğu gibi kutlama programı sabah saat 09.30’da Atatürk Anıtı önünde gerçekleştirilen çelenk sunma töreniyle başladı. İnegöl Kaymakamı Eren Arslan, AK Parti Bursa Milletvekili Ayhan Salman, İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban, Cumhuriyet Başsavcısı Veli Ecir, İlçe Gençlik ve Spor Müdürü ile birlikte siyasi parti temsilcileri, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, gaziler, öğrenciler ve çok sayıda vatandaşın katıldığı törende, İlçe Gençlik Spor Müdürlüğü çelengi anıta bırakıldı. Çelenk töreni sonrası kutlamalar saat 10.30’da İlçe Kapalı Spor Salonu’nda devam etti. Düzenlenen kutlama programına İnegöl protokolüyle birlikte vatandaşlar da yoğun şekilde katılım gösterdi. Saygı duruşu ve İstiklal Marşının okunmasıyla başlayan programda, İlçe Gençlik ve Spor Müdürü Yusuf Şevki Yücel günün anlam ve önemini belirten bir konuşma yaptı. "Bugün, büyük komutan Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a çıkışının 107. yıldönümü... Hikaye uzun, mücadele zor ve çetin" sözleriyle konuşmasına başlan Yücel, şöyle devam etti; "Özeti şu: bütün şer güçler toplandı, Türk’ü yok etmek üzere birleşti, toplarıyla, tüfekleriyle, en mücehhez ordularıyla her cenahtan geldiler, yenildiler ve gittiler. Ordumuz yoktu, silahımız yoktu, açtık, yorgunduk ama dağ gibi yüreğimiz taş gibi imanımız vardı. Çekildi gittiler. Biz gazi olduk, biz öldük, biz şehit olduk, milyonlarımızı verdik şu kara toprağa, kızıl kanımızla sulandı, dağımız, taşımız, yaylamız, ovamız, toprağımız lakin vermedik bir karışını. Yine geldiler, geliyorlar, gelecekler, emelleri var çünkü. Bitmeyen entrikaları var, türlü hileleri var biliyoruz. Pes etmiyorlar etmeyecekler belli. Gelsinler, tekmil birden gelsin korkmadık, korkmuyoruz. Ordumuz dünyanın en güçlü ordusu, silahlarımız, savunma teknolojilerimiz hepsinin fevkinde artık. Ve asil kanımızdan gelen cesaretimiz, mangal gibi yüreğimiz, sarsılmaz imanımız misliyle duruyor." Konuşmaların ardından program Spor Lisesi öğrencileri ile İlçe Gençlik ve Spor Müdürlüğü tarafından hazırlanan gösterilerle devam etti. Öğrencilerin performansları büyük beğeni topladı. Sportif ve kültürel gösteriler, izleyicilerden alkış aldı. Bayram coşkusunun yoğun şekilde hissedildiği program, gençlerin hazırladığı gösterilerin ardından toplu hatıra fotoğrafı çekimi ile sona erdi.
Van Adnan Tönel’den Akdamar Adası’nda ezber bozan sergi Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Adnan Tönel, dünyanın farklı ülkelerinde objektifine yansıyan rögar kapağı fotoğraflarından oluşan sıra dışı sergisini Akdamar Adası’nda sanatseverlerin beğenisine sundu. Akademisyen kimliğinin yanı sıra yönetmen ve fotoğrafçı yönüyle de tanınan Prof. Dr. Adnan Tönel, herkesin günlük yaşamda fark etmeden üzerinden geçtiği rögar kapaklarını "bilinmeyen dünyanın kapısı" olarak tanımlıyor. Tönel’e göre farklı ülke ve kültürlere ait olsalar da kapakların altındaki dünya "eşitliği" temsil ediyor. Bu bakış açısı, sanatçının Akdamar Adası’nda açtığı serginin de temelini oluşturuyor. Projenin ortaya çıkış hikâyesinin 1997 yılına dayandığını belirten Tönel, bir öğrencisinin kendisine hediye ettiği rögar kapağı fotoğrafının bu süreci başlattığını söyledi. Daha sonra farklı ülkelerde gördüğü rögar kapaklarını fotoğraflamaya başlayan Tönel, yıllar içinde farklı kıtalardan çok sayıda kareyi arşivine ekledi. Zamanla büyüyen koleksiyon; İstanbul Nişantaşı’ndaki eGale’de, TBMM Beylerbeyi Sarayı’nda, İFSAK’ta ve Bursa’daki 17. Fotoğraf Günleri’nde sanatseverlerle buluştu. Akdamar Adası’nda açılan son sergide ise yeni ülkelerden örnekler de yer aldı. Fotoğrafların yalnızca estetik yönüyle değil, tarihi ve toplumsal izleriyle de dikkat çektiğini ifade eden Tönel, "Antik Yunan’dan Fransız Devrimi’ne uzanan süreçte rögar kapakları yalnızca teknik bir nesne değil, aynı zamanda günlük yaşamın tanığı olmuş. Antik dönemde benzer kapakların, insan yaşamını kolaylaştırmak amacıyla kullanıldığı biliniyor" dedi. Rögar kapaklarının toplumların kültürel hafızasını taşıyan objeler olduğunu kaydeden Tönel, şunları söyledi: "Rögar kapaklar benim için; alt ve üstün, kayboluşun, pandoranın, ötekinin, geleceğin, büyünün, gizemin geri dönüştürülmüş haldeki kapıları gibi. Bu eserler gerçekten çığır açıcı olabilir. Rögar kapakları yalnızca mühendislik ürünü değil, aynı zamanda toplumların sosyal yapısını da yansıtan objeler. Farklı şehirlerdeki rögar kapaklarının çeşitliliğine rağmen ‘altındaki dünyanın eşit’ olduğunu söyleyebiliriz. Kapaklar, üzerindeki semboller, yazılar ve işaretlerle de şehirlerin kimliğini taşıyor." Türkiye’de eski dönemlere ait rögar kapaklarının önemli bir kültürel değer taşıdığına dikkat çeken Tönel, 1930’lu yıllardan kalan bazı örneklerin müzayedelerde satıldığını belirtti. Osmanlı döneminden kalan rögar kapaklarının Topkapı Sarayı’nda bulunduğunu ifade eden Tönel, günümüzde ise standartlaşmanın ön plana çıktığını söyledi. Yurt dışında rögar kapaklarının bir statü unsuru olarak görüldüğünü belirten Tönel, "Prag’da Saray bölgesindeki rögarla Franz Kafka’nın evinin sokağındaki rögar kapakları aynı değerde ve tasarımda değil. Saray için üretilmiş olanlar aristokrasiyi göstermek adına özenle oluşturulmuş" diye konuştu. Kıbrıs’ta çektiği fotoğraflardan da örnek veren Tönel, Rum tarafındaki kapaklarda Yunan harfleri ve sembollerin, Türk tarafında ise farklı işaretlerin yer aldığını kaydetti. Bu ayrışmanın sembolik anlam taşıdığını ifade eden Tönel, "Ama bu çeşitliliğin altında aynı su, aynı kanalizasyon sistemi bulunuyor" dedi. Tönel ayrıca Almanya’nın Münih kentinde rögar kapaklarının reklam amacıyla kullanıldığını ve pazarlama aracı haline getirildiğini söyledi. Rögar kapaklarının geçmişinin Antik Yunan’a kadar uzandığını dile getiren Tönel, bu yapıların yalnızca şehir düzeni için değil, bazı dönemlerde savunma amacıyla da kullanıldığını anlattı. Fransız Devrimi sırasında sokak çatışmaları ve barikatlarda rögar kapaklarının savunma aracı olarak kullanıldığını belirten Tönel, bu yönüyle kapakların siyasi tarihte de iz bıraktığını ifade etti. Bazı rögar kapaklarının adeta bir sanat eseri gibi tasarlandığını söyleyen Tönel, özellikle Avrupa şehirlerinde desenli ve özgün kapakların kent kimliğine katkı sunduğunu belirtti. Türkiye’de ise kapakların genellikle standart üretildiğini kaydeden Tönel, artan metal fiyatları nedeniyle yaşanan rögar kapağı hırsızlıklarının da geçmişin estetik mirası ile günümüz ekonomik gerçekleri arasındaki çelişkiyi ortaya koyduğunu söyledi. Rögar kapaklarının yazarlara, yönetmenlere ve farklı sanat dallarına ilham verecek bir potansiyele sahip olduğunu ifade eden Tönel, "Rögar kapaklarının hem geçmişe tanıklık eden hem de günümüzün sıradanlığı içinde gözden kaçan ayrıntılar olduğunu düşünüyorum. Unutulmamalı ki rögarlar bölünmüş bir dünyayı birleştiriyor" dedi.