ÇEVRE - 18 Nisan 2026 Cumartesi 11:00

Adana’da bir yanda kar, bir yanda bahar

A
A
A
Adana’da bir yanda kar, bir yanda bahar

Adana’nın kuzeyinde yer alan Aladağ ilçesi, aynı anda hem kışı hem baharı yaşatan doğasıyla ziyaretçilerini kendine hayran bırakıyor. Bir yanda karla kaplı dağlar, diğer yanda baharı aratmayan orman manzarası bölgeye gelenlere doğadaki şöleni yaşatıyor.


Kentte sahil kesimlerinde bahar ve yaz havası etkisini gösterirken, kentin kuzeyinde yer alan Aladağlar’da zirveler beyaz örtüyle kaplı kalmaya devam ediyor. Yaklaşık bin 500 rakımda bulunan Aladağ ilçesindeki Meydan Yaylası, bahar ve kış manzarasını aynı karede buluşturuyor. Yayladaki orman örtüsü ve doğal yaşam alanları bahar havasını hissettirirken, karşısında yer alan karla kaplı dağlar bölgeyi ziyaret edenleri mest ediyor. Yılın 4 mevsimi ziyaretçi ağırlayan ilçe, doğa turizmi açısından dikkat çekerken, çevre il ve ilçelerden gelen vatandaşların uğrak noktası haline geldi.


İlçe sakinlerinden Abdurrahman Ay, ilçede dört mevsimin bir arada yaşandığını belirterek, "İlçemizde bir yanda orman, bir yanda karla kaplı dağlar var. Bu özellik, burayı cazip hale getiriyor. Türkiye’nin dört bir yanından ziyaretçiler geliyor" dedi.


Kozan’dan bölgeye gelen ziyaretçilerden Erdal Acar ise "Gerçekten görülmesi gereken bir yer. Bir yanda bahar havası, diğer yanda kar manzarası var. İnsanları da çok misafirperver. Herkesin gelip görmesini tavsiye ederim" diye konuştu.



Adana’da bir yanda kar, bir yanda bahar

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun Elektronik sigarada süre doldu: "Kanser riski netleşti" Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, elektronik sigaralara ilişkin yapılan bilimsel çalışmaların sonuçlarının netleşmeye başladığını belirterek, "100’den fazla çalışma analiz edildi ve sonuç açıktır; elektronik sigara kansere neden olur" dedi. Elektronik sigaraların 2000’li yılların başında geleneksel sigaraya göre daha temiz, daha az kokulu ve daha güvenli bir alternatif olarak pazarlandığını hatırlatan Prof. Dr. Özkaya, milyonlarca kişi tarafından hızla benimsendiğini söyledi. Kullanıcıların yıllardır "Zararı var mı, sigaraya göre daha mı zararsız" sorusunu yönelttiğini ifade eden Özkaya, "Biz her zaman bu tür ürünlerin zararlarının en az 20-30 yıllık kullanım sonrası ortaya çıkacağını söyledik. Bu süre doldu ve bilimsel veriler gelmeye başladı" diye konuştu. "Kanser riskini artırıyor" 100’den fazla bilimsel çalışmanın incelendiği kapsamlı analizlere dikkat çeken Özkaya, elektronik sigaraların özellikle temas ettiği akciğer ve ağız bölgelerinde kanser riskini artırabileceğine dair güçlü bulgular bulunduğunu belirtti. Uzun vadeli sonuçların henüz tam olarak ortaya çıkmadığını ancak erken uyarı işaretlerinin ciddi olduğunu vurguladı. Araştırmalarda insan, hayvan ve laboratuvar verilerinin birlikte değerlendirildiğini aktaran Özkaya, elektronik sigaraların içerdiği kimyasalların hücre düzeyinde zarara yol açtığının ortaya konulduğunu ifade etti. Hücre düzeyinde ciddi hasar Elektronik sigaraların DNA hasarı, oksidatif stres ve kronik iltihaplanma gibi kanser gelişiminde kritik rol oynayan üç temel mekanizmayı tetiklediğini belirten Özkaya, "Bu üç faktörün doğrudan kanser oluşumuna neden olduğunu biliyoruz" şeklinde konuştu. "Çifte kullanım riski 4 kat artırıyor" 2024 yılında yayımlanan bir çalışmaya da değinen Özkaya, hem geleneksel sigara hem de elektronik sigara kullanan bireylerde akciğer kanseri riskinin, sadece sigara içenlere göre dört kat daha fazla olduğunun bildirildiğini kaydetti. Gençler için uyarı Elektronik sigara kullanımının özellikle gençler arasında yaygınlaştığını ifade eden Özkaya, lise çağındaki bireyler ve 40 yaş altındaki kişilerde kullanım oranlarının arttığına dikkat çekti. Elektronik sigara ile başlayan gençlerin ilerleyen süreçte normal sigaraya geçiş yapma ihtimalinin daha yüksek olduğunu belirtti. Özkaya, erken bilimsel bulguların göz ardı edilmemesi gerektiğini vurgulayarak, "Bugün gerekli önlemler alınmazsa, gelecekte çok daha büyük bir halk sağlığı sorunu ile karşı karşıya kalabiliriz" ifadelerini kullandı.
Kahramanmaraş Yaralı öğrencileri ziyaret eden BBP lideri Destici’den ’aile’ vurgusu Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, "Maalesef ülkemizde özgürlük adı altında ebeveynin çocuk üzerinde hakkı olmadığını, çocuğun özgür olduğunu, istediği gibi yaşayacağını savunan bir güruh var. Bunların hepsi kötü niyetlidir demiyorum ama bu hadise de gösterdi ki bunların önemli bir kısmı evet kötü niyetlidir, millet düşmanıdır, aile düşmanıdır, gençliğimizin düşmanıdır" dedi. Kahramanmaraş’ta Ayser Çalık Ortaokulu’nda düzenlenen silahlı saldırı sonrası yaralı öğrencileri hastanede ziyaret eden BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, hastane çıkışı açıklamalarda bulundu. KSÜ Tıp Fakültesi Hastanesi’nde tedavi gören öğrenci ve velilerine geçmiş olsun dileklerini ileten Destici, açıklamasında sanal oyun ve internet kullanımının zararlarından bahsetti. Destici, "İleride çok büyük başarılara imza atacak çocuklarımız vardı ölenler içinde. Şu anda yoğun bakımda olanlar için de böyle. Allah onlara sağlıklarını tekrar nasip etsin inşallah diyorum. Şafi ismiyle şifasını eksik etmesin. İki yavrumuzu da serviste odalarında ziyaret ettik. Fatma İkra ile Sadenur. Onları gayet iyi gördüm. Kitap okuyorlar, bilinçleri yerinde, açık, şuurlular. Zaten adeta bir kahramanlık örneği sergilemişler. Yani yaralandıkları halde diğer arkadaşlarını da kurtarmaya çalışmışlar. O halde atlamayı başarmışlar. Gerçekten çoğu büyüğümüzün ya da büyük dediğimiz insanların yapamayacağı bir mücadeleyi sergilemişler, bir mukavemet göstermişler. Onları gözlerinden öptük, geçmiş olsun dileklerimizi ilettik. Diğer yaralılarımıza da geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz" dedi. Kahramanmaraşlılara geçmiş olsun dileklerini ileten Destici, "Tüm temennimiz bir daha böyle bir hadisenin yaşanmaması. Yukarıda acılı anne-babaların, yakınların da tabii ki söyledikleri var. Haklı olarak serzenişleri var. ’Acaba şunlar yapılsaydı bu olay gerçekleşmez miydi’ diye düşünceleri var. Onlara saygı duyuyoruz. Eskiden Amerika’da biliyorsunuz bu tür saldırılar olurdu, televizyonlarda izlerdik. Kendi ülkemizde, okullarımızda böyle bir şey olacağı hiçbirimizin aklından geçmezdi. Ne bizim kültürümüzün, ne inancımızın, ne örfümüzün, ne adetimizin, ne aile yapımızın hiçbir yerinde, hiçbir noktasında bu tür hadiseler, bu tür saldırılar yok. Ama maalesef çocuklarımızı, gençliğimizi sanal medya dediğimiz internet ortamında maalesef yüz binlerce, belki milyonlarca gencimizi oralara kaptırdık. Bu oyunlardan etkileniyorlar. Oralarda açık gizli mecralar var. Bir sürü farklı isimde ortamlar var, odalar var. Buralarda birbirleriyle haberleştiklerini, birbirlerini cesaretlendirdiklerini, buralardan bazı bilgileri elde ettiklerini öğreniyoruz. Tabii, burada en büyük sorumluluk sahiplerinden birisi de ailelerdir. Aile yapısının ne kadar önemli olduğunu vurguluyoruz. Maalesef ülkemizde özgürlük adı altında çocuklarımızı küçük yaştan itibaren ebeveynin çocuk üzerinde hakkı olmadığını, çocuğun özgür olduğunu, istediği gibi yaşayacağını, istediği gibi hareket edebileceğini savunan bir güruh var. Bunların hepsi kötü niyetlidir demiyorum. Ama bu hadise de gösterdi ki bunların önemli bir kısmı evet kötü niyetlidir, millet düşmanıdır, aile düşmanıdır, gençliğimizin düşmanıdır" diye konuştu.
Yozgat Yozgat’ta ’Tarih İçin Bir Ok At’ yarışması Yozgat’ta bu yıl 7. kez düzenlenen Geleneksel Türk Okçuluğu Yarışması’na Türkiye’nin çeşitli illerinden 19 üniversite ile 24 kulüpten, kadın ve erkek toplam 448 sporcu katıldı. Geleneksel Türk okçuluğunun yaşatılması ve gelecek nesillere aktarılması amacıyla düzenlenen organizasyonda sporcular kıyasıya mücadele etti. Yarışmada ayrıca ’Tarih için bir ok at’ teması kapsamında anlamlı atışlar da gerçekleştirildi. Tarihi olaylara dikkat çekmek amacıyla sporcular, Malazgirt Zaferi için 10.71 santimetreden, İstanbul’un Fethi için 14.53 santimetreden ve Cumhuriyet’in ilanını simgelemek adına 19.23 santimetreden hedeflere ok attı. Organizasyonda amaçlarının geleneksel Türk okçuluğunu geliştirmek ve yaşatmak olduğunu belirten yetkililer, bu tür etkinliklerle nesillere aktarılmasını hedeflediklerini ifade etti. Sakarya Üniversitesi’nden yarışmaya katılan Azra Hocaoğlu, okçuluğun gençlere önemli kazanımlar sağladığını belirterek, "Sakarya Üniversitesi’ndeki öğrencilere haftanın 3 günü eğitim ve antrenman gruplarımıza ders veriyoruz. Gençlere bu şekilde okçular teşvik ediyoruz. Okçuluk sadece bir spor değil, insana çok şey katan bir şey. Sabır katıyor, beklemeyi öğretiyor. Beklemeyi sonucundaki o hedefe varmanın hissini yaşatıyor gerçekten. Umarım herkes okçuluk dener" dedi. Amasya Üniversitesi Geleneksel Türk Okçuluk Kulübü sporcusu Nuri Sert ise yarışmaya ikinci kez katıldığını ifade ederek, "Amasya Üniversitesi Geleneksel Türk Okçuluk Kulübü adına geliyoruz. Kendi adıma bu yarışmaya ikinci katılımım. İlk madalyamı da okçulukta geçen seneki yarışmada katılıp almıştım. Heyecanlıyız, güzel bir yarışma ortamı bizi bekliyor. Hak ettiysek madalya da alıp dönmek istiyoruz. Yarışmacı arkadaşlarımıza da başarılar diliyoruz" diye konuştu. Organizasyona katılan sporculardan Emirhan Çağatay Özenalp de etkinliğin gençler için önemli olduğunu aktararak, "Gençlerimizi böyle geleneksel sporlara motive ettiği için, burayı organize ettiği için başta kulüp başkanımız olmak üzere hocalarımıza çok teşekkür ederiz. İnşallah her sene devamını bekliyoruz" ifadelerini kullandı.