SAĞLIK - 03 Şubat 2025 Pazartesi 14:46

’Sessiz katil’ yumurtalık kanserinde erken teşhis hayat kurtarıyor

A
A
A
’Sessiz katil’ yumurtalık kanserinde erken teşhis hayat kurtarıyor

Zonguldak Bülent Ecevit Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Müge Harma, yumurtalık kanserinin önemine dikkat çekerek belirtilerinin başka hastalıklarla karışabileceğine vurgu yaptı. Harma, hastalığı erken teşhis edebilmek için yıllık muayenelerin yapılmasını önerdi.


4 Şubat Dünya Kanser Farkındalık Günü’nde kanserle mücadelede erken teşhisin önemine değinen Harma, "4 Şubat takvimlerde Dünya Kanser Farkındalık etkinliği olarak bilinmekte. Kanser, kontrolsüz hücre çoğalması ve organların bu hücre çoğalmaları tarafından tutulmaları olarak bilinmekte. Burada ölümcül olan kanserlerle savaşın bu gibi haftalarla hatırlanıp mücadeleye devam edilmesi yönünde etkinliklerin yapılması doğrudur" dedi.


Kadın hastalıkları kanserlerinde en ölümcül olan kanserin yumurtalık kanseri olduğunu belirten Harma, "Kadın hastalıkları kanserlerinden en ölümcül olanı yumurtalık kanserleri oldukça ölümcül sessiz kanserlerdir. Sessiz katil olarak bilinmektedirler. Sessiz katil olarak bilinmelerinin nedeni şudur: Bariz bir belirti vermemektedir. Çoğunlukla dahiliye polikliniklere hazımsızlık şikayeti, karın şişkinliği, mide bulantıları, reflü, bağırsak alışkanlıklarında düzen değişiklikleri, idrar alışkanlıklarında düzen değişiklikleri gibi belirtisiz her hastalıkla karışabilen türden durumlarla karşımıza gelir. Bu yüzden hastalar vakit kaybederler" şeklinde konuştu.


Özellikle 60 yaş üzerinde ve iki haftadan uzun süreli şikayetlerin altını çizen Harma, "Burada vurgulanması gereken nokta, 60 yaş üzerinde bu tür şikayetlerin iki haftadan uzun sürmesi takdirde muhakkak bir jinekoloğun da devreye girip muayenelerinin yapılmasıdır. Bu kanserler maalesef bu belirtileri verdiklerinde erken teşhis alamamaktadırlar. Yumurtalık kanserleri genellikle ilerlemiş olarak karşımıza çıkar. Erken teşhis edilebilmek için de muayenelerin düzenli aralıklarla yıllık muayene şeklinde yapılması önerilmektedir" ifadelerini kullandı.


Rahim ağzı kanserinin de önemine vurgu yapan Harma, "Yumurtalık kanseri haricinde çok güncel bir bilgi, taraması olan yani erken teşhis edilen kanserlerden rahim ağzı kanseri çağımızda tüm dünyada tamamen silinmek üzere bir mücadeleyle karşı karşıyadır. Rahim ağzı kanserinin etkeni bir virüstür. Yüzde 99’un üzerinde kanserin etkeni olarak bilinmektedir. Bu HPV virüsüne karşı elimizde güçlü bir silah bulunmaktadır. Bu da aşıdır. 14 yaş üzerine üç doz şeklinde önerilmektedir. 9-14 yaş aralığında da iki doz olarak önerilmektedir. Rahim ağzı kanserinin etkeninin bilinmesi bu kanserle olan mücadelede tarama testlerini getirir. Sağlıklı insanlarda riskli kimler belirlenir. Bu belirlenecek insanlar da Sağlık Bakanlığı KETEM’lerde 30 yaş üzerinde kadınlara rahim ağzından alınan bir sürüntü ile HPV testleriyle tarama yapmaktadır. HPV pozitifliği olduğu takdirde bu bireylerin daha erken muayene edilmesi ve öncül lezyonlar dediğimiz kanserleşebilecek hücrelerin erkenden tespit edilmesi ve tedavi edilmesi mümkün olabilmektedir. Bu tedavi şansı çok yüksektir. Dolayısıyla "erken tanı hayat kurtarır" sözü çok doğrudur. Tarama testlerinin düzgün olarak yapılmasını öneriyoruz" diye ifade etti.


Rahim kanserinin de menopoza yakın dönem ve menopoz sonrası dönemde ortaya çıktığını hatırlatan Müge Harma, "Rahim kanserine gelecek olursak, genellikle menopoza yakın dönem ve menopoz sonrası dönemde ortaya çıkar. Kanama düzensizlikleri en belirgin özellikleridir. Hayvansal gıdalarla yüksek beslenme, obezite, tansiyon, şeker hastalıklarıyla beraber riski artmaktadır. Bunun da bir taraması yoktur maalesef. Dolayısıyla bu tür bireylerin her yıl jinekolojik muayenelerini yaptırmaları bu kanserin erken tanısına neden olacaktır" diye belirtti.


Prof. Dr. Müge Harma, kadın kanserleriyle mücadelede erken teşhisin hayati önem taşıdığını belirterek, "Tarama testleri ve düzenli jinekolojik kontroller sayesinde pek çok kadın hayatını kurtarabilir. Bu nedenle her kadının sağlık kontrollerini aksatmaması gerekiyor" dedi.



’Sessiz katil’ yumurtalık kanserinde erken teşhis hayat kurtarıyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Bayram öncesi gebelere kritik uyarı: "Seyahat ve beslenme planınızı doktorunuza danışın" Ramazan Bayramı öncesinde uzmanlardan gebeler için uyarılar geldi. Uzmanlar özellikle bu dönemde genellikle artan seyahat trafiği öncesinde yola çıkacak gebelerin mutlaka doktorlarının görüşünü alması gerektiğini belirtti. Ramazan Bayramı nedeniyle artması beklenen seyahat trafiği ve bayram ikramları öncesinde uzmanlar, gebeleri uyardı. Medicana Ataköy Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Varujan Mağar, gebelerin özellikle uzun yolculuklarda ve beslenme konusunda dikkat etmesi gereken hayati noktaları paylaştı. İlk ve son 3 aya dikkat Bayram tatili gibi seyahatlerin sıklaştığı dönemlerde gebelerin yolculuklarını titizlikle organize etmesi gerektiğini belirten Op. Dr. Varujan Mağar, "Seyahat ve beslenme planınızı doktorunuza danışın. Çok zorunlu olmadıkça gebeliğin ilk 3 ayı ve son 3 ayında seyahat edilmesini önermiyoruz. Eğer mecbur bir durum varsa, seyahat edecek gebelerimizin yanlarına bolca sıvı ve yedek kıyafet almalarını tavsiye ediyoruz" dedi. "Dolaşım sıkıntısı riski olan gebelerin varis çorabı gibi ekstra önlemler alması gerekmekte" Gebelikte toplar damar tıkanıklığı konusuna ilişkin konuşan Dr. Mağar, uzun yolculuk yapacak anne adaylarına tavsiyelerde bulunarak, "Seyahat sırasında mümkünse 2 saatte bir mola verilmeli, her molada 10’ar dakikalık yürüyüşler ve bacak açma, germe hareketleri yapılmalıdır. Dolaşım sıkıntısı riski olan gebelerin varis çorabı gibi ekstra önlemler alması gerekmektedir. Yolun durumuna göre araç tercihi büyük önem taşıyor. Tren ve gemi gibi hareket özgürlüğü sunan araçlar daha konforlu olabilir. Uçak yolculuklarında ise özellikle 26. haftadan sonra bazı prosedürler değişebileceği için mutlaka doktor kontrolü şart" dedi. Emniyet kemeri hayat kurtarır: "Üstten bağlayın" Araç içi güvenliğin önemine değinen Mağar, emniyet kemeri kullanımıyla ilgili: "Seyahat ederken emniyet kemeri kullanımı son derece önemlidir. Gebe kişilerin kemeri göbeğin tam üzerinden değil, altından ve üstünden geçecek şekilde (bebeği sıkıştırmayacak formda) ancak mutlaka takmaları gerekmektedir" diye konuştu. İkramlarda "ısrar" tehlikesi: "Hastanelik edecek boyutta hazımsızlık problemlerine yol açabilir" Bayramlarda gebelere yapılan ikramların dozunun kaçabildiğine değinen Op. Dr. Mağar, beslenme konusunda uyardı: "Çevrenin ısrarına dayanamayarak tüketilen yiyecekler sizi zora sokabilir. Karnın gereksiz yere doldurulması, hastanelik edecek boyutta hazımsızlık problemlerine yol açabilir. Bu nedenle ölçülü, sık ve hazmı kolay yiyecekler tercih edilmelidir. Yolculuk esnasında ise ishal riski oluşturabilecek, açıkta satılan veya riskli gıdalardan kaçınılmalıdır" dedi. "Şekerin fazlasının gebelik gibi durumlarda erken doğumu tetikleme riski bulunmakta" Tatlı tüketiminin sadece kilo sorunu değil, ciddi sağlık risklerini de barındırdığını ifade eden Mağar, sözlerini şöyle tamamladı: "Eğer gebede şeker hastalığı veya tıbbi bir kilo sorunu varsa, tatlı tüketimi zaten yasaktır. Ancak sağlıklı bir gebelikte de ölçü bizim için esastır. Gece yatmadan önce yenen tatlı, aşırı kilo alımına neden olur. Üstelik şekerin fazlasının gebelik gibi durumlarda erken doğumu tetikleme riski bulunmaktadır. Gebeler tatlıyı mutlaka doktorlarına danışarak ve ölçülü bir biçimde tüketmelidir"