GÜNDEM - 29 Nisan 2026 Çarşamba 09:43

BEUN’da Teoman Duralı’nın adını taşıyan merkez hayata geçiyor

A
A
A
BEUN’da Teoman Duralı’nın adını taşıyan merkez hayata geçiyor

Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN), bilim ve düşünce hayatına yeni bir ivme kazandıracak önemli bir adımı daha hayata geçirdi. BEUN bünyesinde kurulan felsefenin güçlü kalemlerinden Prof. Dr. Ş. Teoman Duralı’nın adını taşıyan Felsefe-Bilim Uygulama ve Araştırma Merkezi, felsefe başta olmak üzere bilim, düşünce tarihi ve disiplinlerarası alanlarda üretim yapan, araştıran ve yön veren dinamik bir akademik zemin olarak faaliyet gösterecek.


BEUN Uygulama ve Araştırma Merkezleri içerisinde kurulan Teoman Duralı Felsefe-Bilim Uygulama ve Araştırma Merkezi, 14 Nisan 2026 tarihli Yükseköğretim Yürütme Kurulu toplantısında uygun bulundu. 2547 sayılı Kanun’un ilgili maddeleri uyarınca kurulan bu merkezle birlikte Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesindeki uygulama ve araştırma merkezi sayısı 35’e yükseldi. Bu önemli adım, üniversitenin araştırma odaklı vizyonunu güçlendirirken, Türkiye’de felsefe ve bilim alanındaki akademik çalışmalara da yeni bir ivme kazandırmayı hedefliyor.


Kurulan merkez; felsefe, bilim, düşünce tarihi ve disiplinlerarası araştırmalar başta olmak üzere geniş bir akademik sahada faaliyet gösterecek. Ulusal ve uluslararası kongreler, sempozyumlar, çalıştaylar ve bilimsel projeler aracılığıyla hem akademik dünyaya hem de topluma katkı sunması hedeflenen merkez, özellikle genç araştırmacılar için güçlü bir ilham ve üretim alanı olacak.


Aynı zamanda hayata geçirilen bu merkez, Prof. Dr. Ş. Teoman Duralı’nın felsefe, bilim ve medeniyet tasavvuru ekseninde ortaya koyduğu özgün düşünce birikimini gelecek nesillere aktarmayı hedefliyor. Türkiye’de yerli ve millî felsefi düşüncenin gelişimine öncülük eden Prof. Dr. Duralı’nın adıyla kurulan bu yapı, onun ilmî mirasını yaşayan bir araştırma ve üretim alanına dönüştürecek. Son yıllarda bilimsel üretkenliği, uluslararası iş birlikleri ve akademik atılımlarıyla dikkat çeken Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi, bu merkezle birlikte felsefe ve bilim alanında da öncü bir rol üstlenmeyi hedefliyor.


Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi, son yıllarda Prof. Dr. Teoman Duralı’nın hatırasını yaşatmak adına önemli adımlar attı. 2022-2025 yılları arasında, BEUN Rektörü İsmail Hakkı Özölçer’in öncülüğünde Teoman Duralı’nın düşünce dünyasını daha geniş kitlelere ulaştırmak amacıyla çok yönlü ve kapsamlı akademik etkinlikler hayata geçirildi. "Tanıklarla Teoman Duralı’nın Düşünce Dünyası" paneli, "Görgü ve Bilgi Arasında: Teoman Duralı’yı Anlamak" programı, "Metafizik Sonrası Metafizik Tartışmaları - Yeni Ontolojilere Doğru" etkinliği ile 77’nci doğum yılı dolayısıyla gerçekleştirilen "Bir Şair, Bir Seyyah, Bir Kaşif, Bir Filozof Teoman Duralı" paneli ve "Bir Filozofun Dünya Nöbeti: Teoman Duralı" sergisi; Duralı’nın ilmî mirasını çok boyutlu bir perspektifle ele alarak akademi ve toplum nezdinde güçlü bir karşılık buldu.


Bu vizyon doğrultusunda atılan kurumsal adımlar, kararlılık ve bütünlük içinde hayata geçirilmeye devam etti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tensipleriyle yayımlanan 16 Nisan 2025 tarihli Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi kapsamında, üniversitenin İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesine Teoman Duralı’nın adı verilerek bu kıymetli ilmî miras kalıcı bir akademik kimliğe kavuşturuldu. Bu adımı takiben, Haziran 2025’te Duralı’nın vasiyeti doğrultusunda açılan Felsefe Bölümü, 2025-2026 Akademik Yılı itibarıyla ilk öğrencilerini kabul ederek onun düşünce ufkunu yeni nesillere taşımaya başladı.


Süreç, yalnızca akademik yapılarla sınırlı kalmadı. 24 Nisan 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 11201 sayılı kararnameyle, Zonguldak’ın Kilimli ilçesi Kuzyaka Mahallesi’nde bulunan ve Ş. Teoman Duralı’nın çocukluk yıllarını geçirdiği ev; eğitim, kültür ve müze faaliyetlerinde kullanılmak üzere Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesine tahsis edilerek bu mirasın mekânsal bir hafızaya da kavuşması sağlandı.


Tüm bu adımların devamı niteliğinde, 14 Nisan 2026 tarihinde Yükseköğretim Yürütme Kurulu tarafından alınan kararla kurulan Teoman Duralı Felsefe-Bilim Uygulama ve Araştırma Merkezi, üniversitenin bu alandaki vizyonunu daha ileri bir aşamaya taşıyan güçlü ve tamamlayıcı bir hamle oldu.


BEUN Rektörü İsmail Hakkı Özölçer, merkezin kuruluşuna ilişkin yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı:


"Üniversitemiz bünyesinde kurulan Teoman Duralı Felsefe-Bilim Uygulama ve Araştırma Merkezi, yalnızca yeni bir akademik birim değil; aynı zamanda ilim, düşünce ve medeniyet perspektifimizin kurumsal bir tezahürüdür. Uygulama ve araştırma merkezlerimizin sayısındaki artış, araştırma üniversitesi olma hedefimiz doğrultusunda bilimsel üretim kapasitemizi güçlendiren, disiplinler arası etkileşimi artıran ve nitelikli bilgi üretimini teşvik eden önemli bir kazanımdır.


Merkezimizin hayata geçirilmesinde yüksek tensipleriyle bizleri onurlandıran Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a şahsım, üniversitemiz ve Zonguldaklı hemşehrilerimiz adına sonsuz şükranlarımı arz ediyorum. Süreç boyunca anlamlı gayretleri ve destekleri ile bizleri onurlandıran 29. TBMM Başkanımız Sayın Mustafa Şentop’a içtenlikle teşekkür ediyorum. Bizlerden desteklerini hiçbir zaman esirgemeyen Yükseköğretim Kurulu Başkanımız Sayın Prof. Dr. Erol Özvar’a ve Yükseköğretim Kurulu ailesine en içten teşekkürlerimi sunuyorum. Ayrıca bu kıymetli merkezin fikir aşamasından uygulamaya kadar her safhasında büyük bir gayret ve özveriyle emek veren Felsefe Bölümümüzün değerli akademisyenleri başta olmak üzere tüm Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi ailesine gönülden teşekkür ediyorum. Hocamızın kıymetli emaneti olan değerli evladı, Medipol Üniversitesi akademisyenlerinden Dr. Öğr. Üyesi Deniz Duralı ile hocamızın muhterem ailesine destekleri ve katkıları dolayısıyla şükranlarımı sunuyorum. Yine hocamızın seçkin talebelerinden, ülkemizin yetiştirdiği müstesna ilim insanlarından İstanbul Medeniyet Üniversitesi Bilim Tarihi Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. İhsan Fazlıoğlu’na verdikleri katkılar için en kalbî duygularımla teşekkür ediyorum. İnanıyorum ki bu merkez; Merhum Teoman Duralı Hocamızın fikir dünyasını yaşatan bu merkez; geçmişten aldığımız ilhamı geleceğe taşıyan, gençlerimize yön veren ve yeni düşünce ufukları açan bir ilim ocağı olacaktır. Bu çok kıymetli eserin başta Üniversitemiz olmak üzere yükseköğrenim camiamıza ve ülkemize hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum."


BEUN’un attığı bu önemli adım, Zonguldak’ın sadece sanayi ve enerji alanında değil; aynı zamanda bilim, kültür ve düşünce sahasında da öne çıkan bir merkez hâline gelmesine katkı sunacak. Kurulan merkez, akademik üretimi teşvik eden yapısıyla Türkiye’nin düşünce hayatına yön veren önemli bir adres olması öngörülüyor.



BEUN’da Teoman Duralı’nın adını taşıyan merkez hayata geçiyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Aşı tereddüdü yeni bir salgına dönüşüyor Medicana Sağlık Grubu Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Gülay Kılıç, Covid-19 pandemisi sonrası artan aşı karşıtlığına dikkat çekerek, "Aşılar sayesinde kontrol altına alınan hastalıklar yeniden kapımızı çalabilir. Aşı yaptırmamak sadece bireysel değil, toplumsal bir risk oluşturur ve toplumsal bir sorumluluktur" dedi. Dünya Aşı Haftası kapsamında önemli açıklamalarda bulunan Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Gülay Kılıç, pandemi döneminde aşıların hayati rol oynadığını, ancak bu sürecin ardından toplumda ciddi bir ‘aşı yorgunluğu’ ve güvensizlik oluştuğunu belirterek, özellikle çocukluk çağı aşıları ve grip aşısı yaptırmada düşüş gözlemlendiğini ifade etti. Aşılamanın yalnızca bireyi değil, tüm toplumu koruyan bir kalkan olduğunu vurgulayan Dr. Kılıç, "Toplumda özellikle çocukluk çağı aşılanma oranı düştükçe kızamık, kızamıkçık, çocuk felci, boğmaca ve grip gibi hastalıkların yeniden yayılması kaçınılmaz hale gelir. Covid-19 sürecinde bilgi kirliliği çok arttı. Sosyal medyada yayılan yanlış bilgiler, insanların aşıya olan güvenini sarstı. Oysa aşılar, modern tıbbın en büyük başarılarından biridir. Bugün milyonlarca insanın hayatını kurtaran en etkili yöntemdir. Aşı yaptırmak yalnızca kendimizi değil, yaşlıları, çocukları ve bağışıklığı zayıf bireyleri de korumak anlamına gelir" ifadelerini kullandı. Aşısızlar için basit yaralanmalar bile tehlikeli olabilir Çocuk felcinin aşı ile önlenebileceğini aktaran Kılıç, aşı olmanın yalnızca pandemiler veya mevsimsel viral hastalıklar açısından değil, bireylerin hastalıkları daha hafif geçirmelerinde de önemli bir rol oynadığının altını çizdi. Kılıç, "Örneğin tetanoz aşısı yaptırmamış bireylerde basit bir çivi ya da diken batması bile ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Keza çocuk felci de aşı ile önlenebilir bir hastalıktır. Ancak aşı olunmadığında ömür boyu sürebilecek fiziksel engelliliklere neden olabilir. Hiçbir ailenin bilim dışı kararlarla çocuklarını ömür boyu sağlıksızlığa mahkûm etmemesi en büyük dileğimizdir. Ayrıca çocukluk çağında yapılan ve ‘rapel’ olarak adlandırılan hatırlatma dozları sayesinde bu hastalıklarla karşılaşıldığında aşısız bireyler hastalığı çok daha ağır geçirirken, aşılı bireyler hastalığı daha hafif ve komplikasyonsuz atlatmaktadır" açıklamasında bulundu. Uzayan ömür ile erişkin aşıları önemli Kılıç, gittikçe artan yaş ortalaması ile erişkin aşılamalarının da çok önemli olduğunun altını çizerek, "Kronik hastalıkların, diyabet, kalp, karaciğer, akciğer, böbrek hastalıkları, kanser ve kanser tedavisi, romatolojik hastalıklar gibi risk grubu hastalıkların artması, erişkin aşılamada hastanın özelinde çok önem kazanmıştı. Mevsimsel salgınlar ve hastanın riskine göre İnfluenza A, pnömokok aşıları, RSV, zona aşısı gibi aşıların hekim kontrolünde yaptırılması bireyleri pek çok ciddi hastalık ve komplikasyondan koruyacaktır" diye konuştu. Toplumsal bağışıklık kaybedilirse sonuçları ağır olur Aşıların her zaman hastalığı yüzde 100 engellemeyeceğini ancak ağır seyri büyük ölçüde önlediğini vurgulayan Kılıç, sözlerine şöyle devam etti: "Grip, Covid-19 ve benzeri solunum yolu hastalıklarında aşılı bireyler hastalığı çok daha hafif geçirir. Hastaneye yatış ve ölüm oranları belirgin şekilde azalır. Bu, göz ardı edilemeyecek kadar önemli bir farktır. Aşılar, sağlık sistemleri üzerindeki yükü azaltır ve salgın dönemlerinde hastanelerin kapasitesini korumada kritik rol oynar. Pandemide öğrendiklerimizi unutmamalıyız. Toplumsal bağışıklık dediğimiz kavram ancak yeterli aşılanma ile mümkündür. Eğer bu koruyucu kalkanı zayıflatırsak, geçmişte kontrol altına aldığımız hastalıklarla yeniden mücadele etmek zorunda kalabiliriz. Aşı tereddüdünün devam etmesi halinde sadece yeni salgınların değil, unutulmuş hastalıkların geri dönüşü de kaçınılmaz olur. Bu nedenle aşı yaptırmak, ertelenmemesi gereken hayati bir adımdır." Aşı ihmali bulaşıcı hastalıkları geri getirir Haftanın önemine dikkat çeken Kılıç, ailelere uyarılarda bulunarak şunları söyledi: "Ülkemizde 1980-2000 yılları arasında uygulanan aşı programları sayesinde pek çok bulaşıcı hastalık neredeyse sıfır seviyesine indirilmiştir. Ancak son yıllarda artan göç hareketleri ve küresel dolaşımın hızlanmasıyla birlikte uzun süredir görülmeyen birçok bulaşıcı hastalık ne yazık ki yeniden gündeme gelmiştir. Bu nedenle özellikle çocukluk çağı aşıları, bireysel sağlığın korunmasında her zamankinden daha büyük önem taşımaktadır. Küresel bir dünyada yaşıyoruz ve uluslararası aşılama kuralları giderek daha fazla önem kazanıyor. Birçok ülke turist, öğrenci veya farklı amaçlarla ülkeye giriş yapacak bireylerden aşı kartı ve bulaşıcı hastalıklara ilişkin belgeler talep etmektedir. Özellikle aşısız öğrenciler, önümüzdeki dönemde eğitim ve seyahat süreçlerinde daha fazla zorluk yaşayabilir. Bu nedenle aşı ihmalinden kesinlikle kaçınılmalıdır."