SAĞLIK - 09 Mart 2023 Perşembe 09:38

Hemşire Dalaslan, “Ameliyat masası sallanırken bile operasyonu bırakmadık”

A
A
A
Hemşire Dalaslan, “Ameliyat masası sallanırken bile operasyonu bırakmadık”

Yozgat Şehir Hastanesi’nden gönüllülük esasına göre ameliyathanede görevli 2 hemşire arkadaşı ile deprem bölgesine görevlendiren hemşire Nurhayat Dalaslan, “Hastane her yarım saatte bir sallanıyordu, sürekli artçı depremler oluyordu.

Yozgat Şehir Hastanesi’nden gönüllülük esasına göre ameliyathanede görevli 2 hemşire arkadaşı ile deprem bölgesine görevlendiren hemşire Nurhayat Dalaslan, “Hastane her yarım saatte bir sallanıyordu, sürekli artçı depremler oluyordu. Ameliyat sırasında masalar sallanıyor, lambalar oynuyor. O an ne canımızı düşündük ne başka bir şey yeter ki oradaki insanlarımıza faydamız olsun istedik” dedi.


Yüzyılın felaketi olarak tanımlanan Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından ameliyathane hemşiresi olarak görev yaptıkları Yozgat Şehir Hastanesi’nden gönüllülük esasına göre Elbistan Devlet Hastanesine görevlendirilen Nurhayat Dalaslan, Leyla Duman ve Selma Altınok deprem bölgesinde yaşadıklarını anlattı.



Orada başlı başına her şey çok duygusaldı


Depremin ardından ulaşımdaki aksaklıklar nedeniyle 30 saat sonra Elbistan Devlet Hastanesine ulaşabildiklerini söyleyen Yozgat Şehir Hastanesi ameliyathanesinden sorumlu hemşire Nurhayat Dalaslan, “Orada başlı başına her şey çok duygusaldı. Farklı duygular yaşadık. Zaten Yozgat’tan kar ve tipi ile gittik. Ulaşmamız çok sıkıntılı oldu çünkü yollardan ulaşamadık, ambulanslar, itfaiyeler, buradan ailesini kurtarmaya giden vatandaşlar trafik çok yoğundu. Biz 30 saat gibi bir sürede ulaştık Elbistan ilçesine. Elbistan öncesinde Kahramanmaraş’a uğradık, burada hastaneler yıkıldığı için cerrahi ekip olarak gitmiştik biz. Bizi anında Elbistan Devlet Hastanesi’ne yönlendirdiler. Hemen ameliyatlara başladık, başka illerden de ekipler gelmişti. Orada çalışan meslektaşlarımızın yerine çalışmalara başladık. Onlar dinlendiler, orada biz cerrahi ekipler olarak ameliyatları elimize aldık ve diğer arkadaşlarla koordineli bir şekilde çalıştık. Ama 35 yıllık meslek hayatımızda yapmadığımız ampütasyonları yaptık. Depremzedeler çıkıyor, kiminin ayağı ezilmiş, kiminin kolu, beli kırılmış onları ameliyata aldık. Hiç unutmuyorum 16 yaşındaki bir çocuğumuzu almıştık, bir gün öncesinden kompartıman yapmıştık rahatlatalım, belki dolaşım olur diye. Ama ertesi gün o çocuğun iki bacağını birden kesmek zorunda kaldık. Bunlar çok dram dolu hikayeler” dedi.



24 saat ameliyathaneden çıkmadan çalıştık


Ameliyat sırasında artçı sarsıntıların olmasına rağmen operasyonları bırakmadan çalıştıklarını da anlatan hemşire Dalaslan, “Deprem bölgesi olduğu için hastane her yarım saatte bir sallanıyordu. Sürekli bir artçı depremler oluyordu. Biz yine de o durumun içinde depremi hiç düşünmüyorduk. Oradaki insanlar bize hayret ettiler. Siz bu ateşin içine nasıl geldiniz diye. Biz gönüllülük esasına göre gittik. Başka bir şey düşünmedik, ne canımızı düşündük ne başka bir şey. Yeter ki oradaki insanlarımıza faydamız olsun istedik. Ameliyat sırasında masalar sallanıyor, lambalar oynuyor ama biz onu düşünemiyoruz, aklımıza bile gelmiyor yeter ki o insanlara biraz faydamız olsun. Biz gönül rahatlığıyla o insanlara yardımcı olmak için geldik. 8 gün kaldık. Birçok ameliyata girdik. Sayısını hatırlamıyor ama enkazdan çıkanların biri gelip biri gidiyordu. 3 gün boyunca 24 saat hiç ameliyathaneden çıkmadan ara vermeden çalıştık” şeklinde konuştu.



Yardımları dağıtmakla bitiremedik


Depremin ardından yardım gelmedi söylentilerine de değinen Dalaslan, “Depremden sonra yardım gelmedi diyenler provoke yapıyor. Yardımlar çok fazlaydı. Yalnız yollarda ulaşım çok yoğundu. Biz bile ilk giden ekip olarak 30 saatte deprem bölgesine ulaştık. Zaten ondan sonra yardımlar yağdı. Biz dağıtmak ile bitiremedik. Provoke yapılmasın yardımlar o yüzden ilk gün yeterince ulaşamadı” ifadelerine yer verdi.



Bir hafta kendimizi toparlayamadık


Ameliyathane hemşiresi Leyla Duman ise, “Orada hiç birimiz psikolojik tramvayı hissetmedik çünkü orada olmanın hissettirdiği vicdani bir rahatlık vardı içimizde. Çalışmalarımıza o duygu ile devam ettik. Ben diyordum burada kendimi iyi hissediyorum ancak dönüşte bunun acısı çıkacak diye. Gerçekten geldiğimizde bir hafta kendimizi toparlayamadık. Rabbim bir daha bu acıyı kimseye yaşatmasın” diye konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kastamonu Üniversite öğrencileri Daday’ın tarihi mekanlarını ve turistik alanlarını gezdi Kastamonu Üniversitesi öğencileri, Daday ilçesindeki tarihi mekanlar ve turistik alanlarını gezdi. Öğrenciler, manzarasıyla mest eden gölette doğanın tadını çıkardı. Kastamonu Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Coğrafya Bölümü öğrencileri, Kastamonu’nun Daday ilçesindeki tarihi mekanlar ile son yıllarda ilgi gören turistik alanları gezdi. Kastamonu Belediyesi’nden tahsis edilen araçla ilçeye giden öğrenciler, Daday Kaymakamlığının hizmet binası olarak kullanılan tarihi Köpekçioğlu Konağını ziyaret etti. Daday Kaymakamı Yasin Cevizci ile bir araya gelen öğrenciler, tarihi konak hakkında bilgi aldı. Konakta restorasyon çalışması yapmayı planladıklarını belirten Kaymakam Cevizci, "Konağı tekrardan bir restorasyondan geçirmeyi planlıyoruz. Şu anda bulunduğumuz oda da daha önceden kullanılan makam odasıdır. Bu odayı da restorasyon yaptıracağız. Fakat makam odası olarak bu odayı kullanmasak da canlandırmak istiyoruz. Restorasyon tamamlandığında sergi ya da müze gibi bir bölüm oluşturarak kullanma niyetindeyiz" dedi. Daha sonra ilçe merkezine 7 kilometre uzaklıktaki Taşçılar Göletini gezen öğrenciler, eşsiz manzarada fotoğraf çektirme fırsatı buldu. Kastamonu Üniversitesi Araç Rafet Vergili Meslek Yüksekokulu Öğretim Görevlisi Hikmet Haberal tarafından bölgenin biyoçeşitliliği hakkında öğrencilere bilgi verildi. Daday ilçesine bağlı Kayı köyünde bulunan tümülüsü ziyaret ede öğrenciler, 2 bin 100 yıllı yapı hakkında bilgi aldı. Geziyle ilgili bilgi veren Kastamonu Üniversitesi Araç Rafet Vergili Meslek Yüksekokulu Öğretim Görevlisi Hikmet Haberal, öğrencilerin coğrafya alanındaki gelişimine katkılar sağlamak amacıyla çeşitli geziler düzenlediklerini belirterek, "Coğrafya Bölümü öğrencisi kardeşlerimizi, ders kapsamında araziye çıkartıp yerinde görme imkanı sağlamaya çalıştık. Öğrenci kardeşlerimizin yaşadıkları şehri tanımalarını, tarihi, kültürel ve doğal güzelliklerini bilmelerini istedik. Bu kapsamda da geziyi bu sefer Daday ilçemize gerçekleştirdik" dedi. Kastamonu Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Coğrafya Bölümü 2. sınıf öğrencisi Sude Gürler ise, "Çok güzel fotoğraflar çektirdik, çok güzel vakit geçirdik, gölet etrafında bol bol yürüyüş yaptık. Gölet çok güzel. Herkese burayı görmelerini tavsiye ederim. Güzel ve sevimli bir yer. Yaz aylarında özellikle gelinip ziyaret edilmesi gereken bir yer. Eğlence alanları pek fazla yok ama gelinebilir, tavsiye ediyorum" diye konuştu. Coğrafya Bölümü 4. sınıf öğrencisi Tolgahan Üstünyel de, "Doğa açısından mükemmel bir yer. Ders kapsamında da bizim için çok iyi oldu. Özellikle biyoçeşitlilik, doğal yapısı ve bölgenin mesire alanı olarak kullanılmasından ötürü güzel bir yer, tanıma imkanı bulduk. Bugün havada çok güzel, doğa olarak bu bölge mükemmel bir yer. Tek sıkıntısı bölgenin biraz insanlar tarafından pis bırakılması, biraz kirli ve dağınık olması dikkatimizi çekti. Onun dışında gerçekten çok müthiş bir yer" şeklinde konuştu.