GÜNDEM - 16 Mayıs 2025 Cuma 13:45

BEUN’da "5 Soru-5 Cevap Bilim Söyleşileri" Programı "Çölyakla Yaşam" alt başlığıyla gerçekleştirildi

A
A
A
BEUN’da "5 Soru-5 Cevap Bilim Söyleşileri" Programı "Çölyakla Yaşam" alt başlığıyla gerçekleştirildi

Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Bilim İletişimi Ofisi tarafından hazırlanan "5 Soru-5 Cevap Bilim Söyleşileri" programının ikincisi "Çölyakla Yaşam: Sağlıktan Ekonomiye Bir Toplumsal Farkındalık Meselesi" alt başlığıyla gerçekleştirildi.


Yükseköğretim Kurulunun (YÖK) karar ve teşvikleri doğrultusunda Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer’in girişimleriyle kurulan BEUN Bilim İletişimi Ofisi tarafından hazırlanan "5 Soru-5 Cevap Bilim Söyleşileri" başlıklı programının ikincisi gerçekleştirildi.


BEUN bünyesinde faaliyet gösteren Karaelmas Üniversitesi Vakfı’na ait Cafe Akademi’de gerçekleştirilen programın moderatörlüğünü BEUN Kurumsal İletişim Koordinatör Yardımcısı ve BEUN Bilim İletişimi Ofisi Sorumlusu Dr. Öğr. Üyesi Cem Evrim Aslan yaparken, programın konukları; BEUN Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları (Pediatri) Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Gonca Handan Üstündağ, Çölyak Vakfı Başkanı Doç. Dr. Elif Bal Beşikçi, BEUN İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Mehmet Avcı, BEUN Hastanesinden Uzman Diyetisyen Funda Kasapoğlu ve Zonguldak Kantin İşletmeleri Esnaf Derneği Başkanı Süleyman Erbay oldu. Programa izleyici olarak çok sayıda akademisyen, farklı bölüm ve sınıflardan öğrenciler, toplumun farklı kesimlerinden vatandaşlar da katılım sağlarken Zonguldak Valisi Osman Hacıbektaşoğlu’nun eşi Güney Hacıbektaşoğlu, BEUN Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer’in eşi Seran Özölçer, AK Parti Zonguldak İl Başkanı Mustafa Çağlayan’ın eşi Hande Çağlayan Hanımfendi ve Zonguldak Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü eşi Merve Köse de programa katılarak il çapında bir farkındalık oluşturulması adına destek gösterdiler.


"Çölyakla Yaşam: Sağlıktan Ekonomiye Bir Toplumsal Farkındalık Meselesi" alt başlığıyla gerçekleştirilen "5 Soru-5 Cevap Bilim Söyleşileri" programında, birey ve toplum sağlığı açısından büyük önem arz eden çölyak hastalığı ile glütensiz beslenme konuları masaya yatırıldı. Bazı bireylerde glüten tüketimine yönelik intolerans gelişimi sonucu bağırsağın yapısının bozulması ve neticesinde besinlerin emiliminin zorlaşmasıyla ortaya çıkan çölyak hastalığının odağa alındığı programda; çölyak hastalığının tanı ve tedavisinde dikkat edilmesi gereken noktalar, izlenmesi gereken beslenme programı, çölyak hastalığının bireysel, toplumsal ve kamusal açıdan oluşturduğu maliyetin giderilmesi hususunda atılabilecek adımlar ile kamu-toplum iş birliğinde kreşlerden başlayarak tüm eğitim sisteminde ve kamu kurum-kuruluşlarında yapılabilecekler geniş bir boyutla tartışıldı.


Çölyak hastalığının erken teşhisinin arz ettiği önemi ve hastalığın çeşitli belirtilerini ele alan konuşmasında Prof. Dr. Gonca Handan Üstündağ, hastalığın belirtileri ile seyri hususunda katılımcılarla önemli bilgiler paylaşarak çölyak hastalığının yerleşik algılarda bireysel bir beslenme tutumu olarak ele alınmasındaki hataları irdeledi. Bilhassa küçük çocuklarda gelişimi engelleyici sonuçlara sebep olabilecek çölyak hastalığının ileri yaş seviyelerinde dahi gerekli testlerin yapılmaması nedeniyle fark edilmeden bireyin yaşam kalitesini zorlaştırarak semptomlarını gösterebildiğini aktaran Prof. Dr. Üstündağ, hastalıkla mücadelede toplumsal farkındalık oluşturmanın önem taşıdığını belirtti.


BEUN Hastanesinden Uzman Diyetisyen Funda Kasapoğlu, çölyak hastalığına zemin hazırlayan glütenli besinleri sıralayarak hastalığın beslenme pratikleriyle olan ilişkisine dikkat çekti. Çölyak hastalarının ömür boyu dikkatli bir şekilde glütensiz ürünler ile oluşturulmuş bir besin düzenine sahip olmaları gerektiğini aktaran Uzm. Dyt. Kasapoğlu, sadece glütensiz ürünleri tüketerek beslenmeyle hastalığın etkilerinin azaltılamadığını, aynı zamanda standart kalitede üretilen, çapraz bulaş riskinin olmadığı ve herkes açısından erişilebilir olacak ürünler ile bireylerin beslenebilmeleri için de gerekli adımların atılması gerektiğinin altını çizdi. Özellikle çölyak hastası çocukların beslenme programlarına uymakta zorluk yaşadıklarını belirten Uzm. Dyt. Kasapoğlu, her yerde ve aynı kalite standardına erişilebilir ürünlerle bu sorunun çözülmesinde büyük aşama kat edilebileceğini ifade etti.


Çölyak Vakfı Başkanı Doç. Dr. Elif Bal Beşikçi, bireysel ve toplumsal açıdan çölyak hastalığı konusunda yaşanan zorlukları ve aşılması gereken mevcut sorunları örnekler üzerinden ele aldığı konuşmasında, Çölyak Vakfı olarak gerçekleştirdikleri projeleri katılımcılarla paylaştı. Çölyak hastalığında erken teşhisin önemine ve bireyin toplumsal yaşam içinde sağlıklı, kaliteli bir şekilde hayatını sürdürmesi için ihtiyaç duyduğu ürünlerin temini konusunda çalışmalar gerçekleştirdiklerini aktaran Doç. Dr. Bal Beşikçi, Türkiye’de çölyak hastası bireylere yönelik ürün yelpazesi ve erişilebilirliğin sağlanması hususunda toplumsal farkındalık oluşturmanın en mühim adım olduğunu vurguladı. Özellikle yakın zamanda gerçekleştirdikleri çeşitli çalışmalardan hareketle Türkiye’de çölyaklı hastalara yönelik gıda ürünlerinin ve çölyak hastalarına uygun yemek servisinin gerçekleştirilebileceği restoranların yayılımı hususunda çaba gösterdiklerini aktaran Doç. Dr. Bal Beşikçi, BEUN Bilim İletişimi Ofisi tarafından gerçekleştirilen programın bu konuda bir farkındalık oluşturacağına inandığını sözlerine ekledi.


Çölyak hastalığının ve bunun gerektirdiği beslenme düzeninin bireysel ve toplumsal açıdan gerektirdiği malî gereksinimleri değerlendiren Doç. Dr. Mehmet Avcı, Türkiye’nin dünya ülkeleri arasında çölyaklı ürünlerin erişimi ve fiyatlandırması hususunda benzer bir konumda olduğunu ancak maliyetlerin düşürülmesi için devletin sübvansiyon ve çeşitli vergi kolaylıkları sağlaması gerektiğini aktardı. Doç. Dr. Avcı ayrıca çölyak hastası bireylerin tedavilerinin ve beslenme biçimlerinin uzun vadede kamu bütçesi açısından oluşturduğu tablonun aslında bu bireylere yönelik gerçekleştirilebilecek desteklemeler, vergi indirimleri ile kolaylıklar doğrultusunda sağlık alanında büyük bir tasarrufu beraberinde getirebileceğini ekledi. Mali tablonun yanında işin insani boyutuna da değinen Doç. Dr. Avcı, bütüncül bir perspektifle hastalığa odaklanmanın toplum sağlığı ve huzuru açısından getireceği olumlu sonuçları ele alarak çölyak hastası bireylerin yaşadığı zorlukların maddi açıdan kamu desteğiyle hafifletilmesi gerektiği konusunda tavsiyede bulundu.


Zonguldak Kantin İşletmeleri Esnaf Derneği Başkanı Süleyman Erbay ise bireysel tecrübelerinden yola çıkarak ilkokullardan başlayarak çeşitli yaş gruplarındaki çocukların özellikle okul kantinlerinde glütensiz ürünlere ulaşma hususunda yaşadıkları sıkıntıdan hareketle "Temiz Çevre, Sağlıklı Yaşam" adlı bir proje gerçekleştirdiklerini, farklı kamu kurum ve kuruluşlarıyla ortak olarak gerçekleştirdikleri bu proje kapsamında Zonguldak ve Türkiye çapındaki okul kantinlerinde çölyak hastası çocukların gözetilerek uygun bir mevzuat hazırlanması hususunda çalışmalar gerçekleştirdiklerini belirtti. Okul kantinlerinde çölyak hastası çocukların ihtiyaç duydukları ürünlerin temin edilerek satışının gerçekleştirilmesinin büyük önem arz ettiğini sözlerine ekleyen Erbay, mevcut sorunların aşılmasında çeşitli kurumlar ile öğretmenler ve akademisyenlere büyük rol düştüğünü ifade etti.


Söyleşi kapsamında katılımcılardan gelen çok sayıda soruyu da yanıtlayan konuşmacılar, çölyak hastalığı konusunda gerçekleştirilmesi gereken eylemler, uygulanabilecek çözüm önerileri ve toplumsal farkındalık konusunda atılabilecek adımları da pekiştirici izahlarla paylaştılar. Soru ve cevap kısmının tamamlanmasının ardından ise Zonguldak Valisi Osman Hacıbektaşoğlu’nun eşi Güney Hacıbektaşoğlu ve BEUN Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer’in eşi Seran Özölçer tarafından konuşmacılara teşekkür belgesi takdiminde bulunuldu.


BEUN Bilim İletişimi Ofisi tarafından ikincisi düzenlenen ve "Çölyakla Yaşam: Sağlıktan Ekonomiye Bir Toplumsal Farkındalık Meselesi" alt başlıklı 5 Soru-5 Cevap Bilim Söyleşisi programı, günün anısına binaen çekilen fotoğraf ile sona erdi.



BEUN’da "5 Soru-5 Cevap Bilim Söyleşileri" Programı "Çölyakla Yaşam" alt başlığıyla gerçekleştirildi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Erzincan Erzincan çiftçisine ‘budama’ uyarısı Erzincan’da havaların ısınması ve baharın gelmesi ile birlikte meyve bahçelerinde budama işlemleri yapılmaya başladı. Erzincan Tarım ve Orman İl Müdürlüğü meyveciliğin yoğun bir şekilde yapıldığı Erzincan’da çiftçilere yönelik budama ile ilgili uyarılarda bulundu. Erzincan Tarım ve Orman İl Müdürlüğü Bitkisel Üretim ve Bitki Sağlığı Şube Müdürlüğü, meyve bahçelerinde verim ve kaliteyi artırmanın en önemli adımlarından biri olan budama konusunda çiftçileri uyardı. Meyve ağaçlarında budamanın amacının ağaçlara istenilen şekli vermek, periyodisitenin etkisini azaltmak, ağaçlarda meyve verimi ile sürgün oluşumunu dengelemek, dal kırılma ve sarkmalarını azaltmak olduğu vurgulandı. Erzincan Tarım ve Orman İl Müdürlüğünce yapılan bilgilendirme de şu ifadelere yer verildi; "Kışları çok soğuk geçen bölgelerde budama yerlerinin soğuktan zarar görmemeleri için budamayı soğuklar geçtikten sonra; fakat ağaçlar uyanmadan önce yapılması gerek meyve ağaçlarının budanma şekli, meyve tür ve çeşidine, ağaçların yaşına, toprak ve iklim şartlarına, budamadan beklenen amaca ve ağacın gelişme gücüne göre değişir. Bu nedenle her meyve tür ve çeşidinin değişik iklim ve toprak şartlarındaki gelişme gücünün ve bunların budamaya karşı gösterdiği tepkilerin iyi bilinmesi gerekir. Ayrıca dalların kesilmesi, bırakılacak ve kesilecek dalların iyi seçilmesi konusundaki genel kuralların da bilinmesi zorunludur. Meyve Ağaçlarında Budama Nasıl Yapılır? Kuvvetli gelişen ağaçlarda veya dallarda az kesim yapılmalı, zayıf gelişenlerde ise fazla kesim yapmalıdır. Zayıf gelişen dalların gelişmesini artırmak için açıları daraltılmalı, kuvvetli gelişen dalların gelişmesini azaltmak için ise dallar eğilerek açıları genişletilmelidir. Şekil oluşturma amacıyla ana dalların açılarının düzenlenmesinde ana dalların gövde ile açıları 45-60 olmalıdır. Bu işlem yaz aylarında da yapılabilir. Budanan yerlerde tırnak veya budak bırakılmamalıdır. Kalın dal kesimlerinde mutlaka yük alma işlemi yapılmalıdır. Bu sayede kabuk veya dal yarılmaları önlenmiş olur. Yara yerleri aşı macunu veya kara boya ile kapatılmalıdır. Dal kesimleri bir yan dalın veya gözün hemen üzerinden gözün veya dalın aksi yönüne doğru hafif meyilli olarak yapılmalıdır. Budama sonunda çıkan budama artıkları ve bahçe kenarlarındaki çalılıklar, kuru bitki parçaları hastalık ve zararlıların en iyi barınak yeridir. Meyve ağaçlarına ve ürünlerine zarar veren bu hastalık ve zararlıların çoğalmaması için bu artıklar yakılmalı veya bahçeden uzaklaştırılmalıdır"
Manisa Kızılay’ın iftar çadırı Alaşehir’de dayanışmanın simgesi oldu Türk Kızılay Alaşehir Şubesi tarafından Ramazan ayı dolayısıyla Cumhuriyet ve Demokrasi Meydanı’nda kurulan iftar çadırı, her akşam yüzlerce vatandaşı aynı sofrada buluşturuyor. Ramazan boyunca yaklaşık 12 bin kişiye iftar yemeği verilmesi planlanan organizasyon, Alaşehir’de birlik ve beraberliğin en güzel örneklerinden biri olarak dikkat çekiyor. Alaşehir’de kurulan Kızılay iftar çadırı, Ramazan ayının manevi atmosferini paylaşmak isteyen vatandaşların yoğun ilgisiyle dolup taşıyor. Her akşam yüzlerce kişinin katıldığı iftar programında vatandaşlar aynı sofrada oruç açmanın mutluluğunu yaşıyor. Toplumun farklı kesimlerinden insanların bir araya geldiği iftar programı, hem yardımlaşma hem de kaynaşma açısından önemli bir ortam oluşturuyor. Kızılay gönüllüleri ise iftar saatine kadar hummalı bir hazırlık yaparak yemeklerin dağıtımını gerçekleştiriyor. Düzenlenen iftar programına Alaşehir Kaymakamı Alper Faruk Güngör, Alaşehir Belediye Başkanı Ahmet Öküzcüoğlu, AK Parti Alaşehir İlçe Başkanı Fedayi Kozan, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve kurum amirleri katıldı. Protokol üyeleri vatandaşlarla aynı sofrada iftar yaparak Ramazan ayının paylaşma ve dayanışma ruhunu birlikte yaşadı. Programda vatandaşlarla yakından ilgilenen protokol üyeleri, iftar öncesi ve sonrasında vatandaşlarla sohbet etti. Kaymakam Güngör yemek dağıttı İftar programına katılan Kaymakam Alper Faruk Güngör, Kızılay gönüllü yeleğini giyerek vatandaşlara yemek dağıttı. Vatandaşlara kendi elleriyle yemek ikram eden Güngör, daha sonra vatandaşlarla sohbet ederek Ramazan aylarını tebrik etti. Vatandaşlar da Kaymakam Güngör’ün iftar programına katılarak yemek dağıtmasından duydukları memnuniyeti dile getirdi. Türk Kızılayı Alaşehir Şube Başkanı Nedim Yamak ise Ramazan ayının birlik ve beraberlik açısından büyük önem taşıdığını belirterek, "Ramazan ayı bolluk, bereket, mağfiret, birlik ve beraberlik ayıdır. Manevi duyguların en üst seviyeye ulaştığı bu mübarek ayda insanlar birbirine daha fazla yakınlaşır. Dargınlıklar unutulur, kardeşlik duyguları pekişir." dedi. Ramazan ayının aynı zamanda yardımlaşma ve dayanışma ayı olduğuna dikkat çeken Yamak, ihtiyaç sahibi vatandaşların gözetildiği bu ayın toplumsal dayanışmayı güçlendirdiğini ifade etti. Yamak, Kızılay olarak Ramazan boyunca iftar sofraları kurarak vatandaşlarla bu manevi atmosferi paylaşmaya devam edeceklerini söyledi. İftar programı, Alaşehir Müftüsü Mehmet Ali Dilek’in yaptığı dualarla vatandaşların oruçlarını açmasıyla başladı. Program, yemek sonrası yapılan dua ile sona erdi.
Manisa Manisa’da park ve trafik sorunu için dikkat çeken öneriler Düşünce Rotası Derneği Genel Başkanı Fatih Köse, Manisa’daki park ve trafik sorununa ilişkin değerlendirmelerde bulunarak şehir merkezindeki düzensiz parkların trafiği kilitlediğini söyledi. Köse, trafik düzeninin yeniden gözden geçirilmesi ve şehir planlamasında yeni adımlar atılması gerektiğini ifade etti. Düşünce Rotası Derneği Genel Başkanı Fatih Köse, Manisa’da özellikle şehir merkezinde yaşanan park ve trafik sorununa ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Şehirde birçok noktada üç sıra park uygulamasının trafiği ciddi şekilde etkilediğini belirten Köse, mevcut düzenin yeniden ele alınması gerektiğini söyledi. Karaköy bölgesinde araçların üç sıra halinde park ettiğini ifade eden Köse, benzer bir durumun Doğu Caddesi’nde de yaşandığını belirtti. Köse, "Doğu Caddesi’nde Halil Yurtseven’den Gediz Tıp Merkezi’ne kadar olan bölümde üç sıra park yapılıyor. Bu durum trafiğin akışını ciddi şekilde zorlaştırıyor" dedi. Şehirde trafik düzeninin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini belirten Köse, bazı güzergahlarda eski sisteme dönülmesinin faydalı olabileceğini dile getirdi. Köse, "Trafik eski haline dönebilir. Ortada refüj olan, gidiş ve gelişin ayrı olduğu bir sistem yeniden düşünülebilir" ifadelerini kullandı. Mimar Sinan Bulvarı’nda da trafik düzenlemesi yapılabileceğini belirten Köse, bu güzergahın halen Bursa-İzmir sürat yolu gibi kullanıldığını belirterek kavşak noktalarına trafik ışığı konulmasının değerlendirilebileceğini söyledi. Şehir merkezinin yeniden planlanabileceğine dikkat çeken Köse, ticari hareketliliğin farklı bir noktaya kaydırılmasının da gündeme gelebileceğini belirtti. Köse, "Çarşı merkezi başka bir bölgeye kaydırılabilir. İzmir’deki Konak Caddesi ve Çankaya Caddesi benzeri bir düzenleme yapılabilir" diye konuştu. Manisa’nın gelecekteki şehirleşmesine ilişkin de dikkat çeken bir öneri dile getiren Köse, geniş bir planlamayla yeni yaşam alanları oluşturulabileceğini ifade etti. Köse, "Yaklaşık 30 bin dönüm arazi ile Manisa’nın tamamını üç katlı bahçeli evlerden oluşan yeni yaşam alanlarına taşıyabilmek mümkün. Bu da Muradiye Orman Fidanlığı büyüklüğünde yaklaşık 30 ayrı alan demek" dedi. Köse, şehir planlamasında uzun vadeli ve bütüncül çözümlerin ele alınması gerektiğini sözlerine ekledi.