KÜLTÜR SANAT - 09 Aralık 2024 Pazartesi 15:17

300 yıllık çivisiz cami ve koruma altındaki ağaç, ziyaretçilerini bekliyor

A
A
A
300 yıllık çivisiz cami ve koruma altındaki ağaç, ziyaretçilerini bekliyor

Zonguldak’ın Çaycuma ilçesinde 300 yıllık çivisiz camii ile bin yaşında olduğu değerlendirilen ağaç, ziyaretçilerini bekliyor. Çaycuma Çevre Köylerini Kalkındırma ve Güzelleştirme Derneği Başkanı Savaş Çiloğlu, ağaç ve camiye sahip çıkılması konusunda çağrıda bulundu.


Çaycuma Çevre Köylerini Kalkındırma ve Güzelleştirme Derneği Başkanı Savaş Çiloğlu ve beraberinde Dernek Başkan Yardımcısı Mert Gökçe ilçeye bağlı olan Şeyhler ile Akçahatipler köylerinde incelemelerde bulundu. Başkan Çiloğlu ve Başkan Yardımcısı Gökçe, ilk olarak Şeyhler Köyü’nde bulunan bin yaşındaki altında bulunan ağacın bulunduğu alanı inceledi.


Ağacın bulunduğu alanda herhangi bir çevre düzenlenmesinin bulunmadığını ve bu alanın düzenlenmesi konusunda çağrıda bulundu. Gerekli yerlere dernek olarak müracaat yapacaklarını hatırlatan Başkan Çiloğlu ve Başkan Yardımcısı Gökçe ağacın bir turistik gezi noktasının olduğunu altını çizdi.


Öte yandan Şeyhler Köyü Muhtarı Muhammet Çolak ise ağaç ile ilgili olarak yaptığı açıklamasında; “Bu ağacın tam yaşını bilmiyoruz. Benim yaşım 53. Benim büyüklerimde bilmiyor. Ağacın yaşının bin yaş üzerinde olduğunu söylüyorlar. Tarihi bir ağaç, bu ağaç bu topraklarda bir tarihi eser olaraktan düşünüyoruz. Bu ağaç daha önce koruma altına alınmış" dedi.


Köy halkından 68 yaşındaki Melahat Kiren ise “Buranın genellikle bayramı, temizliği ile 6 mahallenin topluluğu buraya gelerek yer sofralarını kurardık, buraya köylü yemek getirirdi. Ayrıca köyümüzün gençleri burada çay ikramlarınıda verirlerdi. Kilimleri yere sererek, yağmur duası yapardık. Her mahalleden gelenler bu alana yemek getirirdi" şeklinde konuştu.



"Dernek olarak ilgili makamlara bildireceğiz"


Çaycuma Çevre Köylerini Kalkındırma ve Güzelleştirme Derneği Başkan Yardımcısı Mert Gökçe de ağaç ile ilgili olarak dernek yönetim kurulunca ağacın turizme açılabilmesi konusunda ilgili kurumlara dilekçe ile bildireceklerini ifade etti. Gökçe; “Çaycuma ilçesine bağlı Şeyhler Köyü’nün Ahmetbayoğlu camisinin avlusundayız. Çınar bir diğeri de Kavlan olarak geçen ağacın yaşının bin üzerinde olduğu söyleniyor. Buranın gerekli makamlar tarafından da tescil yapıldığı bildiriliyor. Bunu dernek olarak ilgili makamlara bildireceğiz. Buranın koruma altına alınması ve korunması için, gerekirse düzenleme yapılması içinde taleplerde bulunmayı düşünüyoruz” diye konuştu.


Ayrıca Başkan Yardımcı Mert Gökçe, yine ilçeye bağlı olan ve 300 yıllık geçmişi bulunan çivisiz cami olma özelliği taşıyan Akçahatipler Köyü’nde ki caminin ise turizm anlamında ziyaret edilmesini istedi.



"İstiyoruz ki değerlerimiz yok olmasın"


Çaycuma Çevre Köylerini Kalkındırma ve Güzelleştirme Derneği Başkanı Savaş Çiloğlu da dernek olarak ilçenin kültürel değerlerini tanıtmaya devam ettiklerini ifade ederek şöyle dedi:


"Özellikle bu bölgemiz turizm açısından gelişmeye çok müsait. Sadece ve sadece tanıtıma ihtiyacı var. Bizde dernek olarak bölgemizin turizme açılabilecek olan yerleri tanıtmak istiyoruz. Şeyhler Köyü’nde bin yaş üzerinde olan çınar ağacındaydık. O ağaç ile ilgili yöre halkından bilgiler aldık. Şimdi de Akçahatipler Köyü’nde yaklaşık 250-300 yıl önce yapılmış çivisiz ahşap cami var. Bu ahşap camiye geldik ve incelemeler yaptık. Muhtarımız ve köy halkımız bizlere yardımcı oldu. Akçahatipler Köyü Camili Köy Mahallesi tepeye hakim bir bölgede kurulmuştur. Köylerimizin her yerinde cami var ama o dönemlerde merkezi yerlerde tek cami olurdu. Bu cami de bu amaçla yapılmış. Çevre köylerdeki bütün insanlar buraya gelir vakit ve Cuma namazlarını burada kılarlardı. Biz istiyoruz ki bu değerlerimiz yok olmasın, bu değerlerimizi yeni genç kuşaklara aktaralım. Bu kuşaklarda buralara gelsinler, ziyaret etsinler. Bu tür yerlere halkımızı ziyaret etmeye davet ediyorum. Bu camimiz ziyaretçilerini beklemektedir."



300 yıllık çivisiz cami ve koruma altındaki ağaç, ziyaretçilerini bekliyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Türkiye’nin güneş enerjisi kurulu gücü 25 bin 827 megavata ulaştı Türkiye’nin 2014 yılında 40,2 megavat olan güneş enerjisi kurulu gücü, 2026 yılının ocak ayı sonu itibarıyla 641 kat artışla 25 bin 827 megavata erişti. Arz güvenliğinin sağlamlaştırılması adına yenilenebilir enerji yatırımlarına hız kesmeden devam eden Türkiye, 2013 yılında sıfır olan güneş enerjisi kurulu gücünü her yıl katlayarak artırdı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı verilerine göre; Türkiye’nin 2014 yılında 40,2 megavat olan güneş enerjisi kurulu gücü, 2026 yılının ocak ayı sonu itibarıyla 25 bin 827 megavata ulaştı. Böylece, güneş kurulu gücü, 12 yılda 641 kat artış göstermiş oldu. Söz konusu kapasite, Türkiye’nin toplam kurulu gücü içinde güneşin payını da ciddi bir yere taşıdı. 2014 yılında güneşin toplam kurulu güç içinde binde 1 olan payı, 2026 yılının başında yüzde 20,9’a erişti. Diğer bir deyişle, toplam kurulu gücün 5’te biri güneşten oluştu. Güneş, aradan geçen sürede elektrik üretiminde de önemli bir yer tuttu. 2014’te 17 gigavatsaat olan güneşten elektrik üretimi, 2025 yılı sonunda 38 bin 69 gigavatsaate ulaştı. "Güneşimiz parlamaya devam edecek" Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, "Çok ciddi bir güneş enerjisi potansiyeline sahibiz. YEKA yarışmalarıyla, öz tüketim için kapasite tahsisleriyle bu potansiyelimizi en iyi şekilde değerlendirerek önemli bir seviyeye taşıdık. 2025 yılını yenilenebilir enerjide rekorla kapattık. 2026 yılı da yenilenebilirde yeni bir rekor yılı olacak. 2035’te güneş ve rüzgarda ‘120 bin megavat kurulu güç’ hedefimize ulaşmak için var gücümüzle çalışıyoruz. Güneşimiz parlamaya devam edecek" dedi. 80 milyar dolarlık yeni yatırım Yenilenebilir enerji alanında yatırımların giderek arttığına da işaret eden Bakan Bayraktar, 120 bin megavat hedefi doğrultusunda 2035’e kadar yaklaşık 80 milyar dolarlık yeni yatırımın hayata geçmesinin planlandığını da kaydetti.
Konya Davulcular bahşişi süslenen eşek arabasıyla topluyor Konya’nın Beyşehir ilçesine bağlı Yeşildağ Mahallesi’nde, Ramazan ayı boyunca vatandaşları sahura kaldırmak için görev yapan davulcular, süslenen eşek arabasıyla davul çalarak mahalleyi dolaşıp bahşiş topladı. Yeşildağ’da geçmişten günümüze uzanan renkli bir gelenek yeniden hayat buldu. Mahallede Ramazan ayı boyunca sahura kaldırmak için görev yapan davulcular, ayın sona ermesiyle birlikte bahşişlerini toplamak için farklı bir yöntem izliyor. Arife günü başlayan ve bayramın ilk günlerinde de devam eden gelenekte davulcular, balon ve çeşitli süslerle donatılan eşek arabasıyla mahalleyi yine davul çalarak dolaşıyor. Mahalle meydanından başlayan bahşiş toplama geleneğinde davulcular, kapı kapı gezerek hem vatandaşlarla bayramlaşıyor hem de bahşişlerini topluyor. Parası olmayan vatandaşlar ise davulculara yem veya saman vererek katkıda bulunuyor. Ortaya çıkan renkli görüntüler mahalle sakinlerinin ilgisini çekerken, geleneğin yeniden canlandırılması büyük memnuniyet oluşturdu. Organizasyonu üstlenen mahalle sakinlerinden Osman İltar, geleneğin geçmişten geldiğini belirterek, "Eskiden beri süregelen, atalarımızdan kalan bir gelenek. Arife günü başlıyor, bayramın birinci ya da ikinci gününe kadar devam ediyor. Bu şekilde süsleniyor, bahşiş toplanıyor. Parası olan para veriyor, olmayan yem ya da saman veriyor. Uzun süre unutulmuştu, son birkaç yıldır yeniden canlandırdık. İnşallah bundan sonra da yaşatmaya devam edeceğiz" dedi.
Van Tedavi edilen yaban kuşları özgürlüğe kanat çırpmaya hazır Van’da çeşitli nedenlerle yaralanan ve bitkin düşen yaban kuşları, tedavi süreçlerinin tamamlanmasının ardından yeniden doğal yaşam alanlarına kavuşmak için gün sayıyor. Van Gölü Havzası’nda yaralı veya bitkin halde bulunarak koruma altına alınan yaban kuşları, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (Van YYÜ) Yaban Hayvanları Koruma ve Rehabilitasyon Merkezi’ndeki tedavilerinin ardından yeniden doğal yaşam alanlarına dönmek için gün sayıyor. Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) 14. Bölge Müdürlüğü ekipleri ve duyarlı vatandaşlar tarafından merkeze ulaştırılan; aralarında Kızıl Akbaba, Şahin, Puhu ve Kaya Kartalı gibi türlerin bulunduğu çok sayıda yırtıcı kuş, Van YYÜ Yaban Hayvanları Koruma ve Rehabilitasyon Merkezi Müdürü Prof. Dr. Lokman Aslan ve ekibi tarafından titiz çalışmalarıyla sağlığına kavuşturuluyor. Kış şartları, açlık ve avcı baskısı gibi nedenlerle zarar gören farklı türlerdeki yaban kuşları, yapılan bakım ve rehabilitasyon sürecinin ardından sağlıklarına kavuştu. Tedavi sürecinde beslenmeleri düzenli olarak sağlanan ve uçma kabiliyetleri yeniden kazandırılan kuşların, kısa süre içerisinde doğaya salınacak. "Rehabilitasyon süreçleri tamamlandı" Merkez Müdürü Prof. Dr. Lokman Aslan, "Merkezimiz, Van Gölü Havzası’ndaki bütün yaban hayvanların sorunlarıyla ilgilenmekte. Doğal hayat ve yaban hayvanları ile ilgili çalışmalar yapan kurumlarla koordinasyon sağlayarak bu habitatın bozulmaması için çalışmalar yürütmekte. Van Gölü Havzası’nda Doğa Koruma Milli Parklar (DKMP) 14. Bölge Müdürlüğüne bağlı Siirt, Hakkari, Bitlis, Muş ve Van ilinde yaralanan yaban hayvanları merkezimize gelmekte ve tedavileri yapılıp tekrar doğaya kazandırmaktayız. Amacımız doğada bir tane canlının eksilmemesi. Hayvanat bahçesi gibi esarette olan hayvanlar yerine tedavilerini ve rehabilitasyonlarını yapıp doğaya bırakmaktayız" dedi. "Van’da şifa bulan yaban kuşları özgürlüğe kanat çırpmaya hazırlanıyor" Yılın her gününde, her haftasında, her ayında, her mevsiminde merkezlerine yaban hayvanları bulunduğunu ifade eden Prof. Dr. Aslan, "Kış sezonuna girdiğimizde göçemeyen veya nakil durumunda olan hayvanlar merkezimize geritiriliyor. Tabii kış sezonunda tekrar doğaya bırakıldıklarında yaşayamayacak hayvanları kış boyunca onların habitatına uygun misafir ediyoruz. Bunlardan birisi Hakkari’den gelen Kızıl Akbaba. Kızıl Akbaba kendi toparladı. Yakında doğal alanına bırakacak" diye konuştu. Aslan, "Doğaya dönmeye hazır. Baharın ve Nevruz’un gelmesiyle yeniden hayatın canlanmasına bağlı olarak bunu da tekrar doğaya bırakacağız ve doğada yaşaması için gerekli bütün çabaları kazanımları yaptık. Şimdi de doğaya bırakmak istiyoruz. Merkezimizde şu an itibariyle Oklu Kirpi, 2 Kaya Kartalı, 1 Şahin’in tedavileri devam etmekte. Bunlardan da Oklu Kirpi’nin, 2 Kaya Karta’lının ve 2 Puhu’nun tedavisi tamamlandı. Doğa Koruma Milli Parklar 14. Bölge Müdürlüğüne teslim edip onların uygun gördüğü bir tarihte ve geldikleri yerde uygun yerine tekrar habitatına salacak. Ekolojik dengede yerlerini alacaklar. Yaban hayvanları hiç insanla temasa geçmemiş hayvanlardır. Ama bazen göçemeyenler olduğu zaman bize getirip tedavisini yapıp tekrar doğaya bırakmaktayız" şeklinde konuştu.