SAĞLIK - 03 Ekim 2019 Perşembe 11:30

Yozgat’ta kök hücre bağışçı sayısı 2 bin 764’e ulaştı

A
A
A
Yozgat’ta kök hücre bağışçı sayısı 2 bin 764’e ulaştı

İlik nakli ve kök hücre tedavisi bekleyen hastalar için Sağlık Bakanlığı ve Türk Kızılayı ortaklığında yürütülen Türkök Projesi ile Yozgat’ta 2 bin 764 kişi kök hücre bağışçısı oldu.

İlik nakli ve kök hücre tedavisi bekleyen hastalar için Sağlık Bakanlığı ve Türk Kızılayı ortaklığında yürütülen Türkök Projesi ile Yozgat’ta 2 bin 764 kişi kök hücre bağışçısı oldu. Alınan kök hücre örneklerinden 7 eşleşme sağlanırken 4 hastaya da nakil sağlandı.


Türkiye genelinde birçok noktadan alınan kan bağışlarını ülkenin dört bir yanına ulaştıran Türk Kızılayı, Sağlık Bakanlığı ile ortaklaşa yürüttü Türkök Projesi ile de ilik nakli bekleyen kanser hastalarına umut olmaya devam ediyor. Bu kapsamda Yozgat’ta da faaliyetlerini sürdüren Türk Kızılayı, 2014 yılından itibaren 2 bin 764 kök hücre bağışçısına ulaştı. Bu bağışçılardan alınan kök hücre örneklerinden şu ana kadar 7 eşleşme sağlanırken 4 lösemi hastasına da nakil gerçekleştirildi.


Yozgat’taki vatandaşları kök hücre bağışına davet eden Türk Kızılayı Yozgat Kan Bağışı Merkezi Müdürü Dr. Selçuk Cansız yaptığı açıklamada “ Yozgat’ta kök hücre alımına 2014 yılının Eylül ayında başladık. Sağlık Bakanlığı ile Türk Kızılayı arasında kök hücre bağışçısı bulma anlamında protokol yapıldı. Aktif alıma da 2014 yılı içerisinde Haziran ayından sonra başlandı. Biz Yozgat olarakta 2014 yılının Eylül ayından itibaren kök hücre bağışı anlamında donör topluyoruz. O süreden bu zamana 2 bin 764 kişiden kök hücre bağışı aldık ve sisteme kaydettirdik. Bu 2 bin 764 kişi 55 yaşına kadar hasta birisiyle uyum olup olmadığını bekleyecek. Bu süre içerisinde bir hastaya dokuları uyarsa kök hücre verme şansı oluyor. Bu geçen süre içerisinde Yozgat’ta toplamda 7 kişinin uyumu sağlandı. Bu 7 kişiden 3 kişiye geri dönüş olmadı çeşitli nedenlerle. 4 kişiye geri dönüldü Ankara’ya götürülüp kök hücreleri alındı. Hasta ile donör arasında bir buluşturma şeklinde 2 yıla kadar hiçbir şey yapılmıyor. Ne veren kişi kime kök hücre verdiğini biliyor ne de alan kişi kimden kök hücre aldığını biliyor. O arada alan kişinin bilgileri Sağlık Bakanlığında saklı kalırken kök hücre donörü olan kişinin bilgileri de Kızılayda saklı bu şekilde gizlilik sağlanmış oluyor” dedi.


Kök hücre nakli aşamasında gerçekleşen süreci anlatan Dr. Cansız, “Kök hücre, kemik iliği doğru çalışmayan hastaları zaten kan kanseri olarakta değerlendiriyoruz. Bildiğimiz gibi vücuttaki kan hücreleri kemik iliğindeki hücreler tarafından yapılmakta. Onlarda bir bozukluk olduğu zaman hücre sayısı düşük olabiliyor, yapısı bozuk olabiliyor ya da hiç üretim olmuyor. Bu şekilde kemik iliği doğru çalışmayan kişilerde tedavi yöntemi olarak kemik iliği nakli uygulanıyor. Bu süreç şöyle işliyor. Bağışçı ilk olarak Kızılay kan bağışı merkezlerine başvuruyor. Bağışçı 3 tüp kan veriyor. Bağışçının doku tiplemesi nedir şeklinde araştırılıyor ve Ankara’da ki kök hücre merkezindeki bilgisayara veriler kaydediliyor. Daha sonra oraya kayıtta olan hastaların doku tipleri ile bilgisayar ortamında çaprazlama karşılaştırılıyor. Eğer bir uyum sağlanırsa Kızılay, bağışçıya tekrar ulaşıyor ve 5 tüp kan daha alıyor. Bunu tekrar Ankara’ya gönderiyor. Bu ikinci çalışmalar sonrasında da eğer iki kişi arasında yüzde 90 üzerinde bir uyum sağlanmışsa artık Kızılay devreden çıkıyor ve Sağlık Bakanlığının Kök Hücre Koordinasyon Merkezi devreye giriyor. Kök hücre vericisi ile irtibat kuruluyor. Bağışçı evinden alınıyor, hastaneye transferini sağlanıyor ve yatışı yapılıyor. Bağışçı hastane yakınındaki otel ya da misafirhaneye yerleştiriyor. Hastanede 5 günlük bir kalma süresi var. Sabah akşam koluna aşı yapılması lazım kök hücre toplanması için. Öncesindeki sağlık testlerini yapılıyor. 5. günün sonunda kök hücreler aynı diyaliz makinesi gibi bir yöntemle bir koldan alınan kan, cihaz tarafından toplanıyor öbür koldan geri veriliyor. Bağışçı 4 saat kadar bu şekilde hastanede bekliyor. Toplanmış kök hücreler hasta hangi hastanede tedavi görüyorsa bu yurt dışı olabilir yurt içinde bir ilde olabilir oraya sadece toplanmış kök hücrelerin kendisi gidiyor. Verici kişi gitmiyor. Verici hastanede kalıyor. Son olarakta bağışçının sağlık kontrolleri de tekrardan yapıldıktan sonra bağışçı evine gönderiliyor. Kök hücrelerde hastaya naklediliyor. Bu nakilden sonra yüzde 90’ın üzerinde başarı gerçekleşiyor” şeklinde konuştu.


Kök hücre bağışının önemine değinen Dr. Cansız, “Kök hücre konusunda çok güzel bir yapılanma var. Bu yapılanma bir hayat kurtarma zinciri aslında. Biz Yozgat halkını, kök hücre numunesi vermeye davet ediyoruz ve kök hücre merkezine kayıt yaptırmalarını tavsiye ediyoruz. Ne zaman kime çıkacağı belli değil. Belki 55 yaşına kadar gelmeme ihtimali var ya da 1 yıl içinde denk gelme şansı da var. Hatta ömrü boyunca birkaç kez gelme uyum olma ihtimali dahi var” ifadelerinde bulundu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Babadağ Ultra Maratonu tamamlandı Muğla’nın Fethiye ilçesinde, Ölüdeniz’in eşsiz doğasında gerçekleştirilen Babadağ Ultra Maratonu yarışları büyük bir heyecanla tamamlandı. Türkiye’nin yanı sıra İngiltere, Rusya, Belçika, Ukrayna, Norveç, Polonya, İspanya, Bermuda, Avusturya ve Finlandiya başta olmak üzere toplam 15 ülkeden yaklaşık 100 yabancı sporcunun yer aldığı maraton, iki gün boyunca 1000’den fazla sporcuyla uluslararası bir spor şöleni atmosferi oluşturdu. Babadağ Ultra Maratonu, yalnızca profesyonel sporcuların değil, her yaştan katılımcının ilgisini çekti. Sabah saat 09.00 itibariyle başlayan 5K Ölüdeniz Run ve 14K Kayaköy History Run kategorilerinin ardından 23 Nisan’a özel düzenlenen Çocuk Koşusu ile etkinlik alanı adeta festival havasına büründü. Babadağ Ultra Maratonu, bölgeye değer katmaya devam ediyor Muğla Büyükşehir Belediyesi Gençlik ve Spor Hizmetleri Daire Başkanı Mustafa Özpoyraz, Babadağ Ultra Maratonu’nun bölgeye hem sportif hem de turistik açıdan önemli katkılar sağladığını belirtti. Özpoyraz, organizasyonun her geçen yıl daha fazla ilgi gördüğünü vurgulayarak, bu yıl da artan sporcu katılımıyla başarılı bir etkinliğe daha imza atıldığını ifade etti. Babadağ’ın eşsiz doğasında gerçekleştirilen maratonun yalnızca bir spor organizasyonu olmanın ötesine geçtiğini dile getiren Özpoyraz, etkinliğin bölgenin tanıtımına, turizm hareketliliğine ve spor kültürünün yaygınlaşmasına önemli katkı sunduğunu söyledi. Ayrıca organizasyonda emeği geçen tüm kurum ve paydaşlara teşekkür ederek, bu tür uluslararası etkinliklerin sürdürülebilir şekilde devam etmesinin hedeflendiğini kaydetti. Maratonda ikinci gün sonuçları 5K Ölüdeniz Run kategorisinden Erkekler de Emre Sevinç birinciliği alırken, Mehmet Aydıngör ikinci ve Yiğit Berk Kurular üçüncü oldu. Kadınlarda ise birinci Elif Karabulut Dağdelen, ikinci Gökçe Bakar ve üçüncü Zehra Seda Yıldız oldu. 14K Kayaköy History yarışında finali gören ilk isim Gökhan Gündoğan olurken, yarışı Uğur Pehlivan ikinci, Ramis Nuraliev ise üçüncü sırada tamamlandı. Kadınlarda ise birinci Elmira Ravilova, ikinci Esra İlik üçüncü ise Ayşe Elifnaz Erbilgin oldu.
Muğla 17’nci Yörük-Türkmen toyu için hazırlıklar sürüyor Muğla Büyükşehir Belediyesi, bu yıl 17’ncisi düzenlenecek Uluslararası Yörük-Türkmen Toyu için hazırlıklarını sürdürüyor. Bu yıl Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın ev sahipliğinde yapılacak olan Yörük-Türkmen Toyu, 6-7 Haziran’da Menteşe ilçesindeki Yılanlı Yörük Ormanı’nda gerçekleştirilecek. 17’nci Uluslararası Yörük-Türkmen Toyu, 16 derneğin katılımıyla düzenlenecek. Derneklerin oy birliğiyle oluşturduğu tertip komisyonunda; Yörük-Türkmen kültürünün yaşatılması ve tanıtılması adına ulusal ve uluslararası çalışmalara öncülük eden İsmail Uzunoğlu, Orhan Akcan, Ramazan Kıvrak ve Mevlüt Kiriş yer alıyor. Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde düzenlenen toyun bu yılki ana teması, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Yörük Türkmen Tarihi ve Kültürü Uygulama ve Araştırma Merkezi iş birliğiyle ‘Ocaktan Saca, Sütten Aşa: Göçer Kültürde Yeme İçme Geleneği’ olarak belirlendi. İki gün sürecek etkinlik boyunca kültürel gösteriler, yerel lezzetler ve geleneksel yaşam pratikleriyle Yörük-Türkmen mirası bir kez daha geniş kitlelerle buluşturulacak. Başkan Aras: "Yörük-Türkmen kültürü bizim kökümüz, hafızamızdır" Yörük-Türkmen kültürünün yaşatılması ve gelecek kuşaklara aktarılmasının önemine dikkat çeken Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, "Yörük-Türkmen kültürü bizim kökümüz, hafızamızdır. Bu kadim geleneği yaşatmak ve gelecek kuşaklara aktarmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Uluslararası Yörük-Türkmen Toyu da bu kültürü yaşatan, birlik ve dayanışmamızı güçlendiren en anlamlı buluşmalardan biri. Tüm hemşehrilerimizi ve misafirlerimizi 6-7 Haziran’da Yılanlı Yörük Ormanı’nda düzenleyeceğimiz 17’nci Uluslararası Yörük-Türkmen Toyu’na bekliyoruz" dedi.
İzmir İzmir’de kaybolan 15 yaşındaki Asya, 7 gündür aranıyor İzmir’in Buca ilçesinde çalıştığı iş yerinden ayrıldıktan sonra sırra kadem basan, yüzde 25 zihinsel engelli 15 yaşındaki kızı arama çalışmaları sürüyor. Gözü yaşlı anne, evladının birileri tarafından alıkonulduğunu iddia ederek yardım istedi. Buca ilçesi Fırat Mahallesi’nde ikamet eden ve yüzde 25 zihinsel engelli Asya Karakuş (15), 20 Nisan’da iş yerinden ayrıldıktan sonra kayıplara karıştı. Ailenin ihbarı üzerine polis ekipleri arama çalışması başlattı. Çevredeki güvenlik kameralarını inceleyen ekipler, kayıp kızın Buca ve Bornova çevresinde görüldüğünü tespit etti. Görüntülerde bir erkekle bir süre konuştuğu ve daha sonra şüpheli şahsın yanından ayrıldığı belirlenen Karakuş’un, son olarak saat 22.00 sıralarında Bornova ilçesindeki Küçükpark civarında olduğu öğrenildi. Sahte hesaplardan mesajlar atıldı Olay günü Muğla’nın Bodrum ilçesinde bulunan anne Nesrin Doğan, durumu öğrenince Turgutreis Jandarma Karakolu’na kayıp başvurusunda bulundu. Ardından İzmir’e gelerek emniyet güçleriyle koordineli şekilde arama çalışmalarına katıldı. Bu süreçte Asya adına açılan sahte sosyal medya hesaplarından aileye mesajlar gönderilmeye başlandı. Mesajlarda kayıp ilanlarının ve sosyal medyadaki paylaşımların kaldırılması istendi. Aile ise kızlarının kendi isteğiyle kaçmasının mümkün olmadığını ve bu mesajların başka bir şüpheli tarafından gönderildiğini ileri sürdü. "Kendi iradesiyle gidebilecek bir çocuk değil" Kızının 20 Nisan akşamı iş yerinden çıktıktan sonra kaybolduğunu belirten anne Nesrin Doğan, "Olay tarihinde ben Bodrum’daydım. Ablası kendi imkanlarıyla ulaşmaya çalışıyor. Ulaşamayınca bana haber verildi. Asya isminde sahte bir hesaptan bize ’Ben Asya, ben iyiyim. Beni aramayın’ şeklinde mesaj geldi. Arıyoruz, telefonlara cevap verilmiyor. Ablasının sosyal medya hesabına ’Ararsanız engellerim’ yazıldı. Daha sonra ’Tüm ilanların hepsini kaldıracaksınız. Eğer kaldırmazsanız benden hiçbir şekilde haber alamazsınız’ şeklinde tehdit mesajları geldi. Asya yazmıyor bunu, başkası yazıyor" dedi. "Alıkonulduğundan şüpheleniyorum" Sosyal medyaya yansıyan ve kızının yüzünde darp izleri olduğu iddia edilen bir fotoğrafın kendilerine gönderildiğini anlatan Doğan, "Kelime arasında ablasına bir cümle kullanıyor. Ablası o kelimeden sonra Asya’nın olmadığını anlıyor. Ablası ’Bu sen değilsin. Sen kimsin, seni anandan doğduğuna pişman edeceğim. Çocuk kaçırma suçunu biliyor musun?’ diyor. Hemen ardından hesap engelleniyor ve siliniyor. Benim kızım kendi iradesiyle gidebilecek bir çocuk değil. Yüzde 25 oranında zihinsel engelli ve zeka geriliği olan bir çocuk. Evde gece tek başına kalamaz. Buna mutlaka yardım eden bir yetişkin olduğuna inanıyorum. Çocuğumun alıkonulduğu şüphesiyle hareket ediyorum" ifadelerini kullandı. "3 kişinin ifadesi alındı" Olayla ilgili şüphelendiği kişileri emniyete bildirdiğini söyleyen Doğan, "Emniyette ifadesine başvurulan 3 kişi var. Bunlardan birisi iş arkadaşı, diğeri eski nişanlısı. Kamera görüntülerinde kızımı Buca Üçkuyular Meydanı’ndan arabaya bindirip Bornova Küçükpark’a kadar götüren bir şüpheli şahıs daha var. Güvenlik kamerasında orada bir telefon alışverişi olduğunu görüyoruz. Polisler detaylı olarak inceliyor. Ben ilaçlarla ayakta kalıyorum. Kızımın acilen bulunmasını istiyorum" şeklinde konuştu. "Kızımı sağ salim bulmak istiyorum" Kızına kavuşmak için yetkililerden ve vatandaşlardan yardım bekleyen anne, "Kızımı sağ salim bulmak istiyorum. Nerede olursa olsun, kiminle olursa olsun ben kızımın arkasındayım. O benim canım. Kimsenin evladıma zarar vermesini istemiyorum. İçim yanıyor, 7 gündür haber alamıyorum. Çocuğum anne sevgisine muhtaç bir çocuk. Bu işin arkasını bırakmayacağım ve sonuna kadar gideceğim. Lütfen herkes benimle tek yürek olsun" diye konuştu.