SAĞLIK - 23 Şubat 2023 Perşembe 10:20

Depremzedelere toplu yaşam alanlarında birinci basamak sağlık hizmeti sunuluyor

A
A
A
Depremzedelere toplu yaşam alanlarında birinci basamak sağlık hizmeti sunuluyor

Yozgat İl Sağlık Müdürlüğünce deprem bölgesinden kente gelen, yurt ve misafirhane gibi toplu yerlerde yaşayan vatandaşlara yönelik birinci basamak sağlık hizmetlerinin eksiksiz verilmesi için çalışmalar sürüyor.

Yozgat İl Sağlık Müdürlüğünce deprem bölgesinden kente gelen, yurt ve misafirhane gibi toplu yerlerde yaşayan vatandaşlara yönelik birinci basamak sağlık hizmetlerinin eksiksiz verilmesi için çalışmalar sürüyor.


Kahramanmaraş merkezli meydana gelen depremlerin ardından Yozgat ve ilçelere gelen depremzedelere yönelik, İl Sağlık Müdürlüğünce birinci basamak sağlık hizmeti başta olmak üzere yurt ve misafirhanelerde poliklinik hizmeti veriliyor. Ayrıca 1 doktor ve 4 yardımcı sağlık personelinden oluşan gezici ekipler de il merkezi ve ilçelerde, depremden etkilenen vatandaşlara yönelik sağlık hizmeti çalışmalarını sürdürüyor. Ekipler birinci basamak sağlık hizmetleri verilmesi çalışmaları çerçevesinde vatandaşlara gebelik, lohusalık, bebek izlemleri, eksik aşıların tamamlanması, kronik ve bulaşıcı hastalıkların izlemi ve tedavisi gibi sağlık hizmetlerini sunuyor. Toplu yaşam alanlarında ayrıca su numuneleri de alınarak günlük klor ölçümleri yapılıyor.


Adalet Bakanlığı Yozgat Cemil Çiçek Personel Eğitim Merkezi’nde kalan ve Hatay’ın Kırıkhan ilçesinde depreme yakalanan Fidan Erçin, İl Sağlık Müdürlüğünce başlatılan birinci basamak sağlık hizmetlerinden memnun olduğunu söyledi.



"Onlara destek oluyoruz"


Depremden etkilenen vatandaşların toplu olarak konakladığı yerlerde birinci basamak sağlık hizmetlerini sunmaya çalıştıklarını söyleyen İl Sağlık Müdürlüğünde görevli Uzman Dr. Damla Bozbay, “Vatandaşlarımızın kronik hastalıkları varsa reçetelerini yazıyoruz. Gebe, bebek, lohusa izlemlerini yapıyoruz, bu kişiler hassas gruplar ve onların işlemlerini yapıyoruz. Elimizden geldiğince psikososyal destek veriyoruz. Sağlıklı hayat merkezimizde bizim psikoloğumuz, çocuk gelişimcimiz ve bu konularla ilgilenen sosyal hizmet uzmanı arkadaşlarımız var. Onlardan da destek alarak bu kişilere yardımcı oluyoruz. Çevre sağlık hizmetleri de veriyoruz. Depremzedelerin konakladığı yerlerde çeşme sularından klor ölçümleri yapıyoruz, bunların kontrolünü sağlıyoruz. Yani kısaca aile sağlığı merkezlerinde alabilecekleri hizmetleri vererek kişileri mümkün mertebe mağdur oldukları bu durumdan en kısa sürede kurtulmalarını sağlamak için yardımcı olmaya çalışıyoruz” dedi.



Gezici sağlık ekipleri de oluşturuldu


Yozgat İl Sağlık Müdürü Dr. Fatih Şahin ise kente deprem bölgesinden gelen vatandaşların birinci basamak sağlık hizmetlerini yürüttüklerini belirterek, “İlimize gelip evlerde kalan genel olarak da Valimizin uygun gördüğü onlar için hazırlattığı yurtlarda kalan vatandaşlarımıza birinci basamak sağlık hizmeti veriyoruz. Depremzedelerimizin arasında gebe olanlar olabiliyor, yeni doğum yapmış olanlar olabiliyor, kronik hastalıkları olanlar olabiliyor. Geldikleri bölgede yaşadıkları sıkıntılardan dolayı bazı rahatsızlıklar edinmiş olabilecek veya bulaşıcı hastalıklar yönünden sağlık taramaları yapılması gerekiyor. Biz onları bu olay başladığından itibaren zaten Sayın Valimizin de talimatlarıyla ve bilgileri çerçevesinde planlamasını yapmıştık. İlçe Sağlık Müdürlüklerimiz aracılığıyla ekipler oluşturduk. Her ekibimizde 1 tane hekim 4 tane de yardımcı sağlık personeli ki bunlardan biri de ebe, çevre sağlığı teknisyenlerimiz taramalarını yapıyoruz” diye konuştu.



"En iyi sağlık hizmetini vermeye çalışıyoruz"


Depremzedelere yönelik en iyi şekilde sağlık hizmeti vermek için çalıştıklarını da anlatan Şahin, “Tabi depremzede vatandaşlarımızın kaldığı bölgelerde devamlı çevre sağlığı yönünden taramalarımızı da yapıyoruz. Su klorlaması suların analizleri gibi genel anlamda çocukların aşılarını aile hekimlerinin takip etmesi gereken ama şu anda yapamadıkları aşı takiplerini de en baştan itibaren yapıyoruz. Toplu halde yaşadıkları bir bölge olduğu için burada muhtemel çıkabilecek sağlık sorunlarını çıkmadan önce gerekli tedbirleri almak için çalışıyoruz. Bu şekilde elimizden gelen en iyi hizmeti onlara vermeye çalışıyoruz” şeklinde konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sakarya Bahar aylarında çocuk sağlığı için dikkat zamanı Mevsim geçişlerinde çocuklarda üst solunum yolu enfeksiyonları ve ateşli hastalıklar artış gösterebiliyor. Uzmanlar, ebeveynlerin belirtileri yakından takip etmesi ve günlük alışkanlıklara özen göstermesinin önemine dikkat çekiyor. Mevsim geçişleriyle birlikte çocuklarda üst solunum yolu enfeksiyonları ve ateşli hastalıklarda artış gözlenebiliyor. Özel Adatıp Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Erbil Sak, bahar aylarında çocuk sağlığında dikkat edilmesi gereken konulara ilişkin açıklamalarda bulundu. Sak, hava sıcaklıklarındaki ani değişimlerin ve artan polen yoğunluğunun çocukları etkileyebildiğini belirterek, "Mevsim geçişlerinde özellikle soğuk algınlığı, boğaz enfeksiyonları, öksürük ve ateş gibi şikâyetler daha sık görülebiliyor. Bağışıklık sistemi bu dönemde daha hassas hale gelebilir. Uzun süren öksürük, yüksek ateş, halsizlik ve iştahsızlık gibi durumlarda mutlaka uzman değerlendirmesi yapılmalıdır. Erken dönemde yapılan muayene sürecin sağlıklı ilerlemesine katkı sağlar" dedi. "Günlük alışkanlıklar önemli rol oynar" Bahar aylarında çocukların sağlığını korumak için düzenli uyku, dengeli beslenme ve yeterli sıvı tüketiminin önemine dikkat çeken Uzm. Dr. Sak, "Hijyen alışkanlıklarının sürdürülmesi ve çocukların dinlenmesine özen gösterilmesi bu dönemde koruyucu bir yaklaşım olabilir. "Bazı çocuklar bu süreci hafif geçirirken, bazıları daha sık enfeksiyon yaşayabilir. Bu nedenle belirtiler bireysel olarak değerlendirilmelidir" diye konuştu.
Bursa Gürsu tarıma yeni destek Gürsu Belediyesi, ilçe tarımının potansiyelini yükselten ve Gürsu’ya katma değer sunan proje sayısını her geçen gün arttırıyor. Gürsu Belediyesi’nin proje tecrübesi sayesinde ARGE Müdürlüğü tarafından hazırlanan yeni proje ile Gürsu Ağaköy Tarımsal Kalkınma Kooperatif’ine kazandırılan meyve kasası üretim hattı için kalıp temini projesi hayata geçirildi. Kooperatife kendi kasalarını üretme şansını, hazırladığı proje sayesinde sunan Gürsu Belediyesi , bu kez de kalıp temininin sağlanmasına ve tasarrufun artmasını sağladı. Gürsu Ağaköy Tarımsal Kalkınma Kooperatifi, ENCAHER hibe programı ile, Gürsu Belediyesi ARGE Müdürlüğü’nün hazırladığı proje sayesinde kasa imalat tesisi kurmuştu. Tesisin potansiyelini tam olarak kullanabilmek ve ihtiyaç duyulan meyve kasalarının üretebilmek, plastik kasaları geri kazandırabilmek için harekete geçildi. INSURE Projesi’nin bileşeni Kırsal Alanlarda Mevsimlik Tarımsal Kapasitelerin Güçlendirilmesi kapsamında; Ağaköy Tarımsal Kalkınma Kooperatifi’ne 30.821 USD değerindeki "Gözlü Kasa Üretim Kalıbı" desteği yapıldı. Süreci takip ederek projelendirilen ve Gürsu tarımına bir katkı daha sunan Gürsu Belediyesi ARGE Müdürlüğü sayesinde, kasa başına depolama kapasitesi iki katına çıktı. İhracat yolculuğunda nakliye maliyetleri ciddi oranda azaldı. Üreticinin kazancı ve emeğinin katma değeri arttı. Teslim töreninde konuşan Gürsu Belediye Başkanı Mustafa Işık, " Gürsu Belediyesi olarak ilçe tarımımıza destek veren anlamlı hamleler yapıyoruz. Bu kalıplar, meyvelerimizin tarladan toplama merkezine, oradan da nihai pazarlara uzanan yolculuğunda yaşanan ürün zayiatını ve kalite kayıplarını engellemek için temel bir gereklilikti. Özellikle hassas yapılı armut meyvelerinin uygun olmayan kasalar nedeniyle zarar görmesi, hem ürün değerini düşürmekte hem de pazar erişimini sınırlamaktaydı. Yeni üretim kalıbı ile bu sorun ortadan kalkacak" diye konuştu.
Ankara DEHB çocukların okul ve sosyal hayatını etkileyebiliyor Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu’nun (DEHB) çocukların hem akademik başarısını hem de sosyal ilişkilerini olumsuz etkileyebileceğini belirten Psikolog İrem Güler, "Sosyal ilişkilerde dürtüsellik nedeniyle akran ilişkilerinde sorunlar yaşanabilir. Ancak doğru destekle çocuklar hem akademik hem de sosyal alanlarda önemli gelişmeler gösterebilir" dedi. Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu’nun (DEHB) yalnızca çocukluk dönemine özgü bir durum olmadığına dikkat çekiliyor. Medical Park Ankara Hastanesi’nden Psikolog İrem Güler, bu nörogelişimsel tablonun ergenlik ve yetişkinlikte de devam edebileceğini, ancak doğru tanı ve çok yönlü destekle bireylerin yaşam kalitesinin belirgin şekilde artırılabileceğini vurguladı. "DEHB dikkat, dürtü ve aktiviteyi etkileyen bir durumdur" DEHB’nin dikkat süreçlerini, dürtü kontrolünü ve aktivite düzeyini etkileyen bir durum olduğunu belirten Güler, "DEHB; yalnızca çocuklara özgü değildir, pek çok bireyde ergenlik ve yetişkinlik döneminde de varlığını sürdürür. Tanı için belirtilerin genellikle 12 yaşından önce başlaması beklenir ancak her zaman bu dönemde fark edilmeyebilir" diye konuştu. "‘Çok hareketli değilse DEHB değildir’ düşüncesi doğru değildir" DEHB’nin belirtilerinin dikkat eksikliği, hiperaktivite ve dürtüsellik olmak üzere üç ana başlıkta toplandığını ifade eden Güler, "Dikkatini sürdürmekte zorlanma, sık hata yapma, eşyaları kaybetme ve görevleri organize edememe dikkat alanındaki güçlükler arasındadır. Hiperaktivite yerinde duramama ya da içsel huzursuzluk şeklinde ortaya çıkabilir. Dürtüsellik ise söz kesme, sırasını bekleyememe ve sonuçlarını düşünmeden hareket etme gibi davranışlarla kendini gösterir. Her bireyde aynı belirtiler görülmeyebilir. Dikkat eksikliği ile hiperaktivite her zaman birlikte görülmez. Bu nedenle ‘çok hareketli değilse DEHB değildir’ düşüncesi doğru değildir" açıklamasında bulundu. "Okul başarısı ve sosyal ilişkiler etkilenebilir" DEHB’nin akademik performansı dolaylı olarak etkileyebileceğini aktaran Güler, "Dikkatini sürdürememe, ödevleri organize edememe ve zaman yönetiminde zorlanma notlara yansıyabilir. Sosyal ilişkilerde ise dürtüsellik nedeniyle akran ilişkilerinde sorunlar yaşanabilir. Ancak doğru destekle çocuklar hem akademik hem de sosyal alanlarda önemli gelişmeler gösterebilir" dedi. "Tanı süreci çok yönlü değerlendirme gerektirir" Güler, tanının tek bir teste dayanmadığını vurgulayarak "Tanı süreci uzman tarafından yürütülür. Gelişim öyküsü, aile ve öğretmen gözlemleri ile belirtilerin birden fazla ortamda görülüp görülmediği birlikte değerlendirilir. Bazı durumlarda bilgisayar tabanlı testler de süreci desteklemek amacıyla kullanılabilir" şeklinde konuştu. Tedavi sürecine ilişkin bilgi veren Güler, şu bilgileri paylaştı: "İlaçlar dikkat ve dürtü kontrolünü düzenlerken, psikolojik destek bireye zaman yönetimi ve başa çıkma becerileri kazandırır. Hafif durumlarda yalnızca psikolojik destek yeterli olabilirken, orta ve ağır vakalarda iki yöntemin birlikte uygulanması daha etkili sonuçlar verir." Ailelere önemli uyarılar Ebeveynlerin ev ortamında sağlayacağı düzenin önemine dikkati çeken Güler, "Tutarlı bir günlük rutin oluşturmak, görevleri küçük parçalara bölmek, görsel hatırlatıcılar kullanmak ve çocuğun başarılarını takdir etmek motivasyonu artırır. Ekran süresinin sınırlandırılması ve düzenli uyku alışkanlığı da belirtilerin kontrolünde önemli rol oynar" ifadelerini kullandı. DEHB’li bireylerin güçlü yönlerine de değinen Güler, "Bu bireyler ilgi duydukları alanlarda yoğun odaklanma geliştirebilir. Hızlı problem çözme ve farklı düşünme becerileri sık görülen özellikler arasındadır. Doğru destekle bu özellikler önemli bir avantaja dönüşebilir" diye konuştu. Toplumda DEHB ile ilgili yanlış bilgilerin yaygın olduğunu söyleyen Güler, "DEHB tembellik ya da yaramazlık değildir. Nörobiyolojik temelli bir durumdur. ‘Sadece çocuklarda görülür’ ya da ‘ilaçlar çocuğu robotlaştırır’ gibi yanlış inanışlar, bireylerin destek almasını geciktirebilir" ifadelerine yer verdi. Güler, doğru tanı ve uygun destekle DEHB’li bireylerin hem eğitim hem de sosyal yaşamda başarılı ve üretken bireyler olabileceğinin altını çizdi.