- 20 Mart 2023 Pazartesi 11:34

Dede mirası dokuma halıları çocuklarına miras bırakacak

A
A
A
Dede mirası dokuma halıları çocuklarına miras bırakacak

Zonguldak’ın Çaycuma ilçesi Karapınar beldesinde faaliyet gösteren tekstil fabrikası sahibi Gökhan Gözbaşı, dedesinden miras kalan dokuma halı ve kilimleri çocuklarına miras bırakacak.

Zonguldak’ın Çaycuma ilçesi Karapınar beldesinde faaliyet gösteren tekstil fabrikası sahibi Gökhan Gözbaşı, dedesinden miras kalan dokuma halı ve kilimleri çocuklarına miras bırakacak. 3 bine yakın halı ve kilimi her yıl sererek havalandıran Gözbaşı, bakımı masraflı olmasına rağmen hobisini sürdürüyor. Gözbaşı’nın bir okulun bahçesine havalanması için serdiği halı ve kilimler dron ile havadan görüntülendi.


Çaycuma ilçesinde bir tekstil firması işleten 54 yaşındaki Gökhan Gözbaşı, 13 yaşından beri dedelerden kalma halı mirasını devam ettirdiğini, ileride çocuklarına bu mirası bırakmak istediğini belirtti. Aile geleneğini devam ettirerek yaklaşık 3 bin halıya sahip olduğunu söyleyen Gökhan Gözbaşı, Yahyalı yöresine ait halılarıyla hobisini sürdürüyor. Senede bir yıl güneşe serdiği halıları yurtdışından getirdiği özel ilaçlarla koruduğunu ifade eden Gökhan Gözbaşı, şöyle dedi:


"Ben halı sevdalısı bir insanım. Çünkü dededen kalma aile mirasıdır bizde. ‘Kayseri Yahyalı Halıları’ Türkiye’nin halı sektörünün ilkleri arasındadır. El emeği göz nurudur. 13 yaşımdan beri bende kalan bir ata mirasıdır. Dedemle beraber halı pazarlarında dolaşmak, onları imal ettirmek, tamir edip sergilemek benim için ayrı bir zevkti. Bu içimde kalan ukdeyi son 5 senedir yaptığım çalışmalarla aşağı yukarı 3 bin civarında halı ve kilim topladım Türkiye’nin çeşitli yörelerinden. Türkiye’de Yahyalı yöresinin en çok halısına sahip insanım. El emeği, göz nuru halılarımızı depoluyoruz. En büyük derdimiz güvedir. Senede 1defaya mahsus olmak üzere güneşlendiriyoruz. Yatak şeklinde serip her yatağa bunların özel güve ilaçlarını getirtip ilaçlayıp aralarına naftalin koyuyoruz. Sonrasında üst üste dizerek bloklar halinde muhafaza ediyoruz. 15 günde bir camları açarak havalandırıyoruz, güve ilacı sıkıyoruz. Güve dışında sıkıntı olmaz. Bizim Yahyalı halılarımız aşağı yukarı 25 senedir dokunmuyor. Çünkü halılar iş makinalarına döndü. Kıymeti harbiyesin kalmadı ama bu mirası gelecek kuşaklara taşımak babında bir çalışmam var. İnşallah başarılı olurum. Benden sonrada çocuklarım bu işi devam ettirir. Biraz pahalı fakat bu bağlamda böyle güzel bir hobimdir".



“Kültürel bir miras olan halı işimiz emek ve sabır işidir”


Her halının bir hikayesi olduğu ifade eden Gökhan Gözbaşı, “Dokuma halılar Türklerin Orta Asya’dan binlerce yıllık kültürünü yansıtan bir sanattır. El dokuması Anadolu halılarının nasıl yapıldığını çocukluğumdan itibaren yaşayarak öğrendim. O kadar zahmetli bir iştir ki. O halılarda bir kadının göz yaşları var, çilesi var, anıları var. Her halının kendine göre bir hikayesi var. El dokuması halılara ‘Kirman’ diye tabir ederiz. Kirman dönen bir topaç şeklinde bir alettir. Koyunun sırt kısmı kırpıldıktan sonra alınır akarsuda yıkanır. Tel tarakla tiftik haline getirilir. Torbalara konup kirmanla ip haline getirilir. Yapılan bu ipler kök boya dediğimiz natürel boyalarla boyanır. Mesela beyaz rengi elde etmek için çamura yatırılır, yeşil olması için ceviz kabuğuyla kaynatırız. 130’a 260 halıyı bir kadın 2 ayda anca dokur. Bunun zahmetini, emeğini bildiğim için benim için çok kıymetli. Çünkü benim çocukluğum, hatıralarım, büyük emek demek. Yabancılar bu halıların kıymetini biliyor. Bizim piyasamızda 5 bine, 10 bine alınan bir halı yurtdışında 10 bin, 20 bin dolara satılıyor. Maalesef Türkiye şartlarında şuan için iç piyasa bulamıyor ama dış piyasa ciddi alıcısı olan sektör. Anadolu halıları Amerika’ya, Avrupa’ya, Japonya’ya gitti, bizde kalmadı. Şuan son demlerini yaşıyor. Çünkü üretmiyoruz, bitti olay. Kültürümüz kayboluyor. Bende buna binaen işin ucundan tutmak istedim. Benimki bir sevda" şeklinde konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Şanlıurfa TZOB Başkanı Bayraktar: "TARSİM dışında kalan üreticilerimizin devlet desteğine ihtiyacı var" Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Şanlıurfa’da önceki hafta "süper hücre" fırtınasının vurduğu Birecik ve Bozova ilçelerinde incelemelerde bulundu. Bayraktar, "TARSİM dışında kalan üreticilerimizin devlet desteğine ihtiyacı var" dedi. TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, 3 Mayıs’ta meydana gelen "süper hücre" fırtınasının hasara neden olduğu Şanlıurfa’nın Birecik ilçesine bağlı kırsal Mezra Mahallesi ile Bozova ilçesine bağlı kırsal Pirhalil Konaklı Mahallesi’nde incelemelerde bulundu. Ziyarette Birecik Tüm Muhtarlar Derneği Başkanı Hüseyin Özateş, "Özellikle bu afetten en çok çiftçilerimiz etkilenmiştir. Fıstık ağaçlarında büyük hasar oluşmuştur" dedi. Bağlarbaşı Mahallesi Muhtarı Mehmet Öztürk, "Gördüğünüz gibi süper hücrenin vurduğu zarar, fıstıklar zaten iki yıldır mahsul vermiyordu, şimdi de gelecek iki yıl, gelecek yıla da zarar verdi. Çiftçilerimiz perişan durumda. Gelecek yılın karagözleri bile açtı" ifadelerini kullandı. Mezra Mahallesi’nde çiftçilik yapan Hanifi Görenler, "Bu hale gelen fıstık yaklaşık 2-3 yıl içerisinde hiç verim vermeyecek durumda. Karagözler gitmiş, dallarda yaralanmalar olmuş" şeklinde konuştu. Birecik Ziraat Odası Başkanı Abdulcelil Arıcı, "Şimdi burada 3 Mayıs tarihinde gelen doğal afetten dolayı 2 bin 910 çiftçimiz zarar görmüş, 3 mahallemizde zarar var. Yaklaşık 210 bin dekarda hasar tespit ettik. Durum bundan ibaret. Yüzde 20 ile yüzde 90 arasında hasar var" dedi. Meydan Mahallesi Muhtarı Kazım Özateş, "İlçemizde yaşanan doğal afet sonrası fıstık ağaçlarımızda zarar meydana gelmiştir. Meyve ağaçlarımız, sebze alanlarımız kullanılamaz hale gelmiştir" diye konuştu. Çiftçilerin zararının karşılanması için gerekli girişimler yapılacak Ziyaretinde çiftçilerle görüşen Şemsi Bayraktar, yaşanan felaketin boyutunun büyük olduğunu belirtti. Bayraktar, "Urfa’da doğal afet gören çiftçilerimizi ziyaret etme imkanımız oldu. Çiftçilerimizi dinleme imkanımız oldu. Bu afetler devam edecek gibi de görünüyor. Geçen sene yaklaşık bin 11 afet yaşadık, yani bu önemli bir rakam. Başta kuraklık ve don olmak üzere her türlü afeti gördük. Bu sene de aşırı yağışlar devam ediyor. Bu aşırı yağışlar sonucunda da sel felaketleriyle karşı karşıyayız. Tarım alanlarını su basıyor. Geçen sene don felaketini çok geniş şekilde yaşadık ama yine bazı illerde don felaketi yaşıyoruz. Geçen hafta ben Iğdır’daydım. Don felaketi maalesef geniş alanda ürünlerimize zarar verdi. Bu gölgelerde, Antep ve Urfa’da gördüğümüz gibi dolu felaketi ve son yıllarda da çok artış gösteren hortum felaketiyle karşı karşıyayız. Bunlar da tarımsal üretime zarar veriyor. Burada TARSİM kapsamında olan üreticilerimize TARSİM belli oranlarda yardımlarda bulunacak ama TARSİM dışında kalan üreticilerimizin devlet desteğine ihtiyacı var. Çiftçimiz de haklı olarak bize ’Hem örgütlerimizi hem de devletimizi böyle bir zamanda yanımızda görmemiz lazım’ diyorlar. Fevkalade haklılar. Tabii bir de örgütler olarak buradayız. Ben de Ziraat Odaları Genel Başkanı olarak bütün afet bölgelerinde bulunmaya çalışıyorum. Gördüklerimizi de, çiftçilerimizin taleplerini de başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere ilgili bakanlara intikal ettiriyoruz. İnşallah bu afetten zarar gören çiftçilerimize yardım alırız, onların borçlarının yapılandırılmasını sağlarız" diye konuştu.