EKONOMİ - 07 Mart 2023 Salı 09:03

İşadamının üç yıl önceki öngörüsü Türkiye’nin gündemine oturdu

A
A
A
İşadamının üç yıl önceki öngörüsü Türkiye’nin gündemine oturdu

Zonguldaklı işadamı Nejdet Tıskaoğlu’nun üç yıl önce doğal afetler konusunda sanayicilere yaptığı çağrı Türkiye’nin gündemine oturdu.

Zonguldaklı işadamı Nejdet Tıskaoğlu’nun üç yıl önce doğal afetler konusunda sanayicilere yaptığı çağrı Türkiye’nin gündemine oturdu. Tıskaoğlu, ekonominin birkaç şehre sıkıştığına dikkat çekerek Türkiye’nin kurtuluş reçetesi olarak gördüğü eve dönüş projesiyle İstanbul’daki fabrikasını Çaycuma’ya taşıdı. Tıskaoğlu 11 ili etkileyen deprem afeti sonucunda bu projenin daha da kıymetli bir hale geldiğini ifade etti.


Zonguldaklı işadamı Nejdet Tıskaoğlu’nun İstanbul’daki fabrikasını doğup büyüdüğü memleketine taşımasıyla başlayan "Eve dönüş" projesi adeta Türkiye’nin kurtuluş reçetesi olacak. Ekonominin belli başlı illerde sıkışması yerine Anadolu’ya yayılması fikriyle harekete geçtiklerini ifade eden Tıskaoğlu, 11 ili etkileyen deprem afeti gibi büyük afetlere karşı yaşanabileceklerin öngörüsüyle projenin önemine dikkat çekti. Kahramanmaraş merkezli 11 ili etkileyen deprem afetinde yaralar sarılıyor. Bir taraftan da yeni afetlerin en az hasarla atlatılması ve ekonominin güçlü tutulması yönündeki çalışmalarla projeler hayata geçiyor. Üç yıl önce İstanbul’daki fabrikasını "Eve dönüş" projesiyle Zonguldak’ın Çaycuma ilçesine taşıyan Nejdet Tıskaoğlu, önemli bir durumun altını çizdi.


Ekonominin birkaç şehre sıkıştığını anlatan Nejdet Tıskaoğlu; 81 ile eşit teşvik verilerek her şehrin farklı alanlarda ihtisaslaşması gerektiğinin altını çizdi. Kdz. Ereğli ilçesindeki demir çelik fabrikasıyla üretilen saclardan beyaz eşya üretilebileceğini bunun da Filyos Limanı aracılığıyla ihraç edilebileceğine örnek veren Tıskaoğlu, böylelikle yaşanabilecek deprem öncesi İstanbul’un da boşaltılmasının kolaylaşabileceğini söyledi.



Projeyle birlikte İstanbul’daki fabrikasını Zonguldak’a taşıdığını anlatan Tıskaoğlu, şöyle dedi:


"Üç yıl önce dernek olarak bir karar almıştık. Karar şuydu. ’Eve Dönüş Projesi’ diye bir proje başlattık. Bunun anlamı şu. Artık gurbete giden Zonguldak’tan ve Anadolu’dan büyükşehre giden kişilerin, kendini yetiştirdikleri, bilgi birikimlerin olduğu noktada artık kendi evlerine Anadolu’ya dönmesi gerektiğine çünkü Anadolu’nun da gelişmesi gerektiğini düşünerek böyle bir proje başlattık. Bu proje çok önemli ve çok kıymetliydi. Biz bu projeyi Türkiye’nin kurtuluş reçetesi olarak adlandırdık. Çünkü sadece büyükşehirlere sıkışmış ekonomik anlamda, ticaret anlamında, sanayi anlamında, nüfus anlamında dolayısıyla Anadolu’nun da gelişmesi gerekiyor. Anadolu’daki insanların da artık hayatlarını hem sosyal anlamda ve ekonomik olarak geliştirebilmesi için geri dönmek gerekiyordu. Bu projenin Türkiye’nin kurtuluşu olduğuna inanıyoruz. Biz bu anlamda kendi firmamızı İstanbul’daki lokasyondaki fabrikamızı Zonguldak’ın Çaycuma ilçesine kurduk. Şu an 400 çalışan arkadaşımızla beraber yaklaşık 3 yıldan beri üretim yapıyoruz. Çok mutluyuz. Çok da gururluyuz. Ofisimizi İstanbul’da bıraktık ama bütün üretimleri Çaycuma’ya getirdik."



"İstanbul’u Anadolu’ya taşıyıp daha yaşanabilir hale getirmek lazım"


İstanbul, İzmir, Edirne, İzmit gibi sanayi şehirlerindeki iş yükünün fazlalığına dikkat çeken Tıskaoğlu, özellikle İstanbul’un yaşanabilir hale gelmesi için fabrikaların Anadolu’ya taşınması gerektiğini söyledi. Tıskaoğlu, "Türkiye 81 ili olan ülke. Ama bazı noktalarda da çok daha fazla nüfus ve ekonomi kalabalığının olduğu şehirlerimiz var. Ankara, İzmir, İzmit, İstanbul, Edirne gibi sanayi ve iş yükü çok fazla olan şehirler var. Dolayısıyla İstanbul Türkiye’nin kalbi. Türkiye’nin kalbi olarak görüyorum. Türkiye ihracatının yüzde 43’ünü yapan bir şehirden bahsediyoruz. 85 milyon nüfus içerisinde 16 milyon nüfuslu bir şehirden bahsediyoruz. Özellikle İstanbul gibi büyük metropollerin sıkıştığını bu sıkışmanın artık şehre büyük zarar verdiğini, şehir yapılanmacılarının şehri çok fazla dizayn edemedikleri, insanların çok fazla sosyal alanları da kullanamadığı, trafik gibi keşmekeş içerisinde olduğu ve aynı zamanda Allah korusun doğal afetler olduğunda Türkiye ihracat noktasında çok büyük sıkıntı yaşar. Türkiye’nin döviz girdisi sıkıntı olur. Bu anlamda da Türkiye çok büyük bir yara alır. İstanbul Türkiye’nin kalbi. Eğer bir insanın kalbi durursa hayat durur. Onun için kalbimizi yaşatmamız lazım. Kalbimize bu kadar yük yüklememek lazım. İstanbul’u yavaş yavaş Anadolu’ya taşıyıp daha rahat yaşanabilir hale, depreme ve sanayiye dayanıklı bir şehir haline getirmek lazım" diye konuştu.



"Almanya gibi 81 ili gruplara ayırmak lazım"


Türkiye’nin deprem kuşağında yaşaması sebebiyle depremle yaşamaya alışmak gerektiğini söyleyen Zonguldak Sanayici İşadamları Derneği Başkanı Nejdet Tıskaoğlu sosyal medyadaki paylaşımıyla da dikkatleri üzerine çekti. Üç yıl önce öngördüğü Eve Dönüş projesini paylaştığı sosyal medyanın gündemine oturan Tıskaoğlu, sözlerini şöyle tamamladı:


"Biz deprem kuşağında yaşayan bir ülkeyiz. Bununla yaşamaya alışmak durumundayız. Hayata geçirmemiz gereken olaylar var. Deprem bölgesinde olan bir ülke; altyapısını ona göre yapmamız lazım. Sanayimizi ona göre dizayn etmemiz lazım. İnsan nüfusumuzu ona göre dizayn etmemiz lazım. Bizim şehirleri boşaltıp bir şehre yığılmamamız lazım. Deprem kuşağında olduğumuz çok net. Belli zaman aralıklarında depremi yaşıyoruz. Özellikle İstanbul gibi şehri sıkıştırmadan Anadolu’ya göç yapmamız lazım. Avrupa’nın özellikle Almanya’nın yaptığı gibi şehirleri küme küme gruplara ayırmak lazım. Küme küme bölümlere ayırmak lazım. Bunu kendi ülkemize, kendi şehrimize indirgediğimiz zaman bugün Kdz. Ereğli ilçesinde demir-çelik fabrikası var. Sac üretiliyor. Bu gün Zonguldak Türkiye’nin incisi. Ekonomi, liman ve doğalgaz anlamında. Burada bir sac fabrikamız var. Yakın bir zamanda limanımız olacak. Nitelikli insan kadrosu var. Dolayısıyla burada bir ana sanayinin olmasını istiyoruz. Sacın üretildiği yerde bir beyaz eşya fabrikasının Zonguldak, Kdz. Ereğli veya Alaplı’da olup insanlarımızın çalıştığı, üretimlerin olduğu ve aynı zamanda alt kümelerle beraber yan sanayilerin olduğu bir bölge haline gelmesini talep ediyoruz. Aynı zamanda da Filyos Limanı’ndan da dünyanın birçok ülkesine burada ihracat yapmak istiyoruz."

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Evden işe giderken yürüdüğü 12 kilometrelik yolla atletizme merak sardı Antalya’nın Manavgat ilçesinde yaşayan işitme engelli genç sporcu Müslüm, karate, judo, güreş ve atletizm yapıyor, işyerine atı ile gidip geliyor. Mersin de gerçekleştirilen TİESEF Atletizm Türkiye Şampiyonası’nda 3 farklı branşta yarışan Manavgatlı sporcu, 5 bin metrede 2’nci, 3 bin metrede 3’üncü, 1500 metre de ise 5’inci oldu. 28 Ağustos 2007’de Gaziantep’in Nizip ilçesinde doğan, emekli öğretmen olan merhum dedesi Müslüm Aslan’ın ismini alan Müslüm Beraat Aslan, henüz 4 yaşındayken ailesi ile birlikte Manavgat’a gelerek burada yaşamaya başladı. Doğançam İlköğretim Okulu’nun ardından sırasıyla Şehit Uğur Yıldız İmam Hatip Ortaokulu ve Meslek Lisesi’ne devam eden Aslan, bir taraftan eğitimine devam ederken diğer taraftan da Manavgat Sanayisi’nde tamirhanede çırak olarak çalışmaya başladı. Spora 6 yaşında Karate-Do yaparak başlayan, daha sonra judo yapan Aslan, yaptığı spor dallarına güreşi de ekledi. Aradığı spor dalının güreş olduğuna karar vererek 2023 yılı Mayıs ayında Manavgat Belediyesi Güreş Eğitim Merkezi’nde Ercan Keskin nezaretinde çalışmalarına başladı. Bütün bu sporları yaparken ailesiyle birlikte yaşadığı Demirciler Mahallesi’nden Manavgat’a 12 kilometrelik yolu yürüyerek gidip gelmeye, ardından bu yürüyüşleri koşuya dönüştürmeye başladı. Zaman zaman da at binerek gidip geldi. 5 farklı spor branşında dereceleri var Güreşteki Türkiye birinciliklerinin ardından 12 Nisan tarihinde Ankara’da yapılan Judo Türkiye Şampiyonası’nda birincilik kazanan Müslüm Beraat Aslan, 9-10 Mayıs’ta Mersin’de gerçekleştirilen Atletizm Şampiyonası’nda ise çeşitli kategorilerde ikincilik, üçüncülük ve beşincilik kazandı. Külcüler Mahallesi’ndeki evlerinden atıyla çıkıp işten atıyla dönen işitme engelli Müslüm Beraat Aslan, "2013 yılında Emine hocamın nezaretinde Karate-Do sporuna başladım, merhum Dursun Bulut hocamla devam ettim. 2023 yılında Ercan Keskin hocamla Manavgat Belediyesi Güreş Kulübü’nde güreş sporuna başladım. Kısa süre sonra da judo ile ilgilenmeye başladım" dedi. Atı ile işe gidiyor Evi ile iş yeri arasında bulunan 12 kilometrelik yolu önce yürüyerek ardından koşarak gidip gelmeye başladığını ve bu sayede atletizm ile de ilgilenmeye başladığını belirten Aslan, "Güreş idmanlarına Külcüler Mahallesi’nden 12 kilometreyi yürüyerek ve koşarak gidip gelmeye başladım. Bu sayede atletizm ile ilgilendim ve yarışmalara katıldım. Sanayide çalışırken işe zaman zaman atımla gidip geliyordum. Manavgat’ta yapılan at yarışlarında dereceye girdim. 5 ayrı spor dalında aynı anda yarışmalara katılmanın mutluluğunu yaşıyorum. Bu arada kalan zamanımda hayvancılıkla geçimini sağlayan aileme yardım ediyorum" ifadelerini kullandı.
İzmir Heliton, Göztepe’ye veda etti Göztepe’nin Brezilyalı savunma oyuncusu Heliton, sarı-kırmızılı kulüple sözleşmesinin sona ermesinin ardından sosyal medya hesaplarından yaptığı paylaşımla takıma veda etti. Göztepe’nin 2023-2024 sezonu ara transfer döneminde kadrosuna kattığı Brezilyalı savunma oyuncusu Heliton, sarı-kırmızılı ekiple kısa sürede 1. Lig’den Süper Lig’e yükselme sevinci yaşadı. O dönem 1. Lig’i ikinci sırada tamamlayan İzmir temsilcisinde gösterdiği performansla dikkat çeken deneyimli oyuncu, takımın vazgeçilmez isimlerinden biri haline geldi. Brezilyalı savunma oyuncusu, 2024-2025 sezonunda da Süper Lig’de ilk 11’in değişmez oyuncuları arasında yer alırken, bu sezon da takımın en önemli parçalarından biri olmayı sürdürdü. Başarılı bir sezon geçiren 30 yaşındaki oyuncu, buna rağmen sarı-kırmızılı yönetimin sözleşme uzatma teklifine olumlu yanıt vermedi. Böylece serbest oyuncu konumuna gelen Heliton, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla Göztepe’ye veda etti. Deneyimli stoper, Göztepe’de geçirdiği 2.5 yılın kendisi için çok özel ve unutulmaz olduğunu belirtirken, sarı-kırmızılı taraftarların verdiği desteği hiçbir zaman unutmayacağını ifade etti. Öte yandan Heliton, Göztepe formasıyla toplam 90 maça çıktı. Brezilyalı savunma oyuncusu bu karşılaşmalarda 3 gol ve 3 asistlik katkı sağlarken, sahada 7 bin 603 dakika kaldı. Deneyimli stoper, bu süreçte 21 sarı kart ve 1 kırmızı kart gördü. "Göztepe, çok özel bir yere sahip" Sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, ‘Kelimelere dökmesi zor anlardan birini yaşıyorum’ ifadeleriyle sözlerine başlayan Heliton, "2 buçuk yıl boyunca bu formayı giyip bu kulübü her gün tüm duygularımla yaşayarak geriye baktığımda, kalbim sadece minnettarlıkla dolu. Göztepe taraftarına sonsuz teşekkürler. Her şey için. En güzel anlarda verdiğiniz destek için, ama özellikle zor zamanlarda bizi asla yalnız bırakmadığınız için. İlk günden itibaren bana ve aileme kendimizi evimizde hissettirdiniz. Tribünlerden yükselen her tezahürat, her mesaj ve her sevgi gösterisi sonsuza kadar benimle kalacak. Ayrıca takım arkadaşlarıma, teknik ekibe, kulüp çalışanlarına, yönetime ve bu kulübün bir parçası olan herkese teşekkür ederim. Futbol insanlarla güzeldir ve ben bu yolu böyle özel insanlarla yürüdüğüm için çok şanslı hissediyorum. Burada kariyerimin en unutulmaz anlarını yaşadım. Birlikte çok özel başarılar yaşadık ve Süper Lig’e yükselmek bunların en anlamlılarından biriydi. Unutulmaz sevinçler, zor zamanlar, baskılar, mücadeleler, zaferler ve hayat boyu benimle kalacak dersler yaşadım. Göztepe’de sadece futbolcu olarak değil, insan olarak da çok büyüdüm. Futbolun içinde başlangıçlar ve vedalar var. Bugün bu hikâyeyi kalbimde huzurla ve elimden gelenin en iyisini verdiğimi bilerek kapatıyorum. Saygıyla, minnetle ve birlikte başardıklarımızla gurur duyarak ön kapıdan ayrılmak benim için çok değerli. Göztepe her zaman benim hikâyemde ve ailemin kalbinde çok özel bir yere sahip olacak. Her şey için teşekkür ederim" ifadelerine yer verdi.
İstanbul İstanbul, Avrupa kupaları finallerinde beşinci kez ev sahibi UEFA Avrupa Ligi finalinde Alman temsilcisi Freiburg ile İngiliz ekibi Aston Villa, çarşamba günü Beşiktaş Park’ta karşı karşıya gelecek. İstanbul, bu organizasyonla birlikte Avrupa kupalarında beşinci kez bir finale ev sahipliği yapacak. UEFA Avrupa Ligi finalinde Alman temsilcisi Freiburg ile İngiliz ekibi Aston Villa karşı karşıya gelecek. Beşiktaş Park’ın ev sahipliğinde oynanacak final, çarşamba günü saat 22.00’de başlayacak. Bu mücadeleyle birlikte İstanbul, Avrupa kupalarında 5. kez bir finale ev sahipliği yapacak. İlk final 2005’te 2005 yılında Atatürk Olimpiyat Stadyumu’nda oynanan ve UEFA Şampiyonlar Ligi tarihinin en unutulmaz finallerinden biri olarak gösterilen Liverpool - Milan karşılaşması, İstanbul’un ev sahipliğinde gerçekleşen ilk final müsabakasıydı. İtalyan ekibi Milan’ın ilk yarısını 3-0 önde kapattığı, ancak İngiliz temsilcisinin ikinci yarının ilk 15 dakikasında 3-3’lük eşitliği yakaladığı maçta kazananı penaltı atışları belirledi. Liverpool, penaltılar sonucu 6-5 galip gelerek unutulmaz bir zaferle kupanın sahibi oldu. Şükrü Saraçoğlu Stadyumu’nda UEFA Kupası finali İstanbul’daki bir diğer final ise Şükrü Saraçoğlu Stadyumu’nda oynandı. 20 Mayıs 2009’da yapılan UEFA Kupası finalinde Ukrayna’nın Shakhtar Donetsk takımı ile Almanya’nın Werder Bremen ekibi karşı karşıya geldi. Shakhtar Donetsk’in 25. dakikada Luiz Adriano’nun golüyle 1-0 öne geçtiği, ardından 35. dakikada Naldo’nun attığı golle Werder Bremen’in 1-1’lik beraberliği yakaladığı mücadelenin normal süresi 1-1 sona erdi. Ukrayna temsilcisi, karşılaşmanın 97. dakikasında Jadson’un kaydettiği golle şampiyonluğa ulaştı. Mircea Lucescu’nun çalıştırdığı Ukrayna’nın Shakhtar Donetsk, böylelikle tarihinde ilk kez bir Avrupa Kupası kazanmış oldu. Bu kupa aynı zamanda Ukrayna takımlarının elde ettiği ilk UEFA Kupası olarak da tarihe geçti. Liverpool, İstanbul’da ikinci kez şampiyon 2018-2019 UEFA Şampiyonlar Ligi şampiyonu Liverpool ile 2018-2019 UEFA Avrupa Ligi şampiyonu Chelsea, UEFA Süper Kupa’yı kazanmak için Beşiktaş Park’ta mücadele etti. İki İngiliz kulübünün maçının normal süresi 1-1’lik eşitlikle bitti. Uzatma devrelerinin de 2-2’lik eşitlikle bitmesinin ardından penaltı atışları sonucunda 5-4’lük skor ile Liverpool, UEFA Süper Kupa’yı müzesine götürdü. Liverpool, 2005 yılındaki Şampiyonlar Ligi zaferinin ardından İstanbul’daki bir finalden daha kupayla ayrılmayı başardı. Devler Ligi’nde final bir kez daha İstanbul’da İstanbul Atatürk Olimpiyat Stadyumu, 18 yıl aranın ardından bir kez daha Devler Ligi’nde finale ev sahipliği yaptı. Bu kez finalde Türk asıllı İlkay Gündoğan’ın formasını giydiği İngiliz takımı Manchester City ile milli oyuncu Hakan Çalhanoğlu’nun top koşturduğu İtalya’nın Inter takımı kozlarını paylaştı. İlk yarısı golsüz biten maçın 68. dakikada Rodri’nin golüyle Manchester City, galibiyete uzanmayı başardı. Beşiktaş Park’ta ikinci final Beşiktaş Park, 2019 yılında Liverpool ile Chelsea arasında oynanan Süper Kupa finalinin ardından ikinci kez Avrupa kupalarında bir finale ev sahipliği yapacak. Aston Villa ve Freiburg arasındaki final müsabakasında İngiliz ve Alman taraftarların yanı sıra tüm Avrupa’nın gözü bir kez daha Dolmabahçe’de olacak. 2027 Konferans Ligi finali de Türkiye’de Bunun yanında gelecek sene UEFA Konferans Ligi finali de Türkiye’de oynanacak. Yapılan ilk planlamaya göre bu final maçının da Beşiktaş Park’ta yapılacağı belirtildi. Ancak daha sonra ise Ankara’da yapımı devam eden Yeni Ankara Stadyumu’nun yetişmesi ve UEFA’nın da onay vermesi halinde, 2027 UEFA Avrupa Konferans Ligi finalinin başkentte oynanacağı açıklandı.
Ankara Bir ömrü defterlere sığdırarak 59 yıldır günlük tutuyor Ankara’da yaşayan yaşlı adam, 59 yıldır yaşadığı olayları tuttuğu günlüklere yansıtıyor. Ankara’nın Polatlı ilçesine bağlı Hacıtuğrul Mahallesi’nde yaşayan Mürsel Yetik, 59 yıldır günlük tutuyor. Uzun yıllar çiftçilik yaparak geçimini sağlayan Yetik, sağlık sorunları nedeniyle artık çalışamasa da 1967 yılında başladığı günlük tutma alışkanlığını aralıksız sürdürüyor. Henüz genç yaşlarda askerdeyken yazmaya başlayan Yetik, geçen yıllar içinde yalnızca kendi hayatını değil, köyünde yaşanan gelişmeleri ve dünyadaki önemli olayları da defterlerine kaydetti. Yıllar boyunca biriken onlarca defter, bugün adeta kişisel bir tarih arşivi niteliği taşıyor. Yetik’in günlüklerinde Hacıtuğrul Mahallesi’nde yaşanan gelişmelerden tarım sezonlarına, kuraklık ve yağış dönemlerinden mahalledeki önemli olaylara kadar pek çok ayrıntı yer alıyor. Bunun yanında Türkiye ve dünyada gündem oluşturan gelişmeleri de not eden Yetik, yaşanan olayların unutulmaması için yazmayı bir sorumluluk olarak gördüğünü ifade ediyor. Yaklaşık 60 yıla yaklaşan günlük alışkanlığını bırakmayı düşünmediğini dile getiren Yetik, bu işin kendisi için bir hastalık olduğunu belirtti. "Bu bir hastalık" Askere gittiği günden bu yana yazmaya devam ettiğini belirten Yetik, "23 Kasım 1967’de köyden çıktım, Afyon’a gece 2 buçukta vardım ve teslim oldum. Günlüklerimi orada yazmaya başladım. Sonra Kütahya’ya geldim, çavuş oldum ve çavuşlukta askerliğimi bitirdim. Daha sonrasında ise köyüme geldim çiftçilik yapmaya başladım. Aklıma ne geldiyse yazdım. Mesela karşı köyden biri vefat etmiş, evladı geliyor diyor ki ’benim babam öldü.’ Ben bunu yazarım. Etraftaki köylerden duyduğumu yazarım. Televizyonda olanları da akşam olduğunda yazarım. Bu bir hastalık, bir karımız yok" diye konuştu. "Yazmaya devam edeceğim, ölünce ferahlarım" 80 yaşında olmasına rağmen hala yazmaya devam edeceğini ifade eden Yetik, "Civarımda olmuşları yazdım. Mesela köye kim gelmişse sorardım. ’Nerelisiniz, adınız ve soyadınız ne?’ Yazmaya devam edeceğim. 80 yaşıma girdim, ölünce ferahlarım. Senesine göre defterler var. Önceden banka defterleri vardı. Onlardan da var. Bunlar ajanda. Dostlarım, yazdığımı bildikleri için bu defterleri bana hediye yollarlar" şeklinde konuştu.
Ankara Sahte Milli Emlak ağına operasyon: 118 şüpheli hakkında gözaltı kararı Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, kendilerini Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı personeli olarak tanıtıp sahte evrak ve sözleşmelerle dolandırıcılık yaptıkları öne sürülen 118 şüpheli hakkında Ankara merkezli 23 ilde gözaltı kararı verildi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Sahtecilik ve Dolandırıcılık Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülen soruşturma kapsamında, şüphelilerin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Milli Emlak Genel Müdürlüğü iş ve işlemlerini kullanarak organize şekilde hareket ettikleri belirlendi. Soruşturmada, şüphelilerin bakanlık ya da bağlı kuruluşlarla herhangi bir bağları bulunmamasına rağmen kendilerini bakanlık personeli gibi tanıttıkları, bakanlık antetli sahte belgeler düzenledikleri, gerçeğe aykırı sözleşmeler imzalattıkları ve çeşitli şirketler kurarak haksız kazanç elde ettikleri tespit edildi. Yürütülen incelemelerde, 23 müştekiden toplam 642 milyon 853 bin TL haksız menfaat sağlandığı, MASAK raporlarına göre ise şirketler üzerinden yaklaşık 2 milyar 764 milyon 841 bin 922 TL’lik para trafiği oluşturulduğu belirlendi. Şüpheliler hakkında "Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurmak", "Nitelikli Dolandırıcılık" ile "Resmi ve Özel Belgede Sahtecilik" suçlarından işlem başlatılırken, Ankara merkezli 23 ilde 18 Mayıs 2026 tarihinden itibaren Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Dolandırıcılık Büro Amirliği ekiplerince eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyon kapsamında toplam 118 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildiği, soruşturmanın Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından titizlikle sürdürüldüğü bildirildi.