MAGAZİN - 03 Kasım 2017 Cuma 13:46

Adana’da "Yol Arkadaşım"a gala

A
A
A
Adana’da "Yol Arkadaşım"a gala

"Çok güzel hareketler bunlar" skeçleriyle komediseverlerin sevgisini kazanan İbrahim Büyükak ve Oğuzhan Koç’un mizah dolu yolculuğunu konu alan “Yol Arkadaşım” adlı filmin Adana Galası, Optimum Alışveriş ve Eğlence Merkezi’ndeki Avşar Sineması’nda yapıldı.

"Çok güzel hareketler bunlar" skeçleriyle komediseverlerin sevgisini kazanan İbrahim Büyükak ve Oğuzhan Koç’un mizah dolu yolculuğunu konu alan “Yol Arkadaşım” adlı filmin Adana Galası, Optimum Alışveriş ve Eğlence Merkezi’ndeki Avşar Sineması’nda yapıldı. Oğuzhan Koç, “Gişe raporlarına göre, bu filmin ikincisi de üçüncüsü de gelecek gibi” dedi.


Beşiktaş Kültür Merkezi’nin (BKM) çatısı altında çekilen filmin Adana özel gösterimine, başrol oyuncularından Oğuzhan Koç, İbrahim Büyükak ve yönetmen Bedran Güzel katıldı. Sinema girişinde kurulan platformun etrafında saatler öncesinden gelerek oyuncuları bekleyen sevenleri, sanatçıların gelmesiyle sevgi gösterileri yaptılar.


İzleyenleri selamlayan iki ünlü, Adana’ya ilk kez geldiklerini, yine ilk kez Adana kebabı yediklerini anlatarak, izleyenlerle esprilerle dolu bir sohbet gerçekleştirdiler. Sevenlerinin sorularını da yanıtlayan Oğuzhan Koç ve İbrahim Büyükak, filmin gördüğü ilgiden duydukları memnuniyeti dile getirdiler.



“İzlenme oranları çok güzel”


Oğuzhan Koç, 27 Ekim Cuma günü gösterime giren komedi filmle ilgili izleyenlerden aldıkları olumlu tepkilerin kendilerine güç verdiğini belirterek, “İzlenme oranlarımız çok güzel. Bundan da önemlisi aldığımız yorumlar çok güzel. Biz Çok Güzel Hareketler Bunlar’dan beri bir skeç yaparız beğenen olur beğenmeyen olur herkes sosyal medyadan yorumlarını yazar. Bu filmle ilgili gerçekten herkesten çok güzel tepkiler alıyoruz. Filmin çok eğlenceli ve komik bulunduğu belirtiliyor. Filmde komik olmasını umduğumuz yerlerde kahkaha sesleri yükseliyorsa biz mutlu oluyoruz. Bunun verdiği mutlulukla acaba filmin özel gösterim turnesini biraz daha uzatsak mı? diye düşünüyoruz. Bakalım bugün Adanalılar filmi izledikten sonra ne gibi tepkiler verecekler merak ediyoruz" şeklinde konuştu.



"Seyirci yeter ki istesin"


Oğuzhan Koç, filmi izleyenlerin yüzlerinde gülümseme ile salondan ayrıldıklarında “başardık” dediklerini söyleyerek, “Gişe raporlarına göre, bu filmin ikincisi de üçüncüsü de gelecek gibi. Seyirci istesin yeter ki yaparız. Buradan sonra Ankara ve Antalya’ya da gideceğiz. Ondan sonra zaten 3 adamla ilgili çalışmaya devam edeceğiz. Tüm Adanalılara gösterdikleri bu yoğun ilgi için teşekkürlerimi sunuyorum" dedi.



"Adana’yı ve Adana kebabını sevdik"


İbrahim Büyükak ise Adana’da müthiş bir enerji ile karşılaştıklarını belirterek, “Burada bulunmak, Adanalıların ilgisiyle karşılanmak inanılmaz mutluluk verici. Adana’yı çok sevdik. Adana’nın kebabını ayrı bir seviyoruz" dedi. Büyükak, Adana kebabını da yediğini ancak, sonuçlarından çok korktuğunu belirterek espri yaptı.


Başrol oyuncuları, izleyicilere teşekkür ettikten sonra birlikte fotoğraf çektirdiler.


Senaryosunu İbrahim Büyükak’ın yazdığı, yönetmenliğini Bedran Güzel’in üstlendiği filmin başrollerini İbrahim Büyükak, Oğuzhan Koç, Emre Kınay, Eda Ece ve Aslı Bekiroğlu paylaşıyor. Film, bir telefon uygulamasıyla tanışan ve tek ortak noktaları gidecekleri istikamet olan Onur (Oğuzhan Koç) ile Şeref’in (İbrahim Büyükak) eğlence ve macera dolu yolculuğunu konu ediyor.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Hatay Depremin izlerinin silindiği İskenderun sahili ücretsiz nostaljik trenle şenlendi Hatay’ın İskenderun ilçesinde depremde zarar gören ve ihya çalışmalarıyla yeniden hayat bulan sahil, İskenderun Belediyesi’nin hizmete aldığı ücretsiz elektrikli gezi treniyle şenlendi. Asrın felaketinde kayma yaşanan İskenderun sahili, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın çalışmalarıyla yeniden hayat bulmuştu. Birkaç ay öncesine kadar deprem nedeniyle yürünmesi dahi zor olan, birçok noktasında hasar ve söküklerin bulunduğu sahil bandı bugün ise vatandaşların nefes aldığı, ailelerin vakit geçirdiği modern bir yaşam alanına dönüştü. Bölgeyi eski günlerine kavuşturmayı hedefleyen İskenderun Belediyesi, sahil bandında ücretsiz elektrikli gezi trenini hizmete aldı. İskenderun Belediyesi tarafından hayata geçirilen proje kapsamında 3 buçuk kilometrelik sahil boyunca hizmet verecek olan tren; özellikle yaşlıların, çocukların ve hamile kadınların sahili rahatça gezebilmesine imkan sağlıyor. İskenderun Belediye Başkanı Mehmet Dönmez, ilk seferde kara trenin direksiyona geçerek vatandaşlarla birlikte sahil turu yaptı. Başkan Dönmez, deprem sonrası İskenderun’un hızlı bir toparlanma sürecine girdiğini belirterek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum ve emeği geçen tüm kurumlara teşekkür etti. Depremin ardından büyük acılar yaşayan şehirde bugün insanların yeniden sahilde yürüyebildiğini, çocukların oynayabildiğini ve ailelerin güvenle vakit geçirebildiğini ifade eden Dönmez, "Birkaç ay önce burada insanlar yürümekte zorlanıyordu. Bugün ise sahilde gezi treniyle vatandaşlarımız keyifli vakit geçiriyor. Bu tablo, İskenderun’un yeniden ayağa kalktığının en önemli göstergelerinden biridir" dedi. Avrupa’daki turistik sahil kentlerinden ilham alınarak hazırlanan proje sayesinde sahilin daha canlı ve sosyal bir yapıya kavuştuğunu belirten Başkan Dönmez, "Artık İskenderun sahili sadece bir yürüyüş alanı değil, insanların vakit geçirmekten keyif aldığı modern bir yaşam merkezi haline geliyor. Üstelik gezi trenimiz tamamen ücretsiz olacak" diye konuştu. Vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği "Gezi Treni", ilk günden itibaren sahilde oluşan yeni sosyal yaşamın sembollerinden biri olarak dikkat çekti.
İstanbul Kurban Bayramı’nda görünmeyen risk: Sessiz protein yükü Kurban Bayramı’nda artan kırmızı et tüketimi, düzensiz öğünler ve uzun süren sofralar sindirim sistemini zorlayabiliyor. Ancak uzmanlara göre bayram döneminde yalnızca fazla yemek değil; yüksek protein yükü, lif yetersizliği ve sosyal yeme baskısı da sağlığı olumsuz etkileyebiliyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Deniz Pirçek, özellikle son yıllarda yaygınlaşan yüksek protein odaklı beslenme alışkanlıklarının bayram sofralarında kontrolsüz şekilde artabildiğine dikkat çekerek önemli uyarılarda bulundu. Bayram döneminde kırmızı et ve hamur işi tatlı tüketimi artarken, fiziksel aktivitenin azalmasının sindirim sistemi üzerinde ciddi yük oluşturabildiğini belirten Medicana Çamlıca Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Deniz Pirçek, özellikle liften fakir beslenmenin bağırsak dengesini olumsuz etkileyebileceğini söyledi. Sürekli kırmızı et ağırlıklı beslenmenin bağırsak mikrobiyotasını etkileyebildiğini ifade eden Uzm. Dyt. Deniz Pirçek, "Fazla kırmızı et tüketimi bağırsaktaki faydalı bakterilerin azalmasına neden olabilir. Özellikle lif tüketiminin yetersiz olduğu bayram sofralarında şişkinlik, hazımsızlık ve kabızlık gibi sorunlar daha sık görülebiliyor. Bu nedenle et tüketimini sebzeler, yeşillikler ve tam tahıllarla dengelemek oldukça önemli" dedi. Etin yanında lif kaynaklarına yer açın Et tüketiminin yanında lif açısından zengin besinlerin mutlaka sofrada bulunması gerektiğini belirten Uzm. Dyt. Deniz Pirçek; özellikle roka, maydanoz, semizotu ve marul gibi yeşilliklerin sindirim sistemini desteklediğini söyledi. Brokoli, enginar, karnabahar ve brüksel lahanası gibi yüksek lifli sebzelerin de bayram sofralarında daha fazla yer alması gerektiğini belirterek beyaz pirinç yerine bulgur, karabuğday veya kinoa gibi kompleks karbonhidratların tercih edilmesini önerdi. Kuru baklagillerin de önemli bir lif kaynağı olduğunu ifade eden Uzm. Dyt. Deniz Pirçek, "Mercimek, nohut, barbunya gibi besinler hem bağırsak sağlığını destekler hem de öğünlerin daha dengeli olmasına katkı sağlar" diye konuştu. Protein sağlıklı ama fazlası vücudu yorabiliyor Bayram sofralarında kontrolsüz şekilde artan protein tüketiminin vücutta sessiz bir yük oluşturabileceğini söyleyen Uzm. Dyt. Deniz Pirçek, özellikle aşırı kırmızı et ve sakatat tüketiminin sindirim sistemini zorlayabildiğine dikkat çekti. Pirçek, "Kırmızı et gibi yoğun protein kaynaklarının sindirimi daha uzun sürer. Lif tüketiminin yetersiz kalmasıyla birlikte gaz, şişkinlik ve kabızlık gibi sorunlar ortaya çıkabilir. Ayrıca fazla protein tüketimi karaciğer ve böbreklerin çalışma yükünü artırabilir" ifadelerini kullandı. Aşırı protein tüketiminin ürik asit seviyelerini yükselterek gut ataklarını tetikleyebileceğini de belirten Uzm. Dyt. Deniz Pirçek, "Bayram sonrası hissedilen halsizlik ve ağırlık hissi yalnızca tatlı tüketiminden değil yoğun protein yükünden de kaynaklanabiliyor" dedi. "Bir tabak daha ye" ısrarı fark edilmeden fazla yemeye neden olabiliyor Bayram sofralarının yalnızca yemek değil; aynı zamanda gelenek, paylaşım ve sosyal bağ anlamı taşıdığını da belirten Uzm. Dyt. Deniz Pirçek, sosyal yeme baskısının da kontrolsüz tüketimi artırabildiğini söyledi. "‘Bir tabak daha al", "bayramda diyet mi olur?’ gibi cümleler çoğu zaman masum görünse de kişiler üzerinde fark edilmeden baskı oluşturabildiğini söyledi ve özellikle aile ortamlarında ikramı reddetmenin bazı kişilerde suçluluk hissi oluşturabileceğine dikkat çekti. Bu durumun ise fiziksel açlıktan çok duygusal nedenlerle yeme davranışını tetikleyebildiğini belirten Pirçek, "Bayram sonrası hissedilen suçluluk duygusu çoğu zaman yeni bir kısır döngüye yol açabiliyor. Oysa önemli olan kusursuz beslenmek değil, dengeyi koruyabilmek ve bedenin sinyallerini fark edebilmek" şeklinde konuştu. Bayram tabağı dengeli olmalı Bayram sofralarında amaçlanan şeyin yalnızca protein tüketmek değil, öğünü dengelemek olduğunu vurgulayan Pirçek, ideal bir bayram tabağında etin yanında mutlaka sebze, salata ve kompleks karbonhidrat kaynaklarının bulunması gerektiğini belirtti. Uzm. Dyt. Deniz Pirçek, "Et tüketiminin yanında bol yeşillik, sebze ve yeterli su tüketimi sindirim sistemini destekler. Bayram boyunca küçük porsiyonlarla ilerlemek, öğün dengesini korumak ve fiziksel aktiviteyi tamamen bırakmamak da oldukça önemlidir" dedi.