SPOR - 29 Nisan 2025 Salı 16:03

Taha Akgül: "Dünya güreşinin artık kendisini yenilemesi gerekiyor"

A
A
A
Taha Akgül: "Dünya güreşinin artık kendisini yenilemesi gerekiyor"

Türkiye Güreş Federasyonu Başkanı Taha Akgül, 12. kez Avrupa şampiyonu olacağı müsabakada hakemin pasif kararı verip maçı kaybetmesine sebep olduğunu söyleyerek, "Güreşin seyircisini kaybetmesi zaten bunlardan geliyor. Dünya güreşinin artık kendisini yenilmesi gerekiyor" dedi.


Türkiye Güreş Federasyonu Başkanı Taha Akgül, Yalova Üniversitesi Mehmet Okul Konferans Salonu’nda düzenlenen "Türk’ün Ata Sporu Güreş" adlı konferansa konuşmacı olarak katıldı. Olimpiyat, dünya ve Avrupa şampiyonluklarıyla adından söz ettiren ve güreşe veda ederek federasyon başkanı olan Akgül, öğrencilere güreşe nasıl başladığını anlattı. 2012 yılında milli takıma girdiğini söyleyerek sözlerine başlayan Akgül, "O gün, bugündür bayrağımızı Allah’a şükür gönderden indirtmedim. 2012 yılından 2024 Paris Olimpiyatları’na kadar. 11 Avrupa şampiyonluğu, 3 dünya şampiyonluğu, 1 olimpiyat şampiyonluğu, 2 olimpiyat bronz madalyası, Akdeniz oyunları şampiyonluğu, üniversitelerarası dünya, üniversitelerarası olimpiyat ve aynı zamanda askeri olimpiyatlar şampiyonluğu. Kazanabilecek bütün başarıları kazandım. Bir de üzerine rekorlar da kırmak nasip oldu. Serbest güreşte 11 Avrupa şampiyonluğu bir rekor hamdolsun. Ülkemizin güreşte son olimpiyat şampiyonuyum. 2024 Paris Olimpiyatları’nda ayakkabıyı çıkardım, mindere veda ettim. Daha yapabilir miydim, evet yapabilirdim. Yaşım 33-34. 2028 olimpiyatlarına kadar bu işi götürebilirdim ama yavaş yavaş vücudumdaki ağırların artması. En son Paris’e giderken Kastamonu’da kamptayız. 22 günlük kampta sadece 2 gün güreş antrenmanı yapabildim. Sakatlığım yok. 2 omzum batıyor. Omuzlarımda buz var. Dizlerim batıyor. Sakatlık değil de artık yıpranmışlığın verdiği kemik ağrıları var. Bunu hissetim. Evlendim, evlenmenin verdiği sorumluluğu hissettim. Dedim ki, bu işi zirvede bırakmak lazım" diye konuştu.



"Güreşe bir vefa borcumuz var"


Türkiye’deki güreşin iyiye doğru gitmemesi nedeniyle federasyon başkanlığı yoluna çıktığını söyleyen Akgül, "Federasyon başkanlığı yoluna çıkarken düşüncem güreşin Türkiye’de iyiye gitmediği yönündeydi. Yani kulüp desteğimiz çok azaldı. Altyapıdaki sporcu fabrikamız azaldı. Eskisi gibi değil. Güreş eğitim merkezlerinin yapısı eskisi gibi değil. Güreş yavaş yavaş kaybedilen bir branş haline gelmeye başladı. Bunu gördüm. Çünkü biz aile olarak da babam güreş sayesinde kadro almış, bizi o şekilde büyütmüş, ailemizin geçimini o şekilde sağlamış. Ağabeyim güreş sayesinde üniversiteye girmiş antrenör olmuş. Ben güreş sayesinde Avrupa, olimpiyat şampiyonu olup bütün dünyayı gezip, bütün dünyanın tanıdığı bir isim olmuştum. Güreşe bir vefa borcumuz var. Dedim ki ben bu işe başvuracağım. İnşallah güreşi bir yerlere getirmek istiyorum. Güreşe bir sistem getirmek istiyorum. Bunu yapabileceğime inanıyorum. Hamdolsun devletimiz, Cumhurbaşkanımız, güreş camiamız, Spor Bakanlığı bizlere bu inancı sağladılar. Bu çok değerli" diye konuştu.



"Dünya güreşinin artık kendisini yenilemesi gerekiyor"


12. kez Avrupa şampiyonu olabilecekken güreşi bıraktığını aktaran Akgül, konuşmasına şu şekilde devam etti:


"Çok ciddi bir mali geliri var. Devletimizin ödülleri çok iyi durumda. Kulüplerin verdiği ödüller. Allah’a şükür çok iyi ödüller kazandık. Devam etsem bunu ticaretten kazanamam. Kendi işimi yapsam da kazanacağım rekorları, maneviyatı, artı maddiyatı hiçbir yerde kazanamam. Buna rağmen ben artık burada kariyerimi noktalayacağım dedim, radikal bir kararla. Zirvede diyorum. Üçüncü oldum ama İranlı müsabakasında hakemlerin tamamıyla inisiyatifiyle, hakem ortadaki minderde güreştik sen pasifsin dedi maçı bize kaybettirdi. Güreşin seyircisini kaybetmesi zaten bunlardan geliyor. Dünya güreşinin artık kendisini yenilemesi gerekiyor. Pasif diye müsabaka bitmemeli. Judoda da aynısı var. Ekranda sarı kart gibi yanıyor ama müsabaka bitmiyor. 0-0 devam ediyor. Sonra puanlamaya gidiyor, altın puana, bastıran galip. Burası er meydanı diyorsak buna dönmeli iş. O şekilde müsabakayı kaybettik. Orada olimpiyat şampiyonu da olabilirdim."



Taha Akgül: "Dünya güreşinin artık kendisini yenilemesi gerekiyor"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Esenyurt’ta yüz gerdirme ameliyatında ihmal iddiası İstanbul Beylikdüzü’nde yaşayan 42 yaşındaki Sibel Yiyin, dün Esenyurt’ta özel bir hastanede girmiş olduğu yüz gerdirme ameliyatından saatler sonra hayatını kaybetti. Aile, hastanenin ihmali olduğunu iddia ederek savcılığa suç duyurusunda bulundu. Olay, Esenyurt’ta bulunan özel bir hastanede meydana geldi. İddiaya göre, Beylikdüzü’nde yaşayan 42 yaşındaki Sibel Yiyin, 15 Şubat tarihinde Esenyurt’ta bulunan özel bir hastaneye giderek karın gerdirme operasyonu geçirdi. Yiyin, aynı hastaneye dün yüz gerdirme ameliyatı için gitti. Saat 15.00 sıralarında ameliyata giren kadının 17.00 sıralarında operasyonu tamamlandı. Ardından genç kadının nefes darlığı çekerek komaya girdiği öğrenildi. Koma sonrası kalbi duran Sibel Yiyin yoğun bakıma alındı. Yapılan tüm müdahalelere rağmen talihsiz kadın kurtarılamadı. Yiyin’in ailesi ise kızlarının ölüm haberini akşam 22.00’de alarak apar topar hastaneye gitti. Ölümü şüpheli bulan aile yakınları savcılığa suç duyurusunda bulunarak özel hastaneden şikayetçi oldu. Hayatını kaybeden kadının cesedi ise otopsi işlemlerinin ardından Adli Tıp Kurumu morgundan alındı. 13 gün içerisinde 2 ameliyat Yüz gerdirme ameliyatı için özel hastanede bulunan Sibel Yiyin’in 13 gün önce yine aynı hastanede karın gerdirme ameliyatı olduğu bilgisine ulaşıldı. Ailesinin iddiasına göre 15 Şubat’ta operasyonu gerçekleştirilen Yiyin, 18 Şubat’ta da taburcu olmuştu. Ameliyattan çıktıktan sonra yoğun bakıma alıyorlar Kızının ameliyat sürecinden bahseden baba, "Bundan 12 gün önce karın gerdirme ameliyatı olmuş, bizim haberimiz yok. Dün de yüz gerdirme ameliyatı için hastaneye başvurmuş, ameliyatı yapılmış. Ameliyattan çıktıktan sonra yoğun bakıma alıyorlar. Komaya girdiğinde nefes alma güçlüğü, solunum yetmezliği tespiti koyuyorlar. Buna bağlı olarak da kalbi duruyor. Kalbine müdahale ettiğini söylüyor ama kardiyoloji tarafından mı edilmiş yoksa normal hemşire tarafından mı edilmiş, onun bilgisi bizde yok" dedi. Yüksek dozdan narkoz verilerek ameliyat gerçekleştirildi Kızının ölümü hakkında konuşan acılı baba Murat Yiyin, "Tansiyon hapları çantasından çıktı. Tansiyon hapı kullanıyor, tansiyonu yüksek, hipertansiyonu var. Buna rağmen bu ameliyatı 10 gün içerisinde 2 kez yüksek dozdan narkoz vererek gerçekleştiriyorlar. İkinci ameliyatı yüksek narkoz vererek gerçekleştiriyorlar. Benim tahminim narkozdan çıkamıyor" dedi. Ameliyat olacağından haberimiz yoktu Kızının ameliyatından haberi olmadığını söyleyen baba, "Haberimiz yoktu ameliyata gideceğinden. Bir gün önce konuşmuştum. Annesine nörolojiden randevu alacaktı. Tamam baba, ben randevuyu alırım, onu ben götürürüm diye konuştuk. İkinci günde kendisi ameliyata girdi. Bizim bundan haberimiz yok" dedi. Çok şüpheli durumlar var Şüpheli durumlar olduğunu söyleyen baba, "Herhangi bir telefon numarası alınmamış hastane tarafından. Herhangi bir yakını çağrılmamış. Herhangi bir adres alınmamış. Refakatçi alınmamış. Anestezili bir ameliyat gerçekleştireceksin. Hastane olarak sen bunları yapmak zorundasın. Bunları yapmazsan işte böyle hasta vefat eder, başın da ağrır" dedi. Biz ihmaller var diye düşünüyoruz Kızının ölümünde ihmaller olduğunu söyleyen baba, "İhmaller var diye düşünüyoruz. Biz bunun araştırmasının yapılmasını istiyoruz. Savcılığa gereken bilgiyi verdik. Savcılık geldi, gerekli evrakları toparladı. Sonucunu bekliyoruz" dedi. Ben böyle olduğuna inanmıyorum Kızının ölüm haberini aldıktan sonra doktorların kendisine yanlış bilgi verdiğini iddia eden Murat Yiyin, "Kızım vefat ettikten sonra hastane bize bilgi verdi, yoğun bakımda olduğunu söyledi. Hastaneye ulaştığımızda doktorlar, anestezi ve ameliyat eden doktor, kızımızın ameliyattan sonra bilinci yerine geldiğini, konuştuklarını fakat bir müddet sonra solunum yetmezliğinden komaya girdiğini, yoğun bakıma aldıklarını ve kalbinin durduğunu, geriye döndüremediklerini ifade etti. Fakat şüpheli, ben böyle olduğuna inanmıyorum" açıklamasında bulundu. Kesiyorlar, biçiyorlar, vefat etti diyorlar Kızının ameliyatı öncesi kimseye haber verilmediği hakkında sitemini tekrarlayan baba, "Ameliyattan çıktıktan sonra bizim haberimiz yoktu. Zaten ameliyat olduğundan da haberimiz yoktu. Kendi başına gidiyor. Doktorlar ne bir yakınının telefonunu alıyorlar ne bir yakınının adresini alıyorlar ne refakatçi istiyorlar. Kendi başlarına ameliyata alıyorlar, kesiyorlar, biçiyorlar, vefat etti diyorlar, başınız sağ olsun diyorlar" ifadelerini kullandı. Bize 22.00 sularında vefat ettiğini söylediler Kızının ameliyatı ve ölüm saatinden de bahseden baba, "Doktorların ifadesine göre 22.00 sularında vefat ettiğini söylediler. Ameliyata 15.20 sularında giriyor, 17.00 sularında ameliyattan çıkıyor. 27 Şubat Cuma akşamı saat 22.00’de vefat ettiğini söylediler" dedi. Yüzünde yarık oluşuyor, bu insan nasıl konuşabilir Ameliyat sonrası doktorların kızınız konuştu iddiasının doğru olmadığını düşünen baba, "Doktorların ifade ettiğine göre ameliyattan çıktıktan sonra kendine geldi ve konuştuk. Bir insan diş çektiriyor, konuşamıyor. Bu 30 santimetre uzunluğunda cildinde, yüzünde yarık oluşuyor. Bu insan nasıl konuşabilir. Bu şüpheli değil mi. Böyle bir konuşma olabilir mi, gerçekleşebilir mi. Ben inanmıyorum. Doktorlar kendini korumak, kurtarmak için böyle söylüyorlar" şeklinde konuştu. Öte yandan, Sibel Yiyin’in cenazesin yarın Beylikdüzü’nde bulunan Mevlana Camii’nde öğle namazı sonrası kılınacak cenaze namazının ardından İstanbul’da defnedileceği öğrenildi.