YEREL HABERLER - 13 Ocak 2017 Cuma 15:52

Yozgat’ta ‘Çalışma Hayatında Milli Seferberlik’ anlatıldı

A
A
A
Yozgat’ta ‘Çalışma Hayatında Milli Seferberlik’ anlatıldı

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Dr. Mehmet Müezzinoğlu’nun Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatları doğrultusunda 6 Ocak 2017 tarihinde Konya’dan başlattığı “Çalışma Hayatında Milli Seferberlik” programının bugün ki durağı Yozgat oldu.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı yetkilileri, Yozgat’ta işçiler, işverenler, sivil toplum kuruluşları ve vatandaşlar ile bir araya geldi.
Sosyal Güvenlik Kurum Başkanı Mehmet Selim Bağlı öncülüğündeki heyet ilk olarak Yozgat’ta esnaf ziyareti gerçekleştirdi. Esnafın sorunlarını dinleyen Başkan Bağlı ve ekibi çalışma hayatı konusunda esnafı bilgilendirdi.
Esnaf ziyaretlerinin ardından Yozgat SGK İl Binası’nda basın toplantı gerçekleştirildi. Düzenlenen toplantıya Sosyal Güvenlik Kurum Başkanı Mehmet Selim Bağlı, Çalışma Genel Müdürü Nurcan Önder, İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürü ve Daire Başkanı İsmail Gültekin, Sosyal Güvenlik Kurumu Genel Müdürü İsmail Yılmaz, İŞ-KUR Daire Başkanı Sinan Temur, Yozgat SGK İl Başkanı Bilal Keskin katıldı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Çalışma Hayatında Milli Seferberlik” ilan ettiğini hatırlatan Sosyal Güvenlik Kurum Başkanı Mehmet Selim Bağlı, “Sayın Cumhurbaşkanımız Türkiye Cumhuriyeti Devletinin ve Milletinin içinde bulunduğu şartları göz önünde bulundurarak milli seferberlik ilan etmişlerdi. Bu milli seferberlik, her kurumun kendi içerisinde işini en iyi şekilde yapması gereken kamu hizmetini yürütmesi ve halkla bütünleşmesi olarak işaret bulunulmuştu. Çalışma hayatının bütün paydaşlarıyla bir araya gelme, sorunlarını dinleme ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı olarak onlara sunduğumuz hizmetlerin tanıtımını yapmak, darboğazları tespit etmek ve sorunları yerinde tespit etmek için yapılmış bir program. Bu günde Sayın Bakanımızın talimatıyla 10 ilde çalışma hayatında milli seferberlik programına devam etmekteyiz” dedi.
Ülkede düzenlenen Milli Seferberlik Programının amacından bahseden Sosyal Güvenlik Kurum Başkanı Mehmet Selim Bağlı, “Çalışma Sosyal Güvenlik Bakanlığı olarak hizmetlerimizi, faaliyetlerimizi paydaşlarımız olan işçilerle, işverenle ve emeklilerle paylaşmaktır. Onların sorunlarının taleplerini alarak onları ilgili mercilere iletmektir. Bir nevi halka gidip halka hesap vermektir. Çünkü bize verilen talimat; bürokrat vatandaşın hizmetçisidir. İdare vatandaşa hizmet için vardır. Bu hizmeti etkin verimli sunuyor muyuz, hizmet sunumunda dar boğaz var mı bunu yerinde tespit etmektir” şeklinde konuştu.
Son olarak kayıt dışı işçi çalıştırma ile ilgili açıklamalarda bulunan Sosyal Güvenlik Kurum Başkanı Bağlı, “Kayıt dışı çalıştırmak öncelikle bir insan hakları ihlalidir. Kısa vadede işveren için karlı gibi gözükse de uzun vadede ekonomik dengeleri bozan bir durumdur. Ciddi mağduriyetlere sebebiyet vermektedir. Kayıt dışılıkta bir puan aşağı indirirsek SGK’ya 2 Milyar TL ek katkı sağlanır. Şu anda kayıt dışı istihdam yüzde 34’lerde. Bu 2 milyarı SGK emekliye verecek ve daha iyi sağlık hizmet sunacak. Onun için kayıt dışılık ciddi bir problemdir” ifadelerine yer verdi.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Cumalıkızık UNESCO Dünya Mirası Alanı Değerlendirme Toplantısı gerçekleştirildi Bursa’da Cumalıkızık’ın UNESCO Dünya Mirası kimliğinin korunması, sürdürülebilir yönetim anlayışının güçlendirilmesi ve geleceğe taşınmasına yönelik kapsamlı bir değerlendirme toplantısı Tayyare Kültür Merkezi’nde düzenlendi. Bursa UNESCO Derneği Cumalıkızık Çalışma Gurubu tarafından organize edilen toplantıya yerel yöneticiler, akademisyenler, Bursa alan başkanı ve ekibi, sivil toplum kuruluşları, köy temsilcileri ve koruma uzmanları katıldı. Gündemde tarihi dokunun korunması, restorasyon süreçleri, artan ziyaretçi yoğunluğunun oluşturduğu baskılar, yangın ve afet riskleri, altyapı ihtiyaçları ile yerel halkın sürece aktif katılımı yer aldı. Toplantıda Cumalıkızık’ın yalnızca turistik bir destinasyon değil, yaşayan bir kültürel miras alanı olduğu vurgulandı. Katılımcılar, UNESCO Dünya Mirası unvanının korunabilmesi için koruma-kullanma dengesinin hassasiyetle yürütülmesi gerektiğine dikkat çekti. Ziyaretçi yoğunluğu kritik boyutta Geçen yıl bir günde yaklaşık 34 bin kişinin Cumalıkızık’ı ziyaret ettiği belirtilen toplantıda, bu yoğunluğun Bursaspor maç günlerindeki stadyum kalabalığıyla kıyaslanabileceği ifade edildi. Uzmanlar, kontrolsüz yoğunluğun tarihi doku üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu belirterek sürdürülebilir turizm politikalarının geliştirilmesi gerektiğini vurguladı. Toplantıda yeterli sağlık altyapısının olmadığı, acil tahliye planlarının eksik olduğu, güvenlik ve yönlendirme sistemlerinin yetersiz kaldığı, ziyaretçi yönetiminin profesyonel şekilde yapılmadığı ifade edildi. Yapı stoğu ve restorasyon durumu endişe verici Köyde yapılan güncel yapı tespitine göre: Toplam 259 ev bulunuyor, 168’i tarihi yapı niteliğinde, 76’sı betonarme, 21’i tamamen yıkılmış, 17’si harabe ve tehlike arz eder durumda. Toplam 38 yapı oturulamaz durumda Dikkat çeken bir tespit ise kamu ve STK yapılarının neredeyse tamamı restore edilmişken, köy halkına ait tarihi evlerin yaklaşık yüzde 78’inin hâlâ restore edilmemiş olması. Köy halkının kendi imkanlarıyla restore ettiği ev sayısı yalnızca 19 olarak açıklandı. Toplamda 113 evin restorasyon beklediği, harabe durumdakilerle birlikte yaklaşık 151 yapının müdahale gerektirdiği belirtildi. "Koruma yükü köylünün üzerinde kaldı" Köydeki tarihi evlerin yaklaşık yüzde 70’inde usulüne uygun olmayan müdahaleler bulunduğu ancak bunun yalnızca "köylünün bilinçsizliği" ile açıklanamayacağı vurgulandı. Restorasyon desteğinin sınırlı kaldığı, köy halkının büyük kısmının yıllardır sıra beklediği ifade edildi. "Benim evim neden restore edilmiyor, komşumun benden ne farkı var?" düşüncesinin yaygınlaştığı belirtilirken, koruma yükünün köylü üzerinde kaldığı eleştirisi yapıldı. Toplantıda dikkat çeken bir eleştiri de önceliklerin yanlış belirlenmesine yönelik oldu. Yoğun ziyaretçi baskısı ve otopark ihtiyacı sürerken yeni piknik alanı yapılmasının yanlış öncelik olduğu ifade edildi. UNESCO alanı çevresinde turistik yükü artıracak projeler yerine altyapı ve koruma önceliği olması gerektiği vurgulandı. "Bir Günde 50 Bin Kişiye Hediyelik Eşya Üretebilecek Bir Köy Değiliz" Konuşmalarda "Bir günde 50 bin kişiye hediyelik eşya üretebilecek bir köy değiliz" sözüyle mevcut turizm baskısının gerçekçi olmadığı ifade edildi. Köy ekonomisinin ve yaşam kapasitesinin ziyaretçi yoğunluğuna göre yeniden planlanması gerektiği belirtildi. Uluslararası iş birlikleri ve tanıtım Toplantıda Safranbolu ve Avrupa’daki örnek miras alanlarıyla iş birliği geliştirilmesi, uluslararası uzmanlarla ortak çalışmalar yapılması, İngilizce tanıtım materyalleri hazırlanması ve Cumalıkızık’a özel belgesel projelerinin hayata geçirilmesi yönünde öneriler paylaşıldı. Avrupa’daki bazı UNESCO köylerinin mimariyi korumak için geliştirdiği yenilikçi yöntemlerden örnekler verilirken, amaçlarının bu örneklerden öğrenmek ve Cumalıkızık’a uygun modeller geliştirmek olduğu ifade edildi. "Köyün belleği, kadın emeği ve yaşayan kültürü korunmalı" Toplantıda geleneksel üretim kültürünün, kadın emeğinin ve kırsal yaşam kimliğinin korunmasının UNESCO sürecinin temel parçalarından biri olduğu vurgulandı. "Köyün belleği, kadın emeği ve yaşayan kültürü korunmadan yalnızca fiziksel restorasyon yeterli olmaz" görüşü öne çıktı. Boş duran kamu yapılarının kadın üretim merkezi, sağlık destek noktası, ziyaretçi ağırlama alanı ve kültürel buluşma merkezi olarak değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi. "UNESCO unvanı sınırsız turizm değildir" UNESCO uzmanlarının geçmişte yaptığı "Sınırsız turist kabul edilemez" uyarısı hatırlatılırken, 34-50 bin kişinin bir günde gelmesinin başarı gibi sunulmaması gerektiği vurgulandı. Kontrollü ziyaretçi sistemi, rezervasyon ve zaman planlaması, kapasite yönetimi, yönlendirilmiş turizm modeli uygulanması gerektiği belirtildi. "Cumalıkızık dışarıdan gelen baskıyla yok olabilir" Toplantıdaki en önemli uyarılardan biri de Cumalıkızık’ın içeriden değil, dışarıdan gelen baskıyla yok olabileceği yönündeydi. Bursa’nın aşırı büyümesi, kent baskısının köylere dayanması, çevre yapılaşmalarının artması, rant baskısı, tarım alanlarının sanayiye dönüşmesi ve doğal alanların kaybedilmesi başlıca kaygılar olarak sıralandı. Ortak akıl vurgusu Toplantı sonunda katılımcılar, Cumalıkızık’ın geleceğinin ancak kurumlar, uzmanlar ve köy halkının ortak hareket etmesiyle sürdürülebilir şekilde korunabileceği görüşünde birleşti. Ortak akıl, şeffaf iletişim ve katılımcı yönetim anlayışının güçlendirilmesi yönünde çalışmaların devam edeceği belirtildi. "Bu mesele siyaset üstüdür. Amaç çocuklara doğru korunmuş bir miras bırakmaktır" görüşü toplantıya damga vuran mesajlardan biri oldu.