EĞİTİM - 19 Eylül 2025 Cuma 12:38

BEUN, ahşap atölyesiyle mobilya ihtiyacını karşılıyor; hem üretiyor hem de tasarruf sağlıyor

A
A
A
BEUN, ahşap atölyesiyle mobilya ihtiyacını karşılıyor; hem üretiyor hem de tasarruf sağlıyor

Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, Ahşap Kültürü Uygulama ve Araştırma Merkezi’nde üniversitenin tüm mobilya ihtiyacını kaliteli ve düşük maliyetle karşıladıklarını belirterek, "Üreten bir üniversite olarak hem kârdayız hem de kendi istediğimiz şekilde üretebiliyoruz" dedi.


Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN); Avukat Ali Osman Odabaş ve eşi Hikmet Odabaş tarafından yaptırılan Ahşap Kültürü Uygulama ve Araştırma Merkezi bünyesindeki atölye ile "üreten üniversite" modelini sürdürüyor. Dr. Öğretim Üyesi Deniz Karaelmas’ın müdürlüğünü yaptığı merkez; üniversitenin amfilerinden laboratuvarlarına, ofislerinden anaokuluna kadar tüm ahşap ve mobilya ihtiyacını daha hızlı, kaliteli ve uygun maliyetle karşılarken, öğrencilere de tasarımdan üretime kadar her aşamada uygulama imkânı sunuyor.


Ahşap Kültürü Uygulama ve Araştırma Merkezi bünyesinde faaliyetlerini sürdüren atölye, üniversite kampüslerini kendi ürettiği mobilyalarla donatıyor.



"Piyasadan daha kaliteli, hızlı ve uygun maliyetli"


BEÜN Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, üniversitenin ihtiyaç duyduğu her türlü ahşap donanımın merkezdeki atölyede kendi personelleri tarafından üretildiğini vurguladı. Bu modelin üniversiteye büyük avantajlar sağladığını belirten Özölçer, şöyle konuştu:


"Piyasadan alabileceğimiz pek çok şeyi burada üretebiliyoruz. Üniversitemizdeki yerine göre mobilya yapılması gereken pek çok yer var. Bu gibi durumlarda bu tür mobilyaları piyasadan bulmanız zor, yaptırmanız daha zor. Pek çok ihale süreçleri ve fiyat fazlalıkları devletimizin zarara uğraması da söz konusu. Bu laboratuvarımızda bizim kendi yerine göre aldığımız ölçülerle birebir mobilya yapabiliyoruz. Daha uyguna yapıyoruz ve daha kaliteli mobilya yapıyoruz. Daha hızlı yapıyoruz. Üniversitemizin hızlı davranmasına bir ölçüde önayak olmuş oluyoruz."



"Üreten bir üniversiteyiz"


Merkezin sadece mobilya üretimiyle kalmadığını, aynı zamanda çocuklara yönelik ahşap oyuncaklar da tasarladıklarını ifade eden Rektör Özölçer, "üreten üniversite" olmanın önemine dikkat çekti. Özölçer, sözlerini şöyle tamamladı:


"Geçmişe dönük nostaljik olsun, öğrencilerimize, çocuklarımıza hizmetimiz olsun diye ahşap birtakım oyuncaklar, kendileri boyayabilecekleri, kullanabilecekleri oyuncaklarımızı da yapıp hediye edebiliyoruz. Anaokulunda kullanılmak üzere pek çok eşyamızı yapabiliyoruz. Hem kullanışlı hem verimli hem kaliteli hem de daha ucuza bu atölyemizde pek çok hizmeti gerçekleştirebiliyoruz. Aynı zamanda üreten bir üniversite olmuş oluyoruz. Yani dışarıdan alım yapmıyoruz. Hem kârdayız hem de kendi istediğimiz şekilde üretebiliyoruz."



Geçmişten geleceğe ahşap kültürü


Merkez, üretim faaliyetlerinin yanı sıra Batı Karadeniz Bölgesi’nin tarihten gelen zengin ahşap kültürünü araştırmak, canlandırmak ve bu kültürü halka açık kurslarla öğretmek gibi önemli bir misyonu da üstleniyor. Ahşap, mobilya ve ahşap oyuncak sektöründe farkındalık oluşturmayı hedefleyen merkez, aynı zamanda Mobilya ve Dekorasyon Programı öğrencileri için bir uygulama laboratuvarı görevi görüyor. Öğrenciler, bu atölyede malzemeye dokunarak, model oluşturarak ve tasarım yeteneğini geliştirerek teorik bilgilerini pratiğe dökme fırsatı buluyor.



BEUN, ahşap atölyesiyle mobilya ihtiyacını karşılıyor; hem üretiyor hem de tasarruf sağlıyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Kasktan ceza yememek için plakasını kapattı, yediği cezayı görünce hayatının pişmanlığını yaşadı Antalya’nın Manavgat ilçesinde trafik polisinin durdurduğu plakası kağıtla kapatılmış motosikletin sürücüsüne 140 bin TL para cezası uygulanırken, motosiklet 30 günlüğüne trafikten men edildi. Kaskının çalındığını ve ceza yememek için kapattığını belirten motosiklet sürücüsü, "Plakanızı kapatmayın, kasktan cezanızı yiyin" nasihatinde bulundu. Aşağı Hisar Mahallesi Gülveren Caddesi üzerinde devriye görevi yapan Manavgat Emniyet Müdürlüğü Trafik Denetleme Büro Amirliği’ne bağlı Şahin ekibi, plakası beyaz bir kağıtla kapatılmış olan motosikleti durdurdu. 07 BDL 674 plakalı motosikleti kullanan Dilek Yıldız’a ’Araç plakasının farklı okunmasına veya okunamamasına bilerek neden olacak şekilde plakasında değişiklik yapmak suçundan’ 140 bin TL idari para cezası uygulanırken motosikleti otuz gün süre ile trafikten men edilerek yediemin otoparkına çekildi. "Vallahi bugün kaskım çalındı" Kaskını çaldırdığını belirten motosiklet sürücüsü Dilek Yıldız, trafiğin arkadan ceza yazmaması için plakayı kapattığını belirterek, "Benim yaptığımı başkaları yapmasın" dedi. Yıldız "Vallahi bugün kaskım çalındı. Ehliyetim, muayenem her şeyim tam. Kasktan ceza yemeyeyim diye, ergenlere uydum, ergenler kapatıyor ya plakayı. Ceza 150 bin lira. Plakanızı kapatmayın, kasktan cezanızı yiyin" derken gülmeyi de ihmal etmedi.
Sivas Uzmanı uyardı: "Dikkat edilmezse mide kanaması geçirebilirsiniz" Ramazan ayında bilinçsiz ve ani yemek tüketiminin sindirim sistemini zorladığına dikkat çeken Sivas Medicana Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Dr. İbrahim Emre Kurtça, geçmişinde mide rahatsızlığı bulunan kişilerin mide kanaması riskiyle karşı karşıya kalabileceğini belirtti. Ramazan ayında değişen beslenme düzeni, sindirim sistemi üzerinde önemli etkiler oluşturuyor. Gün boyu süren açlığın ardından iftar sofralarında birden ve fazla miktarda yemek tüketilmesi mide ve bağırsak sorunlarını beraberinde getirebiliyor. Özellikle sahurun atlanması durumunda, uzun süre aç kalan mideye bir anda yüklenilmesi ciddi sindirim problemlerine neden olabiliyor. Uzmanlar, işlenmiş ve ağır yağlı gıdaların özellikle iftar sofralarında sınırlandırılması gerektiğini ve bunun yerine sebze ağırlıklı ve hafif beslenmenin sindirim sistemini rahatlattığı aktarıyor. İftar ile sahur arasında su tüketiminin kademeli olarak artırılması da önem taşıyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Sivas Medicana Hastanesi’nde görevli Gastroenteroloji Uzmanı Dr. İbrahim Emre Kurtça eğer oruç tutan hastanın geçmişinde mide rahatsızlıkları varsa iftar zamanı yemek yerken dikkat etmesi gerektiğini söyleyerek, "Eğer hastanın altta bir mide rahatsızlığı varsa özellikle bir reflüsü, mide fıtığı dediğimiz ya da bir ülseri varsa asit salgısı da attığı zaman hem semptomlarımızı arttırır hem de ülsere sebep olup ülserin de bir komplikasyonu olan kanamaya yol açabilir" dedi. "Ciddi sindirim problemleri oluşmaktadır" İftarda yemek yerken hafif gıdalar ile başlanması gerektiğini söyleyen Kurtça, "Şu anda on bir ayın sultanı Ramazan ayının içerisindeyiz. Bu ayda da dikkat etmemiz gereken hususlar var. Çünkü yaşam tarzımız ve beslenme alışkanlıklarımız değişmektedir. Burada da uzun süre aç kalmaktayız. Özellikle sahur yapılmadığı dönemlerde oruç tutan hastalarımızda ciddi sindirim problemleri oluşmaktadır. Bu konuda da dikkatli olmalıyız. Uzun süre aç kalıp daha sonra birden yemek yenildiği zaman midenin de bir sindirim hacmi bulunuyor. Eğer bu hacminin üzerinden fazla bir giriş olursa da sindirim problemleriyle karşılaşmaktayız. Bunu açısından da önce bir ılık bir çorba içilmesi, su içmeyi unutmamak çok önemli. Hafif bir yemekle başlanmalı, ağır bir yağlı yiyecek, kızartmalardan da uzak durmamız gerekiyor. Ön planda kızartma yediğimiz zaman mide olduğundan aşırı bir tepki vermektedir. Bununla beraberde midedeki asit salgısı artmaktadır. Bu da hasta tarafından, oruç tutanlar tarafından aşırı bir yanma, hazımsızlık, şişkinlik rahatsızlık hissi oluşturmaktadır. Özellikle böyle işlenmiş gıdalar, yağlı gıdalar, kızartılmış besinlerden uzak durulması gerekiyor" dedi. "Kanamaya yol açabilir" Bol miktarda su tüketilmesi gerektiğini belirten Kurtça, "Ramazan ayı boyunca sahuru olabildiğince yapmamız gerekiyor. Çünkü en azından iki öğün yemiş oluyoruz. Bununla beraber de bol miktarda su tüketilmeli. Yani bizim iftar zamanımızdan başlayıp sahur zamanımıza kadar kademeli olarak su tüketmemiz gerekiyor. Yeşil gıdalar ile beslenip, hafif şeyler tüketmemiz gerekiyor. Bir de elimizden geldiğince bir hareket katmalıyız. Eğer oruç tutuyoruz diye hiç hareket etmezsek bu sefer kendi vücut metabolizmamız da yavaşlar ve sindirim sistemimiz de yavaşlar. Eğer hastanın altta bir mide rahatsızlığı varsa özellikle bir reflüsü, mide fıtığı dediğimiz ya da bir ülseri varsa asit salgısı da attığı zaman hem semptomlarımızı arttırır hem de ülsere sebep olup ülserin de bir komplikasyonu olan kanamaya yol açabilir. Sahurda da böyle çok hızlı yemek yemeden, suyumuzu tüketerek, sıvı gıdamızı alarak bir kendimize de sindirim zamanı sağlamamız açısından da çok önemli. Bu süre zarfında susuz kalmaktayız. O onun için su alma miktarımız da saatimizi de ne kadar arttırırsak vücudumuzun sindirim sistemine de o kadar yardımcı oluruz" diye konuştu.