GÜNDEM - 15 Nisan 2026 Çarşamba 08:55

Saksağandan etkilendi, çobanlığı dijitalleştirdi, artık koyun sürüsünü dronle yönetiyor

A
A
A

Erzurum'da saksağandan esinlenerek drone kullanan çoban, artık ‘tek tıkla' sürüsünü yönetiyor. Oltu ilçesinin Toprakkale Mahallesi'nde çobanlık yapan 28 yaşındaki İsmail Akkaş, sürüsünü artık drone ile yönlendiriyor.

Erzurum'un Oltu ilçesinde hayvancılıkla uğraşan 28 yaşındaki İsmail Akkaş, geleneksel çobanlık yöntemlerini teknolojiyle birleştirdi. Sürüsünü artık drone ile yönlendiren Akkaş, "Eskiden peşlerinden saatlerce koşuyordum, şimdi çayımı içerek sürüyü kontrol ediyorum" dedi. Oltu ilçesine bağlı Toprakkale Mahallesi'nde yaşayan ve çocuk yaştan beri çobanlık yapan İsmail Akkaş, iş yükünü hafifletmek için ilginç bir yönteme başvurdu. Merada hayvan otlatırken yaşadığı bir olaydan esinlenen genç çoban, teknolojiye yatırım yaparak drone satın aldı.

Saksağandan etkilendi, çobanlığı dijitalleştirdi, artık koyun sürüsünü dronle yönetiyor

"Saksağan kuşu bana ilham oldu"

Drone kullanma fikrinin nasıl ortaya çıktığını anlatan Akkaş, "Bir gün sürü tepeyi aşmak üzereydi. O sırada karşıdan çıkan bir saksağan kuşu koyunları ürküttü ve sürü geri döndü. O an kuşun sürüyü nasıl yönlendirdiğini görünce aklıma drone kullanma fikri geldi. Hemen bir drone aldım ve denemeler yaptım. Kısa sürede çok olumlu sonuçlar aldım ve artık çok daha fazla mutluyum, keyifliyim" diye konuştu.

Saksağandan etkilendi, çobanlığı dijitalleştirdi, artık koyun sürüsünü dronle yönetiyor

"30 saniyede sürüyü çeviriyorum"

Drone sayesinde fiziksel yorgunluğunun bittiğini ve zamandan büyük tasarruf sağladığını belirten Akkaş, "Eskiden koyunları yönlendirmek için saatlerce peşlerinden koşuyor, ıslıkla kontrol etmeye çalışıyordum. Şimdi çok rahatım. Sürü uzaklaşsa bile 30 saniyede drone ile istediğim yere yönlendirebiliyorum. Ben burada rahatlıkla çayımı demleyip içiyorum, drone benim yerime sürüyü takip ediyor. Benim için çok büyük kolaylık oldu, artık çobanlık çok daha keyifli" ifadelerini kullandı.

Saksağandan etkilendi, çobanlığı dijitalleştirdi, artık koyun sürüsünü dronle yönetiyor
Teknolojinin işini kolaylaştırdığını vurgulayan Akkaş, bölgedeki diğer hayvancılıkla uğraşan vatandaşlara da örnek oldu. İsmail Akkaş, hem çobanlıkla geçen günlerini hem de drone ile olan maceralarını sosyal medya hesabından paylaşıyor. Paylaşımları büyük ilgi görüyor ve beğeniliyor.

Dursun Murat Aydın

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sağlıkta yapay zeka devrimi: Tümörlü dokular milimetrik doğrulukla tespit edilebilecek Tıpta geleneksel tanı yöntemleri, yerini akıllı ve öngörülebilir veri modellerine bırakıyor. Yapay zeka ile biyoinformatiğin stratejik gücüne dikkat çeken Doç. Dr. Nazife Çevik, yeni nesil teknolojiler sayesinde tümörlü dokuların artık milimetrik bir hassasiyetle teşhis edilebildiğini söyledi. Yüksek boyutlu ve heterojen biyolojik verilerin analizinde geleneksel yöntemlerin sınırlarına ulaşıldığını anlatan İstanbul Arel Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Başkanı Doç. Dr. Nazife Çevik, yapay zeka tabanlı yaklaşımların sağlıkta yeni bir soluk olduğunu ifade etti. Özellikle Konvolüsyonel Sinir Ağları (CNN) kullanılarak gerçekleştirilen tıbbi görüntü analizlerinin hayati bir role sahip olduğunu vurgulayan Çevik, teknolojinin sağladığı somut katkıları şu başlıklarla özetledi: "Hassas Tümör Segmentasyonu: MR ve BT görüntülerinde tümörlü dokuların milimetrik bir doğrulukla tespit edilmesi ve sağlıklı dokudan ayrıştırılması. Erken Teşhis Mekanizmaları: Retina görüntülerinin analizi sayesinde diyabetik retinopati gibi kalıcı hasar bırakabilecek hastalıkların, henüz semptom göstermeden teşhis edilebilmesi. Akıllı Klinik Karar Destek Sistemleri: Hekimlerin tanı ve tedavi planlama süreçlerinde yanılma payını en aza indiren, veriye dayalı dijital asistanların devreye girmesi." "Yorumlanabilirlik klinik güvenin anahtarıdır" Yapay zekanın sadece yüksek doğruluk oranı sunmasının yeterli olmadığını belirten Çevik, klinik uygulanabilirlik için açıklanabilir yapay zeka (XAI) yöntemlerinin kritik rol oynadığını söyledi. SHAP ve LIME gibi yaklaşımların, modellerin neden belirli bir karara vardığını şeffaflaştırarak hekimlerin sisteme olan güvenini artırdığını ifade eden Çevik, "Sağlık verilerinin karmaşıklığı göz önüne alındığında, geliştirilen yöntemlerin doğruluk kadar yorumlanabilirlik ve klinik uygulanabilirlik açısından da değerlendirilmesi şarttır" diye konuştu. Kişiselleştirilmiş tedavi ön planda Gelecek perspektifinde multi-modal veri analizi ve hibrit modellerin öne çıkacağını öngören Doç. Dr. Nazife Çevik, sağlık sistemlerinin dönüşümünü şu sözlerle özetledi: "Yapay zeka ve biyoinformatiğin entegrasyonu, sağlık sistemlerini daha akıllı, hızlı ve kişiselleştirilmiş hale getirecek. Gerçek zamanlı klinik karar destek sistemleri, bireye özel tedavi planları ve yapay zeka destekli ilaç keşfi süreçleri, bu dönüşümün en önemli bileşenleri arasında yer almaktadır. Bu gelişmeler, hem hasta bakım kalitesini artıracak hem de sağlık sistemlerinin maliyet etkinliğini iyileştirecektir."
İzmir Hayatı değiştiren ‘Kıvılcım’lar Yaşar Üniversitesi’nde yandı Bir kıvılcımla başlayan hikayeler, TEDx Yaşar University sahnesinde ilhama dönüştü, vicdan, cesaret ve hayaller aynı sahnede buluştu. Bu yıl ikinci kez düzenlenen "TEDx Yaşar University" etkinliği kapsamında her biri kendi alanlarında başarılarıyla öne çıkan isimler üniversitelilerle buluştu. Selçuk Yaşar Kampüsü’nde düzenlenen etkinlikte, sanat, spor ve iş dünyasında başarılarıyla adından söz ettiren isimler üniversite öğrencileriyle deneyimlerini ve başarı hikayelerini paylaştı. Etkinlikte, Yargıtay 8. Ceza Daire Başkanı Doç. Dr. İhsan Baştürk, Saadet Öğretmen Çocuk İstismarı ile Mücadele Derneği (UCİM) Kurucu Genel Başkanı Saadet Özkan, dünyaca ünlü dağcı Nasuh Mahruki, ARKED (Arama Kurtarma Derneği) kurucusu, sanatçı Ogün Kaptanoğlu, Yaşar Üniversitesi mezunu mimar, dijital içerik üreticisi Ömer Şanlı, davulcu besteci Leyan Senay, iletişim uzmanı Aslıhan Begüm Gökçınar, iş adamı, liderlik ve dönüşüm uzmanı Ural Aktaş öğrencilerle kendi ilham verici hikayelerini paylaştı. A Capella Gramofon Korosu - Performans sanatçıları da seslendirdikleri eserler ile katılımcılardan büyük alkış aldı. TEDx Yaşar University organizasyonunu gerçekleştirenlerden Mert Batın Taşkın ve Melike Torun açış konuşmalarında, kampüste TEDx gibi küresel bir kültürün imzasını atmaktan mutlu olduklarını belirtti. Rektör Prof. Dr. Levent Kandiller etkinlikte paylaşılan hikayelerin herkese ilham olacağını belirterek, "Geçen yıl temamız puzzle idi. Parçaları birleştirip ortak fikirlerden bir bütün oluşturabilir miyiz diye yola çıkmıştık. Bu sene de ’Kıvılcım’ teması ile fikirlerin nasıl patladığını göreceğiz. Her şey bir kıvılcımla başlıyor, oradan ateşe dönüşüyor ve sonrada meşale gibi uzun bir yol başlıyor. Öğrencilerimizin de kendi kıvılcımlarını bulmalarını diliyorum" dedi. Vicdan en büyük süper güç İlk görev yaptığı okulda çocuklara yönelik istismar iddialarını yetkililere bildirerek olayın ortaya çıkmasını sağlayan, uzun yıllar hukuki bir mücadele sürdüren Saadet Öğretmen Çocuk İstismarı ile Mücadele Derneği (UCİM) Kurucu Genel Başkanı, yazar, eğitimci Saadet Özkan, "İnsanların süper güce ihtiyacı yok, vicdan en büyük süper güçtür. Benim kıvılcımım vicdanımın sesini dinlemek oldu" dedi. 2014 yılında öğretmenlik yaptığı okulda, öğrencilerinin cinsel istismara uğradığını fark edince durumu hem adli birimlerle hem de kamuoyuyla paylaşan ve büyük bir mücadelenin fitilini ateşleyen Özkan bir kıvılcımdan meşaleye dönüşen mücadelesini anlattı. 300 bin gönüllü UCİM’in artık 300 bin gönüllüden oluşan kocaman bir aile olduğunu belirten Saadet Özkan, "Şu anda gönüllülerimiz ile birlikte 4 bin 800 davayı takip ediyoruz. 150 üniversite öğrencisi ve kendi üyelerimiz içinde de bursiyerlerimiz var. Tıp fakültesinde bölüm birincisi, yazılımcılar avukatlar var. Hep birlikte ülkemizi vatanımızı korumak zorundayız. Kıvılcımı doğru ateşlerseniz yapamayacağınız şey yoktur" dedi. "Herkesin bir Everesti vardır" Everest’e çıkan ilk Türk dağcı Nasuh Mahruki üniversitede doğa sporlarına ilgi duymaya başlamasıyla kendi kıvılcımını yakaladığını belirterek gençlere çok önemli bir tavsiyede bulundu. Mahruki, "Herkes Everest’e tırmanmak zorunda değil ama herkesin kendine ait bir Everest’i vardır. Kendi Everestinizin ne olduğunu bulun" dedi. Mahruki, doğa sporlarının insanı konfor alanının dışına çıkardığını ve bu sayede kişisel gelişime büyük katkı sağladığını da vurguladı. Setlerden afet bölgesine ARKED (Arama Kurtarma Derneği) Türkiye’nin kurucusu, oyuncu, sanatçı Ogün Kaptanoğlu da karakterlere hayat veren bir oyuncu iken, hayatın kalbindeki o asıl kıvılcıma nasıl kulak verdiğini anlattı. Kaptanoğlu, "Her şey yasaklı ırk olarak kabul edilen köpeğim Fox’u sokaktan kurtarıp sahiplenmem ile başladı. Yani benim kıvılcımım da bu oldu. Fox gibi yasaklı kabul edilen bütün köpeklerin toplumsal hizmet için çalışabileceğini düşündüm. Fox K9 eğitimi alarak arama kurtarma köpeği oldu ve ardından ARKED’i kurduk. Maraş depremi başta olmak üzere birçok arama kurtarma çalışmasına katıldık. ARKED’i büyütmek için oyunculuk kariyerimi askıya aldım" diye konuştu.
İzmir Uzmanından bahar aylarında artan polen alerjisine karşı uyarı Bahar aylarının gelmesiyle birlikte artış gösteren polen alerjisi hakkında uyarılarda bulunan Uzm. Dr. Ecem Kadıköy, belirtilerin soğuk algınlığı ile karıştırılmaması gerektiğine dikkat çekti. Kadıköy, polen hassasiyeti olan kişilere polen yoğunluğunun arttığı sabah saatlerinde ve rüzgarlı havalarda dışarı çıkmamaları tavsiyesinde bulundu. Medical Park İzmir Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Ecem Kadıköy, polen alerjisinin ağaç, çimen ve yabani otların polenlerine karşı vücudun aşırı tepki vermesi durumu olduğunu belirtti. Vücudun bu polenleri tehlikeli gibi algılayarak savunma mekanizması geliştirdiğini ifade eden Uzm. Dr. Kadıköy, "En sık gördüğümüz durumlar hapşırma, burun akıntısı, gözde yaşarma ve kızarıklık gibi semptomlardır. Özellikle belli mevsimlerde bu şikayetleriniz sürüyorsa bu bir soğuk algınlığı olmayabilir. Polen alerjisinden şüphelenmek gerekebilir" dedi. Tedavi yöntemleri ve aşı uygulaması Polen alerjisinde uygulanan tedavi yöntemlerine değinen Uzm. Dr. Kadıköy, öncelikle antihistaminik olarak adlandırılan alerji ilaçlarından ve burun spreylerinden faydalandıklarını kaydetti. Hastalığın seyrine göre farklı tedaviler de uygulandığını aktaran Uzm. Dr. Kadıköy, "Bazı durumlarda spesifik alerjisi olan kişilerde ya da kontrol altına alamadığımız durumlarda immünoterapi dediğimiz, halk arasında alerji aşısı olarak geçen yöntemleri uygulayabilmekteyiz. Bu yöntem seçilmiş hasta gruplarında uygulanabilmektedir. Aynı zamanda yine kontrol altına alamadığımız durumlarda biyolojik ajan dediğimiz tedavi yöntemleri de uygulayabiliyoruz" ifadelerini kullandı. Riskli dönemler ve korunma yolları Polen alerjisinin genellikle ilkbahar ve yaz başlangıcında görüldüğünü dile getiren Uzm. Dr. Ecem Kadıköy, polenlerin mart ayı başında, yabani ot polenlerinin ise yaz başında ortaya çıktığını vurguladı. Hastaların şikayetlerinin bazı durumlarda daha uzun sürebileceğine dikkat çeken Uzm. Dr. Kadıköy, "Polen yükünü daha çok sabah saatlerinde görüyoruz. O yüzden hastaların sabah saatlerinde dışarı çıkmalarını önermiyoruz. Bu durumu kuru ve rüzgarlı günlerde daha çok görmekteyiz. Polen alerjisi olan kişiler bu saatlerde dışarı çıkarsa, eve geldikten sonra mutlaka duş almalarını ve kıyafetlerini değiştirmelerini öneriyoruz. Hastalarımız ilaçlarını mutlaka düzenli olarak kullansınlar. Şikayetleri devam ediyorsa bir göğüs hastalıkları uzmanına başvurmalarını, dışarı çıkarken de maske ve gözlük kullanmalarını öneriyoruz" şeklinde konuştu.