POLİTİKA - 12 Kasım 2016 Cumartesi 13:26

Bakan Bozdağ: “CHP, Atatürk’ün mü yoksa PKK’nın, FETÖ’nün izinden mi gidiyor”

A
A
A
Bakan Bozdağ: “CHP, Atatürk’ün mü yoksa PKK’nın, FETÖ’nün izinden mi gidiyor”

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, “CHP’nin Atatürk’ün mü İnönü’nün mü yoksa PKK’nın FETÖ’nün mü izinden gidiyor, karar vermesi lazım” dedi.
Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, AK Parti Yozgat İl Teşkilatı tarafından Kentpark Belediye Kültür Merkezi Salonunda düzenlenen il Danışma Meclis Toplantısına katıldı. Toplantı öncesi basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Adalet Bakanı Bozdağ, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Terör örgütlerini Türkiye’nin başına bela eden AK Parti’dir. Verin beni mahkemeye” şeklinde açıklamasına yanıt verdi. Bakan Bozdağ, “Sayın Kılıçdaroğlu, herhalde AK Parti’nin kendisi hakkında şikayetini duydu, ondan dolayı böyle konuşuyor. Bildiğim kadarıyla AK Parti adına, Sayın Kılıçdaroğlu hakkında, Ankara Cumhuriyet başsavcılığına suç duyurusunda bulunuldu. Soruşturma kendi usulü içerisinde yürüyecektir. Benim, Sayın Kılıçdaroğlu’na tavsiyem şu, mahkemede, elindeki delilleri sunmak için beklemesin. Bu iftirayı atıyor. Eğer iftira atıyorum demiyorsa, elindeki delilleri medyaya versin, açıklasın. Parlamentoda açıklasın, millete açıklasın. İşte deliller bu diye milletin önüne koysun. Ben buradan açık ve net ifade ediyorum. Sayın Kılıçdaroğlu, büyük bir iftira atıyor.
Türkiye’de, terörle en etkin mücadelenin yapıldığı dönemde, Türkiye, hendekleri kazanların başına hendeği geçirirken, hükümet bu süreci yürütürken, oraya gidip hendek kazan teröristlere, ‘hendeğin arkasındaki arkadaşlar’ diye hitap ediyor ve Sayın Kılıçdaroğlu, teröristlere destek vermemiş oluyor, hendek kazanların başına hendekleri geçiren hükümet, PKK terör örgütüne destek vermiş oluyor. Bunun anlaşılır bir yanı var mı? PKK’ya destek veren, PKK’nın istediği istikamette bildiri yayınlayanlarla ilgili, PKK’nın tezlerini savunup, PKK destekçilerine arka çıkıyor, bunlar hukuka aykırı, şöyledir böyledir diye söylenmedik laf bırakmıyor. Sayın Kılıçdaroğlu, PKK’ya karşı oluyor, PKK’nın destekçilerini eleştiren, bunun yanlışlığını ortaya koyan Ak Parti PKK’ya destek vermiş oluyor. Bu ne biçim iştir” diye konuştu.
“Bu milletin aklıyla alay emektir”
CHP’nin HDP’li milletvekillerinin mahkemeleri tanımayan, yargıyı tanımayan, ‘biz tıpış tıpış gitmeyiz’ diye açıklamalarına ses çıkartmadığını ifade eden Bakan Bozdağ, “Yargı zorla getirme kararı verdikten sonra da, bunu eleştiriyor. Arkasından halkın tepkisi geldikten sonra da, çağrıya katılmaları gerekirdi diyor. Ama öte yandan tutuklanmaları yanlıştı diyor. Sırtını PKK’ya, YPG’ye, PYD’ye dayayanlar, PKK’nın eylemlerine destek verenlere sahip çıkıyor, onların arkasında duruyor, o PKK’yı desteklememiş oluyor. PKK’ya yardım yataklık yapmamış oluyor, bunun karşısında duran AK Parti hükümeti, PKK’ya destek vermiş oluyor. Öte yandan, CHP’li bazı milletvekilleri, hendekleri kazan teröristlerin o dönemde ortaya koyduğu iddiaları araştırmak üzere bölgeye gittiler, o dönemde teröre destek veren pek çok çevreyle konuştular ve orada orantısız güç kullanıldığına dair rapor yazdılar. O raporun aynısını PKK’da yayınladı. PKK’nın arzusu istikametinde rapor yayınlıyor, CHP, PKK’ya destek vermemiş oluyor. PKK ile en etkili mücadeleyi yapan hükümet PKK’ya destek vermiş oluyor. Bu milletin aklıyla alay emektir” şeklinde konuştu.
“Teröre karşı en büyük mücadeleyi veren hükümet AK Parti hükümetidir”
DEAŞ terör örgütüne karşı Fetullahçı terör örgütüne karşı en büyük mücadeleyi veren hükümetin AK Parti Hükümeti olduğunu vurgulayan Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, “En büyük mücadeleyi veren devlet Türkiye devletidir. Bunu tartışmasız söylüyorum. FETÖ’ye karşı AK Parti hükümetinin dışında Cumhuriyetin pek çok hükümeti geldi geçti 40 senedir bunlar var hangi hükümet mücadele vermiş. CHP’nin içinde olduğu hükümetler var, hangileri mücadele vermiş. En büyük mücadeleyi veren hükümet AK Parti hükümetidir. FETÖ’nün darbe girişimine muhatap olan hükümet AK Parti hükümeti, FETÖ’nün yargı içerisindeki teröristleriyle, polis içerisinde teröristlerinin 17-25 Aralık ön darbesine muhatap olan hükümet yine AK Parti hükümetidir. Ama FETÖ örgütü ile el ele hükümete karşı mücadele eden Cumhuriyet Halk Partisi, darbeye muhatap olan AK Parti, onların propagandasını onların algı operasyonlarının taşeronlarını yapan CHP’dir. CHP şimdi FETÖ’ye yardım yataklık yapmamış olmuyor, AK Parti yapmış oluyor öyle mi? FETÖ tarafından suikasta uğrayan Türkiye’nin Cumhurbaşkanı, hükümet AK Parti hükümeti, bakıyorsunuz ne oluyor AK Parti bunlara yardım yataklık yapmış oluyor” dedi.
“Şuanda FETÖ mensuplarını mağduriyet edebiyatının sözcülüğünü kim yapıyor, bu anlamda CHP yapıyor” diyen Bozdağ, şunları kaydetti:
“Fetullah Gülen teröristi darbenin başarısız olduğunu anladığı an ne yaptı Amerika’da ‘bu bir tiyatrodur’ diye açıklama yaptı. Şimdi bu tiyatro açıklamasının altını doldurmaya çalışan ve bunun için delil toplayan, bunun için uğraş veren kim. Hiçi kusura bakmasın CHP yönetimi. CHP’nin sayın genel başkanı başta olmak üzere onlar, FETÖ’ye yardım yataklık etmemiş oluyor, onların üzerine giden AK Parti mi yardım yataklık etmiş oluyor.
DEAŞ terör örgütü daha dün açıklama yaptı. Türkiye’ye dönük, AK Partiye dönük eylemler konusunda. PKK Terör örgütü pek çok il başkanımız, ilçe başkanımızı, partilimizi bölgede dağa kaldırdı bazılarını şehit etti. Buna muhatap olan AK Parti mi, PKK’ya yardım yataklık ediyor. Önceki gün Derik’te kaymakamımızı şehit ettiler. Bu terörle mücadeleyi biz veriyoruz. Bölgede teröre para aktardığı, değerlendirilen teröre destek veren, hendek kazarak, başka tür destek veren belediyelere AK Parti hükümeti kayyum atayacak, belediyeleri terörün destekten çıkartacak. AK Parti , PKK’ya destek veren olacak, ‘kayyum niye atıyorsun, halkın seçtiğini, halk ancak alır’ deyip PKK’ya para aktaran, hendek kazan, belediye başkanlarına sahip çıkan CHP, Pkk’ya karşı mı çıkmış olacak. Ben milletimizin basiretine, sağ duyusuna bırakıyorum. Kılıçdaroğlu’na da sesleniyorum. Bu yaptığı milletin aklıyla alay etmektir. Milletin zekasıyla alay etmektir.”
“CHP kimin izinden gidiyor”
Türkiye’de Türk milletin her bir ferdi PKK’ya, DEAŞ’a, FETÖ’ye başka terör örgütlerine kimin destek verdiğini çok iyi bildiğini belirten Bakan Bozdağ, “Kimin terör örgütleriyle mücadele ettiğini de çok iyi biliyor. Bütün milletin şahitliği önünde bunlar yapılıyor. Ama buna rağmen milletin gözünün içine baka baka bir ana muhalefet partisinin gelen başkanı yalan söylüyor, iftira atıyor. Ben güneş balçıkla sıvanmaz diyorum. Milletin aklıyla bu kadar alay edene millet çok büyük Osmanlı tokadını vakti geldiğinde vurur diyorum. Şuanda PKK ile aynı istikamette hareket edenlerin, FETÖ ile aynı istikamette hareket edenlerin sözcülüğünü kimin yaptığını herkes görüyor, herkes biliyor, o sözcülere de layık olduğu cevabı bizden daha fazla Türk halkı verecektir. Onun yanında da gerçek CHP’li olanlar verecektir. Atatürk kalksaydı mezarından bugün CHP genel başkanının söylediği söylemleri duysaydı ne derdi. İnönü mezarından kalksa ne derdi. Atatürk’ün, İnönü’nün izinden mi gidiyorlar, yoksa PKK’nın, FETÖ’nün izinden gidiyorlar. Artık buna da bir karar vermesi lazım CHP’nin. Ben samimi CHP’lilerin de bunu sorguladığını görüyorum. Önümüzdeki seçimde gerçek Atatürkçü olan İnönücü olan CHP’lilerin sayın Kılıçdaroğlu’na sandıkta ayrı bir ders vereceklerini tahmin ediyor. O bu yolda yürümeye devam etsin ama bu yol çıkmaz yol” ifadelerini kullandı.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Aksaray Şırdan ve mumbar yapıp pazarlarda sattı, şimdi kendi dükkanının patronu oldu Aksaray’da 9 yıl önce evinde şırdan ve mumbar yapıp semt pazarlarında satarak geçimini sağlamaya çalışan 44 yaşındaki Ayten Mert, zorlu bir damak tadını Aksaray’a sevdirmeyi başarıp şimdi açtığı kendi dükkanında kendi işinin patronu oldu. Aksaray’ın ilk ve tek şırdan ve mumbarcısı olan 44 yaşındaki Ayten Mert, 9 yıl öncesine kadar evlere temizliğe giderek geçimini sağlamaya çalışıyordu. Semt pazarında açılan bir yemek etkinliğine şırdan ve mumbar yapıp katılan Ayten Mert, yaptığı şırdan ve mumbarın beğenilmesi üzerine temizlik işlerini bırakıp semt pazarlarında şırdan ve mumbar yapıp satmaya başladı. Zorlu bir damak tadı olan şırdan ve mumbarı tüm Aksaraylılarla tanıştıran ve sevdiren Ayten Mert yıllarca kız çocuğuyla birlikte gidip geldiği semt pazarlarından elde ettiği gelirle açtığı dükkanda kendi işinin patronu oldu. Şırdan ve mumbar başta olmak üzere ev yemekleri de yaparak satışa sunan Ayten Mert, Aksaray’ın tek şırdancısı olarak vatandaşlara hizmet ederken, kızı ise gastronomi eğitiminden sonra bir iş yerinde staja başlayarak annesinin yolunda ilerliyor. 9 yıldır Aksaray’a şırdan ve mumbarı sevdiren kadın Semt pazarlarında şırdan ve mumbar satışına başladığını anlatan Ayten Mert, "9 yıldır şırdan, mumbar ve ev yemekleri yapıyorum. Bu semt pazarlarında şırdan mumbar satarak başladım. Cumartesi Semt Pazarında bir etkinlik vardı. O etkinliğe katılıp bende şırdan ve mumbar yapmaya başladım. İlk başta Aksaray halkının ön yargısı olarak ‘Şırdan gitmez, Aksaray’da yapılmaz’ dediler ama şu anda elhamdülillah 9 yıldır bu işi yapıyorum, şırdan, mumbar, ev yemekleri. Şu anda binlerce şükürler olsun. Şırdan ve mumbar yapmadan önce ev temizliklerine gidiyordum. Bir kız çocuğum var, onunla birlikte temizliğe gidip geliyordum. Sonra bu pazarda şırdan mumbar yapımına başladım. Şimdi ise dükkanımızı açtık, kız çocuğum da okudu ve oda annesi gibi yemekçi olmak için staj görüyor" dedi. Şırdan ve mumbarın temizliği her şeyden önemli Şırdan ve mumbarın zahmetli bir yemek olduğunu ve temizliğinin çok önemli olduğunu anlatan Ayten Mert, "Şırdanı biz alıyoruz toptan olarak. Alıp getiriyoruz ve ilk önce temizliğini yapıyoruz. Temizlikten sonra iç hazırlamasını yapıyoruz. Pirincini, baharatlarını, tuz ve yağını ayarlayıp doluma başlıyorum. Doldurduktan sonra dikim işlemini yapıyorum, dikiminden sonra tekrar bir temizlik aşaması var, o temizliğin ardından da 3 saat pişirmeye bırakıyorum" diye konuştu. Şırdan ve mumbara talebin de yoğun olduğunu anlatan Ayten Mert, "Aksaray’da talebimiz çok fazla. Allah’a şükürler olsun. Çünkü kendim yapıyorum, taze taze her gün temizliği olsun, pişirme aşaması gibi her şeyini kendimiz yaptığımız için Aksaray halkına şırdan ve mumbarı sevdirdik. Vatandaşlarda epey beğendi, her gün akşam da gelirler" şeklinde konuştu.
Bursa 400 uzman, Antalya’da romatizmal hastalıkları ele alacak Uluslararası katılımlı ’Türk Romatoloji Kongresi’ 20-24 Mayıs 2026 tarihlerinde Antalya’da gerçekleştirilecek. Antalya’da düzenlenecek Türk Romatoloji Kongresi’nde, GLP1 reseptör agonistleri ve inflamatuar romatizmal hastalıklar, obezite romatizmal hastalık aktivitesini ve ilaçların etkinliğini etkiler mi?, yapay zekâ çağında FTR hekiminin sosyal medya kullanımı, hukuki sorumluluklar, Car-T tedaviler, tedavisi zor PsA yaklaşımı, MR erken tanıya mı yol açıyor?, fibromiyalji, mikrobiyata ve beslenme, vitaminler, obezite ve ilaç etkinliği, romatolojide steroidlerin akılcı kullanımı ve osteoporoz ile eklem ağrılı çocuk konuları ele alınacak. Türk Romatoloji Kongresi hakkında bilgi veren Kongre Eş Başkanı Prof. Dr. Ayşegül Ketenci, "Romatoloji günümüzde bir yan dal olarak tanımlansa da, romatolojik hastalıkların geniş yelpazesi nedeniyle her FTR hekiminin bu alanda bilgi sahibi olması; farklı alanlarda uzmanlaşmış hekimlerimizin ise ayırıcı tanıda romatoloji bilgilerini geliştirmesi büyük önem taşımaktadır" dedi. Kongre Eş Başkanı Prof. Dr. Özgür Akgül ise, "Kongremizde, romatolojik hastalıkların tanı ve tedavisindeki güncel gelişmeler, bilimsel veriler ışığında ele alınacak, vaka sunumları, interaktif oturumlar, kurslar, ‘Uzmanına Danış’ platformları ve bilimsel tartışmalar ile zengin bir program sunulacaktır. Bu içerik, alanımızda bilgi paylaşımını güçlendirmeyi ve klinik uygulamalarımıza yeni yaklaşımlar kazandırmayı hedeflemektedir" şeklinde konuştu. Türk Romatoloji Kongresi’nde 19 panel, 5 Uydu Sempozyumu, Görüntüleme Okulu MR Görüntüleme Kursu, 6 sözel bildiri oturumu, 83 sözel bildiri ve 70 poster bildiri sunumu gerçekleştirilecek. Hasan Eker yönetimindeki BURKON tarafından organize edilen Türk Romatoloji Kongresi, 400 uzmanın katılımıyla bilimsel düzeyi yüksek toplantılar ve bildirilerle 4 gün sürecek.
İstanbul Şişli’de kontrolden çıkan lüks otomobil dükkana daldı: O anların görüntüsü ortaya çıktı Şişli Büyükdere Caddesi’nde kontrolden çıkan lüks otomobil dükkana daldı, ardından alev aldı. Biri yabancı uyruklu 2 kişinin yaralandığı kazanın güvenlik kamerası görüntüleri ortaya çıktı. Kaza, saat 05.15 sıralarında Şişli Esentepe Mahallesi Büyükdere Caddesi üzerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Büyükdere Caddesi’nde seyir halinde olan 34 GND 034 plakalı lüks otomobilin henüz bilinmeyen bir nedenle direksiyon hakimiyetini kaybetti. Kontrolden çıkan araç, cadde üzerindeki bir dükkana girdi. Çarpmanın etkisiyle araç ve iş yerinde yangın çıktı. Araç içerisinde bulunan, biri yabancı uyruklu 2 kişi yaralandı. İhbar üzerine olay yerine çok sayıda itfaiye, polis ve sağlık ekibi sevk edildi. Ekiplerin olay yerindeki ilk müdahalesinin ardından yaralılar ambulansla hastaneye kaldırıldı. İtfaiye ekipleri tarafından kısa sürede söndürülen yangının ardından kullanılamaz hale gelen lüks otomobil ve hasar oluşan dükkanda soğutma çalışması yapıldı. Tamamen yanan araç, çekici yardımıyla olay yerinden kaldırıldı. Polis ekipleri kazaya ilişkin inceleme başlattı. Kaza anının güvenlik kamerası ortaya çıktı Öte yandan, lüks otomobilin dükkana girdiği anlara ilişkin güvenlik kamerası görüntüleri ortaya çıktı. Görüntülerde, sürücüsünün kontrolünü kaybettiği aracın hızla dükkana çarptığı, çarpmanın ardından bir süre sonra yanmaya başladığı görüldü. Araç içerisinden çıkarılan bir yaralının ise çevredekilerin yardımıyla alandan uzaklaştırıldığı görüntülere yansıdı.
Aydın Yeşil elmas enginarın görünmeyen mesaisi yüz güldürüyor Türkiye’nin önemli tarım kentlerinden Aydın’da bahar aylarıyla birlikte enginar hasadı hız kazanırken, Efeler ilçesi Gölhisar Mahallesi’nde tarlalardan toplanan enginarlar usta ellerde sofralara hazırlanıyor. Sezonluk olan enginar soyumu için 600 km uzaklıktan Aydın’a gelen Çeliktaş kardeşler, "Sarraf altını işler, biz de bıçağı işliyoruz. Bu işten kişi başı asgari ücretin 4 katına kadar gelir elde edilebilir" dedi. Vitamin ve mineral açısından zengin olan, karaciğer dostu olarak bilinen enginarın sindirime yardımcı olduğu ve bağışıklık sistemini desteklediği biliniyor. Lifli yapısıyla uzun süre tok tutan enginar, sağlıklı beslenme listelerinin de vazgeçilmezleri arasında yer alıyor. Efeler ilçesine bağlı Gölhisar Mahallesi, Aydın’ın önemli enginar üretim merkezleri arasında yer alıyor. Verimli toprak yapısı ve uygun iklim şartları sayesinde bölgede yetiştirilen enginarlar, iç piyasada yoğun talep görürken farklı illere de gönderiliyor. Hasat döneminde mahallede hem üretim hem de enginar soyumu sayesinde hareketli bir çalışma temposu yaşanıyor. Enginar soyumu yapan ustalar kısa süren sezonda yoğun çalışarak yılın önemli kazanç dönemlerinden birini geçiriyor. Hasat edilen enginarlar, kabuklarından ayıklanarak çanak haline getiriliyor. Enginar soymada ustalık, hız ve doğru teknik büyük önem taşırken, işi bilen kişiler günde yaklaşık bin 500 ila 2 bin adet enginar soyabiliyor. İstanbul’dan Aydın’a gelen Ali ve Sezgin Çeliktaş kardeşler de sezon boyunca yoğun tempoda çalışarak bu işten gelir elde ediyor. Sabah erken saatlerde başlayan ve akşam geç saatlere kadar süren mesaiyle çalışan Ali ve Sezgin Çeliktaş kardeşler, enginar soymanın dışarıdan göründüğü kadar kolay olmadığını belirtti. Soyum işinde en önemli detaylardan birinin ise kullanılan bıçak olduğunu vurgulayan kardeşler, "Sarrafın altını işleyebildiği gibi enginar soyucusunun da bıçağını işleyebilmesi önemlidir" sözleriyle mesleklerindeki inceliği anlattı. "Çocukluğumuzdan beri enginar soyuyoruz" Abisi ile enginar soyumu yapan Ali Çeliktaş çocukluk yıllarından bu yana tarımın içinde olduklarını belirterek, "Çocukluğumuzdan beri tarımın, meyve ve sebzenin içerisindeyiz. Küçüklüğümüzden beri enginar soyuyoruz. İnsanlar için enginar soymak zor olabilir ama bizim için bir meslek olduğu için zor gelmiyor. Kaslarımız bile bu soyma alışkanlığına alışmış durumda. Enginar soymak kişiden kişiye gelir olarak da değişir. Kimi insan kendini bu işe adamıştır, fazla soyum yapıp daha fazla kazanç elde edebilir. Kimi insan da kendisini çok yormadan, yettiği kadar deyip emek harcadığı miktarda para kazanabilir. Soyabilen insan için enginar dönemliktir ama güzel bir kazanç getirebilir" dedi. "Enginarcının sanatı da bıçağıdır" Bıçağın önemine dikkat çeken Çeliktaş, "Bıçaklarımız çok ince de kalın da değildir. Standart mutfak bıçağıdır. Sarrafın altını işleyebildiği gibi enginar soyucusunun da bıçağını işleyebilmesi önemlidir. Bıçağını işleyebilen insan enginar soyuculuğunda ustadır. Bıçak işleyemeyen insan soyar belki ama adetli, verimli ve düzgün soyamaz. Soyan bıçak ile soymayan bıçağın çıkarttığı işçilik hiçbir zaman aynı olmaz. Enginarcının sanatı da bıçağıdır. O yüzden bıçak özeldir. Ancak özel bıçak dendiğinde özel yapım anlaşılmamalıdır. Bizim bıçaklarımız normal pazardan alınabilecek mutfak bıçaklarıdır. Bana sıradan bıçak getirin, ben o bıçağı enginar soyabilen hale getiririm. Ama bunu yapabilmek uzun zaman ve tecrübe gerektirir" diye konuştu. "İstanbul’dan sezon için geldik" Sezgin Çeliktaş ise kardeşiyle birlikte İstanbul’dan Aydın’a geldiklerini belirterek, "Burada 6 kişilik bir ekibiz. Biz buraya kardeşimle birlikte İstanbul’dan geldik. Enginar soymada dikkat edilmesi gereken şeyler vardır. Enginarın kabuğunu özünden ve etinden mümkün olduğunca ince şekilde alarak, daha etli, daha yuvarlak ve çanaklı bir şekilde soymaya çalışıyoruz. Kaliteli soyum tarzı budur. Onun haricinde enginarı soyduktan sonra kararmasın diye limonlu ve tuzlu su ile korumaya çalışıyoruz. Limonlu ve tuzlu suyu iyice içine çektikten sonra akşam üzeri iç kısmını ayrıca alıyoruz" ifadelerini kullandı. "Kazanç asgari ücretin 4 katına kadar çıkabiliyor" Çalışma sürelerinin uzun ve yorucu olduğunu ifade eden Çeliktaş, "Çalışma sürelerimiz biraz uzun ve yorucudur, tempo ister. Kazanç olarak da tatmin edici bir gelir var. Kişiye göre değişmekle beraber bir asgari ücret bazında hesaplarsak 4 katına kadar gelir elde edilebilir. Sabah 7 buçuk 8 gibi çalışmaya başlıyoruz ve akşam 7’ye kadar soyum işini yapıyoruz. Akşam 7’den sonra da enginarın tüylü iç kısmını çıkartmak için çalışıyoruz. Sezonluk bir iş olduğu için kazanç değişkenlik gösterebilir. 6 kişilik bir ekip sezonu 2 ayda kapatabilir, 8 kişilik bir ekip 1 buçuk aya düşürür. 4 kişi olursun 3 aya çıkar. Enginarın boyutuna göre değişmekle birlikte bir kişi günde minimum bin, maksimum 2 bin tane enginar soyabilir" dedi.