ASAYİŞ - 11 Aralık 2025 Perşembe 15:15

Adana’da depoda kokmuş 25 kasa tavuk ele geçirildi

A
A
A
Adana’da depoda kokmuş 25 kasa tavuk ele geçirildi

Adana’da ihbar üzerine bir depoya yapılan baskında ele geçirilen kokmuş 25 kasa tavuk imha edildi.


Olay, merkez Seyhan ilçesi Yolgeçen Mahallesi’nde meydana geldi. Alınan bilgiye göre, mahalle sakinleri bir depodan kötü kokular geldiği yönünde İlçe Jandarma Komutanlığı’na ihbarda bulundu. İhbar üzerine harekete geçen jandarma ekipleri, depoya zabıta ekipleriyle birlikte baskın yaptı. Ekipler içeri girdiğinde insan sağlığını tehdit eden akılalmaz bir manzarayla karşılaştı. Depodan 25 kasa dolusu kokmuş tavuk çıktı. Çevreye yayılan yoğun koku, deponun içinde saklanan tehlikenin boyutunu gözler önüne serdi. Ekipler, hijyen dışı şartlarda istiflenmiş karkas tavukları çevre ve insan sağlığına zarar vermemesi için özel prosedürle imha etti.


Ruhsatsız çalışan depo süresiz olarak kapatılıp mühürlenirken, olayla ilgili 1 kişi hakkında gerekli işlemlerin yapıldığı bildirildi.



Adana’da depoda kokmuş 25 kasa tavuk ele geçirildi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Devlet himayesindeki çocuklara dil ve konuşma terapisi imkanı Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı İstanbul İl Müdürlüğü ile Biruni Üniversitesi arasında, devlet himayesindeki çocuklara yönelik ücretsiz dil ve konuşma terapisi hizmetlerini kapsayan protokol imzalandı. Protokol ile ilk aşamada 100 çocuk terapiden faydalanacak. Devlet himayesindeki çocuklara ücretsiz dil ve konuşma terapisi imkanı sağlayacak olan protokol, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı İstanbul İl Müdürü Ömer Turan ve Biruni Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Adnan Yüksel’in katılımıyla gerçekleşti. "Toplumu bilinçlendirmeliyiz" Prof. Dr. Adnan Yüksel, yaptığı konuşmada, "Dil dediğimiz şey beyinden kaynaklı, konuşma dediğimiz ise motor bir süreç. Yani komut alıyor ama komuttan sonra kekemelik, hızlı konuşma, aksan bozukluğu, frekansı ayarlama gibi sorunlar olabiliyor. Dili, konuşması olmayan çocuğa dil konuşma terapisi olur mu diyorlar. Bu terapi, esas onlara olur. Dolayısıyla toplumu bilinçlendirmemiz gerekli. Bizim de en önemli görevimiz bakanlıkla beraber toplumu eğitmek" ifadelerini kullandı. "Üniversite ile iş birliği yapmaya devam edeceğiz" Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı İstanbul İl Müdürü Ömer Turan ise, bakanlık olarak sosyal konuların çözümü noktasında özellikle üniversitelerle iş birliğini önemsediklerini belirterek, "Biz daha önce üniversitenin diş hekimliğiyle, devlet korumasındaki tüm çocuklarımızın diş ve ağız yapısıyla alakalı birçok çalışmaya başlamıştık. Bir vakıf kültürü anlamında üniversitemize ne kadar teşekkür etsek az. Ağız yapısı, diş yapısı, gelişimle alakalı ve konuşmayı ciddi şekilde etkileyen faktörlerden bir tanesi. Allah’a hamdolsun, üniversitemiz bu konuda her daim bizimle beraber oldu. Birlikte olmaya da devam edeceğiz" dedi. Hem sorunlar hem de çözümler masaya yatırıldı Biruni Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dil ve Konuşma Terapisi Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Dilber Kaçar Kütükçü, protokolün detaylarına ilişkin bilgiler verdi. Projenin TÜBİTAK 4008 Özel Gereksinimli Bireylere Yönelik Kapsayıcı Toplum Uygulamaları Destekleme Programı tarafından desteklendiğini belirten Kütükçü, "Biz bu projede, devlet himayesindeki çocukların dil konuşma ve iletişim problemlerini görüşmeyi ve daha sonra bu problemleri çözmek için adımlar atmayı hedefledik. ‘Dile Getir’ projemizde ilk başta bir çalıştay düzenledik. Çalıştaya çocuk evlerinde, çocuk sitelerinde çalışan sosyologlar, psikologlar ve bakım verenler katıldı. Aynı zamanda dil konuşma terapisi alanında hizmet veren akademisyen hocalarımız yer aldı. Çok verimli bir çalıştay oldu. Çalıştay sırasında çocukların yaşadığı güçlükleri tam olarak belirlemiş de olduk. Hazırladığımız çalıştay kitapçığımızı da paydaşlarımızla paylaşacağız" şeklinde konuştu. Ailelerle 6 haftalık eğitim düzenlenecek Projenin ikinci aşamasında çocuk evleri ve çocuk sitelerindeki personel ile tek günlük bir eğitim düzenlediklerini belirten Dr. Öğr. Üyesi Dilber Kaçar Kütükçü, üçüncü aşamayı ise şöyle anlattı: "Şimdi üçüncü aşamayı gerçekleştireceğiz. Yine sosyal ve ekonomik destek alan ailelerin çocuklarıyla günlük rutinlerde dil becerilerini, iletişim becerilerini desteklemelerine dair, ailelerle 6 haftalık eğitim düzenleyeceğiz." Dr. Kütükçü, "Bu proje kapsamında çocukların problemlerini belirleyelim, uzmanlarla dirsek teması halinde olalım istemiştik. Aynı zamanda çocuklara temas etmek de istiyoruz. Çocukların problemini belirledik ve yazdık şeklinde kalsın istemedik. Bu bağlamda da bir protokol hazırladık. Protokol kapsamında devlet himayesindeki çocuklarımıza Biruni Üniversitesi Dil ve Konuşma Terapisi kliniklerimizde ücretsiz dil değerlendirmesi, akabinde de dil ve konuşma terapisi vereceğiz. İlk aşamada 100 çocuğumuzu destekleyeceğiz. Daha sonraki süreçte çocukların değişen ihtiyaçlarını tespit ettikçe planlarımızı güncelleyerek yeni proje ve işbirlikleri ile devam etmeyi amaçlıyoruz" dedi.
İstanbul İstanbul’da nefes kesen uyuşturucu operasyonu: 10 gözaltı İstanbul’un Avcılar ilçesinde şüpheli kişilerin kaçarak sığındığı bir eve düzenlenen operasyonda, 10 şüphelinin yakalandığı belirtildi. Zehir tacirlerinin, saklandıkları eve ve sokaklara kameralı güvenlik sistemi kurdukları ortaya çıktı. Alınan bilgiye göre, Avcılar İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri, ilçeye bağlı Yeşilkent Mahallesindeki bir sokak içerisinde şüpheli hareketlerde bulunan kalabalık bir grubu takibe aldı. Birden fazla kişinin yer aldığı kalabalık polisi görünce kaçmaya başladı. Polis ile şüpheliler arasında kovalamaca başladı. Sokakta bir eve giren grup saklanmaya çalışırken, emniyet ekipleri belirlenen adrese operasyon düzenledi. Yapılan baskında kapıyı elektrikli koçbaşıyla açan ekipler, kimlik bilgileri tespit edilen E.K., A.S., U.E.T., Y.A., E.S., M.S., M.K., F.M., B.G. isimli şüpheliler ile yaşı 18’den küçük A.A. adlı küçük çocuk da dahil 10 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı. Evde yapılan araştırmada ise 14,09 gram narkotik madde ele geçirildi. Çalışmasını genişleten ilçe polisi, ev ve çevresindeki kontrollerde, narkotik maddelerin yakılarak imha edilmeye çalışıldığını belirledi. Evin dış cephesine monte edilen ve içerideki monitör ile izlenen 9 güvenlik kamerası ise dikkati çekti. Bina içerisindeki bir odada canlı izleme yapılan güvenlik kamera sistemi kuran uyuşturucu satıcılarının, bina çevresinde farklı sokak ve caddeleri görecek şekilde kurulan 9 ayrı güvenlik kameraları ile binaya ve sokaklara giren çıkanı ve geleni gideni nöbetleşe izledikleri tespit edildi. Kameralar ve görüntü izleme sistemleri polis ekipleri tarafından sökülerek muhafaza altına alındı. Operasyon sırasında yakalanan şüphelilerden E.K., A.S. ve U.E.T. isimli kişilerin, emniyetteki ifadelerinin ardından savcılık talimatı ile dosyaları ikmalen gönderilmek üzere adli makamlarca serbest bırakıldığı öğrenildi. İfade işlemlerinin ardından dün "TCK 188" suçundan adli makamlara sevk edilen Y.A., E.S., M.S., M.K., F.M. ve B.G. isimli zanlılar hakkında adli kontrol hükümleri uygulanırken, yaşı 18’den küçük A.A.’nın tutuklanarak cezaevine gönderildiği bildirildi. Öte yandan zehir tacirlerinin, geleni gideni izlemek için saklandıkları eve ve sokaklara kameralı güvenlik sistemi kurdukları görüntüleri ortaya çıktı. Zanlıların, baskın sırasında uyuşturucu maddeleri yakarak imha etmeye çalıştıkları da belirlendi.
Kars Kars’ta tarihi istasyonda 20 bin çamlık kış masalı büyülüyor Kars’ta Doğu Ekspresi’nin en ikonik duraklarından biri olan Tarihi Benliahmet Tren İstasyonu, doğanın yazdığı bir şiire ev sahipliği yapıyor. Bozkırın ortasında yükselen 20 bin çam ağacı, karın beyazlığıyla birleşerek yolcuları ve doğaseverleri bir vaha güzelliğiyle selamlıyor. "Bozkırın kalbinde yeşil ve beyaz" Kars’ın Selim ilçesinde bundan tam 56 yıl önce Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryollarınca (TCDD) ağaçlandırılan ve TCDD çalışanı Bayram Karahan, tarafından bozkırın ortasına bakımı yapılan ve bugün devasa bir ormana dönüşen 20 bin çam ağacı, Kars’ın dondurucu soğuğunda adeta bir yaşam koridoru oluşturuyor. Çevresindeki ağaçsız, sonsuz beyaz düzlüklerin aksine, Benliahmet Tren İstasyonu, yoğun çam dokusuyla bölgeye hayat veriyor. "Tarihi İstasyon ve kartpostallık manzaralar" Benliahmet Tren İstasyonu, sadece bir ulaşım noktası değil, aynı zamanda Türkiye’nin en estetik demiryolu manzaralarından birini sunuyor. Kar altındaki rayların, iki yanı yüksek çam ağaçlarıyla çevrili bu "yeşil tünelden" Doğu ve Turistik Doğu Ekspresi’nin geçişi, seyahat edenlere unutulmaz anlar yaşatıyor. Doğu Ekspresi ve Turistik Doğu Ekspresi yolcuları, istasyona yaklaştıklarında pencerelere akın ederek bu büyüleyici "vaha" görüntüsünü ölümsüzleştiriyor. "Doğal bir film platosu: sessizlik ve huzur" Benliahmet İstasyonu’ndaki bu çamlık alan, kışın en sert günlerinde bile rüzgarı kesen yapısıyla kuşlar ve yaban hayatı için de bir sığınak görevi görüyor. İstasyonun sessizliği, sadece uzaklardan gelen tren düdüğü ve ağaç dallarından süzülen karın sesiyle bozuluyor. Yerel halkın "Bozkırın ortasında vaha" dediği bu bölge, son yıllarda kış turizminin yükselen yıldızı haline geldi. Ağaçların karla kaplı görüntüsü, profesyonel çekimler için doğal bir stüdyo konforu sunuyor. (IÇ-AT)
Ankara Uzman eğitimciden uyarı: "Öğrenciler, yaklaşık 15 günlük yarıyıl tatilinde beslenme alışkanlıklarının dışına çok çıkmamalılar" Uzman eğitimci İsmail Yolcu, "Öğrenciler, yaklaşık 15 günlük yarıyıl tatilinde öğrencilik kimliğinden kurtulup özgür bir şekilde yatma saati ve beslenme alışkanlıklarının dışına çok çıkmamalılar" dedi. Bugün tüm Türkiye’de 18 milyona yakın öğrenci, karne sevinci yaşayarak yarıyıl tatiline girecek. Uzman eğitimci İsmail Yolcu, tatilin dinlenmek kadar akademik ve kişisel gelişim açısından da önemli bir fırsat sunduğunu belirtti. Yolcu, öğrencilerin bir dönemin yorgunluğunu atarken tamamen derslerden kopmamaları gerektiğini de vurguladı. Yarıyıl tatilinin eksik konuların telafi edilmesi ve yeni döneme mental olarak hazırlanmak için önemli bir süreç olduğunun altını çizen Yolcu, ancak bu dönemin yoğun bir ders temposuna dönüşmemesi gerektiğini ifade etti. Tatil sürecinde günlük kısa tekrarların faydalı olacağını kaydeden Yolcu, kitap okuma alışkanlığının da ihmal edilmemesi gerektiğini belirtti. Öğrencilerin sosyal ve kültürel faaliyetlere zaman ayırmasının motivasyonlarını artıracağını söyleyen Yolcu, ailelerin de bu süreçte çocuklarına destekleyici bir yaklaşım sergilemesi gerektiğini, onlarla beraber hareket etmelerinin uygun olacağını sözlerine ekledi. "Okuma alışkanlığı devam etmeli" Uzman eğitimci İsmail Yolcu, yarıyıl tatilinde öğrencilerin sosyalleşmesi kadar derslerine çalışmaları gerektiğini ve kitap okuma alışkanlığını devam ettirmek zorunda olduklarını belirterek, "Yarıyıl tatiliyle birlikte 18 milyon civarında öğrencimiz tatil yaşayacaklar. Burada ben öğrencileri ikiye ayırıyorum. Birincisi sınava girecek olan, yani Liselere Geçiş Sınavı’na (LGS) ve Yükseköğretim Kurumları Sınavı’na (YKS) girecek olan öğrenciler, ikincisi de ara sınıflar. Öğrenciler, yaklaşık 15 günlük yarıyıl tatilinde öğrencilik kimliğinden kurtulup özgür bir şekilde yatma saati ve beslenme alışkanlıklarının dışına çok çıkmamalılar. Burada en önemli konu, yarıyıl tatilinden sonra öğrencilerin okula uyum problemi yaşıyor olmasıdır. Burada öğrencilerin yaptığı en büyük hatalar özellikle dijital medya üzerinden ekran bağımlılığıdır. Ya çokça arkadaşları ile vakit geçirerek hata yapıyorlar ya da aşırı fazla bir şekilde ekran bağımlılığıyla birlikte öğrenciler yarıyıl tatilini değerlendiriyor. Ayrıca okuma alışkanlığı aynen devam etmeli. Aileler de çocuklarına muhakkak bir program çizmeli. Özellikle uyku saati çok önemli. Öğrenciler, okul tekrardan başladığında çok ciddi uyku problemi yaşanıyor. Aşırı hazır gıdalarla birlikte beslenme alışkanlığı bozuluyor. Buradaki en büyük sorun dijital bağımlılık. Bu konuda aileler kesinlikle çocuklarıyla oturup karşılıklı bir konuşma yapmalı" diye konuştu. "Öğrencilere karneler neticesinde cezalar verilmemeli" Karnelerini alan öğrencilere aileleri tarafından büyük ödül veya büyük ceza verilmemesi gerektiği konusunda ebeveynleri uyaran Yolcu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Karneler anlık bir bildirimdir. Çocukların yazılı notlarının ifade edildiği bir belge nihayetinde. Burada aşırı büyük ödüller ya da aşırı büyük cezalar verilmesi çocukları olumsuz etkiliyor. Nihayetinde karnedeki kırık notlar, zayıf notlar sadece öğrencinin bir göstergesi değildir. Aslında aynı zamanda ailelerin de göstergesidir. Burada aileler, çocuklarıyla birlikte hem bir durum değerlendirmesi yapmalılar, hem de barışçıl bir çözüm üretilmeliler. Öğrencilere karneler neticesinde cezalar verilmemeli. Öğretmenlerimiz zaten çok yoğun şekilde çalışıyorlar ama öğretmenlerimizin de yarıyıl tatilinde özellikle sanatsal ve kültürel faaliyetlerde bulunduğuna çokça tanıklık ediyoruz. Asıl maraton ikinci dönemde. Sınavlar çok yakın, çok yoğun çalışılacak. Burada da öğretmenlerimizin iyi şekilde sanatla, edebiyatla ve kültürle bir araya gelmesi çok kıymetli. Çoğu anne baba çalıştığı için özellikle çocukları alışveriş merkezi kültürüyle buluşturuyorlar. Bu çok yanlış bir şey. Tabii ki alışveriş merkezlerine gidilmeli ama şunu çok önemsiyorum. Tiyatro ve sinema gibi aktivitelere ailelerin çocuğuyla beraber katılım sağlaması çok önemli. Onlarla birlikte okuma saati yapması gerek. Tatilde muhakkak ama muhakkak kitaplardan kopmamalıyız."