SAĞLIK - 05 Ağustos 2025 Salı 08:18

Başkent Hastanesinde hayat kurtaran operasyon: Anne ve bebeği yaşama tutundu

A
A
A
Başkent Hastanesinde hayat kurtaran operasyon: Anne ve bebeği yaşama tutundu

Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi’nde gerçekleştirilen son derece riskli ve nadir görülen bir operasyonla, hem anne hem de bebeğin hayatını kurtardı.


Hastanın hastaneye ulaştığında ciddi nefes darlığı ve genel durum bozukluğu içinde olduğunu ve yapılan tetkiklerde aort damarının patladığını, kalbi çevreleyen boşluğa kan aktığı için kalbin baskı altında kaldığını tespit ettiklerini söyleyen Kalp Damar Cerrahisi Anabilim Dalı Profesörü Dr. Adem İlkay Diken operasyonu şu sözlerle anlattı:


"Hasta, kardiyojenik şok tablosunda yani kalp fonksiyonlarının bitme noktasına geldiği bir durumda merkezimize geldi. Kalp Damar Cerrahisi, Anestezi ve Reanimasyon, Kadın Hastalıkları ve Doğum ile Yenidoğan Anabilim Dalı öğretim üyelerinin hastayı hızlıca değerlendirmesi neticesinde dakikalarla yarışarak ameliyata aldık. Aynı anda hem 32 haftalık bebeğin doğumu gerçekleşti, hem de yırtılan aort damarı ve aort kapağı onarıldı. Daha önce geçirilmiş göğüs duvarı ameliyatlarının olması operasyonu daha da zorlaştırdı. Ancak modern teknolojinin tüm imkanlarının kullanıldığı uzun ve zorlu bir ameliyatın sonunda hem anne hem bebek sağlıklı bir şekilde ameliyattan çıktı. Bu hasta örneği, yani Marfan Sendromu olan bir kadın hastada gelişen rüptüre aort diseksiyonu neticesinde aynı anda acil doğum ve kalp ameliyatının başarıyla gerçekleştirilmesi, ülkemizde tıbbi literatürde bir ilk olup, dünyada ise 10’dan az sayıda takdim edilmiştir. Hasta ve bebeği için olumlu sonuçlanan bu ağır sürecin bir parçası olmak üniversitemiz ve ülkemiz adına gurur verici olmuştur."


Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı - Perinatoloji Bilim Dalından Uzm. Dr. Ümran Kılınçdemir Turgut, operasyonun kadın doğum ve yenidoğan ekibi açısından önemini şöyle aktardı:


"Hasta geldiğinde annenin durumu iyi değildi. Fetal değerlendirmeyi hızla yaptık ve bebeğin kalp atımlarında sorunlar olduğunu tespit ettik. Anne ve bebeğin hayatını kurtarmak için saniyeler çok değerliydi. Kalp damar cerrahisi, perinatoloji ve yenidoğan ekibiyle hızlıca organize olup ameliyata girdik. Bebeği canlı olarak çıkardık ve yeni doğan ekibine teslim ettik. Ardından kalp damar cerrahisi ekibi çok zorlu bir operasyon gerçekleştirdi. Ameliyattan iki hafta sonra anne taburcu edildi. Bebek erken doğduğu için bir süre daha merkezimizde gözlem altında olacak."


Diken; "Aort, vücudun en büyük atardamarı olup kalbin pompaladığı kanı tüm vücuda ulaştırmakla görevlidir. Son yıllarda artık vücudun 24. organı olarak kabul edilmeye başlanmıştır. Aort hastalıklarından biri olan anevrizma damarın olması gereken çapından yüzde 50 oranında büyümesine verilen tıbbi isimdir. Örnekle, normalde 3 santimetre olan aort çapının 4,5 santimetreyi aşması olarak tanımlanır. Anevrizma gelişimi için birçok etmen söz konusudur. Bunların başında yüksek tansiyon, sigara kullanımı ve bazı genetik yatkınlık oluşturan durumlar yer almaktadır. Bu etmenler aort dokusunda yıpranmaya neden olmakta ve hayatın erken dönemlerinden itibaren aortun genişlemesine neden olmaktadır. Bazı ailelerde aort anevrizması daha sık olarak saptanabilir. Marfan sendromu, Loeys-Dietz Sendromu veya Ehlers-Danlos Sendromu gibi genetik geçişli bağ dokusu hastalıkları bu durumu daha da riskli hale getirir ve daha erken yaşlarda aortta yırtılma riski oluşturur" dedi.


Hastanın Marfan sendromu olduğuna ve geçmişte birden fazla operasyon geçirmesine rağmen bu tanıyı almadığına dikkat çeken Prof. Dr. Diken, bu sendromun erken teşhis edilmesinin hayati önem taşıdığını vurguladı:


"Marfan sendromlu hastalarda aort normal bireylere göre çok daha erken çaplarda yırtılmaya meyillidir. Normalde 4,5 cm üzeri riskli iken bu hastalarda 4 cm bile hayati risk oluşturabilir. Özellikle gebelik gibi normal fizyolojinin tamamen değiştiği dönemlerde risk çok daha artar. Bu vaka örneğiyle aort anevrizması olan kişilerin erken tanı almasının ve düzenli takiplerinin öneminin altını çizmek istiyorum" diye konuştu.


Riskin Ciddiyeti ve Farkındalık Çağrısı


Aort anevrizması konusunda önemli uyarılarda bulunan Prof. Dr. Adem İlkay Diken şöyle konuştu:


"Yüksek tansiyon, yoğun sigara kullanımı, ailede aort hastalığı veya ani genç yaş ölüm hikayesi bu hastalık için önemli risk faktörleridir. Genetik hastalıklar nedeniyle bu risk 20’li yaşlara kadar inebiliyor. Erken teşhis çok önemli çünkü yırtılma sonrası ameliyatlar hayati riskin yüzde 70-80’lere çıktığı operasyonlar haline geliyor. Öte yandan yırtılma olmadan tanı alan hastalarda anevrizma ameliyatları güvenle ve düşük risklerle yapılabiliyor. Bu nedenle ailesinde aort anevrizması ve ani kardiyak ölüm hikayesi olan, yüksek tansiyon hastaları ve sigara tüketen, kısacası risk grubundaki bireylerin mutlaka kalp damar cerrahına başvurmaları gerekir."


Multidisipliner Yönetim Başarı Getirdi


Prof. Dr. Diken; "Operasyonun başarısını sağlayan en önemli faktörün multidisipliner yaklaşım olduğunun altını önemle çizmek isterim. Bu tür kompleks ameliyatlar, sadece kalp damar cerrahisinin başarısıyla değil, güçlü bir anestezi ekibi, deneyimli bir kadın doğum ekibi, yetkin bir yenidoğan ekibi ile bu hastaların ameliyat sonrası süreçlerinde duruma vakıf, alanında tecrübeli yoğun bakım hemşire kadrosunun koordineli çalışmasıyla mümkündür. Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi gibi merkezlerde bu nedenle başarı oranları tıbbi literatüre yakın seviyelerde gerçekleşmektedir" diye konuştu.


Uzm. Dr. Ümran Kılınçdemir Turgut ise özellikle kalp hastalığı olan anneler için gebelik planlamasının hayati önem taşıdığını vurgulayarak, "Genel olarak kalp hastalığı olan kadınlar gebelik planlamadan önce kardiyoloji ve kadın doğum uzmanlarının onayı olmadan gebe kalmamalıdır. Aort diseksiyonu gibi ağır bir komplikasyonu gebelik sırasında yaşayan annelerin çoğu maalesef hayatını kaybediyor. Bu nedenle önlem en önemli adım" dedi.


"Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi ekibi; ‘’Farklı branşların insanüstü gayreti ve profesyonel iş birliğiyle yürütülen bu operasyon multidisipliner yaklaşımın hayati önemini bir kez daha gösterdi. Anne ve bebek hayata bağlandı. Hem tıbbi hem de insani açıdan örnek bir başarıya imza atmaktan büyük gurur duyuyoruz." açıklamasında bulundu.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Denizli Küslerin barıştığı bayramlaşma halkası geleneği yaşatıldı Denizli’nin Tavas ilçesine bağlı Yeni Mahalle’de küslerin barışması ve herkesin birbirine sarılması için her bayram sabahı sürdürülen ‘bayramlaşma halkası’ geleneği bu yıl olumsuz hava koşuları nedeniyle caminin içerisinde oluşturuldu. Tavas’a bağlı Yeni Mahalle’de yılla önce köyün ileri gelenleri tarafından kırgınlıkların unutulması ve küslüklerin sona erdirilmesi için başlatılan ‘Bayramlaşma Halkası’ geleneği bu yılda yaşatıldı. Her yıl Taşbaşı Camisinin avlusunda yaşatılan gelenek, bu yıl soğuk ve yağışlı hava nedeniyle caminin içinde gerçekleştirildi. Caminin dışında bayramlaşmak için halka oluşturan cemaat, 7’den 77’ye tüm erkeklerin katıldığı bayramlaşma zincirini bu sene cami içinde kurdu. Yıllardır devam eden bayramlaşma geleneği sayesinde, herkes birbiriyle tokalaşıp sarıldığı için kimse küs veya kırgın kalmadı. Birlik ve beraberlik için bir fırsat olarak gördükleri geleneği yaşatmaya devam ettiklerini ifade eden Yeni Mahalle eski muhtarlarından Hacı Ahmet Şen, "Mahallemizde yıllardır yaşattığımız bir bayramlaşma halkası geleneğimiz var. Bayram namazını kıldıktan sonra hocalarımız sürekli ikazda bulunur ve caminin avlusunda oluşturduğumuz halkada mahallenin 7’den 77’ye tüm erkekleri hep birlikte bayramlaşırdı. Fakat bu yıl havanın çok soğuk olması nedeniyle bayramlaşma halkamızı camimizin içerisinde oluşturduk. Bu bizim yıllardır hem gelenek göreneğimiz hem de küslerin barışması için bir fırsatımız. Adam aynı safta namaz kılıyor ama küs. Bayramlaşmak için birbirlerine el uzattıklarında, bu sayede barışmalarına vesile olunuyor. Bu gelenek göreneği ayakta tutmak için biz bayramlaşma halkasını oluşturmaya devam ediyoruz" dedi. Bayramların toplumsal dayanışma içi önemli bir fırsat olduğunun altını çizen cam cemaatinden Mehmet İnce ise "Geleneksel olarak her bayramda caminin avlusunda hep birlikte bayramlaşıyoruz. Komşularımız ve cami cemaatimiz bayram sabahı burada buluşuyor. Hiçbir şekilde küskünlüklerin devam etmesini istemiyoruz. Herkes birbiriyle sarılsın, dostluk, kardeşlik ve beraberlik olsun diye bu geleneğimizi sürdürüyoruz" şeklinde konuştu.