YEREL HABERLER - 12 Kasım 2016 Cumartesi 11:20

Yozgat Bozok Üniversitesi’nde ‘Hadis İhtisas Toplantısı ve Hadis Algısı Çalıştayı’ yapıldı

A
A
A
Yozgat Bozok Üniversitesi’nde ‘Hadis İhtisas Toplantısı ve Hadis Algısı Çalıştayı’ yapıldı

Bozok Üniversitesi Bilal Şahin İlahiyat Fakültesi organizasyonuyla düzenlenen ’5. Hadis İhtisas Toplantısı ve Hadis Algısı Çalıştayı’ başladı.
Bozok Üniversitesi Erdoğan Akdağ Kongre ve Kültür Merkezinde düzenlenen çalıştayın açılış toplantısına, YÖK Yürütme Kurulu Üyesi Prof. Dr. İbrahim Hatiboğlu, Yozgat Valisi Kemal Yurtnaç, İl Jandarma Komutanı Albay Selçuk Yıldırım, Rektör Prof. Dr. Salih Karacabey, Bilal Şahin İlahiyat Fakültesi Dekan Vekili Prof. Dr. Kadri Özköse, öğretim üyeleri ve öğrenciler katıldı. Saygı duruşunda bulunulup, İstiklal Marşının okunmasının arından program Eskişehir Osmangazi Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Kadir Demirci tarafından Kur’an tilavetinin okunması ile devam etti.
Çalıştayın açılışında konuşan Bozok Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Salih Karacabey, ülkemizi 15 Temmuz’a getiren olayın arkasında gençliğin dinini doğru ve yeteri kadar öğrenmediğinden kaynaklanan aldatılmışlığın olduğunu belirterek, inançlı, vatanperver bir gençliğin yetişmesinde İlahiyat Fakültelerinin önemli bir yere sahip olduğunu söyledi.
15 Temmuz sürecinin yaşanmasına neden olan sebepleri ve İlahiyat Fakültelerinin önemine değinen Rektör Karacabey, “Yakın tarihte belki devamında doğacak tehlikelerden korunarak çıktığımız ve bu şekilde kolay atlatıldığı içinde rabbimize ne kadar şükretsek az olduğuna inandığımız 15 Temmuz olayını yaşadık. 15 Temmuz’un karanlık gecesini aydınlatan şehitlere rahmet gazilerimize de şifalar diliyorum. Elbette zor ve acı bir olay yaşadık. Yaşadığımız bu tecrübelerden bir ders çıkararak bundan sonraki çalışmalarımıza daha yoğunlaşarak yeni bir ivme kazandırmamız gerektiğine inanıyorum” dedi.
15 Temmuz’un bir ders niteliği taşıdığını dile getiren Rektör Karacabey, “Ben inanıyorum ki şu yaşanan olayı fırsata çevirip bundan sonra gençliğimizin dinini Allah’ın kitabına ve peygamber efendimizin sünnetine dayanarak en doğru şekilde öğrenebilmesi için şuana kadar gösterdiğiniz gayretin ve çabanın daha fazlasını göstereceksiniz. Bu çalıştayın birlikte düşünülerek, birlikte değerlendirilecek ve geleceğe yön vereceği bazı ortak düşüncelerin çıkmasına vesile olacağını düşünüyorum. Tüm katılımcılara teşekkür ediyorum” diye konuştu.
Yozgat Valisi Kemal Yurtnaç da konuşmasında; “Bizler Diyanet işleri başkanlığımızı üniversiteleri bu ülkenin vizyonu olarak görüyoruz. Diyanet İşleri Başkanlığı teşkilatlanmasını sadece Türkiye için değil aynı zamanda Balkanları, Kafkaslar, Orta Asya, Ortadoğu, Afrika’ya bir model dinin doğru algılanması ve anlatılması toplumun eğitilmesi açısından önemli bir kurum olarak görüyoruz. Bunlar üzerine inşa edeceğimiz gerek iç siyasette gerek dış politikadaki yönlendirmemiz bu manada olacaktır” dedi.
Bozok üniversitesinin 2006 yılında kurulmuş yeni bir üniversite 17 bin öğrencisi, 900’e yakın öğretim üyesi ile hizmet verdiğini hatırlatan Yurtnaç,“Bu şehrin vizyonunun sağlanması adına biz üniversitemizin her fakültesi ile çalışacağız. Ben üniversitelerin vizyonun önemine gücüne katkısına inandım. Üniversitemizin bundan sonraki yapacağı toplantılarda, konferanslarda da yanında olacağım. Bu toplantılar bu şehre önemli bir katkı sağlayacaktır” diye konuştu.
Çalıştayın konuşmacı konuğu YÖK Üyesi Prof. Dr. İbrahim Hatiboğlu, hadisin vefa, muhabbet, saygı, kardeşlik ve manevi değerlerin unutulduğu, zor ve dar zamanlarda sarıldığı can bulduğu bir vazgeçilmez olduğunu söyledi.
Dünyanın faniliğinin, geçiciliğini aslı olanın bu dünyada hoş bir seda muhabbet bırakmak olduğunu ifade eden Hatipoğlu, “Bu çalışmada hadisçiliğin sadece akademik üretim yayım makale olmadığı asıl Anadolu’daki dini varlığımızın İslami varlığımızın nesilden nesile aktarılmasının kanallarının hadisçiler olduğunu bu toplantımızda tekrara hatırlayalım. Toplumun harcı toplumun kaynaştırıcısı toplumun kardeşlik duygularını besleyicisi hadisçi kardeşlerimizdir. Dinin yaşanası bir şey olduğunu yaşandığında insana haz verdiğini toplumun her kesimine aktaralım” dedi.
Protokol konuşmalarının ardından Erciyes Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selahattin Polat, Hadis algısı hakkında katılımcılara bilgiler aktardı.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Aksaray Şırdan ve mumbar yapıp pazarlarda sattı, şimdi kendi dükkanının patronu oldu Aksaray’da 9 yıl önce evinde şırdan ve mumbar yapıp semt pazarlarında satarak geçimini sağlamaya çalışan 44 yaşındaki Ayten Mert, zorlu bir damak tadını Aksaray’a sevdirmeyi başarıp şimdi açtığı kendi dükkanında kendi işinin patronu oldu. Aksaray’ın ilk ve tek şırdan ve mumbarcısı olan 44 yaşındaki Ayten Mert, 9 yıl öncesine kadar evlere temizliğe giderek geçimini sağlamaya çalışıyordu. Semt pazarında açılan bir yemek etkinliğine şırdan ve mumbar yapıp katılan Ayten Mert, yaptığı şırdan ve mumbarın beğenilmesi üzerine temizlik işlerini bırakıp semt pazarlarında şırdan ve mumbar yapıp satmaya başladı. Zorlu bir damak tadı olan şırdan ve mumbarı tüm Aksaraylılarla tanıştıran ve sevdiren Ayten Mert yıllarca kız çocuğuyla birlikte gidip geldiği semt pazarlarından elde ettiği gelirle açtığı dükkanda kendi işinin patronu oldu. Şırdan ve mumbar başta olmak üzere ev yemekleri de yaparak satışa sunan Ayten Mert, Aksaray’ın tek şırdancısı olarak vatandaşlara hizmet ederken, kızı ise gastronomi eğitiminden sonra bir iş yerinde staja başlayarak annesinin yolunda ilerliyor. 9 yıldır Aksaray’a şırdan ve mumbarı sevdiren kadın Semt pazarlarında şırdan ve mumbar satışına başladığını anlatan Ayten Mert, "9 yıldır şırdan, mumbar ve ev yemekleri yapıyorum. Bu semt pazarlarında şırdan mumbar satarak başladım. Cumartesi Semt Pazarında bir etkinlik vardı. O etkinliğe katılıp bende şırdan ve mumbar yapmaya başladım. İlk başta Aksaray halkının ön yargısı olarak ‘Şırdan gitmez, Aksaray’da yapılmaz’ dediler ama şu anda elhamdülillah 9 yıldır bu işi yapıyorum, şırdan, mumbar, ev yemekleri. Şu anda binlerce şükürler olsun. Şırdan ve mumbar yapmadan önce ev temizliklerine gidiyordum. Bir kız çocuğum var, onunla birlikte temizliğe gidip geliyordum. Sonra bu pazarda şırdan mumbar yapımına başladım. Şimdi ise dükkanımızı açtık, kız çocuğum da okudu ve oda annesi gibi yemekçi olmak için staj görüyor" dedi. Şırdan ve mumbarın temizliği her şeyden önemli Şırdan ve mumbarın zahmetli bir yemek olduğunu ve temizliğinin çok önemli olduğunu anlatan Ayten Mert, "Şırdanı biz alıyoruz toptan olarak. Alıp getiriyoruz ve ilk önce temizliğini yapıyoruz. Temizlikten sonra iç hazırlamasını yapıyoruz. Pirincini, baharatlarını, tuz ve yağını ayarlayıp doluma başlıyorum. Doldurduktan sonra dikim işlemini yapıyorum, dikiminden sonra tekrar bir temizlik aşaması var, o temizliğin ardından da 3 saat pişirmeye bırakıyorum" diye konuştu. Şırdan ve mumbara talebin de yoğun olduğunu anlatan Ayten Mert, "Aksaray’da talebimiz çok fazla. Allah’a şükürler olsun. Çünkü kendim yapıyorum, taze taze her gün temizliği olsun, pişirme aşaması gibi her şeyini kendimiz yaptığımız için Aksaray halkına şırdan ve mumbarı sevdirdik. Vatandaşlarda epey beğendi, her gün akşam da gelirler" şeklinde konuştu.
Bursa 400 uzman, Antalya’da romatizmal hastalıkları ele alacak Uluslararası katılımlı ’Türk Romatoloji Kongresi’ 20-24 Mayıs 2026 tarihlerinde Antalya’da gerçekleştirilecek. Antalya’da düzenlenecek Türk Romatoloji Kongresi’nde, GLP1 reseptör agonistleri ve inflamatuar romatizmal hastalıklar, obezite romatizmal hastalık aktivitesini ve ilaçların etkinliğini etkiler mi?, yapay zekâ çağında FTR hekiminin sosyal medya kullanımı, hukuki sorumluluklar, Car-T tedaviler, tedavisi zor PsA yaklaşımı, MR erken tanıya mı yol açıyor?, fibromiyalji, mikrobiyata ve beslenme, vitaminler, obezite ve ilaç etkinliği, romatolojide steroidlerin akılcı kullanımı ve osteoporoz ile eklem ağrılı çocuk konuları ele alınacak. Türk Romatoloji Kongresi hakkında bilgi veren Kongre Eş Başkanı Prof. Dr. Ayşegül Ketenci, "Romatoloji günümüzde bir yan dal olarak tanımlansa da, romatolojik hastalıkların geniş yelpazesi nedeniyle her FTR hekiminin bu alanda bilgi sahibi olması; farklı alanlarda uzmanlaşmış hekimlerimizin ise ayırıcı tanıda romatoloji bilgilerini geliştirmesi büyük önem taşımaktadır" dedi. Kongre Eş Başkanı Prof. Dr. Özgür Akgül ise, "Kongremizde, romatolojik hastalıkların tanı ve tedavisindeki güncel gelişmeler, bilimsel veriler ışığında ele alınacak, vaka sunumları, interaktif oturumlar, kurslar, ‘Uzmanına Danış’ platformları ve bilimsel tartışmalar ile zengin bir program sunulacaktır. Bu içerik, alanımızda bilgi paylaşımını güçlendirmeyi ve klinik uygulamalarımıza yeni yaklaşımlar kazandırmayı hedeflemektedir" şeklinde konuştu. Türk Romatoloji Kongresi’nde 19 panel, 5 Uydu Sempozyumu, Görüntüleme Okulu MR Görüntüleme Kursu, 6 sözel bildiri oturumu, 83 sözel bildiri ve 70 poster bildiri sunumu gerçekleştirilecek. Hasan Eker yönetimindeki BURKON tarafından organize edilen Türk Romatoloji Kongresi, 400 uzmanın katılımıyla bilimsel düzeyi yüksek toplantılar ve bildirilerle 4 gün sürecek.
İstanbul Şişli’de kontrolden çıkan lüks otomobil dükkana daldı: O anların görüntüsü ortaya çıktı Şişli Büyükdere Caddesi’nde kontrolden çıkan lüks otomobil dükkana daldı, ardından alev aldı. Biri yabancı uyruklu 2 kişinin yaralandığı kazanın güvenlik kamerası görüntüleri ortaya çıktı. Kaza, saat 05.15 sıralarında Şişli Esentepe Mahallesi Büyükdere Caddesi üzerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Büyükdere Caddesi’nde seyir halinde olan 34 GND 034 plakalı lüks otomobilin henüz bilinmeyen bir nedenle direksiyon hakimiyetini kaybetti. Kontrolden çıkan araç, cadde üzerindeki bir dükkana girdi. Çarpmanın etkisiyle araç ve iş yerinde yangın çıktı. Araç içerisinde bulunan, biri yabancı uyruklu 2 kişi yaralandı. İhbar üzerine olay yerine çok sayıda itfaiye, polis ve sağlık ekibi sevk edildi. Ekiplerin olay yerindeki ilk müdahalesinin ardından yaralılar ambulansla hastaneye kaldırıldı. İtfaiye ekipleri tarafından kısa sürede söndürülen yangının ardından kullanılamaz hale gelen lüks otomobil ve hasar oluşan dükkanda soğutma çalışması yapıldı. Tamamen yanan araç, çekici yardımıyla olay yerinden kaldırıldı. Polis ekipleri kazaya ilişkin inceleme başlattı. Kaza anının güvenlik kamerası ortaya çıktı Öte yandan, lüks otomobilin dükkana girdiği anlara ilişkin güvenlik kamerası görüntüleri ortaya çıktı. Görüntülerde, sürücüsünün kontrolünü kaybettiği aracın hızla dükkana çarptığı, çarpmanın ardından bir süre sonra yanmaya başladığı görüldü. Araç içerisinden çıkarılan bir yaralının ise çevredekilerin yardımıyla alandan uzaklaştırıldığı görüntülere yansıdı.
Aydın Yeşil elmas enginarın görünmeyen mesaisi yüz güldürüyor Türkiye’nin önemli tarım kentlerinden Aydın’da bahar aylarıyla birlikte enginar hasadı hız kazanırken, Efeler ilçesi Gölhisar Mahallesi’nde tarlalardan toplanan enginarlar usta ellerde sofralara hazırlanıyor. Sezonluk olan enginar soyumu için 600 km uzaklıktan Aydın’a gelen Çeliktaş kardeşler, "Sarraf altını işler, biz de bıçağı işliyoruz. Bu işten kişi başı asgari ücretin 4 katına kadar gelir elde edilebilir" dedi. Vitamin ve mineral açısından zengin olan, karaciğer dostu olarak bilinen enginarın sindirime yardımcı olduğu ve bağışıklık sistemini desteklediği biliniyor. Lifli yapısıyla uzun süre tok tutan enginar, sağlıklı beslenme listelerinin de vazgeçilmezleri arasında yer alıyor. Efeler ilçesine bağlı Gölhisar Mahallesi, Aydın’ın önemli enginar üretim merkezleri arasında yer alıyor. Verimli toprak yapısı ve uygun iklim şartları sayesinde bölgede yetiştirilen enginarlar, iç piyasada yoğun talep görürken farklı illere de gönderiliyor. Hasat döneminde mahallede hem üretim hem de enginar soyumu sayesinde hareketli bir çalışma temposu yaşanıyor. Enginar soyumu yapan ustalar kısa süren sezonda yoğun çalışarak yılın önemli kazanç dönemlerinden birini geçiriyor. Hasat edilen enginarlar, kabuklarından ayıklanarak çanak haline getiriliyor. Enginar soymada ustalık, hız ve doğru teknik büyük önem taşırken, işi bilen kişiler günde yaklaşık bin 500 ila 2 bin adet enginar soyabiliyor. İstanbul’dan Aydın’a gelen Ali ve Sezgin Çeliktaş kardeşler de sezon boyunca yoğun tempoda çalışarak bu işten gelir elde ediyor. Sabah erken saatlerde başlayan ve akşam geç saatlere kadar süren mesaiyle çalışan Ali ve Sezgin Çeliktaş kardeşler, enginar soymanın dışarıdan göründüğü kadar kolay olmadığını belirtti. Soyum işinde en önemli detaylardan birinin ise kullanılan bıçak olduğunu vurgulayan kardeşler, "Sarrafın altını işleyebildiği gibi enginar soyucusunun da bıçağını işleyebilmesi önemlidir" sözleriyle mesleklerindeki inceliği anlattı. "Çocukluğumuzdan beri enginar soyuyoruz" Abisi ile enginar soyumu yapan Ali Çeliktaş çocukluk yıllarından bu yana tarımın içinde olduklarını belirterek, "Çocukluğumuzdan beri tarımın, meyve ve sebzenin içerisindeyiz. Küçüklüğümüzden beri enginar soyuyoruz. İnsanlar için enginar soymak zor olabilir ama bizim için bir meslek olduğu için zor gelmiyor. Kaslarımız bile bu soyma alışkanlığına alışmış durumda. Enginar soymak kişiden kişiye gelir olarak da değişir. Kimi insan kendini bu işe adamıştır, fazla soyum yapıp daha fazla kazanç elde edebilir. Kimi insan da kendisini çok yormadan, yettiği kadar deyip emek harcadığı miktarda para kazanabilir. Soyabilen insan için enginar dönemliktir ama güzel bir kazanç getirebilir" dedi. "Enginarcının sanatı da bıçağıdır" Bıçağın önemine dikkat çeken Çeliktaş, "Bıçaklarımız çok ince de kalın da değildir. Standart mutfak bıçağıdır. Sarrafın altını işleyebildiği gibi enginar soyucusunun da bıçağını işleyebilmesi önemlidir. Bıçağını işleyebilen insan enginar soyuculuğunda ustadır. Bıçak işleyemeyen insan soyar belki ama adetli, verimli ve düzgün soyamaz. Soyan bıçak ile soymayan bıçağın çıkarttığı işçilik hiçbir zaman aynı olmaz. Enginarcının sanatı da bıçağıdır. O yüzden bıçak özeldir. Ancak özel bıçak dendiğinde özel yapım anlaşılmamalıdır. Bizim bıçaklarımız normal pazardan alınabilecek mutfak bıçaklarıdır. Bana sıradan bıçak getirin, ben o bıçağı enginar soyabilen hale getiririm. Ama bunu yapabilmek uzun zaman ve tecrübe gerektirir" diye konuştu. "İstanbul’dan sezon için geldik" Sezgin Çeliktaş ise kardeşiyle birlikte İstanbul’dan Aydın’a geldiklerini belirterek, "Burada 6 kişilik bir ekibiz. Biz buraya kardeşimle birlikte İstanbul’dan geldik. Enginar soymada dikkat edilmesi gereken şeyler vardır. Enginarın kabuğunu özünden ve etinden mümkün olduğunca ince şekilde alarak, daha etli, daha yuvarlak ve çanaklı bir şekilde soymaya çalışıyoruz. Kaliteli soyum tarzı budur. Onun haricinde enginarı soyduktan sonra kararmasın diye limonlu ve tuzlu su ile korumaya çalışıyoruz. Limonlu ve tuzlu suyu iyice içine çektikten sonra akşam üzeri iç kısmını ayrıca alıyoruz" ifadelerini kullandı. "Kazanç asgari ücretin 4 katına kadar çıkabiliyor" Çalışma sürelerinin uzun ve yorucu olduğunu ifade eden Çeliktaş, "Çalışma sürelerimiz biraz uzun ve yorucudur, tempo ister. Kazanç olarak da tatmin edici bir gelir var. Kişiye göre değişmekle beraber bir asgari ücret bazında hesaplarsak 4 katına kadar gelir elde edilebilir. Sabah 7 buçuk 8 gibi çalışmaya başlıyoruz ve akşam 7’ye kadar soyum işini yapıyoruz. Akşam 7’den sonra da enginarın tüylü iç kısmını çıkartmak için çalışıyoruz. Sezonluk bir iş olduğu için kazanç değişkenlik gösterebilir. 6 kişilik bir ekip sezonu 2 ayda kapatabilir, 8 kişilik bir ekip 1 buçuk aya düşürür. 4 kişi olursun 3 aya çıkar. Enginarın boyutuna göre değişmekle birlikte bir kişi günde minimum bin, maksimum 2 bin tane enginar soyabilir" dedi.