SAĞLIK - 14 Nisan 2026 Salı 11:57

Tek bir vaka bütün kenti ayağa kaldırdı

A
A
A
Tek bir vaka bütün kenti ayağa kaldırdı

Zonguldak’ta bir ortaokul öğrencisinin menenjit şüphesiyle yoğun bakıma alınmasının ardından kent genelinde aileler arasında büyük bir korku ve tedirginlik yaşanmaya başladı. Salgın iddiaları paniği daha da artırırken, Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim Etem Pişkin, hastalığın bulaşma riski ve seyri ile alakalı velileri rahatlatacak ve bilgilendirecek açıklamalarda bulundu.



Zonguldak’ta bir ortaokul öğrencisinin yüksek ateş, baş ağrısı gibi belirtiler yaşaması üzerine başvurduğu hastanede menenjit şüphesiyle yoğun bakıma alınması üzerine İl Sağlık Müdürlüğü tarafından sınıfında ve temas kurmuş olabileceği kişiler üzerinde antibiyotik tedavisine başlandı.



Öğrencinin hastanedeki tedavileri sürerken bu kez de veliler arasında tedirginlikler yaşanmaya başladı. Kamuoyunda vakaların arttığı başka kişilerin de menenjit şüphesiyle hastanelere başvurduğu iddiaları yer alınca yaşanan panik daha da büyüdü. Bu kez aileler aşı olmak için eczanelere akın ederken diğer taraftan da çocuklarını okula göndermede tedirginlik yaşadı.



Ancak Zonguldak Valiliği, resmi bir açıklama yaparak menenjit şüphesiyle tek bir vakanın olduğunu, tedavi sürecinin devam ettiğini salgın durumunun bulunmadığını açıkladı.



Öğrencinin hastanedeki tedavisi sürerken Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim Etem Pişkin, menenjit hastalığı, bulaşma riskleri ve hastalık belirtileri hakkında konuştu.



"Salgından bahsetmek çok doğru değil, tek bir vakamız var"


Hastaneye birçok şüpheli vaka gönderilmesine rağmen Zonguldak’ta salgın düzeyinde bir durum olmadığını belirten Prof. Dr. Pişkin’in, Zonguldak ve çevresinde yayılan salgın iddialarının gerçeği yansıtmadığını belirtti. Prof. Dr. Pişkin, şu an için hastanelerinde tedavi gören sadece bir şüpheli vaka olduğunu vurgulayarak şu bilgileri verdi:


"Bugün bu açıklamayı yoğun bakımımızda yatan menenjit şüpheli bir hastadan dolayı yapmaktayız. Zonguldak ve çevresinde bu dönemde menenjit vakalarının arttığına dair birçok yazı, haber ve çeşitli konuşmalar olmakta. Bu aslında tek bir vakamız var menenjit şüpheli. Baş ağrısı, kusma, ateş ve vücudundaki döküntü şikâyetiyle bize başvurdu bu hastamız. Menenjit ön tanısıyla bu hastamızı tedavi altına aldık. Hala tedavisi çocuk yoğun bakım servisimizde sürmekte. Bununla beraber birçok bize menenjit şüpheli vakalar bize gönderilmesine rağmen tespit ettiğimiz başka bir menenjit vakası mevcut değil. Şu anda Zonguldak ve çevresinde bir salgından bahsetmek çok doğru değil. O yüzden velilerin, halkımızın menenjit salgını varmış gibi korkmalarına endişe etmelerine çok gerek yok. Şu anda münferit tek bir vaka mevcut. Bu vaka da tedavisi sürüyor."



"Hastalığın teşhisi için belden su alınması şart"


Hastalığın belirtileri ve teşhis yöntemlerine dair de uyarılarda bulunan uzman isim, kesin tanı için ailelerin ve hastaların korktuğu "belden su alma" işleminin şart olduğuna dikkat çekti:


"Menenjitten çok korktuğumuz bir hastalık. Ölümcül seyredebiliyor. Çeşitli sekeller bırakabiliyor. Sağırlık, zeka geriliği yapabiliyor o yüzden bizim her zaman çekindiğimiz ve korktuğumuz bir hastalık. Aslında ülkemizde menenjit yapan üç tane ana mikrop var. Bu üç ana mikrobun iki tanesinde devlet tarafından aşı yapıldığı için artık bunları hemen hemen hiç görmüyoruz. Meningokok dediğimiz diğer mikroba karşı ülkemizde rutin aşılama programı içerisinde yer almadığı için vakalar görülebilmekte. Bu mikrobun da bir aşısı mevcut. Ülkemizde bu aşıyı vatandaşlarımız özel olarak temin edebiliyorlar. Menenjit bizim beynimizi tutan bir hastalık olarak karşımıza çıkıyor. Merak edebilirsiniz bu hastalığı nasıl anlayacağız, baş ağrısı, bulantı kusma ve ateş üçlüsü bir arada olduğunda bu hastalığı aklımıza getirmemiz lazım. Doktorlar tarafından mutlaka çocuğumuzun değerlendirilmesi gerekiyor. Eğer beraberinde bu üçlü bulgularla beraber döküntü ve bilincinde değişiklik oluyorsa çocukların menenjitten çok fazla şüphelenmek gerekiyor. Mutlaka bunun tanısını koymak için belinden su almak gerekiyor. Bazen hastalarımız belinden su aldırmak istemiyorlar. Ama bu tanıyı koymak için şart ve herhangi belirgin bir sıkıntı oluşturan durum değil. O yüzden menenjit şüphesi olan vakaların hızlıca doktora başvurmalarında ve doktor muayenesinde geçmelerinde fayda var."



"Covid gibi çabuk bulaşmaz, ergen gruptan daha çok korkuyoruz"


Menenjitin bulaşma yolları hakkında da kamuoyunu aydınlatan Pişkin, hastalığın koronavirüs gibi hızla yayılmadığını ancak özellikle ergenlik dönemindeki gençlerde taşıyıcılığın daha yüksek olduğunu belirterek şunları kaydetti:


"Zaten eğer yakın temaslı olmadığınız müddetçe menenjit vakasıyla sizin menenjit olma ihtimaliniz çok düşük. Özellikle adolesan ve ergen gruptan daha çok korkuyoruz. Bu yaş grubunda meningokok mikrobunun taşıyıcılığı çok daha fazla gözüküyor. O yüzden bu grupta daha sık karşımıza çıkan bir hastalık. Ama taşıyıcı demek hasta demek değil. Bunların çoğunluğu hastalık yapmıyor. Salgın yaptığı zaman özellikle aynı sınıfta, aynı evde uzun süre çok beraber yaşayan insanlarda bulaş görülüyor. Öksürmekle, hapşırmakla, sekresyonlarla bulaşabilen bir hastalık ama bir influenza, bir covid gibi çok çabuk bulaşabilen bir hastalık değil. Daha uzun süreli temaslar lazım. Eğer menenjit vakası tespit ettiğimizde yakın temaslıların menenjit olmalarını engellemek için o kişilere antibiyotik tedavisi öneriyoruz. Özellikle meningokok mikrobundan şüphelendiğimizde. Bu antibiyotikleri aldığında hastalık olma ihtimallerini azalıyor. Ama buradan sakın şöyle bir sonuç çıkmasın. Sanki artık herkes antibiyotik kullansın, bütün okula antibiyotik verelim. Böyle bir durum değil. Sadece yakın temaslılara ve bu hastayla ilgilenen doktor ve hemşirelere yakın temaslı kişilere bu antibiyotiği öneriyoruz. Asıl bunun koruyucu kısmı aşılar."



"Salgın olmadığı için daha önce aşı olanların tekrar olmasına gerek yok"


Artan panik havasıyla birlikte ailelerin çocuklarına yeniden aşı yaptırma arayışına girmesini de değerlendiren Pişkin, salgın olmayan mevcut durumda bebeklik aşılarını olanların tekrar aşılanmasına gerek olmadığını ifade etti:


"Bu dönemde tabi böyle menenjit vakaları görüldüğünde hemen bütün halkımızın anne babaların aklına çocuğuma aşı yaptırayım diye sorular geliyor. Bolca sorular karşımıza çıkıyor. Öncelikle salgın durumları dışında herhangi bir salgın sıkıntı olmadığında daha önce bebeklik çağında bu menenjit menigokok aşılarını yaptıranların tekrar aşılarını yaptıranların tekrar aşı olmasına çok gerek yok. Ama eğer bir salgın durumunda ki bizde şu anda salgın yok. Bir salgın durumunda daha önce aşı olanların tek doz hatırlatma dozları yapılabilir. Bunun dışında özellikle adolesan ve ergenlik dönemlerinde özellikle 12-18 yaş grup aralığında çocuklar daha riskli ve bu hastalıklara yakalanma ihtimali daha fazla. Özellikle ergenlerin daha önce aşılanmadıysa aşılanmalarında fayda var."



Valilik: "İkinci bir şüpheli vaka yok"


Öte yandan Zonguldak Valiliği de sürece ilişkin daha önce yaptığı bilgilendirmede, 8 Nisan günü Merkez Gazi Mustafa Kemal Ortaokulu 8. sınıf öğrencisinin yüksek ateş, bulantı, kusma, baş ağrısı ve bilinç kaybı şikâyetleriyle BEUN Hastanesine başvurduğunu ve akşam saatlerinde menenjit şüphesiyle hastaneye yatırıldığını açıklamıştı. Öğrencinin tedavisi sürerken tedbir amaçlı olarak yakın temaslı öğrenciler, öğretmenler, okul kantini çalışanları ve aile bireylerine yönelik koruyucu tedavi başlatıldığı duyuruldu. Valilik, basına yansıyan haberlerin hassasiyetle takip edildiğini belirterek, "İkinci bir menenjit şüpheli vaka tespit edilmemiştir" ifadeleriyle kamuoyundaki paniğin yersiz olduğunu vurgulamıştı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Eskişehir Anadolu Üniversitesi, Pakistan ile akademik iş birliklerini güçlendiriyor Pakistan Yükseköğretim Kurulu Başkanı Mian İmran Masood, Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel ve Uluslararası İlişkiler Koordinatörü Dr. Zekiye Doğan ile de bir araya gelerek protokol imzaladı. Pakistan Maarif Vakfı tarafından düzenlenen Turkish Education Fair 2026 kapsamında gerçekleştirilen temaslar, Türkiye ile Pakistan arasındaki yükseköğretim iş birliklerine önemli bir ivme kazandırdı. Turkish Education Fair 2026 sonrasında, İstanbul’da Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda gerçekleştirilen EURIE 2026 Fuarı süresince, eski Pakistan Milli Eğitim Bakanı, aynı zamanda Pakistan Yükseköğretim Kurulu Başkanı ve University of South Asia Rektörü Mian İmran Masood Türk üniversiteleri ile görüşmelerde bulunurken YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar ile bir araya gelerek Türkiye-Pakistan üniversiteleri arasındaki mevcut ve potansiyel iş birliklerini değerlendirdi. İki üniversite arasında iş birliği protokolü imzalandı Bu temaslar çerçevesinde, Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel ve Uluslararası İlişkiler Koordinatörü Dr. Zekiye Doğan ile de bir araya gelen Masood, iki üniversite arasında önemli bir iş birliği protokolüne imza attı. İmzalanan anlaşmanın ardından, Anadolu Üniversitesi ile University of South Asia arasında hayata geçirilebilecek akademik iş birlikleri detaylı şekilde ele alındı. Görüşmelerde; çift diploma programları, öğrenci ve öğretim elemanı değişimleri, ortak araştırma projeleri ve akademik yayınlar gibi başlıklarda kısa ve orta vadeli iş birliği fırsatları değerlendirildi. Yakın gelecekte geliştirilebilecek ortak projeler hakkında konuşuldu Toplantı kapsamında ayrıca Pakistan eğitim sistemi üzerine kapsamlı bir görüş alışverişi gerçekleştirildi. Mian Imran Masood ile Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, Anadolu Üniversitesi’nin özellikle güçlü olduğu alanlardan biri olan özel eğitim başta olmak üzere, üniversitenin Pakistan’ın eğitim sistemine sağlayabileceği katkıları ele aldılar. Bu doğrultuda, yakın gelecekte geliştirilebilecek ortak projelere ilişkin fikirler paylaşıldı ve karşılıklı değerlendirmelerde bulunuldu. Gerçekleştirilen görüşme, iki ülke yükseköğretim kurumları arasında sürdürülebilir ve nitelikli iş birliklerinin geliştirilmesi açısından güçlü bir adım olarak değerlendirilirken, somut bir yol haritası ve belirlendi.
Niğde Niğde’de kadın dostu kentler için önemli buluşma Niğde’de kadınların toplumsal hayattaki yerini güçlendirmek, yerel düzeyde eşitlik politikalarını geliştirmek ve çözüm odaklı öneriler ortaya koymak amacıyla ’Yerel Eşitlik ve Kadın Çalıştayı’ gerçekleştirildi. Gün boyu süren çalıştayda kadınların karşılaştığı sorunlar kapsamlı şekilde ele alınırken, çözüm önerileri üzerine değerlendirmeler yapıldı. Niğde Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğü Eşitlik Birimi koordinasyonunda düzenlenen çalıştaya kamu kurumları, akademisyenler, sivil toplum kuruluşları ve çok sayıda davetli katıldı. Programa çevirim içi katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakan Yardımcısı Leman Yenigün, konuşmasında kadınların toplumdaki rolüne dikkat çekerek, "Kadın hem ailenin kalbi hem de toplumsal hayatın vazgeçilmez unsurudur. Bizler 2002 yılından bu yana kadının ekonomik ve sosyal güçlenmesi adına tarihi nitelikte adımlar attık. Kadınların hayatın her alanında ve her düzeyde temsilini artırmak, hak, fırsat ve imkânlardan eşit şekilde yararlanmasını sağlamak için iş, eğitim ve siyaset alanında reform niteliğinde düzenlemeleri hayata geçirdik" dedi. Yerel yönetimlerin bu süreçteki önemine de vurgu yapan Yenigün, "Yerel unsurların, belediyelerimizin ve valilerimizin kadınların güçlenmesi vizyonuyla bizlere destek olması son derece kıymetli. Bu çalışmaların çıktılarını siyasetten eğitime kadar birçok alanda görüyoruz. 2025 yılında kadının güçlenmesi konulu Cumhurbaşkanlığı Genelgesi’ni yürürlüğe koyduk. Kadının Güçlenmesi Koordinasyon Kurulu’nu ve il koordinasyon kurullarını oluşturduk. Tüm illerimizde vali başkanlığında hazırlanan eylem planlarıyla yerel dinamikleri dikkate alan bir yapı kurduk" ifadelerini kullandı. Kadınların toplumdaki konumunun güçlenmesinin şehirlerin gelişimine de doğrudan katkı sağladığını belirten Yenigün, "Kadınların istihdamda, yerel karar alma süreçlerinde ve sosyal hayatta daha güçlü yer aldığı şehirler daha hızlı toparlanır, daha kapsayıcı büyür ve krizlere karşı daha dayanıklı olur. Bugün bölgemizde yaşanan krizlerin etkilerini elbette görüyoruz ancak bu süreçlerden en çok etkilenen yine kadınlar ve çocuklar oluyor. Türkiye olarak kadınları korunması gereken kırılgan gruplar olarak değil, ülkeyi ileri taşıyan asli aktörler olarak görüyoruz" diye konuştu. "Kadın eliyle değişen bir şehir hikayesi" Belediye Başkanı Emrah Özdemir, konuşmasında kadınların elinin değdiği projelerin nasıl birer başarı hikayesine dönüştüğünü çarpıcı örneklerle paylaştı. Organize Sanayi Bölgesi’nde kurulan ve yönetimi tamamen kadınlara emanet edilen ekmek fabrikasının, ’gece kadınlar çalışamaz’ ön yargısını yıktığını belirten Özdemir, fabrikanın hemen yanına inşa edilen kreş sayesinde annelerin hem çocuklarından ayrılmadığını hem de çalışma özgürlüğü kazandığını vurguladı. Bu başarının dünya çapındaki yansımasına da değinen Başkan Özdemir çalışanlarının yüzde 99’u kadınlardan oluşan ve Türkiye’de ödül alan ilk kamu tesisi olma gururunu yaşayan Tabal Gastronomi Evi’nin, kadınların isteyince neleri başarabileceğinin en büyük kanıtı olduğunu ifade etti. Şehir içi ulaşımda da nezaket ve hoşgörüyü artırmak adına yeni devreye alınan ücretsiz elektrikli otobüsleri kadın şoförlere emanet edeceklerini duyuran Özdemir, 2019 yılında sıfır olan kadın kooperatifi sayısının bugün 14’e ulaştığını hatırlatarak, kadınlara alan açıldığında başarının kaçınılmaz olduğunu belirtti. Konuşmaların ardından katılımcılar Niğde’de kadınların sosyal yaşamdan ulaşıma, istihdamdan güvenliğe kadar karşılaştıkları sorunları grup tartışmalarıyla ele aldı. Öğleden sonraki oturumda ise bu sorunlara yönelik geliştirilen somut çözüm önerileri raporlaştırıldı.