SAĞLIK - 14 Mart 2024 Perşembe 12:59

Güner’den Ramazan Ayı’nda beslenme önerileri

A
A
A
Güner’den Ramazan Ayı’nda beslenme önerileri

Zonguldak İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Ertuğrul Güner Ramazan ayında sağlıklı beslenmenin önemine dikkat çekti.


Dr. Güner açıklamasında, “Uzun saatler süren açlık ve değişen yeme düzeni göz önünde bulundurulduğunda daha da belirginleşir. Bu dönemde vücudun ihtiyaç duyduğu besin öğelerini alması, gün boyu enerjik kalabilmek ve oruç ibadetini sağlıkla yerine getirebilmek için hayati önem taşır” dedi.


Güner, önerileri de şöyle sıraladı:


“Oruç tutarken de yeterli ve dengeli beslenmeye özen gösterin. Tek seferde büyük porsiyonlar yerine, iftardan sonra aralıklarla ile her seferinde azar azar küçük porsiyonlar şeklinde beslenin. Yemekleri pişirme yöntemlerinin de önemli olduğunu unutmayın. Özellikle haşlama, fırında, buğulama gibi sağlıklı yöntemlerle hazırlanan yemekleri tercih edin. Kavrulmuş, kızartılmış ve tütsülenmiş yemeklerden uzak durun. Yemeklerinizi hızlı yemekten kaçının, yavaş yavaş ve iyice çiğneyerek tüketin. Susamış hissetmeseniz bile iftar ve sahur arasında sık sık su için. Ayrıca süt, ayran, sade soda, taze sıkılmış meyve-sebze suları, ıhlamur ve kuşburnu gibi bitki çayları tercih edebilirsiniz. Sahur öğününüzü atlamayın. İftarda ve sahurda kan şekerini birden yükseltmeyen, uzun süre tokluk hissi sağlayan, yavaş sindirilen proteinli ve lifli gıdalar, tam tahıllı ürünler (tam tahıllı buğday ekmeği, çavdar veya kepek ekmeği), kuru baklagiller, süt ürünleri, yumurta, taze sebze ve meyve/kuru meyveler, şekersiz hoşaf veya komposto, hurma, ceviz, kavrulmamış çiğ fındık, badem gibi yağlı tohumlar tercih edin. Rafine ürünlerden, beyaz undan yapılmış kek, poğaça ve kurabiye gibi hamur işleri ve şekerli tüketmekten sakının. İftara 10-15 dakika sonra sağlıklı pişirme yöntemleriyle hazırlanmış et yemeği, sebze yemeği veya salatayla devam edebilirsiniz. Hem enerji veren hem de kan şekerini hızlı bir şekilde yükselten beyaz ekmek, pirinç pilavı, kızarmış patates gibi yiyecekleri tercih etmeyin. Bunların yerine bulgur pilavı, tam buğday ekmek veya kepekli makarna vb. tercih edin. İftardan sonra taze ve kuru meyvelere öncelik verin tatlı tercihinizi sütlü tatlılar veya meyve tatlıları, hoşaf ve kompostolardan yana yapın. Oruç tutarken, bağışıklık sisteminizi güçlendirici özelliği olan A ve C vitamini gibi antioksidan vitaminlerden zengin havuç, brokoli, kabak, lahana maydanoz gibi sebzelerin yanı sıra portakal, mandalina, elma gibi meyvelerin tüketimi önemlidir. E vitamini de bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinde etkilidir. E vitaminin iyi kaynakları yeşil yapraklı sebzeler, kuru baklagiller ve fındık, ceviz gibi yağlı tohumlardır. Bağışıklık sisteminde D vitamini de önemli rol oynamaktadır. D vitamini güneş ışınlarıyla deri tarafından üretilen bir vitamindir. Balık D vitamini, beyin fonksiyonlarının gelişimi için gerekli çoklu doymamış yağ asitleri (omega 3), kalsiyum, fosfor, selenyum, iyot mineralleri ve E vitamini içerir. Prebiyotik besinler, sebzeler (yer elması, bamya, enginar, kereviz, soğan, sarımsak, kuşkonmaz) kurubaklagiller, tam tahıllar (tam buğday, yulaf, arpa, kepekli pirinç), ceviz, badem, fındık gibi yağlı tohumlar, meyveler ve probiyotik ürünler, turşular bağışıklık sistemini olumlu etkilerler. Çabuk bozulabilen et, tavuk, balık gibi besinleri alışverişin sonunda alın. Bunların çiğ tüketilecek besinlerle temasını önleyin ve soğuk zincir bozulmadan en kısa süre içerisinde (en fazla iki saat, sıcak havalarda en fazla bir saat içinde) buzdolabına yerleştirin. Besinlerin hazırlandığı, pişirildiği alanların ve bu süreçte kullanılan her türlü araç-gereçlerin temiz ve hijyenik olmasına dikkat edin. Ellerinizi her işin başında, çiğ besinlere dokunduktan sonra, tuvaletten her çıkışta, yemekleri servis etmeden önce ve mendil kullandıktan, paraya dokunduktan, kirli araç-gereçlere dokunduktan, öksürüp-hapşırdıktan, çöplere dokunduktan sonra mutlaka hijyenik bir şekilde yıkayın. Çiğ et, tavuk, balık, sebze ve pişmiş gıdalar için mümkün olduğunca farklı kesme tahtaları kullanın. Farklı renklerde tahtalar kullanarak, kullanım amacına göre basitçe bir ayrım yapabilirsiniz. Pişmiş ürünleri, özellikle çiğ et gibi ürünlerle yan yana koymayın.”


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Bursa’da 18. Uluslararası Osmangazi Tarihi Kent Koşusu gerçekleştirildi Bursa’da fetih kutlamaları kapsamında düzenlenen 18. Uluslararası Osmangazi Tarihi Kent Koşusu, yoğun katılımla gerçekleştirildi. Tarihi atmosferde koşulan organizasyonda dereceye giren sporcular belli olurken, renkli görüntüler yaşandı. Osmangazi Belediyesi tarafından organize edilen koşu, Tophane Saltanat Kapısı’ndan verilen startla başladı. Yaklaşık bin 500 sporcunun katıldığı etkinlikte yarışmacılar, Bursa’nın tarihi sokaklarında koşarak Pınarbaşı Meydanı’nda finiş yaptı. Koşu öncesinde açıklamalarda bulunan Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, organizasyonun geleneksel hale geldiğini belirterek, "Kent koşumuzun 18’incisini tamamladık. 700. yıl anma etkinliklerinin de 21’incisini bugün gerçekleştirdik. Bin 500’e yakın sporcumuza, 3 yaşındaki koşucudan 80 yaşındaki katılımcıya kadar herkese teşekkür ediyoruz. Sağlıklı yaşam açısından bu tür etkinlikler çok değerli" dedi. Aydın, obezite ve kötü beslenmeye dikkat çekerek, "Gençleri dijital bağımlılıktan uzaklaştırmak için spor çok önemli" ifadelerini kullandı. Koşuya katılan Şükrü Deviren ile birlikte parkuru tamamladıklarını belirten Aydın, sözlerini esprili bir dille sürdürdü. Bursaspor vurgusu: "Şampiyonluğu ilan edebiliriz" Başkan Aydın, günün devamında oynanacak Bursaspor karşılaşmasına da değinerek, "Eskişehir’e gidiyoruz. İnşallah rakipler puan kaybederse bugün şampiyonluğu ilan edeceğiz. 30 bin kişi Eskişehir’e gidiyor. Orada şampiyonluk havasıyla galibiyet alıp akşam kutlama yapmayı umut ediyoruz" diye konuştu. Dereceye girenler belli oldu Kadınlar kategorisinde Ülfet Mutlu Gökova birinci olurken, Rahime Çotuk ikinci, Asya Gökova ise üçüncü oldu. Erkeklerde Berk Öztürk birinci, Muhammed Bilal Osman ikinci, Sefa Özdemir üçüncü sırada yer aldı. Özel sporcular kategorisinde ise Hakan Kurtul birinci oldu. Berk Öztürk: "Atmosfer çok güzeldi" Erkekler kategorisi birincisi Berk Öztürk, yarış sonrası yaptığı açıklamada, "Bandırma’dan katılıyorum. Parkur güzeldi, hava güzel, atmosfer çok iyiydi. Osmangazi Belediyesi’ne teşekkür ediyorum. Katılan tüm sporcuları tebrik ediyorum" dedi. Ülfet Mutlu Gökova: "Geçen yıl ikinciydim, bu yıl birinci oldum" Kadınlar birincisi Ülfet Mutlu Gökova ise mutluluğunu şu sözlerle dile getirdi: "Milli sporcuyum, beden eğitimi öğretmeniyim. Daha önce de katıldım, geçen yıl ikinci olmuştum. Bu yıl daha çok çalıştım ve birinci oldum. Kızım da üçüncü oldu, çok mutluyum. Organizasyon çok güzel, emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Çalışınca oluyor" ifadelerini kullandı. Yarış sonunda düzenlenen törende dereceye giren sporculara kupaları verilirken, Bursa’nın fethinin 700. yılı etkinlikleri kapsamında düzenlenen koşu, hafta sonunun en dikkat çeken organizasyonlarından biri oldu.
İstanbul Uzmanından dünyada en çok öldüren 4’üncü hastalık için uyarı: "KOAH’ı sigarayı bırakmak, zatürreyi aşı durdurur" Marmara Üniversitesi Pendik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göğüs Hastalıkları Kliniği’nden Prof. Dr. Sait Karakurt, toplumda sık görülen Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH) ve zatürre hakkında önemli uyarılarda bulundu. KOAH’ın ölümcül hastalıklar listesinde üst sırada yer alan ve toplumda sık görülen bir rahatsızlık olduğunu dile getiren Karakurt, "Vakaların yaklaşık yüzde 85’i sigara kullanımına bağlı" dedi. Marmara Üniversitesi Pendik Eğitim ve Araştırma Hastanesi uzmanlarından Prof. Dr. Sait Karakurt, dünya genelinde can kayıplarına neden olan hastalıklar arasında 4’üncü sırada yer alan KOAH ve beraberinde getirdiği zatürre riskine karşı önemli açıklamalarda bulundu. Vakaların yüzde 85’inin sigara kullanımı kaynaklı olduğunu vurgulayan Karakurt, KOAH’ın önlenebilir bir hastalık olduğunun altını çizerken; özellikle 65 yaş üstü ve risk grubundaki bireylerin zatürreye karşı aşılama ve erken teşhis konusunda hassas olmaları gerektiğini belirtti. "KOAH önlenebilir bir rahatsızlıktır; sigaranın bırakılmasıyla birlikte tamamen ortadan kalkacaktır" KOAH’ın en büyük sebebinin sigara kullanımı olduğunu dile getiren Prof. Dr. Sait Karakurt, hastalığın ciddiyetini ve önlenebilmesi için yapılması gerekenleri şu şekilde aktardı: "KOAH toplumda sık görülen bir hastalıktır ve yaklaşık toplumda bunu yüzde 10 civarında görüyoruz. KOAH, zararlı maddelerin akciğeri parçalamasıyla oluşan bir rahatsızlık ve bunun da en önemli nedeni sigara. Vakaların aşağı yukarı yüzde 85’i sigara kullanımından kaynaklıdır. Bunun dışında hava kirliliği, iş yerlerinde kimyasal maddelere maruz kalma ve enfeksiyonlar da yine KOAH’ın nedenleri arasındadır. KOAH’ın önemi şu; bugün Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) dünyada insanları öldüren hastalıklar listesinde ilk 10’da 4’üncü sırada yer alıyor. KOAH önlenebilir bir rahatsızlıktır; sigaranın bırakılmasıyla birlikte tamamen ortadan kalkacaktır." "Akciğer dokusunun tahrip olduğu her durumda hastaların enfeksiyona karşı eğilimi artar" KOAH’ın akciğer dokusunu tahrip eden bir hastalık olduğunu ve bu nedenle de hastaların enfeksiyona açık hale geldiğine dikkat çeken Karakurt, "Akciğer dokusunun tahrip olduğu her durumda hastaların enfeksiyona karşı eğilimi artar ve enfeksiyona yakalandıkları zaman bunun geçmesi güç olur. KOAH’lı hastalar zatürre geçirdikleri zaman öksürük ve balgam artışı gibi bir takım belirtiler gelişir. Ayrıca ateşin 38,5 derecenin üstüne çıkması, nefes darlığının artması, titremeyle birlikte ateşin yükselmesi ve bir takım bilinç bozukluğu gibi belirtiler hastanın zatürre olduğunu gösterebilir. Bu nedenle hastaların erkenden doktora başvurmaları önemlidir" şeklinde konuştu. "Bronşitten ölüm pek görülmez ama zatürre tehlikelidir" Hastalarda bronşit ve zatürrenin ayırt edebilmesi için belirtilerin doğru tespit edilmesi gerektiğini vurgulayan Karakurt, "Hem zatürrede hem de bronşitte hastalarda öksürük, balgam ve ateş görülür ama burada ikisini ayırt etmek lazım. Bronşit daha çok hava yollarının yani bronşların iltihaplanmasıdır. Zatürre ise hava yollarının uçlarında bulunan ve karbondioksit değişimini sağlayan alveollerin yani hava keselerinin iltihaplanmasıdır. Bronşitten ölüm pek görülmez ama zatürre tehlikelidir; aşağı yukarı yüzde 10 gibi bir ölüm oranıyla seyreder ve bu ölüm oranı yaş arttıkça artar. Ayrım için ateşin yüksek olup olmamasına ve hastada bilinç bozukluğu, solunum sayısının artması ve morarma gibi belirtiler görüldüğü takdirde zatürre olabileceğini düşündürür. Bu gibi durumlarda en kısa zamanda bir sağlık kuruluşuna başvurmak gereklidir" ifadelerini kullandı. "Aşı olmak ve yaşam şartlarını düzeltmek zatürreden korunmak açısından önemlidir" Son olarak zatürrenin önlenebilir bir rahatsızlık olduğunu ifade eden Prof. Dr. Karakurt, "Zatürrenin aşısı var ve bunu mutlaka olmak gerekir. Zatürre riski genelde 5 yaş altı çocuklarda ve 65 yaş üstü bireylerde artar. Ayrıca hastalarda bilinçle alakalı sıkıntılar varsa örneğin felç gibi, ya da yutmayla alakalı sıkıntılar varsa çeşitli kas hastalıkları gibi zatürre de sıklıkla artar. Bir de daha sıkışık yaşamdan dolayı zatürre genelde kış aylarında daha çok gördüğümüz bir rahatsızlıktır. Bunun dışında okullar, kreşler, cezaevleri ve kışlalar gibi sıkışık yaşam şartlarında ve ekonomik düzeyin düşük olduğu durumlarda zatürrenin arttığını biliyoruz. Burada olabildiği kadar bu faktörleri düzeltmek ve aşı olmak zatürreden korunmak açısından önemlidir" dedi.
Antalya Manavgat 2050 vizyonunu masaya yatırdı Manavgat Belediyesi tarafından düzenlenen Manavgat Ortak Akıl ve Eylem Zirvesi, Başkan Vekili Mehmet Çiçek’in ev sahipliğinde yoğun bir katılım ile gerçekleşti. Manavgat’ın 2050 yılına kadar olan vizyonunu belirlemek ve Manavgat’ın yol haritasını çizmek amacıyla turizmden tarıma, kentleşmeden çevreye kadar birçok başlık kapsamlı şekilde ele alındı. Zirvenin açılışında konuşan Manavgat Belediye Başkan Vekili Mehmet Çiçek, böylesine kapsamlı bir ortak akıl ve eylem zirvesinin kent için çok önemli bir adım olduğunu söyledi. Manavgat’ın geçmişten bu yana güçlü bir hikayesi olduğunu da ifade eden Başkan Vekili Mehmet Çiçek, "1980’li yıllarda başlayan turizm yatırım seferberliği ile birlikte Manavgatımız da müthiş bir büyüme sürecine girdi. Son 10 yılda nüfusumuz yüzde 20 arttı. Bu bir risk mi? Eğer yönetemezsek, evet. Ama doğru yönetirsek bu, Manavgat’ın en büyük zenginliği olacaktır" dedi. "Nasıl bir Manavgat’ta yaşlanmak istiyoruz?" Manavgat’ın nüfus yoğunluğunun da büyük bir çeşitliliğe sahip olduğunu da dile getiren Başkan Vekili Mehmet Çiçek, "Bugün 260 bin nüfusumuzun yalnızca 115 bini Antalya kütüğüne kayıtlı. Yani Manavgat, farklı şehirlerden gelen insanların buluştuğu bir şehir. Ayrıca, bir başka gerçeğe bakalım. Bugün Manavgat nüfusunun yaklaşık yüzde 51’i 35 yaşın üzerinde ve bu oran artmaya devam ediyor. Yani sadece büyümüyoruz, aynı zamanda yaşlanıyoruz. O halde bir an önce sormamız gereken soru çok net. Biz nasıl bir Manavgat’ta yaşlanmak istiyoruz? Nüfusumuz yaşlandıkça ekonomimiz bundan nasıl etkilenecek" şeklinde konuştu. "Türkiye’de yabancıların yaptığı her 5 gecelemeden 1’i Manavgat’ta" Manavgat’ın Türkiye ekonomisi için de çok önemli bir noktada olduğuna da değinen Başkan Vekili Çiçek, "Manavgat sadece bir şehir değil, Türkiye ekonomisi için de kritik bir merkezdir. Bakanlık verilerine göre, Türkiye’de yabancıların yaptığı her 5 gecelemeden 1’i Manavgat’ta gerçekleşiyor. Türkiye’nin sadece binde 3’ü kadar bir alanda bu kadar büyük bir turizm hacmini yönetiyoruz. Bu, aynı zamanda büyük sorumlulukları beraberinde getiriyor. Bugün artık bazı sorulara net cevaplar vermek zorundayız. Turizmi büyütürken, doğamızı, kültürümüzü ve kent yaşamımızı kaybediyor muyuz? Yoksa bunları birlikte güçlendirebiliyor muyuz? Ulaşım altyapımız, kentsel altyapımız bu yoğunluğu kaldırabiliyor mu? Artık sadece büyümeyi değil, doğru büyümeyi konuşmak zorundayız" ifadelerini kullandı. "Side turizmi 12 aya yayılmalı" Konuşmasını Antik Side’nin 12 aya yayılan bir turizm merkezi olması gerektiğini söyleyerek sürdüren Başkan Vekili Çiçek, "Side hepimizin gurur duyduğu Manavgatımızın en önemli markası. Dünyanın sayılı antik kentlerinden biri. Tarihiyle, kimliğiyle, potansiyeliyle eşsiz bir değer. Ama yılın belli dönemlerinde capcanlı olan Side, yılın önemli bir bölümünde hayattan kopuyor. Bu tabloyu görmezden gelemeyiz. Şimdi kendimize şu soruyu sormalıyız. Biz Side’yi sadece yaz aylarında yaşayan bir turizm merkezi olarak mı görmek istiyoruz, yoksa 12 ay yaşayan, nefes alan, üreten bir cazibe merkezi haline mi getirmek istiyoruz? Eğer ikinciyi istiyorsak, o zaman turizmi yeniden düşünmek zorundayız. Kültür turizmi, doğa turizmi, spor turizmi, sağlık turizmi gibi turizm alternatiflerini daha güçlü hale getirmeliyiz. Manavgat’ın müthiş bir potansiyeli var. Ama bu potansiyeli birlikte harekete geçirmemiz gerekiyor" dedi. "Manavgat, sadece Türkiye’de değil, dünyada örnek gösterilen bir kent olacak" Tarım sektörümüz, klasik tarıma göre yüksek katma değerli üretim yaparak bizleri gururlandırıyor ama bu bize yetmez. Daha verimli nasıl oluruz? Daha sürdürülebilir nasıl oluruz? Daha fazla katma değeri nasıl üretiriz? İzninizle bugünün ilk net tespitini ben yapmak istiyorum. Bu şehirdeki aklı, bu şehirdeki sermayeyi, bu şehirdeki vizyonu bir araya getirebilirsek Manavgat, sadece Türkiye’de değil, dünyada örnek gösterilen bir şehir olur. Buna yürekten inanıyorum. Ancak bunun için bir şartımız var. Bugün burada siyaseti, kişisel öncelikleri, günlük tartışmaları kapının dışında bırakacağız. Bugün unvanlarımızla, görevlerimizle değil, Manavgat’a gönül veren, Manavgat için sorumluluk hisseden insanlar olarak masalara oturacağız ve tek bir hedefimiz olacak. Manavgat’ta yaşayan, Manavgat’ta kazanan insanlar olarak bu şehri birlikte daha iyi bir geleceğe taşımak. Bunu yapabilirsek, evlerimize gittiğimizde çocuklarımızın, torunlarımızın gözlerine güvenle bakabileceğimize canı gönülden inanıyorum" diye konuştu. Başkan Vekili Çiçek: "Gerçek ortak akıl, herkesin sesinin duyulduğu yerde oluşur" Zirvenin yalnızca salonda oluşan masalarda kalmayacağını da ifade eden Başkan Vekili Mehmet Çiçek, "Bu toplantı bir yol haritası üretme toplantısıdır. Burada ortaya çıkacak her fikir, her öneri, her tespit Manavgat’ın geleceğine yazılacak bir nottur. Bu süreç burada bitmeyecek. Bu salonda konuşulanları derleyeceğiz, analiz edeceğiz ve teknolojik imkanları da kullanarak Manavgat halkının tamamına açacağız. Burada tabanını hazırladığımız ve sivil toplumun her kesimine yayılacak görüşmeleri yapacağız. Burada konuşulan projeleri konularına göre ayırıp tüm muhataplarıyla tekrar kararlaştıracağız. Bu şehirde söz söylemek isteyen herkesin bu sürece dahil olmasını sağlayacağız. Çünkü biz inanıyoruz ki gerçek ortak akıl, herkesin sesinin duyulduğu yerde oluşur" diyerek sözlerini tamamladı. İlk günde 133 proje önerisi Yapılan sunumların ardından turizm ve destinasyon yönetimi, tarım, gıda ve kırsal kalkınma, kentleşme, altyapı ve ulaşım, doğa, çevre ve sürdürülebilirlik, ekonomi, girişimcilik ve yatırım, eğitim, insan kaynağı ve gelecek nesiller, kültür, kimlik ve kent yaşamı ile sosyal yaşam ve toplumsal dayanışma gruplarında katılımcılar proje, sorunlar ve çözüm önerilerini akademisyenler eşliğinde tartıştı. İlk günün sonunda 8 ayrı masada yapılan çalışmalarda 133 ayrı proje ortaya çıktı. Zirveye, Antalya milletvekilleri Cavit Arı, Aliye Coşar, Aykut Kaya, Sururi Çorabatır, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Üyesi Hatice Öz, parti temsilcileri, geçmiş dönem Manavgat ve belde belediye başkanları, Antalya Büyükşehir Belediyesi bürokratları, kamu kurum ve kuruluş temsilcileri, iş adamları ve çok sayıda davetli katıldı.
Eskişehir Maç için Eskişehir’e gelen Bursaspor taraftarı, kentin turistik yerlerine akın etti Eskişehir’e Ankara Demirspor ile oynacağı maç için gelen Bursaspor taraftarı kentin turistik yerlerini ziyaret etti. Öte yandan taraftarlar hem Eskişehirspor’u hemde Bursaspor’u tekrardan Süper Lig’de görmek istediklerini belirtti. Türkiye Futbol Federasyonu (TFF), Bursaspor’un Ankara Demirspor ile oynayacağı karşılaşmanın Eskişehir’e alındığını duyurmuştu. Bu sebeple maç öncesinde kente gelen Bursaspor taraftarları Eskişehir’in simgelerinden biri olan Odunpazarı Evleri’ne akın etti. Hem tarihi evleri görmek hemde Eskişehir’in en bilindik yemeklerinden olan Çi böreği yemeğe geldiklerini belirten taraftarlar, iki takımın kardeşliğini ön plana çıkardı. Öte yandan bazı taraftarlar ise hem Eskişehirspor’u hem de Bursaspor’u tekrardan Süper Lig’de görmek istediklerini belirtti. Ayrıca taraftarlar, kentte geldikleri andan itibaren herhangi bir şekilde yabancılık çekmediklerini dile getirdi. Özgür Aşık: "Temennimiz tekrardan Süper Lig’de birlikte oynamak" Bursaspor’u ve Eskişehirspor’u tekrardan Süper Lig’de görme istediğini belirten taraftar Özgür Aşık, "Odunpazarı Evleri çok güzel. Bizim de Cumalıkızık evlerimiz var, oraya da benziyor ama buradan büyük. Bizim orası biraz daha eski ama orayı andırıyor yani; güzel, çok güzel. Yabancı hissetmedim kendimi zaten daha önce de geldiğim bir şehir. Gezdiğim; hem deplasmanına geldiğim hem de buraya çalışmak için de gelmiştik bir ay falan. Eskiden Süper Lig’de beraberdik. Tekrar Süper Lig’de bir arada oynamamız, daha çok birbirimize gidip gelmemiz lazım. İnşallah o da olacak. İnşallah maçı da kazanırız temennimiz bu" dedi. Uğur Tamdeğer: "Eskişehirspor tribününden Allah razı olsun" Bursaspor’un maçı için Eskişehir’e gelen Uğur Tamdeğer, Eskişehir’de yabancı hissetmediğini, "Yani hem biraz daha yakın olsun diye hem stat açısından büyük taraftarımız tam destek verebilsin diye Eskişehir Stadı’na taşındı. Sağ olsun Eskişehir tribünü de bizi burada görmek istediler. Allah razı olsun. Aynı şekilde Ankara Demir, Bursaspor taraftarı herkes anlaşarak ortak bir nokta bulunarak burası seçildi. Geçen hafta bir Bursaspor taraftarı ’Ne Eskişehir Bursa’ya deplasman ne de Bursa Eskişehir’e’ demişti. Kim dediyse doğru söylemiş. Hiçbir şekilde hiçbir kimseye deplasman değil. Allah razı olsun biz de buraya geldik, halk olarak da güzel karşılandık. Kendi memleketimizde geziyor gibi geziyoruz şu an" ifadelerini kullandı.