EKONOMİ - 08 Aralık 2024 Pazar 19:08

Atalay’dan asgari ücret açıklaması: "Rakamdan öte insanın insanca yaşayabileceği bir ücret olması lazım"

A
A
A
Atalay’dan asgari ücret açıklaması: "Rakamdan öte insanın insanca yaşayabileceği bir ücret olması lazım"

Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay, DİSK ve Hak-İş ile yaptığı ortak açıklamada asgari ücretin rakamdan öte insanın insanca yaşayabileceği bir ücret olması gerektiğini söyledi.


Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay, Zonguldak’ın Kozlu ilçesinde maden şehitlerinin yakınları ile bir araya geldi. Gazetecilere açıklamalarda bulunan Atalay, asgari ücretin geçim ücreti olduğuna dikkat çekerek, "Kanun gereği 40 senedir asgari ücret temsil noktasında Türk-İş yetkili. Bundan 25 sene önce asgari ücrete kimsenin baktığı yoktu. Asgari ücret kimsenin aklına gelmiyordu. Asgari ücret ne? Hepinizin bildiği gibi belirleme ücreti. Devlet diyor ki bu ücretin altında ücret veremezsin. Evlenmeyi, boşanmayı ilgilendiriyor, askerliği ilgilendiriyor. 20 kalemi ilgilendiren asgari ücret, bir belirleme ücreti. Ama maalesef öyle bir noktaya geldik ki son yıllarda bu ücret geçim ücreti oldu. 2-3 milyon civarında ise on sene evvel, şimdi Türkiye’nin en büyük sözleşmesi. 9 milyon civarında arkadaşımız, insanımız var. Bunlar genellikle yüzde 99 sendikasız. Şimdi temsil niteliğinde 5 tane işveren katılıyor" dedi.



"Rakam söylemesi gerekenler komisyondaki arkadaşlarımız"


Asgari ücret tartışmaları sürerken Merkez Bankası, işveren ve partilerin rakam açıkladığını hatırlatan Atalay, "Dünya Bankası, Merkez Bankası, işverenler, partilerimiz rakam açıklıyor. Bize de diyorlar ki bir rakam söyle. Ben komisyonda değilim. Rakam söylemesi gereken komisyondaki arkadaşlarımız. Onlar da salı günü saat 14.00’te Türk-İş’te toplantı yapacaklar, 16.00’da bakanlığa gidecekler. İlk toplantıda evvela işveren ne söylüyor rakamı söylesin. Hükümet ne söylüyor, rakamını söylesin. Ondan sonra işçi tarafı da rakamını söyler" şeklinde konuştu.



"Bu ücret kabul edilebilir bir ücret değil"


Yaklaşık 10 yıl önce emeklinin asgari ücretliden yüzde 50 fazla maaş aldığına dikkat çeken Atalay, "Bu ücret kabul edilir bir ücret değil, 17 bin lira, emekli 12 bin lira para alıyor. Hiç kabul edilir ücret değil. Kamuoyunda açıklanıyor, öngörülen enflasyon mu, yaşanan enflasyon mu? İkisinin de kabul edilir bir tarafı yok. Asgari ücretle ilgili öyle bir noktaya geldik ki bundan 10 sene evvel emekli asgari ücretten yüzde 50 fazla alıyordu. Şu anda emekli asgari ücretin altında alıyor. Yani bu ülkede emekli de bizim insanımız, asgari ücretli de bizim insanımız ama bu komisyon görüşmelerinde işte bize deniyor ya bunlarla ilgili şimdi grev yapabilir misin? Grevi kendi işçinle yaparsın, üyenle yaparsın. Bunlar ilgili, bizim öyle bir imkanımız yok" ifadelerine yer verdi.



"Komisyonun hükümetin önüne götüreceği taleplere kulak verirler"


Ankara’da 150 bin kişi ile miting yaptıklarını hatırlatan Atalay, "İşte söyleniyordu bize miting yapın konuşturun. Biz 150 bin kişi topladık. Ben şimdi buradan söylüyorum, partiler toplayamaz 150 bin kişi Ankara’da. Ne iktidar partisinde, ne muhalefet toplayamazlar. Şu anda Merkez Bankası’nın, işveren örgütlerinin açıkladığı rakamların kabul edilir bir tarafı yok. Ayıptır, günahtır. Yani bu rakamlar çerçevesinde asgari ücret görüşmeleri olmaz. Oturup konuşulacak rakamlar değil. Geçen sene yumurtanın kolisi 40 liraydı, şimdi 140 lira oldu. TÜİK’in açıkladığı rakamlara göre enflasyon iyi gidiyor, piyasalar iyi gidiyor. Ben onu hissetmiyorum, işçi hissetmiyor, asgari ücretli hissetmiyor, emekli hissetmiyor. Onun için ülkeyi idare edenler, dünyanın her yerinde kamu ülke idarecileri kadını korur, kamuyu korur, emeği korur. Bununla ilgili sıkıntımız had safhada. Yani geçinmeyle ilgili insanların sıkıntısı var. Onun için bu bizim komisyonun hükümetin önüne götüreceği taleplere kulak verirler, makul bir rakam deriz, arkadaşlarımız orada olurlar" dedi.



"Asgari ücret öyle bir noktaya gelsin ama enflasyonu da bir an evvel dizginlemeleri gerekiyor"


Türk-İş’in DİSK, Hak-İş ile birlikte ortak açıklama yaptığını hatırlatan Atalay, "Burada da üçümüz imzaladık, rakamdan öteye insanın insanca yaşayabileceği, hayat standartları en azından nefes alacak ücret olması lazım. Yani sen asgari ücrete bir rakam koyarsın. Asgari ücret bir noktaya gelsin ama enflasyonu da bir an evvel dizginlemeleri gerekiyor. Yoksa bu alınan bir asgari ücretin önemi kalmıyor" diye konuştu.



"Asgari ücretlinin eline ne geçecek"


Atalay, MÜSİAD’ın yüzde 25 açıklamasıyla ilgili olarak da, "Hiç uygun değil. Onların hepsi işveren arkadaşlarımız, patron arkadaşlarımız. Tabii ki onlar da olacak bu ülkede, onlara da ihtiyacımız var ama onlar şöyle bir baksınlar. Yani ben bu rakamı söylediğim zaman bu asgari ücretlinin eline ne geçecek, bu adam bu ücretle kaç gün geçinecek? Yani bir kendileri böyle bir baksınlar. Yarın öbür gün kim ne olacak, kimin başına ne gelecek belli değil. Yani onun için emeklinin talebine kulak versinler, asgari ücretlinin talebine kulak versinler" dedi.


Programada Zonguldak Valisi Osman Hacıbektaşoğlu ve Genel Maden İş Sendikası Başkanı Hakan Yeşil de katıldı.



Atalay’dan asgari ücret açıklaması: "Rakamdan öte insanın insanca yaşayabileceği bir ücret olması lazım"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Konya Davulcular bahşişi süslenen eşek arabasıyla topluyor Konya’nın Beyşehir ilçesine bağlı Yeşildağ Mahallesi’nde, Ramazan ayı boyunca vatandaşları sahura kaldırmak için görev yapan davulcular, süslenen eşek arabasıyla davul çalarak mahalleyi dolaşıp bahşiş topladı. Yeşildağ’da geçmişten günümüze uzanan renkli bir gelenek yeniden hayat buldu. Mahallede Ramazan ayı boyunca sahura kaldırmak için görev yapan davulcular, ayın sona ermesiyle birlikte bahşişlerini toplamak için farklı bir yöntem izliyor. Arife günü başlayan ve bayramın ilk günlerinde de devam eden gelenekte davulcular, balon ve çeşitli süslerle donatılan eşek arabasıyla mahalleyi yine davul çalarak dolaşıyor. Mahalle meydanından başlayan bahşiş toplama geleneğinde davulcular, kapı kapı gezerek hem vatandaşlarla bayramlaşıyor hem de bahşişlerini topluyor. Parası olmayan vatandaşlar ise davulculara yem veya saman vererek katkıda bulunuyor. Ortaya çıkan renkli görüntüler mahalle sakinlerinin ilgisini çekerken, geleneğin yeniden canlandırılması büyük memnuniyet oluşturdu. Organizasyonu üstlenen mahalle sakinlerinden Osman İltar, geleneğin geçmişten geldiğini belirterek, "Eskiden beri süregelen, atalarımızdan kalan bir gelenek. Arife günü başlıyor, bayramın birinci ya da ikinci gününe kadar devam ediyor. Bu şekilde süsleniyor, bahşiş toplanıyor. Parası olan para veriyor, olmayan yem ya da saman veriyor. Uzun süre unutulmuştu, son birkaç yıldır yeniden canlandırdık. İnşallah bundan sonra da yaşatmaya devam edeceğiz" dedi.
Van Tedavi edilen yaban kuşları özgürlüğe kanat çırpmaya hazır Van’da çeşitli nedenlerle yaralanan ve bitkin düşen yaban kuşları, tedavi süreçlerinin tamamlanmasının ardından yeniden doğal yaşam alanlarına kavuşmak için gün sayıyor. Van Gölü Havzası’nda yaralı veya bitkin halde bulunarak koruma altına alınan yaban kuşları, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (Van YYÜ) Yaban Hayvanları Koruma ve Rehabilitasyon Merkezi’ndeki tedavilerinin ardından yeniden doğal yaşam alanlarına dönmek için gün sayıyor. Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) 14. Bölge Müdürlüğü ekipleri ve duyarlı vatandaşlar tarafından merkeze ulaştırılan; aralarında Kızıl Akbaba, Şahin, Puhu ve Kaya Kartalı gibi türlerin bulunduğu çok sayıda yırtıcı kuş, Van YYÜ Yaban Hayvanları Koruma ve Rehabilitasyon Merkezi Müdürü Prof. Dr. Lokman Aslan ve ekibi tarafından titiz çalışmalarıyla sağlığına kavuşturuluyor. Kış şartları, açlık ve avcı baskısı gibi nedenlerle zarar gören farklı türlerdeki yaban kuşları, yapılan bakım ve rehabilitasyon sürecinin ardından sağlıklarına kavuştu. Tedavi sürecinde beslenmeleri düzenli olarak sağlanan ve uçma kabiliyetleri yeniden kazandırılan kuşların, kısa süre içerisinde doğaya salınacak. "Rehabilitasyon süreçleri tamamlandı" Merkez Müdürü Prof. Dr. Lokman Aslan, "Merkezimiz, Van Gölü Havzası’ndaki bütün yaban hayvanların sorunlarıyla ilgilenmekte. Doğal hayat ve yaban hayvanları ile ilgili çalışmalar yapan kurumlarla koordinasyon sağlayarak bu habitatın bozulmaması için çalışmalar yürütmekte. Van Gölü Havzası’nda Doğa Koruma Milli Parklar (DKMP) 14. Bölge Müdürlüğüne bağlı Siirt, Hakkari, Bitlis, Muş ve Van ilinde yaralanan yaban hayvanları merkezimize gelmekte ve tedavileri yapılıp tekrar doğaya kazandırmaktayız. Amacımız doğada bir tane canlının eksilmemesi. Hayvanat bahçesi gibi esarette olan hayvanlar yerine tedavilerini ve rehabilitasyonlarını yapıp doğaya bırakmaktayız" dedi. "Van’da şifa bulan yaban kuşları özgürlüğe kanat çırpmaya hazırlanıyor" Yılın her gününde, her haftasında, her ayında, her mevsiminde merkezlerine yaban hayvanları bulunduğunu ifade eden Prof. Dr. Aslan, "Kış sezonuna girdiğimizde göçemeyen veya nakil durumunda olan hayvanlar merkezimize geritiriliyor. Tabii kış sezonunda tekrar doğaya bırakıldıklarında yaşayamayacak hayvanları kış boyunca onların habitatına uygun misafir ediyoruz. Bunlardan birisi Hakkari’den gelen Kızıl Akbaba. Kızıl Akbaba kendi toparladı. Yakında doğal alanına bırakacak" diye konuştu. Aslan, "Doğaya dönmeye hazır. Baharın ve Nevruz’un gelmesiyle yeniden hayatın canlanmasına bağlı olarak bunu da tekrar doğaya bırakacağız ve doğada yaşaması için gerekli bütün çabaları kazanımları yaptık. Şimdi de doğaya bırakmak istiyoruz. Merkezimizde şu an itibariyle Oklu Kirpi, 2 Kaya Kartalı, 1 Şahin’in tedavileri devam etmekte. Bunlardan da Oklu Kirpi’nin, 2 Kaya Karta’lının ve 2 Puhu’nun tedavisi tamamlandı. Doğa Koruma Milli Parklar 14. Bölge Müdürlüğüne teslim edip onların uygun gördüğü bir tarihte ve geldikleri yerde uygun yerine tekrar habitatına salacak. Ekolojik dengede yerlerini alacaklar. Yaban hayvanları hiç insanla temasa geçmemiş hayvanlardır. Ama bazen göçemeyenler olduğu zaman bize getirip tedavisini yapıp tekrar doğaya bırakmaktayız" şeklinde konuştu.
Bursa Gayrimenkul sektöründen ’değer barışı’ çağrısı Son yıllarda artan inşaat, işçilik ve arsa maliyetlerinin konut fiyatlarını ciddi şekilde yükselttiğini belirten sektör temsilcileri, vatandaşların değer artış vergisi nedeniyle gayrimenkul satışında tereddüt yaşadığını ifade ederek hükümete ’tek seferlik değer barışı’ çağrısında bulundu. Türkiye’de son üç dört yıldır yaşanan yüksek enflasyon ve artan maliyetler, gayrimenkul sektörünü de doğrudan etkiledi. İnşaat, işçilik ve arsa maliyetlerindeki hızlı yükseliş, konut fiyatlarında yüzde 30 ile yüzde 50 arasında artışlara neden oldu. Sektör temsilcileri, özellikle büyük şehirlerde konut fiyatlarının ciddi seviyelere ulaştığını belirterek, bazı bölgelerde 1+1 daire fiyatlarının 4 milyon liranın üzerine çıktığını, kira bedellerinin ise yaklaşık 25 bin liraya kadar yükseldiğini ifade etti. Elfi Gayrimenkul Yönetim Kurulu Başkanı Özkan Aydemir, "Son yıllarda konut satın alan vatandaşlar artan fiyatlar nedeniyle değer artış vergisiyle karşı karşıya kaldı. Bu durumun gayrimenkul satışlarında tedirginliğe yol açtı. 2, 3 ya da 4 yıl önce 300 bin ile 400 bin lira arasında alınan konutların bugün enflasyon etkisiyle çok daha yüksek değerlere ulaştı. Bu artışın vatandaşların satış sırasında vergi yüküyle karşılaşmasına sebep oluyor. Gayrimenkul piyasasında yaşanan durgunluğun temel sebeplerinden birinin de bu durum olduğunu bütün sektör temsilcileri biliyor. Hükümetten tek seferlik ’değer barışı’ düzenlemesi talep ediyoruz. Böyle bir düzenleme hem vatandaşların güven duygusunu artırmanın yanı sıra, hem de piyasada hareketlilik sağlayacaktır. Tabi k, b aynı zamanda fiyat artışlarını da bir nebze frenlenmesine katkı sağlayacaktır" dedi. Bunun tek seferlik yapılması ve tapu masraflarında da bir miktar düşüş sağlanması halinde önümüzdeki iki yıllık süreçte gayrimenkul fiyatlarının daha stabil bir seviyeye gelmesi mümkün olabileceğini ifade eden Aydemir, "Çünkü son 1,5 yıldır ülkemizde yeni inşaat üretimi oldukça azalmış durumda. İnşaat firmaları; arsa, işçilik ve diğer maliyetlerdeki hızlı artışlar nedeniyle yeni projelere başlamaktan kaçınıyor. Süreçlerin uzaması da yeni üretimin önüne geçiyor. Yeni konut üretimi olmadığı için fiyatlar yukarı yönlü hareket etmeye devam ediyor. Sektör açısından ve vatandaşlar açısından devletimizden beklentimiz, değer barışının tek seferlik olarak hayata geçirilmesidir. Çünkü şu anda vatandaşlarımızın büyük bir kısmını "Gayrimenkulümü satarsam zorluk yaşarım" düşüncesi sarmış durumda. Örneğin, bir vatandaş ikinci el bir gayrimenkulünü sattığında, hemen yanında yeni başlayan sıfır bir konutu almak istediğinde en az yüzde 40 ya da yüzde 50 daha pahalıya almak zorunda kalıyor. Aslında burada gerçek anlamda bir değer artışı yok. Sattığı gayrimenkulün yerine aynı değerde bir gayrimenkul koymak mevcut piyasa şartlarında oldukça zor. Bu nedenle sektör ve vatandaşlar adına devletimizden beklentimiz, değer barışının hayata geçirilmesidir" dedi.
Samsun Terme’nin acı kaybı: "Binlerce evladımızın geleceğine ışık tuttu" Samsun Terme ilçesinin sembol isimlerinden, eğitim gönüllüsü ve hayırsever iş insanı Hacı Temel Kır hayatını kaybetti. Terme Belediye Başkanı Şenol Kul, "İlçemize kazandırdığı sayısız eserle binlerce evladımızın geleceğine ışık tuttu" dedi. Terme Belediye Başkanı Şenol Kul, ilçenin eğitim ve sosyal hayatına eserler kazandıran hayırsever iş insanı Hacı Temel Kır’ın vefatı dolayısıyla taziye mesajı yayımladı. Hacı Temel Kır’ın ilçeye kazandırdığı okullar ve sosyal projelerde binlerce gencin geleceğine dokunduğunu söyleyen Belediye Başkanı Şenol Kul, "Bugün yüreğimiz buruk. İlçemizin koca bir hayır çınarını, kıymetli büyüğümüz Hacı Temel Kır amcamızı kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz. O, sadece bir hayırsever değil; gönlünde Terme sevdası taşıyan gerçek bir vakıf insanıydı. Temel Kır Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi ve Ulviye Kır İmam Hatip Ortaokulu başta olmak üzere ilçemize kazandırdığı sayısız eserle binlerce evladımızın geleceğine ışık tuttu" diye konuştu. "Eğitimden sosyal yardıma her alanda izi var" Başkan Kul, merhumun cömertliğini vurgulayarak, "Cami ve cenaze hizmetlerinden her türlü sosyal yardıma kadar, ne zaman kapısını çalsak bizleri beklentimizin ötesinde bir cömertlikle karşılayan bir samimiyet abidesiydi. Terme’mizde bıraktığı bu asil izler ve hayır duaları asla silinmeyecektir" şeklinde konuştu. Hacı Temel Kır’ın cenazesi, bugün İstanbul Eyüp Sultan Camii’nde ikindi namazını müteakip kılınacak cenaze namazının ardından, aynı yerdeki aile kabristanlığına defnedilerek son yolculuğuna uğurlanacak.