ASAYİŞ - 24 Nisan 2026 Cuma 14:37

Yalova’da baba ve kızına scootterla saldıran sanığın yargılanması başladı

A
A
A
Yalova’da baba ve kızına scootterla saldıran sanığın yargılanması başladı

Yalova’nın Çınarcık ilçesinde aralarında husumet bulunan baba ve kızına scooter ile saldıran Şener E.’nin yargılanmasına başlandı.


Çınarcık’a bağlı Esenköy beldesinde bir sene önce aldıkları eve taşınan 4 çocuklu Baca ailesi ile aynı binada oturan E. ailesi arasında çocuk gürültüsü, park, kaçak bina yapıları nedeniyle çok sayıda tartışma yaşandı. Son olarak 20 Şubat 2026 tarihinde yaşanan olayda Muhammet Baca (34), kucağında 14 aylık kızı İkra varken Şener E.’nin çocuk scooterı ile saldırısına uğradı. Saldırıda babanın burnu kırılırken, kucağındaki 14 aylık çocuğu İkra’nın ise kafatası çatladı. Yaralılar Yalova Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tedavi altına alındı. Olay sonrası gözaltına alınan Şener E. çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.


Tutuklu sanığın babaya karşı saldırısıyla ilgili ’kasten yaralama’ suçundan 3 yıldan 9 yıla kadar, olay sırasında 14 aylık olan İkra için ise 9 yıldan 27 yıla kadar hapis cezası talebiyle Yalova 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde yargılanmasına başlandı.


Şener E. duruşmaya SEGBİS aracılığıyla katıldı. Şener E. burada hakime verdiği ifadede, iftar yaptıkları sırada ses duyarak dışarı çıktığını belirterek, "Beni görür görmez küfürler etti. O an sinirle scootera ayağım çarpınca onu alıp vurdum. Ben vurduğumda çocuk kucağında değildi. Sonra dönüp tekrar baktığımda Muhammet çocuğu kucağına alıp burnundaki kanı kızının suratına sürdüğünü gördüm. Ben 1 kez vurdum. 2’nci kez scooter elimden kayıp gitti. Vurduğum cisim de scooterın bir parçasıydı" dedi.


Sanık Şener E., Muhammet Baca’nın yolunu kesip ailesini buradan sürgün edeceğini söylediğini iddia etti. 3 çocuğundan birinin İkra yaşlarında olduğunu anlatan sanık, çocuklarına bugüne kadar bir kez bile vurmadığını söyledi.


Kendisi ve kızına saldıran sanığın en ağır cezayı almasını isteyen Muhammet Baca ise, "Olay sırasında eşimi düşürmüşler. İkra yoldaydı. Onu görünce kucağıma aldım. O sırada odunla vurdu Şener scooter ile değil. Mahkemeyi yanıltıyor. Çocuğuma doğru vurdu. Kızım balık gibi çırpınırken tekrar vurdu. Benim kızım en ufak seste kafasını tutuyor artık" açıklamasında bulundu.


Tanık olarak dinlenen sanığın kardeşi Servet E. de olay günü Muhammet Baca’nın kendisine hakaret ettiğini ileri sürerek, "Bağırış çağırış olunca kardeşim geldi. Ben jandarmayla birlikte kadınların kavgasını ayırdım. Muhammet Baca doğulu olduğumuz için takıntı haline getirdi" dedi.


Tanık Bilge Baca ise arbede sırasında kızı İkra Baca’ya sopayla vurulduğunu iddia ederek, "Şener sopayla vurdu. İlk önce çocuk benim kucağımdaydı. Arbede sırasında yere bıraktım. Sonra Nevin E. beni itince yere düştüm. Sonra eşim bana doğru geldi ve kızımı kucağına aldı" ifadelerini kullandı.


Sanık avukatları ise müvekkillerinin tahliyesini istedi. Baca ailesi avukatları ise davanın kasten öldürmeye teşebbüs suçundan Ağır Ceza’da görülmesini istedi.


Mahkeme sanığa savunma için süre verirken duruşmayı ileri tarihe erteledi.



"İfadeler çelişkili"


Duruşma sonrasında açıklamada bulanan Baca ailesinin avukatı Berika Kurt, "Duruşma esnasında sanığın ifadeleriyle, kolluk ifadeleriyle şu an verdiği ifade arasında çok büyük bir çelişki vardı zaten hakimde. Bunu sordu kendisine. Siz çocuğa vurduğunuzu karakoldaki ifadenizde ikrar etmişsiniz. Ancak şu anda çocuğu görmedim diyorsunuz. Bu çelişki hakkında ne düşünüyorsunuz dediğinde olayın şokuyla hatırlamadığını iddia etti kendisi. Aslında bu açıklamalar dahi her şeyin bilinerek ve istenerek yapıldığını açık açık gösteriyor" dedi.



Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmesini istediler


Kurt, suçun vasfının değişmesi için talepte bulunduklarını dile getirerek şöyle konuştu:


"Şu anda iddianame kasten yaralama neticesi sebebiyle kasten yaralamadan yazılmış olunsa da bebeğe karşı olan eylemin meydana getirdiği sonucun hayati tehlike oluşturacak düzeyde olması sebebiyle ve bunun bilinerek ve istenerek yapılması sebebiyle Ağır Ceza Mahkemesi’ne tevzini istedik dosyanın. Çünkü ilk adli tıp raporunda İkra bebeğin şu açıkça yazıyor zaten, bebeğin hayat tehlikesi olduğu yazıyor. Aynı zamanda beyin kanaması ve kafatası kırıkları da sabit. Dolayısıyla biz Ağır Ceza Mahkemesi’ne sevkini istedik. Bu aşamada mahkeme hakimi sanıktan ek savunma istedi. Yani suçun mahiyetinin değişmesi durumunda. Kasten öldürmeye teşebbüs hükümlerinin uygulanması durumunda açıklaması ne olacak, savunması ne olacak şeklinde beyan vermesini istedi, savunma vermesini istedi. Önümüzdeki celseye kadar da o savunmanın alınacağını düşünüyorum."


Baca ailesinin diğer avukatı Tolga Taylı ise, "Olayın oluş şekli Muhammed ve İkra’nın bedensel bütünlüğü bakımından kafa ve omurilik veyahut da beyincik kısmına gelen darbeler aslında bir yaralama değil kasten öldürmeye teşebbüs veya olursa olsun diye yapılan eylemlerdir. Dolayısıyla biz suçun vasfının değişeceği kanaatindeyiz. Bu da 6 ay sonra alınacak olan raporla sabitlik kazanacaktır. Buradan dosyanın Asliye Ceza’dan Ağır Ceza’ya gönderilmesini talep ettik. Nitekim de bu beyanımız mahkeme hakimi tarafından dikkate alındı ve ek savunma istendi. Sürecin yakinen takipçi olacağız. Sanığın en ağır ceza almasını sağlamak için meslektaşımla birlikte olanca gayreti göstereceğimize eminiz" diye konuştu.



Yalova’da baba ve kızına scootterla saldıran sanığın yargılanması başladı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Mersin Başkan Seçer: "Mersin’de 400 bin depremzede kardeşçe ağırlandı" Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, deprem sürecinde Mersin’in sergilediği dayanışma örneğine dikkat çekerek, yaklaşık 400 bin depremzedenin kentte kardeşlik içinde ağırlandığını söyledi. Antakya ve Tüm Doğu Rum Ortodoks Patriği 10. Yuhanna Yazıcı ve beraberindeki heyet, Başkan Vahap Seçer’i ziyaret ederek deprem sürecindeki desteklerinden dolayı teşekkür etti. Heyette; Halep Metropoliti Elias Malouli, Lazkiye Metropoliti Alber Athanasios, Patrik Baş Sekreteri Haddo Allati, Tarsus Episkoposu Bayram Orduluoğlu, Mersin Rum Ortodoks Kilisesi Vakıf Başkanı Münir Yazırlıoğlu ile Kilise Pederi İspir Coşkun Teymur da yer aldı. "400 bin depremzede Mersin’de kardeşçe ağırlandı" Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren Başkan Seçer, deprem sürecinde yaşanan zorluklara dikkat çekerek, yaklaşık 400 bin depremzedenin Mersin’de dayanışma içinde ağırlandığını söyledi. Seçer, kente gelen vatandaşların kimlik, inanç ya da kökenine bakılmaksızın destek gördüğünü vurguladı. Mersin Büyükşehir Belediyesinin hem deprem bölgesinde hem de kente gelen afetzedeler için yoğun bir çalışma yürüttüğünü belirten Seçer, sivil toplum kuruluşları ve farklı inanç gruplarıyla iş birliği içinde önemli bir dayanışma örneği sergilendiğini ifade etti. "Mersin bir kardeşlik kentidir" Mersin’in çok kültürlü yapısının en büyük zenginlik olduğunu belirten Seçer, kentte huzur, barış ve kardeşlik ortamının korunmasının öncelikleri arasında yer aldığını söyledi. Türkiye’nin laik yapısına vurgu yapan Seçer, tüm inanç gruplarının eşit şekilde devlet güvencesi altında olduğunu hatırlattı. 2019’dan bu yana en büyük hedefinin ’Mersin’de huzuru sağlamak’ olduğunu dile getiren Seçer, kentte yaşayan herkesin güven içinde hayatını sürdürdüğünü ve sürdürmeye devam edeceğini kaydetti. "Mersin bizim için çok önemli" Antakya Patriği 10. Yuhanna Yazıcı ise deprem sürecinde gösterilen destek ve dayanışma için Başkan Seçer’e teşekkür etti. Kilisenin de depremzedelere yönelik yoğun bir çaba içerisinde olduğunu belirten Yazıcı, Mersin Büyükşehir Belediyesinin katkılarının çok kıymetli olduğunu ifade etti. Mersin’in kendileri için önemli bir şehir olduğunu dile getiren Yazıcı, kentteki hizmetler ve Hristiyan cemaatine yönelik desteklerin takdirle karşılandığını söyledi.
Rize Bakan Çiftçi: "Bağımlılık yalnızca bireyleri ilgilendiren bir zafiyet değil, aynı zamanda toplumsal bir meseledir" İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, "Özellikle gençlerimiz arasında hızla yayılan dijital bağımlılık; sosyal medya, oyun ve kontrolsüz internet kullanımı üzerinden zamanın, dikkatin ve hatta kimliğin aşındığı bir zaman dilimindeyiz. Bağımlılık yalnızca bireyleri ilgilendiren bir zafiyet değil, aynı zamanda toplumsal bir meseledir" dedi. İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, bir dizi ziyaret ve açılışlara katılmak üzere geldiği Rize’de Valiliği ziyareti sonrasında Rize Sahil Camii’nde cuma namazını kıldı. Bakan Çiftçi, ardından Yeşilay Genel Başkanı Mehmet Dinç ve Rize Valisi İhsan Selim Baydaş ile birlikte Yeşilay Yaşam Kampüsü’nün açılışına katıldı. Açılışta konuşan Çiftçi, bugün artık cebe taşınan, evin içine kadar giren ekranın oluşturduğu bağımlılığa vurgu yaptı. Bakan Çiftçi, "Özellikle gençlerimiz arasında hızla yayılan dijital bağımlılık; sosyal medya, oyun ve kontrolsüz internet kullanımı üzerinden zamanın, dikkatin ve hatta kimliğin aşındığı bir zaman dilimindeyiz. Bağımlılık yalnızca bireyleri ilgilendiren bir zafiyet değil, aynı zamanda toplumsal bir meseledir. Aileyi etkiler, eğitim hayatını sekteye uğratır, suça zemin hazırlar ve nihayetinde toplumun huzurunu tehdit eder. Yeşilay, yüz yılı aşkın köklü geçmişiyle bu mücadelenin en önemli yapı taşlarından bir tanesidir. Önleme, farkındalık ve rehabilitasyon alanlarında yürüttüğü çalışmalarla sadece Türkiye’de değil, uluslararası alanda da örnek gösterilen bir model ve çalışmalar ortaya koymaktadır. Yeşilay Danışmanlık Merkezleri, eğitim programları, gençlik faaliyetleri ve bugün açılışını gerçekleştirdiğimiz kampüsler, bağımlılıkla mücadelede insan odaklı, bütüncül ve sürdürülebilir bir yaklaşımın neticesidir. Yeşilay yalnızca bağımlılıkla mücadele eden bireyleri değil, onların ailelerine de destek vermekte, rehberlik etmektedir. Bugün Rize’de muhterem Cumhurbaşkanımızın memleketinde açılan bu kampüs de işte bu anlayışın bir tezahürüdür. Burada gençlerimiz bilinçlenecek, destek alacak, sosyal ve kültürel faaliyetlerle güçlenecek ve hayata daha sağlam adımlarla hazırlanacaktır inşallah" diye konuştu. Dijital dünyada artan tehditlere karşı siber devriye "İçişleri Bakanlığı olarak bizler de bağımlılıkla mücadeleyi çok boyutlu bir yaklaşımla ele alıyoruz" diyen Bakan Çiftçi, "Bir yandan güvenlik güçlerimizle uyuşturucu üretimi, ticareti ve dağıtımına karşı kesintisiz operasyonlar yürütürken, zehir tacirlerine de göz açtırmıyoruz. Diğer yandan özellikle gençlerimizi hedef alan risklere karşı önleyici çalışmalarımızı aralıksız sürdürüyoruz. Emniyet ve jandarma birimlerimiz aracılığıyla okullarımızda, mahallelerimizde ve üniversitelerimizde bilgilendirme faaliyetleri yürütüyor, ailelerimize rehberlik ediyoruz. Dijital dünyada artan tehditlere karşı siber devriyelerimizle çocuklarımızı ve gençlerimizi korumaya yönelik çalışmalarımızı da her geçen gün daha da güçlendiriyoruz. Ayrıca diğer bakanlıklarımız ve sivil toplum kuruluşlarımızla iş birliği içerisinde rehabilitasyon, sosyal uyum ve yeniden topluma kazandırma süreçlerini de destekliyoruz" ifadelerini kullandı. Bakan Çiftçi, dualarla yapılan açılışın ardından Yeşilay Yaşam Kampüsü’nü gezerek, yetkililerden bilgi aldı.
Ağrı Sağlık Bakanlığı’ndan İran’a ikinci etap insani yardım amaçlı tıbbi malzeme gönderildi Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı tarafından İran’a 6 tır insani yardım amaçlı tıbbi malzeme ve ilaç gönderilmiştir. Van İl Sağlık Müdürlüğü’nde hazırlanan 107 palet yardım malzemesi Ağrı Doğu Bayazıt Gürbulak Sınır Kapısı’na doğru yola çıktı. İran’a gönderilmek üzere 107 palet ilaç ve tıbbi sarf malzemesi hazırlandı 104 palet 361 kalemden oluşan yaklaşık 1,8 milyon tıbbi sarf malzemesi, 2 palet 78 kalemden oluşan yaklaşık 10 bin ilaç, 1 palet 22 kalemden oluşan 385 soğuk zincir ilaç, İran’a gönderilmek üzere Van İl Sağlık Müdürlüğü’nün deposuna nakledildi. Acil müdahale ve cerrahi işlemler için tıbbi sarf malzemeleri tırlara yüklendi İran’a gönderilen yardım kolilerinde enjektörler, cerrahi maskeler, steril eldivenler, oksijen maskeleri ve koruyucu ekipmanlar başta olmak üzere çok sayıda tıbbi sarf malzemesi yer alıyor. Bu malzemeler, acil müdahale ve cerrahi işlemler başta olmak üzere sağlık hizmetlerinin kesintisiz sürdürülebilmesi açısından önem taşıyor. Yardım tırlarında temel ilaçlar ve onkoloji ilaçları da bulunuyor İran’a gönderilen tırlarda tıbbi malzemelerin haricinde, antibiyotikler, ağrı kesiciler ve endokrin ilaçları gibi temel ilaçlar yer alırken; soğuk zincir ilaçlar arasında onkoloji ilaçları da bulunuyor. Sağlık Bakanlığı İran’a ilk etapta 3 tır ilaç, tıbbi cihaz ve sarf malzemesi göndermişti Sağlık Bakanlığı İran’a aynı ay içerisinde ikinci kez insani amaçlı tıbbi malzeme gönderdi. İlk etapta 3 tır (60 palet) tıbbi cihaz, ilaç ve sarf malzemesi İran’a gönderilmiş; röntgen, ultrason, ventilatör ve hasta başı monitör gibi kritik ekipmanlar bölgeye ulaştırıldı.