- 25 Nisan 2023 Salı 14:07

Deprem yardım kampanyaları siber dolandırıcıların hedefi oldu

A
A
A
Deprem yardım kampanyaları siber dolandırıcıların hedefi oldu

Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Siber Güvenlik Merkezi Müdürü Dr.

Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Siber Güvenlik Merkezi Müdürü Dr. Öğretim Üyesi Semih Çakır, siber dolandırıcıların kaos ortamından faydalandığına dikkat çekerek, oluşturulan sahte sayfalarla depremzedeler toplanan yardımları hedef aldığını söyledi. Çakır, kişilerin bazen de farkında olmadan kendilerine ait bilgileri kendi elleriyle verdiklerine dikkat çekti. Çakır, "Siber saldırılar ve siber dolandırıcılıkta en zayıf halkının insan olduğunu asla ve asla unutmamalıyız" dedi.


Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Karaelmas Siber Güvenlik Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Dr. Öğretim Üyesi Semih Çakır, üniversite bünyesinde siber güvenlik ve siber dolandırıcılığa karşı farkındalık eğitimleri başta olmak üzere seminer ve projelerde yer almaya devam ettiklerini kaydetti. Siber güvenliğe verilen önemin altını çizen Çakır, "Farkındalık eğitimleri başta olmak üzere birçok seminer ve projelerde yer aldık ve almaya da devam ediyoruz. Çünkü siber güvenliği önemsiyoruz. Ülke olarak da bunun farkındayız ve bu noktada farkında anlamında da ne kadar çok kullanıcıya ulaşabilirsek; erişim sağlayabilirsek bu ülke menfaati açısından çok faydalı gördüğümüz bir alan. Siber güvenlik dediğimiz aslında geniş bir alanı kapsıyor. Yani siber uzay dediğimiz aynı zamanda günümüz içerisinde olan internete bağlı nesnelerin oluşturmuş olduğu bir bütünü ifade ediyor. Yine aynı şekilde her gün artan internetin kullanımıyla beraber yaygınlaşan veriler ve bu verilerin de güvenliği oldukça önemli ve siber güvenlik içerisinde bu önemli husus en başta gelmekte. Özellikle pandemi süreci ve sonrasında internet ve malum akıllı cihazların kullanımının yaygınlaşmasıyla beraber siber güvenlik günlük yaşantımızda en büyük sorunlardan biri haline gelmiş durumda. Örneğin milyonlarca kullanıcıya ait kişisel verilerin kimlik bilgilerinin çalınması ve bunun illegal ortamlarda yayılması ve paylaşılması sonucunda veri ihlalleri ve maddi kayıplar sıradan insanlardan üst düzey yöneticilere kadar geniş bir kesimi aslında etkilemekte ve ilgilendirmekte" diye konuştu.



"En büyük üçüncü ekonomi pazarını oluşturuyor"


Dr. Öğretim Üyesi Semih Çakır, ABD ve Çin sonrası siber dolandırıcılığın dünyada üçüncü ekonomi pazarını oluşturduğunun altını çizerek şöyle dedi:


"Siber güvenlik suç pazarında da dünya ekonomi devleri, ABD ve Çin sonrası En büyük aslında üçüncü ekonomi pazarını oluşturmakta. Elbette tabii ki sadece burada siber saldırılara finansal boyutları almamak gerekiyor. Bunun politik ve ideolojik bir takım çıkar doğrultusunda da kullanıldığı görülmekte. Özellikle bu noktada finansal kaynaklardan bakacak olursak, yani finansal açıdan siber güvenliği değerlendirmek gerekirse siber dolandırıcılar kaosu sever. Yani kaotik ortamı sever ve bundan faydalanırlar" dedi.



"Deprem sonrası sahte sayfalarla bağış siteleri oluşturuldu"


6 Şubat günü yaşanan Kahramanmaraş merkezli depremler sonrası başlatılan yardım kampanyalarının siber dolandırıcıların hedefi olduğunu söyleyen Çakır, "En yakın geçmiş zamanda biliyorsunuz bir deprem felaketi yaşadık. Ülkemizi derinden etkileyen deprem felaketi sonrasında siber dolandırıcılar yine iş başındaydı. Bu hususlar hakkında sahte yardım ve bağış siteleri oluşturarak birçok yardımsever vatandaşın hesaplarındaki paraların çekilmesine sebep oldular. Üniversite olarak biz de tabii ki yine bu yapıyı takip ediyorduk. Yani günlük hayatta siber veyahut siber olaylarla alakalı gündemi takip ediyoruz. Hem kamu spotu yayınladık. Üniversitemiz aracılığıyla; sosyal medya aracılığıyla bunları geniş kitleye duyurmaya çalıştık. Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi bu kapsamda yani siber güvenlik anlamında hem altyapıyı oluşturuyor hem de farkındalığı oluşturmak adına da güzel ve güncel çalışmaları yapmakta. Bireysel eğitim ve siber okuryazarlık aslında çok önemli. Şu anda gördüğümüz kadarıyla bu geniş kapsamda yetersiz olduğunu görüyoruz biz. Çünkü insan burada önemli faktör. En zayıf halka insan ve siber dolandırıcılar da bunun farkındalar. Şu soruyu sorabilliriz. Peki en çok karşılaştığımız siber dolandırıcılık yöntemi neler? Bunun birçok aslında alt maddeleri var. Sosyal medyada dolandırıcılığı. Şimdi Türkiye’de 70 milyonun üzerinde sosyal medya kullanıcısı var. Ve sosyal medya kullanımıyla beraber de aslında bazı şey yanlış kullanma durumu söz konusu oluyor. Ve sosyal medya içeriklerinin işte sponsorlu bir takım sahte reklamlarla kişilerin tıklaması sonucu oluşturulan ve içeriğinde zararlı yazılım barındıran bu içeriklerle beraber kullanıcılar tarafında büyük risk oluşturulabiliyor. Yine ürün tedariklerini görüyoruz. Yani ürün pazarlamasını görüyoruz, sosyal medya noktasında. İşte oluşturulan sahte içeriklerle beraber, özellikle kullanıcılara emsallerinden daha düşük ücretle sunulan ürünlerin maddi kayıplara neden olabildiğini görüyoruz. Bu hususta kullanıcıya şöyle bir tavsiyede bulunabiliriz. Kullanıcı yorumları her zaman önemlidir. Şikayet siteleri gibi sitelerden bir ürün temin ederken veyahut da alırken, alma düşüncesinde iken araştırma yapmaları gerekir. Yani ürünle ilgili herhangi bir şikayet var mı? Diğer kullanıcılar herhangi bir mağduriyet yaşamış mı? Bu mağduriyetle ilgili bilgileri oradan erişim sağlayabilirler" şeklinde konuştu.



"Bir takım bilgilerimizi farkında olmadan kendi elimizle veriyoruz"


İnternetten alışverişlerde sanal kart uygulamaları veya kapıda ödeme uygulamalarının daha faydalı olabileceğini söyleyen Semih Çakır, sosyal mühendislik dolandırıcılarına dikkat çekti. Çakır, "Sosyal mühendislik dolandırıcılığı da aynı şekilde çok yaygın. İnsanların zaaflarından faydalanarak yine burada kullanıcılara ait kişisel işte elde edilmesi yöntemidir. Sosyal mühendislik dolandırıcılığı. Burada çoğu zaman aslında biz sosyal ağları kullanırken birtakım bilgilerimizi kendi elimizle veriyoruz. Ve bunun aslında farkında da değiliz. Yani bu bilgiler başkasının işte kullanabileceği veriler miydi? Değil mi? Bunu çoğu zaman aslında farkında olmadan biz kendi elimizle veriyoruz. İşte aile bilgileriniz, bulunduğunuz yer lokasyon, yani konum bilginiz, ev bilgileri, araç plaka bilgileriniz. Bizim için önemsiz görüyoruz dolandırıcıların dolandırıcıların bizim aleyhimize kullanabileceği verileri bizi ikna etmede kullanılabilir. Siber saldırılar ve siber dolandırıcılıkta en zayıf halkının insan olduğunu asla ve asla unutmamalıyız" dedi.


Dr. Öğretim Üyesi Semih Çakır, oltalama ve kimlik avı gibi dolandırıcılık yöntemlerine karşı da vatandaşların dikkatli olması gerektiğini ifade ederek Siber Güvenlik Merkezi’nin bilgilendirme faaliyetlerinin sürdüğünü sözlerine ekledi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya 30 metrekarelik atölyede 36 yıldır Alanya şalvarını dünyaya tanıtıyor Antalya’nın Alanya ilçesinde yaşayan 52 yaşındaki terzi Ali İhsan Arslan, 36 yıldır sürdürdüğü mesleğiyle Alanya’nın yöresel kültürünü yaşatmaya devam ediyor. Hacet Mahallesi’nde bulunan yaklaşık 30 metrekarelik küçük atölyesinde çırağıyla birlikte çalışan Arslan, Alanya’nın simgelerinden biri haline gelen bordo kuşaklı Alanya şalvarını dikerek hem Türkiye’ye hem de dünyaya tanıtmaya çalışıyor. ALTSO tarafındarn coğrafi işaret başvurusu da yapılan Alanya şalvarı tam takım yumurta topuk ayakkabı, beyaz çorap, şalvar, bel kuşağı, ipek gömlek, cepken, köstekli saat ve şapkadan oluşuyor ve 8 bin liradan satılıyor. 1988 yılında terzilik mesleğine çırak olarak başlayan Arslan, yıllardır Alanya’nın kültürel mirası olan şalvar geleneğini yaşatmak için mücadele verdiğini söyledi. 1996 yılında kendi dükkanını açtığını belirten Arslan, o günden bu yana Alanya şalvarı dikimini sürdürdüğünü ifade etti. 30 metrekarelik alanda getirdiği kumaşları Alanya şalvarı haline getirebilmek için yoğun mesai harcayan Arslan ve çalışanı iş sonunda ortaya çıkardığı zanaat ve işçilik ile görenlere görsel beğeni sunuyor. Yöresel kıyafetlerin zamanla düğün ve kına gecelerinde yeniden ilgi görmeye başladığını belirten Arslan, "Dükkanı açtıktan sonra Alanya şalvarını dikmeye devam ettim. Daha sonra şalvarı damatlara sevdirdim. Kına gecelerinde damatlar giymeye başladı. Alanya kırsalındaki büyüklerimiz şalvar, şapka, yelek, kuşak, yumurta topuk ayakkabı ve köstekli saatle tam takım giyiniyor. Biz de bu kültürü yaşatmaya çalışıyoruz. Gelecek nesillere miras bırakmak için üretimimizi sürdürüyoruz" dedi. İlçede yaşayan yabancılar da yoğun ilgi gösteriyor Arslan, Alanya şalvarına sadece yerli vatandaşların değil, ilçede yaşayan yabancıların da yoğun ilgi gösterdiğini söyledi. Özellikle Alman ve Hollandalı turistlerin yöresel kıyafetlere ilgi duyduğunu belirten Arslan, "Alanya geceleri düzenleniyor. Yılda bir kez yapılan bu etkinliklerde Alman müşterilerimiz de yöresel kıyafetlerle katılıyor. Alanya kültürünü tanımak ve yaşamak istiyorlar" diye konuştu. Tam takım 8 bin TL Alanya şalvarının takım halinde büyük ilgi gördüğünü ifade eden Arslan, "Yumurta topuk ayakkabı, beyaz çorap, şalvar, bel kuşağı, ipek gömlek, cepken, köstekli saat ve şapkadan oluşan tam takım şu anda yaklaşık 8 bin TL civarında. Sadece Alanya şalvarını almak isteyenler ise yaklaşık bin TL’ye satın alabiliyor" dedi. Coğrafi işaret başvurusu yaptık Alanya şalvarının coğrafi işaret alması için de çalışma yürüttüklerini dile getiren Arslan, "Alanya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanımız Eray Erdem öncülüğünde, Alanya Yörükler Derneği olarak coğrafi işaret başvurusu yaptık. Kamu kurum ve kuruluşlarının desteğiyle bu coğrafi işareti alacağımıza inanıyoruz. Alanya şalvarını bütün Avrupa’ya ve Dünyaya tanıtmakta kararlıyım" ifadelerini kullandı.
Malatya Malatya’da yüksek rakımlı bölgelerde çiğdem mesaisi Malatya’nın yüksek rakımlı bölgelerinde doğal olarak yetişen çiğdemler, bölge halkı tarafından toplanarak hem ekonomiye katkı sağlıyor hem de yeniden canlandırılması planlanan festivalle kültürel değer olarak yaşatılmak isteniyor. Malatya’nın kırsal bölgelerinde doğal olarak yetişen çiğdemler, vatandaşların yoğun ilgisini çekiyor. Sabahın erken saatlerinde doğaya çıkan vatandaşlar, dağlık ve taşlık arazilerde çiğdem toplarken, bazı çobanlar ise topladıkları ürünleri satarak aile ekonomisine katkı sağlıyor.Hekimhan ilçesine bağlı Söğüt Mahallesi kırsalında yaklaşık bin 800 rakımda toplanan çiğdemlerin, yetiştiği bölgeye göre Mayıs-Temmuz ayları arasında olgunlaştığı belirtildi. Toplanan çiğdemlerin il ve ilçe merkezlerinde satışa sunulduğu ifade edildi. Hekimhan Söğüt Mahallesi Muhtarı İsmail Yaşar, çiğdemin bölgeye özgü önemli bir bitki olduğunu belirterek geçmiş yıllarda bölgede çiğdem festivali düzenlendiğini hatırlattı. Festivalin yeniden hayata geçirilmesi için çalışma yürüttüklerini ifade eden Yaşar, "Çiğdem bölgemize has bir bitki. Sağlık açısından faydalarıyla ilgili üniversitelerde çalışmalar yürütülüyor. İnşallah belediyemiz ve sponsorlarımızın desteğiyle bu yıl festivali yeniden düzenlemeyi hedefliyoruz" dedi. Çiğdemin ekonomik katkı sağladığını da kaydeden Yaşar, "Çobanlarımız topladıkları çiğdemleri il merkezi ve ilçe merkezlerinde satıyor. Gurbetçilerimiz yoğun talep gösteriyor. Kargoyla gönderimler yapılıyor. Bu da aile ekonomisine katkı sağlıyor" ifadelerini kullandı. Yaşar ayrıca, bitkinin sağlık alanındaki faydalarına ilişkin akademik çalışmaların sürdüğünü ve çalışmalar tamamlandıktan sonra tescil süreci için girişimlerde bulunacaklarını söyledi.
İstanbul Şampiyon Galatasaray sezonu Kasımpaşa’da tamamlayacak Şampiyon Galatasaray, Trendyol Süper Lig’in 34. ve son haftasında yarın Kasımpaşa’ya konuk olacak. Trendyol Süper Lig’in 34. ve son haftasında şampiyon Galatasaray yarın saat 20.00’de deplasmanda Kasımpaşa ile mücadele edecek. Ligde sarı-kırmızılıların 24 galibiyet, 5 beraberlik ve 4 mağlubiyet sonucunda 77 puanı bulunuyor. Lacivert-beyazlılar ise 7 galibiyet, 11 beraberlik ve 15 mağlubiyet sonucunda topladığı 32 puanla 14. sırada yer alıyor. Geçtiğimiz hafta evinde oynadığı Antalyaspor’u mağlup ederek şampiyonluğunu ilan Galatasaray, ligin son haftasında Kasımpaşa’yı mağlup ederek sezonu tamamlamak istiyor. 44. randevu Kasımpaşa ile Galatasaray, Süper Lig tarihinde bugüne kadar 43 kez karşı karşıya geldi. Söz konusu müsabakalarda sarı-kırmızılılar 27 defa sahadan galip ayrılırken, Paşa ise 7 kez rakibini mağlup edebildi. 9 maçta ise kazanan taraf çıkmadı. Rekabette Aslan’ın 90 golüne, lacivert-beyazlılar 48 golle yanıt verdi. Ligin ilk yarısında RAMS Park’ta oynanan maçı Galatasaray 3-0’lık skorla kazandı. Deplasman karnesi Galatasaray, Süper Lig’de mağlubiyetlerinin hepsini deplasman maçlarında yaşadı. Sarı-kırmızılılar söz konusu 16 karşılaşmada 11 galibiyet, 1 beraberlik ve 4 mağlubiyetle 34 puan topladı. Aslan dış sahada son olarak Samsunspor ile karşı karşıya gelirken, rakibine 4-1’lik skorla yenildi. Ligin en golcü ve en az gol yiyen takımı Galatasaray, Süper Lig’de hücumda ve savunmada da zirvede yer alıyor. Sarı-kırmızılılar ligde çıktığı 33 mücadelede rakip fileleri 77 kez havalandırdı ve ligin en golcü takımı. Aslan ayrıca Göztepe ile birlikte 29’ar golle en az gol yiyen takım konumunda bulunuyor. Victor Osimhen cezalı Galatasaray’da, Kasımpaşa maçında Nijeryalı futbolcu Victor Osimhen, sarı kart cezasından dolayı forma giyemeyecek. Sakatlıkları bulunan Gabriel Sara ile Yaser Asprilla’nın da forma giymesi beklenmiyor. Adnan Deniz Kayatepe düdük çalacak Kasımpaşa ile Galatasaray arasında oynanacak maçı hakem Adnan Deniz Kayatepe yönetecek. Kayatepe’nin yardımcılıklarını Murat Tuğberk Curbay ile Osman Gökhan Bilir yapacak. Maçın dördüncü hakemi ise İlker Yasin Avcı olacak.
Aydın Altı Nokta Başkanı Özen: "Erişilebilirlik, bağımsız yaşamın temelidir" Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile ilan edilen Erişilebilirlik Günü’ne dikkat çeken Altı Nokta Körler Derneği Aydın Şubesi Başkanı Bayram Özen; "Erişilebilirlik, bağımsız yaşamın temelidir" dedi. Altı Nokta Körler Derneği Aydın Şubesi Başkanı Bayram Özen, 10-16 Mayıs Engelliler Haftası’nın son günü ve Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile ilan edilen "Erişilebilirlik Günü" dolayısıyla bir basın açıklaması yayımladı. Başkan Özen, erişilebilirliğin engelli bireyler açısından bir tercih ya da ayrıcalık değil, temel bir insan hakkı olduğunu belirterek, erişilebilirlik kültürünün toplumun tüm kesimleri tarafından sahiplenilmesi gerektiğini ifade etti. Engelliler Haftası boyunca Aydın’da gerçekleştirilen etkinlikler, farkındalık çalışmaları ve kurum ziyaretleriyle görme engelli bireylerin yaşadığı sorunları kamuoyunun gündemine taşıdıklarını kaydeden Özen, özellikle erişilebilirlik konusunda toplumsal duyarlılığın artırılmasının büyük önem taşıdığını söyledi. Hafta kapsamında düzenlenen farkındalık yürüyüşüne de değinen Özen, yürüyüş sırasında bir aracın kaldırım rampasını kapatmış olmasının dikkat çekici bir tablo ortaya koyduğunu belirterek "Engelliler Haftası kapsamında gerçekleştirdiğimiz yürüyüş sırasında bir aracın kaldırım rampasını kapatmış olması, erişilebilirlik konusunda hala ciddi bir bilinç eksikliği bulunduğunu göstermiştir. Erişilebilirlik yalnızca fiziki düzenlemelerden ibaret değildir. Erişilebilirlik; engelli bireylerin bağımsız, güvenli ve eşit bir yaşam sürdürebilmesinin temel şartıdır" dedi. Cumhurbaşkanlığı tarafından yayımlanan genelgeyle 16 Mayıs’ın "Erişilebilirlik Günü" olarak ilan edilmesini son derece kıymetli bulduklarını ifade eden Bayram Özen, söz konusu yaklaşımın yalnızca sembolik düzeyde kalmaması gerektiğini vurguladı. Özen açıklamasında "Cumhurbaşkanlığımız tarafından ilan edilen Erişilebilirlik Günü’nü son derece önemli ve değerli buluyoruz. Bu yaklaşım, engelli bireylerin toplumsal yaşama tam ve eşit katılımı açısından güçlü bir iradenin ortaya konulduğunu göstermektedir. Ancak erişilebilirlik anlayışı yalnızca belirli günlerde hatırlanan bir konu olmamalı, sokakta, kaldırımlarda, toplu taşımada, kamu kurumlarında, dijital platformlarda ve hayatın her alanında eksiksiz şekilde uygulanmalıdır" ifadelerini kullandı. Hafta boyunca kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları ve çeşitli paydaşlarla gerçekleştirilen temasların önemine de değinen Özen, erişilebilir bir Türkiye hedefi doğrultusunda toplumun tüm kesimlerinin ortak sorumlulukla hareket etmesi gerektiğini ifade etti.
Gaziantep Nostaljik perde ve halıları sanat eserine dönüştürüyor Gaziantep’te çocukluk döneminde başladığı resim çizme serüvenine farklı ve dikkat çeken bir boyut kazandıran ressam Ferhat Gümüş, nostaljik perde ve halıları tuval olarak kullanarak sanatına yenilik katıyor. Gaziantep’te yaşayan 25 yaşındaki ressam Ferhat Gümüş, bir zamanlar neredeyse her evde olan çiçek desenli perdeler ile eski halıların üzerine fırça ve sprey boyalarla portre çalışmalar yapıyor. Bir dönem evlerin pencerelerini süsleyen ve nostalji rüzgarları estiren perdelerin üzerine çeşitli portre ve figürler çizen genç ressamın yaptığı çalışmalar büyük beğeni topluyor. Hikayesi olan insanları çiziyor Özellikle 80’ler ve 90’ların simgesi olan yoğun çiçek desenli perdelere Gaziantep’in simgelerinden biri haline gelen "Çingene Kızı" başta olmak üzere hikayesi olan insanları çizen Gümüş, talep üzerine tarihi şahsiyetleri de halı ve perdelere çizerek onları sanatıyla ölümsüzleştiriyor. Eski dönemlerde pencereleri kapatmak amacıyla kullanılan ve üzerinde çeşitli motifler barındıran ağır duvar halıları ve perdeleri tuvale dönüştürerek, resimlerini modern sanatla buluşturuyor. Hem geçmişe hem de geleceğe iz bırakıyor Klasik resim anlayışının dışına çıkan, eski halı ve nostaljik perdeler üzerinde sanatsal çalışmalar yapan Gümüş, geleneksel ve çağdaş sanatı özel çalışmalarıyla buluşturarak hem geçmişe hem de geleceğe iz bırakıyor. "14 yıldır ressamlık yapıyorum" Eski halı ve nostaljik perdeleri tuvale dönüştürerek resimlerini modern sanatla buluşturduğunu ifade eden Gümüş, "14 yıldır ressamlık yapıyorum. Küçükken 62’den ya da 26’dan tavşan yapılıyordu. Evde ablam 62’den ve 26’dan tavşan yapmayı gösterdi ve bana çok enteresan gelmişti. Daha sonra bütün rakamlardan ve harflerden bir şeyler oluşturmaya çalıştım. Bir şeyleri buldukça da çok mutlu oldum. İnsanlar, ‘küçük yaşta bunu nasıl yaptın?’ diyerek hayretler içinde kalınca daha mutlu oldum. Resim çizmeye devam ettim ve kendimi geliştirmeye başladım. Üniversitede sadece teknik resim yapmayı görmüştüm. Mimari dekorasyon bölümünü okudum. Bölümde çamurla çömlek yapılıyordu ama beni çok tatmin etmedi. Daha çok resim yapmaya yöneldim. Teknik resimlerle ilerledim. Ondan sonra bir şirkette tasarımcı olarak çalıştım. Daha sonra eski halı ve perdelerin üzerine resim çizmeye başladım" dedi. "Eski hatıraları canlandırmayı seviyorum" Geleneksel ve nostaljik motiflerin toplum tarafından sevildiğini belirten Gümüş, "Eski halı ve perdeleri tuval olarak kullanmadan önce cadde ve sokaklardaki karalanmış duvarların üzerine çizimler yapmaya başladım. Duvarları kullanmamın sebebi duvarlarda insanların bıraktığı izlerden ötürü onları bir şekle çevirmek istedim. Bu şekilde kendimi geliştirdim. Daha sonra halı ve perdeleri kullandım. Perdelerde çocukluğumuzun popüler perdeleriydi. İnsanlar bu perdelere baktıkları zaman çocukluluğuna gidiyor ve hatıralarını hatırlıyorlar. Ben de eski hatıraları canlandırmak ve sanatımı yansıtmak için eski halı ve perde kullanıyorum" şeklinde konuştu. "Halıların üzerine portre çizmeyi seviyorum" Eski perde ve halıların üzerine hikayesi olan insanları ve yaşlı insanların yüzlerini çizmeyi sevdiğini dile getiren Gümüş, "Yaşlı insanların yüzlerindeki çizgilerin her biri bir hatıra ve halılardaki her bir desende de farklı bir hikaye olduğuna inanıyorum. İnsanlar bu halı ve perdeleri görünce çok mutlu oluyor. Ben de çok mutlu oluyorum. Halıların üzerine portre çizmeyi seviyorum. Yeni yaptığım bir perde de sokak sanatçılarının kendi imzaları var. Bunlar benim çok sevdiğim insanlar ve her birinden imzalarını aldım. Bu perde benim için tamamen özel bir perdedir. İki tane halım var. Birinde genç ve güzel bir kadın var. Diğerinde yaşlı, yüzünde bir hikaye barındıran ve baktıkça bir şey anlatmaya çalışıyormuş hissiyatı veren yaşlı bir kadın var. Her perdenin kendi hikayesi ve üzerindeki insanın da kendi ayrı hikayesi var. Bunlar birleştikçe ayrı bir bütün oluyorlar ve gözüme daha estetik geliyor. İnsanların bu perdelere ve halılara baktıkça kendinden bir anı bulmaları beni çok mutlu ediyor" diye konuştu.