SAĞLIK - 20 Mart 2018 Salı 10:17

Prof. Dr. Gümürdülü: “Ağız kokusu hastalık değil, hastalık habercisi”

A
A
A
Prof. Dr. Gümürdülü: “Ağız kokusu hastalık değil, hastalık habercisi”

İç Hastalıkları, Gastroenteroloji ve Hepatoloji Uzmanı Prof.

İç Hastalıkları, Gastroenteroloji ve Hepatoloji Uzmanı Prof. Dr. Yüksel Gümürdülü, birçok kişinin hayatının bir döneminde mutlaka karşı karşıya kaldığı, utandıran ve sosyal yaşamı olumsuz etkileyen bir sorun olan ağız kokusunun hastalık değil, hastalık habercisi olabileceğini bildirdi.


Prof. Dr. Gümürdülü, çoğunlukla üst solunum yolları olmak üzere, bazı hastalıklar ile sistemik enfeksiyonlar, ilaçlar ve yiyeceklerin yüzde 90 ağız kokusuna neden olabileceğini söyledi. Gümürdülü, ağız kokusuna midede yaşayan ‘helikobakter pilori’ adlı bakterinin yaptığı enfeksiyonun da önemli yer tuttuğunu kaydetti.



Ağız kokusunun nedenleri


Tıpta ‘halitosis’ diye isimlendirilen ağız kokusunun başta mide ve bağırsak olmak üzere birçok nedenleri olabileceğine dikkat çeken Gümürdülü, “Bademcik iltihabı, sinüzit, larenjit ve farenjit gibi üst solunum yolları enfeksiyonları ağız içinde akıntı da yaparak kötü koku oluşturur. Sinüzit ve burun tıkanmasına neden olan tüm rahatsızlıklar nefesin ağız yoluyla alınmasına neden olur. Mide sıvısının yemek borusuna ağza gelmesi hali olan reflü ağız kokusu ve öksürüğe neden olabilir. Uzun süre bir şey yememek ve su içmemek, ağız kuruluğuna ve orada mikroorganizmaların faaliyetini artırır. Özellikle açlık sırasında gelen bir ağız kokusu varsa mutlaka yemek borusuyla ilgili olma ihtimali yüksektir. Mutlaka endoskopi yapılması gerekir. Eğer rahatsızlığın nedeni ‘helikobader pilori’ dediğimiz bir mikrop ise tedaviden sonra tamamen sorun olmaktan çıkmayabilmektedir” dedi.


Soğan, sarımsak, alkol, süt ürünleri, peynir, dişlerin arasında kalan yiyecekler, sigara kullanımı, dişte çürük ve apsenin bulunması, bademcik iltihabı ve uzun süreli açlık gibi nedenlerle de ağız kokusunun görülebileceğini hatırlatan Prof. Dr. Gümürdülü, düzenli diş fırçalama, dil fırçalama ve diş ipi kullanımının temizlik için önemli olduğunu vurguladı.


Gece sindirim kanalında biriken gazların sabahları oluşturduğu kokunun herhangi bir sağlık problemi göstergesi olmadığını anlatan Gümürdülü, yeterli ağız hijyeni yapılmadan uykuya geçildiğinde ağızdaki yemek artıklarının yine kokuya zemin hazırladığını belirtti.



“Psikolojik sıkıntılara yol açıyor”


Ağız kokusu tedavi edilmediğinde çevreye verdiği rahatsızlığın kişide psikolojik sıkıntılara yol açabileceğine işaret eden Prof. Dr. Gümürdülü, yaşam kalitesi ve sosyal ilişkilerini zedeleyebilen bu rahatsızlık yüzünden bireyin toplumun içine çıkamayarak kendisini kapatmasına kadar götürebildiğini söyledi. Gümürdülü, yapılan araştırmalara göre özellikle yetişkinlerin önemli bir bölümün bu durumdan yakındığını belirtti.



“Ağız temizliği şart”


Prof. Dr. Gümürdülü, ağız kokusunu gidermek için şu tavsiyelerde bulundu:


“Günlük ağız bakımına dikkat edilmeli. Doğru ağız hijyeni için, diş fırçalamanın yanı sıra mutlaka dil temizliği de yapılmalıdır. Üç ayda bir mutlaka diş fırçası da yenilenmelidir. Üzerinde biriken bakterilerden dolayı dil temizleme aparatlarıyla temizlenmesi gerekiyor. Dişlerin arasında kalan yemek atıkları diş ipi ile temizlenmelidir. Uyumadan önce ağız gargarası yapılabilir. Yıllık diş kontrolleri için hekime başvurmalıdır. Bol su tüketerek ağızda oluşan bakterilerin temizliği sağlanabilir. Sigara ve alkolden uzak durulmalıdır. Ağız kokusu olanlarda midede helikobakter pilori bakterisi varsa mutlaka tedavi edilmeli. Helikobakter pilori enfeksiyonuna bağlı gastrit ve reflü sorunu olanlarda tedavi sonrası ağız kokusu kaybolmaktadır. Sorun tedavi edilmeden ağız kokusunu kalıcı olarak önlemek mümkün olmuyor. Enfeksiyon, iltihap gibi problemler bakteri üretimini artırdığından sağlıklı diş etlerine sahip olmak için düzenli bakım yapılmalı ve problemler büyümeden önlem alınmalıdır.”

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Çorum Sungurlu’da KKKA eğitim semineri düzenlendi Çorum’un Sungurlu ilçesinde, baharın gelmesi ve havaların ısınması ile ortaya çıkan ve Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) Hastalığına sebep olan kene ısırmalarına karşı vatandaşlar uyarıldı. Sungurlu Devlet Hastanesi’nde görevli Uzm. Dr. Mustafa Akıncı tarafından Kırım Kongo Kanamalı Ateşinden Korunma Yolları temalı eğitim düzenlendi, seminer sonrasında hasta ve hasta yakınlarına farkındalık oluşturmak amacıyla danışma biriminde stant açıldı. Konuya ilişkin olarak hastane başhekimliğinden yapılan açıklamada, “Kırım Kongo Kanamalı Ateşinden korunmak için tarla, bağ, bahçe, orman ve piknik alanları gibi kene yönünden riskli alanlara gidilirken, kenelerin vücuda girmesini engellemek maksadıyla mümkün olduğu kadar vücudu örten giysiler giyilmeli, pantolon paçaları çorapların içerisine sokulmalı ve ayrıca kenelerin elbise üzerinde rahat görülebilmesi için açık renkli kıyafetler tercih edilmelidir" denildi. Kene yönünden riskli alanlardan dönüldüğünde kişi kendisinin ve çocuklarının vücudunda (kulak arkası, koltuk altları, kasıklar ve diz arkası) kene olup olmadığını kontrol etmesi istenilen açıklamada, "Yapılan kontrollerde kene tutunmuş ise hiç vakit kaybetmeden çıplak el ile dokunmamak şartıyla vücuda tutunduğu en yakın yerden tutarak uygun bir malzeme ile (bez, naylon poşet, eldiven gibi) çıkarmalıdır. Kişi keneyi kendisi çıkaramadığı durumlarda en yakın sağlık kuruluşuna başvurmalıdır. Kene ne kadar erken çıkarılırsa hastalığın bulaşma riskinin de o kadar azalacağı unutulmamalıdır. Hastalık hayvanlarda belirti göstermeden seyrettiğinden hastalığın sık olarak görüldüğü bölgelerde bulunan hayvanlar sağlıklı görünse bile hastalığı bulaştırabilirler. Bu sebeple hayvanların kanlarına, vücut sıvılarına veya dokularına çıplak el ile temas edilmemelidir. Hastalığa yakalanan kişilerin kan, vücut sıvıları ve çıkartıları ile hastalık bulaşabildiğinden, hasta ile temas eden kişiler gerekli korunma önlemlerini (eldiven, önlük, maske vb.) almalıdır " ifadeleri kullanıldı. Kene tutunan kişiler kendilerini 10 gün süreyle halsizlik, iştahsızlık, ateş, kas ağrısı, baş ağrısı, bulantı, kusma veya ishal gibi belirtiler yönünden izlemeli ve bu belirtilerden bir veya bir kaçının ortaya çıkması halinde derhal en yakın sağlık kuruluşuna müracaat etmeleri konusunda da ikaz edilen açıklamada, "Hastalığa sebep olan mikrobun taşıyıcısı, saklayıcısı ve bulaştırıcısı olan keneler uçmayan, zıplamayan, yerden yürüyerek vücuda tırmanan eklem bacaklı hayvanlardır. Vücuda tutunan veya hayvanların üzerinde bulunan keneler kesinlikle çıplak el ile öldürülmemeli ve patlatılmamalıdır. Keneler üzerine sigara basmak, kolonya, gaz yağı gibi maddeler dökmek kenenin kasılmasına sebep olarak vücut içeriğini kan emdiği kişiye aktarmasına sebep olacağı için yapılmamalıdır" bilgileri verildi.