ÇEVRE - 20 Nisan 2025 Pazar 11:13

Adana’nın boğazı "Esi Baraj" karanlığa terk edildi

A
A
A
Adana’nın boğazı "Esi Baraj" karanlığa terk edildi

Adana’nın boğazı olan, Çukurova ve Yüreğir İlçesi’ni birbirine bağlayan Eski Baraj Gençlik Köprüsü ve çevresi ışıksız olduğu için akşamları zifiri karanlık oluyor. Vatandaş eskiden ışıklı olan Gençlik Köprüsü’nün tekrar aynı görünüme kavuşmasını istiyor.


Adana’nın merkezindeki Çukurova ve Yüreğir ilçesini birbirine bağlayan Adana’nın boğazı olarak adlandırılan Eski Baraj Gençlik Köprüsü bakımı yapılmadığı için ışıklandırma sistemi çalışmıyor. Vatandaşlar akşam köprüye geldiği zaman rahat bir şekilde yürümek ve köprünün Seyhan Nehri’ne yansıyan görüntüsünü izlemek istiyor. Köprüde ışık olmadığı için bisiklet kullananların köprü üzerinden geçerken yolunu görmekte güçlük çektiği, 2 yıl öncesine kadar ışıklı ve güzel bir görünüme sahip olan Gençlik köprüsü ışıklandırılmayı bekliyor.


Seyhan Nehri manzarasını izlemek için gelen Kadir Acarlar "Keşke ben buraya ilk kez gelmiş olsaydım, çünkü köprünün ışıklarını yanmıyor görürdüm ama yaklaşık 10 yıldır buraya geliyorum. İki sene öncesine kadar köprünün ışıkları pırıl pırıl yanıyordu. Burada akşamları yürüyüş yapıyorum, sabah yürüyüş yaparken problem olmuyor ama akşamları bu saatten itibaren karanlık oluyor ışık olmayınca da güvenlik problemi ortaya çıkıyor. Aynı zamanda karanlıkla beraber görsellikte yok oluyor" diye konuştu.


‘Adana’nın göz bebeği karanlığa terk edildi’


Köprü ve çevresinde ışık olmadığı için akşamları güvenlik ile ilgili endişesini belirten Acarlar, şöyle devam etti:


"Ben bu konuyla ilgili Cimer’e yazdım, Büyükşehir Belediyesi’ne yazdım, bütün yetkililerle yazdım. Konuştum herkesle ama bir türlü hareket olmadı. Yani neden böyle yapılıyor anlamış değilim. Burası Gençlik Köprüsü, Adana’nın göz bebeği karanlığa terk edildi."


"Köprünün ışıksız halini görünce üzüldük’


Fotoğraf çekmek için Eski Baraja gelen Mehmet Erdoğan "Köprünün ışıklı halini daha önce görmüştüm, rengarenk ve ışıl ışıl yanıyordu çok güzel bir görüntüsü vardı. Köprünün ışıksız olması gözüme hoş gelmedi, biz buraya fotoğraf çekmeye geldik, değişik anlar yakalamaya geldik ama ışıksız halini görünce üzüldük. Köprü tekrar ışıklandırılıp, ortam biraz daha canlandırılabilir. Sadece burası için değil, köprü çevresinin de ışıklandırılması lazım" şeklinde konuştu.


Yaşar Kemal Yürüyüş Parkurunda bisiklet sürmek için köprüden karşıya geçmek isteyen Eren Gökay Yıldız ise " Köprü ışıklıyken çok güzeldi. Bisiklet sürerken daha güvenli oluyordu, en azından önümüzü görebiliyorduk şimdi köprü ışıksız olunca göremiyoruz. Köprü ışıksız olunca buradan geçerken korku içerisinde geçiyoruz. Buraya ışık yapılmasını istiyoruz" dedi.



Adana’nın boğazı "Esi Baraj" karanlığa terk edildi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Düzce Düzce DERİM uygulamasında pilot il oldu Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından çiftçi eğitimini ve bilgi paylaşımını güçlendirmek amacıyla geliştirilen Deneyim, Eğitim, Rehberlik ve İletişim Modeli’ (DERİM) uygulaması, Düzce’nin de aralarında bulunduğu 16 pilot ilde hayata geçirildi. Eğitim ve Yayın Dairesi Başkanlığı tarafından yapılan ihtiyaç analizleri doğrultusunda başlatılan model ile, önder çiftçilerin saha tecrübelerinin diğer üreticilerle paylaşılması, tarımsal yayım faaliyetlerinde deneyim, eğitim, rehberlik ve iletişim temelli yeni bir yaklaşımın yaygınlaştırılması hedefleniyor. Bu kapsamda, Düzce İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından Gölyaka ilçesi Hacıyakup köyünde bulunan Ari Süt İşletmesinde üreticilere yönelik bilgilendirme ve inceleme programı düzenlendi. Programa Düzce İl Tarım ve Orman Müdürü Esra Uzun, Koordinasyon ve Tarımsal Veriler Şube Müdürü Burak Durna, Hayvan Sağlığı ve Yetiştiriciliği Şube Müdürü Onur Çolak, Gölyaka İlçe Tarım ve Orman Müdürü Semih Çakar, Çilimli İlçe Tarım ve Orman Müdürü Erhan Kağan Hezen, Cumayeri İlçe Tarım ve Orman Müdürü Ömer Çalışkan, teknik personel ile hayvancılık faaliyetleriyle uğraşan çiftçiler katıldı. Programda, hayvancılık alanında faaliyet gösteren üreticiler ari işletmeyi yerinde inceleyerek işletmenin üretim yapısı, hijyen uygulamaları, hayvan sağlığına yönelik koruyucu önlemler, bakım-besleme süreçleri ve işletme yönetimi hakkında bilgi aldı. Çiftçiler, işletmede uygulanan iyi hayvancılık uygulamalarını sahada görme fırsatı buldu. Düzce Tarım ve Orman İl Müdürü Esra Uzun, DERİM modelinin tarımsal yayım çalışmalarına katılımcı ve paylaşımcı bir anlayış kazandırdığını belirterek şu ifadeleri kullandı: "DERİM modeli; uzmandan çiftçiye, önder çiftçiden çiftçiye deneyim ve bilgi aktarımını esas alan bir yapıdır. Sahada edinilen üretim tecrübelerinin paylaşılması, yanlış uygulamaların sonuçlarının ortaya konulması ve çiftçilerimiz arasında güçlü bir iletişim ağı kurulması hedeflenmektedir. ’Dalında Fındık, Kovanda Bal, Ahırda Bereket: Tecrübemiz Ortak, Geleceğimiz Bir.’ anlayışıyla yürüttüğümüz bu çalışmalarla üreticilerimizin bilgi ve deneyimini ortak bir değere dönüştürmek istiyoruz." Toplantı ve saha gezisi sırasında çiftçilerle birebir görüşen İl Müdürü Uzun, üreticilerin yürüttüğü faaliyetler, kullandıkları yöntemler ve sahada karşılaştıkları sorunlar hakkında bilgi aldı. Üretim sürecinde edinilen olumlu ve olumsuz deneyimlerin doğru zamanda paylaşılmasının, verimlilik ve sürdürülebilirlik açısından büyük önem taşıdığı vurgulandı. Program, üreticilerin görüş ve önerilerinin alınmasının ardından karşılıklı değerlendirmelerle sona erdi.
İstanbul Okul öncesi gelişim, ortaya çıkabilecek sorunların önüne geçiyor İstanbul Arel Üniversitesi tarafından düzenlenen "Okul Öncesi Eğitim Kurumlarında Çocuk Gelişimci Olmak" başlıklı çalıştay, ArelTekmer’de yoğun katılımla gerçekleştirildi. Açılış konuşmasını Arel Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ersin Göse’nin yaptığı çalıştaya, Dekan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Burcu Dedeoğlu Demir, Çocuk Gelişimi Bölümü’nden Prof. Dr. Hale Dere Çiftçi’nin yanı sıra farklı üniversitelerden akademisyenler ile anaokulu öğretmenleri ve kurum yöneticileri katıldı. Alanında uzman isimleri bir araya getiren çalıştayda, okul öncesi eğitim kurumlarında görev yapan çocuk gelişimcilerin rolü, sorumlulukları ve çalışma alanlarına ilişkin önemli konular ele alındı. Katılımcılar, çocuk gelişimcilerin okul öncesi eğitim sistemindeki yerinin güçlendirilmesi ve mesleki uygulamaların daha etkin hale getirilmesi için görüş alışverişinde bulunarak öneriler sundu. "Okul öncesi gelişim, ortaya çıkabilecek sorunların önüne geçiyor" Projenin yürütücüsü, Arel Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölümü Başkanı Prof. Dr. Hale Dere Çiftçi, "Projemizde biz çocuk gelişimcilerin okul öncesi eğitim kurumlarında aktif çalışması ve okul öncesi öğretmenleriyle iş birliği yaparak çocukların gelişimini desteklemesine yönelik. Okul öncesi dönemdeki gelişim, çocukların gelişimsel düzeylerinin belirlenmesi, sonraki dönemde ortaya çıkabilecek gelişimsel gerilikler açısından çok önemli. Çünkü okul öncesi eğitim, kişiliğin temellerinin atıldığı dönemdir. Biz de bunun için bir okulumuzda ilk başta pilot uygulama olarak başladık. Bu okuldaki aileleri izin veren çocuklara gelişimsel tarama yaptık. Gelişimsel desteğe ihtiyacı olan çocukları belirledik. Ve bu çocuklara bireysel ya da küçük gruplar halinde desteklenmesi gereken gelişimine bağlı olarak eğitimler verdik. Bu eğitimler sonucunda gelişimlerini tekrar değerlendirdik. Bu alanlarda ne kadar ilerleme kaydettiklerini belirledik. Yaptığımız uygulamalar sonucunda çocukların, tipik gelişim gösteren akranlarıyla aynı düzeye ulaştığını gözlemledik" dedi. 8 hafta gibi kısa bir sürede bile olumlu sonuçların yansıdığını belirten Prof. Dr. Hale Dere Çiftçi, "Okul öncesi dönemde gelişim çok hızlıdır. Desteklendiği zaman çok hızlı bir şekilde ileriye doğru gidebilir. Desteklenmediği zaman gerileme olabilir. Bu çocukları yakalayıp destek verdiğimizde ileride ortaya çıkabilecek sorunların önüne geçebiliyoruz. Asıl uygulama sonucunda da yaptığımız uygulamaların etkili olduğunu gözlemledik" ifadelerini kullandı. "Çocuk gelişimcilerin bu yaş grubuna sağlayacağı fayda çok önemli" Mustafa Pars Anaokulu Müdürü Birgül Berna Uysal ise, çocuk gelişimcilerin okul öncesi dönemdeki önemini vurgulayarak, "Çocuk gelişimcilerin okul öncesinde ne tür yetkinliklerini kanalize edebileceklerine ve alana ne kadar fayda sağlayacaklarına vakıf olduğum için, bu projede bizi seçmelerinden dolayı çok heyecanlandım. Projede asıl amaç okul öncesi biriminde olan 3-6 yaş çocuklarının gelişim değerlendirmelerinin gözlemlenmesi, erken müdahaleye ihtiyaç duyan çocuk varsa o çocukların doğru kanalize edilmesi ve tipik gelişen çocuk seviyesine yeniden eriştirilebilmesi. Projenin amacının içinde öğretmenlerle etkileşimli olarak çalışmak var. Çocuklara bir fiil dokunabilmek ve onların gelişimlerini desteklemek var. Aileleri bu konuda bilinçlendirmek ve doğru yönlendirmek var. Okul öncesi eğitim, 3-6 yaş çağı çok kıymetli. Çünkü bireysel gelişimin yetişkinlikte nasıl sergileneceği bu yaş grubunda belli oluyor. Sorumluluklarını alma, gelişimlerini sosyal duygusal olarak ifade edebilme becerilerini kazandıkları yaş grubu bu grup. Bu yaş grubu hiçbir şekilde göz ardı edilemeyecek bir yaş grubu. O yüzden biz de bu projenin uygulanması çok önemli ve çok da değerli" ifadelerini kullandı.