EKONOMİ - 28 Mart 2026 Cumartesi 09:32

Beta Enerji SAP ile verimliliğini maksimuma çıkarmayı hedefliyor

A
A
A
Beta Enerji SAP ile verimliliğini maksimuma çıkarmayı hedefliyor

Türkiye’nin önde gelen transformatör üreticilerinden Beta Enerji, dijital dönüşüm yolculuğunda kritik bir eşiği geride bırakarak SAP sistemine geçiş sürecini başlattı. NTT DATA iş birliğiyle yürütülen bu dönüşüm projesi, Beta Enerji’nin yalnızca teknolojik altyapısını değil, karar alma süreçlerini, maliyet yönetimini ve operasyonel verimliliğini yeniden şekillendirecek stratejik bir kırılma noktası olarak konumlanıyor.


Beta Enerji, SAP (Veri İşlemede Sistemler, Uygulamalar ve Ürünler) sistemine geçişiyle birlikte üretimden tedarik zincirine, stok yönetiminden finansal raporlamaya kadar tüm iş süreçlerini entegre ve uçtan uca yönetilebilir bir yapıya taşıyarak, hız, şeffaflık ve sürdürülebilir büyüme odağında yeni bir döneme adım atıyor.


Operasyonel verimlilikte yüzde 30’a varan artış hedefi


Beta Enerji’nin SAP dönüşümünden beklentisi yalnızca yeni bir sistem kurulumu değil, şirketin verimlilik, maliyet kontrolü ve stratejik karar alma kaslarını güçlendirecek kurumsal bir dönüşüm. Proje kapsamında operasyonel verimlilikte yüzde 20 ile 30 arasında artış, manuel iş yükünde yüzde 30’a varan azalma, raporlama sürelerinde yüzde 50’ye kadar hızlanma, bilgi teknolojileri maliyetlerinde yüzde 50’ye varan düşüş, stok ve satın alma maliyetlerinde ise yüzde 10 ile 15 optimizasyon hedefleniyor. Bu dönüşümle birlikte Beta Enerji, yalnızca maliyet avantajı sağlayan değil, aynı zamanda hata oranlarını azaltan, süreçlerde şeffaflığı artıran ve anlık veriyle daha hızlı karar almayı mümkün kılan yeni bir yönetim altyapısı oluşturmayı amaçlıyor.


Dijital dönüşümün merkezinde IT departmanı yer alacak


SAP geçiş süreciyle birlikte Beta Enerji, dijital dönüşüm yaklaşımında da önemli bir dönüşüme gidiyor. Şirket, dönüşümün merkezine IT departmanını konumlandırarak bilgi teknolojilerini yalnızca destek fonksiyonu olmaktan çıkarıp, büyümeyi hızlandıran stratejik bir güç haline getiriyor. Yeni yapı sayesinde IT departmanı, maliyetleri yöneten, süreçleri iyileştiren, verimliliği artıran ve şirketin geleceğe dönük büyüme hedeflerine doğrudan katkı sunan bir dönüşüm merkezi olarak konumlanacak.


"Dijitalleşmeyi üretim gücümüzle entegre ediyoruz"


Beta Enerji Yönetim Kurulu Üyesi ve İcra Kurulu Başkanı Yusuf Cenk Dağsuyu, dijitalleşmeyi yalnızca bir teknoloji yatırımı olarak değil, üretim gücünü geleceğe taşıyan stratejik bir dönüşüm olarak gördüklerini belirterek şunları söyledi:


"Adana’da 130 milyon dolarlık yatırımla hayata geçirdiğimiz Beta Enerji ve Teknoloji Kampüsü’nü yalnızca bir üretim tesisi olarak değil, Endüstri 4.0 altyapısıyla kurgulanmış, dijitalleşmenin merkezinde konumlanan bir üretim üssü olarak tasarladık. Bu güçlü altyapıyı SAP dönüşümümüzle destekleyerek üretimden tedarik zincirine, finansal süreçlerden stok yönetimine kadar tüm operasyonlarımızı entegre bir yapıya taşıyoruz. Bu dijital dönüşüm sürecini bir yıl içinde devreye almış olacağız. Bugün 80’den fazla ülkeye ihracat gerçekleştiren bir şirket olarak, bu dönüşümün satış kabiliyetimizi daha da artıracağına inanıyoruz. Operasyonel maliyetlerimizi düşürürken, yaptığımız optimizasyonlarla kaliteyi artırmayı ve müşterilerimize daha yüksek standartta hizmet sunarak rekabet gücümüzü güçlendirmeyi amaçlıyoruz. NTT DATA iş birliğiyle yürüttüğümüz bu dönüşüm sayesinde daha hızlı, daha şeffaf ve veri odaklı karar alabilen bir organizasyon yapısı oluşturuyoruz. Dijitalleşmenin küresel ticaretin temel gerekliliklerinden biri haline geldiği günümüzde, özellikle Avrupa pazarındaki varlığımızı güçlendirmek açısından bu adımın kritik önemde olduğuna inanıyoruz. Bu dönüşümün, Beta Enerji’nin sürdürülebilir büyüme vizyonunu destekleyerek küresel rekabet gücünü önemli ölçüde artıracağına inanıyoruz."


"Dijital dönüşüm, sürdürülebilir büyümenin en güçlü itici gücüdür"


Beta Enerji’nin SAP dönüşüm projesi, küresel ölçekte dijital dönüşüm projelerinde güçlü deneyime sahip NTT DATA ile birlikte yürütülüyor. NTT DATA Business Solutions Meta Bölgesi Genel Müdürü Dr. Bahri Danış, Beta Enerji ile hayata geçirilen SAP dönüşümüne ilişkin değerlendirmesinde, bu iş birliğinin yalnızca teknolojik bir modernizasyon değil, aynı zamanda stratejik bir dönüşüm hamlesi olduğuna dikkat çekerek, "Beta Enerji ile hayata geçirdiğimiz bu dönüşüm, yalnızca bir SAP implementasyonu değil veri odaklı, entegre ve sürdürülebilir bir işletme modeline geçişin güçlü bir ifadesidir. NTT DATA olarak, küresel deneyimimizi ve uçtan uca dönüşüm yetkinliklerimizi Beta Enerji’nin vizyonuyla birleştirerek, karar alma süreçlerini hızlandıran, operasyonel mükemmeliyeti destekleyen bir yapı inşa ediyoruz. Bu iş birliğiyle, Beta Enerji’nin hem Türkiye’de hem de global pazarlarda daha çevik, daha şeffaf ve daha güçlü bir oyuncu olarak konumlanacağına inanıyoruz" dedi.



Beta Enerji SAP ile verimliliğini maksimuma çıkarmayı hedefliyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kocaeli 641 yıllık türbede Selçuklu, Osmanlı ve Bizans izleri bir arada Kocaeli’nin Gebze ilçesinde yer alan 14. yüzyıl eseri Malkoçoğlu Mehmet Bey Türbesi, Selçuklu kümbet geleneği ile erken Osmanlı mimarisini bir arada barındırıyor. 1940’lı yıllarda yıkılma tehlikesi geçiren ve restorasyonlarla yeniden ayağa kaldırılan 641 yıllık türbe, yapımında kullanılan Bizans dönemine ait devşirme taşlar ve halk arasındaki "Kırgızlar Mezarlığı" isminin aslında "Kırk Kızlar" olması gibi ilginç tarihi detaylarıyla dikkati çekiyor. Gebze’de bugün "Çamlık Parkı" olarak bilinen tepe noktasında yükselen Malkoçoğlu Mehmet Bey Türbesi, yüzyıllar öncesine uzanan çok katmanlı tarihin izlerini taşıyor. 1385 yılına tarihlenen yapı, Anadolu Selçuklu kümbet mimarisinin karakteristik özelliklerini yansıtırken, Osmanlı’nın kuruluş dönemine ait yapı anlayışıyla da benzerlik gösteriyor. Zaman içinde büyük tahribatlar yaşayan türbe, 1940’lı yıllarda neredeyse tamamen yıkılarak yalnızca tek bir sütunun ayakta kaldığı bir harabeye dönüşse de, 1960’lı yıllarda başlatılan restorasyon süreciyle yeniden hayat buldu. "Bu yapı hem Selçuklu hem erken Osmanlı izlerini taşıyor" Türbenin mimari açıdan önemli bir yapı olduğunu belirten Tarihçi-Yazar Dr. Recep Kankal, "Bulunduğumuz türbe, Anadolu Selçuklu dönemindeki kümbetlerin benzerlerinden biri. Aynı zamanda Osmanlı’nın kuruluş dönemindeki yapılarla da ciddi benzerlikler gösteriyor. Bu yönüyle hem Selçuklu geleneğini hem de erken Osmanlı mimarisini bir arada barındıran nadir yapılardan biri. 1385 yılında vefat eden Malkoçoğlu Mehmet Bey’e ait olduğunu da dönemin belgeleri ve kitabeler doğruluyor" dedi. "641 yıllık geçmişi belgelerle ortaya konuluyor" Yapının tarihine ilişkin somut veriler bulunduğunu ifade eden Kankal, "Bu yapı günümüzden yaklaşık 641 yıl öncesine uzanıyor. 1912 yılında Halil Ethem Bey’in Gebze’ye gelerek yaptığı incelemeler ve sonrasında kaleme aldığı ‘787 tarihli kitabe’ çalışmasıyla türbenin kime ait olduğu ortaya konuluyor. Hicri 787 tarihi miladi olarak 1385’e denk geliyor ve burada Malkoçoğlu Mehmet Bey’in yattığı anlaşılıyor" diye konuştu. Malkoçoğulları’nın, Osmanlı’nın özellikle Balkanlar’daki fetihlerinde aktif rol oynayan Evrenosoğulları ve Mihaloğulları gibi önemli bir akıncı ailesi olduğunu kaydeden Kankal, türbede yatan Mehmet Bey’in de bu geleneğin bir parçası olduğunu ifade etti. 1940’larda tek bir sütunu kalmıştı Kankal, 1920’li yıllarda ayakta olan yapının 1940’lara gelindiğinde büyük ölçüde yıkıldığını ve fotoğraflarda sadece tek bir sütunun ayakta kaldığının görüldüğünü dile getirerek, şu bilgileri paylaştı: "O dönemlere ait fotoğraflarda sadece tek bir sütunun ayakta kaldığı görülüyor. Kubbesi dahil diğer tüm bölümler çökmüş durumda. Kitabenin de bu süreçte kaybolduğu, daha sonra bir okulun deposuna kaldırıldığı tespit ediliyor. 1948’de Zeki Ergezen restitüsyon çalışmalarını yapıyor, 1960’lı yıllarda ise Cahide Tamer tarafından kapsamlı bir restorasyon gerçekleştiriliyor. 1960’lı yıllarda yapılan çalışmalarla türbe yeniden ayağa kaldırılıyor. Bu süreçte mevcut kalıntılar esas alınarak yapı yeniden şekillendiriliyor ancak tamamen özgün haliyle bitirilemiyor. 1980’lerde bazı ek onarımlar yapılıyor. Son olarak 2011 yılında gerçekleştirilen restorasyonla yapı bugünkü görünümüne kavuşuyor." "Kırgızlar değil, aslında ’Kırk Kızlar Mezarlığı’" Bölgeyle ilgili doğru bilinen yanlışlara da değinen Dr. Recep Kankal, halk arasında "Kırgızlar Mezarlığı" olarak bilinen alanın asıl adının "Kırk Kızlar Mezarlığı" olduğunu, zamanla telaffuzun değiştiğini ve bu tür örneklere Anadolu’nun farklı bölgelerinde de rastlandığını belirtti. Kankal, "Buraya halk arasında ’Kırgızlar Mezarlığı’ deniyor ama bu doğru değil. Aslında buranın adı ’Kırk Kızlar Mezarlığı’. Anadolu’nun farklı bölgelerinde de benzer isimlendirmeler var. Zamanla telaffuz değişmiş ve bu şekilde anılmaya başlanmış. Bu tür örnekleri Tokat, İznik ve Manisa gibi farklı bölgelerde de görüyoruz" dedi. "Bizans dönemine ait devşirme taşlar kullanılmış" Kankal, yapının inşasında geçmiş medeniyetlerin izlerinin de bulunduğuna dikkati çekerek, "Türbenin bazı bölümlerinde Bizans dönemine ait devşirme taşlar kullanılmış. Bu taşlar Bizans dönemine ait. Sütun başlıklarında haç motifleri ve farklı bezemeler görüyoruz. Ayrıca tuğla dizimlerinde de Bizans dönemine özgü almaşık teknik dikkat çekiyor. Bu da bölgedeki eski yapıların malzemelerinin burada kullanıldığını açıkça gösteriyor" ifadelerini kullandı.
İstanbul İslami değerlere hakaret eden sosyal medya sayfasına suç duyurusu Arnavutköy’deki bir sosyal medya sayfasının İslam’a yönelik hakaret paylaşımları yaptığı için Gaziosmanpaşa Adliyesinde suç duyurusunda bulundu. MİL Diyanetsen Manevi İlkeli Liyakatli Sendikası Arnavutköy Temsilcisi Akın Altun, "Son günlerde inanç değerlerimize yönelik hakaret ve aşağılayıcı ifadelerde yaşanan artış, toplumsal hassasiyetleri zedelemekte; birlik, beraberlik ve kardeşlik iklimine zarar vermektedir. "Arnavutköy Duysun" isimli sosyal medya hesabında İslam dinine yönelik hakaret içeren paylaşımlar üzerine, söz konusu içeriklere tepki olarak Arnavutköy Temsilciliği tarafından ilgili kişi hakkında suç duyurusunda bulunulmuştur. Dinimize ve inançlarımıza yönelik her türlü hakaret, karalama ve aşağılayıcı söylemin karşısında olduğumuzu açıkça ifade ediyor, başlatılan hukuki sürecin sonuna kadar takipçisi olacağımızı kamuoyuna saygıyla bildiriyoruz" dedi. Açıklamasına devam eden Akın Altun, "Diğer taraftan, Türkiye Cumhuriyeti’nin bir hukuk devleti olması sebebiyle sadece burada değil, hukuki mecralarda da bugüne kadar olduğu gibi bundan sonraki süreçte de milli ve manevi değerlerimizin her daim savunucusu olacağımızı; mukaddesatımıza saldıranların her daim bizi karşılarında bulacaklarını ifade etmek istiyoruz. İnançlara yönelik saygının, toplumsal huzurun en temel unsurlarından biri olduğuna inanıyor; ayrıştırıcı, nefret dili içeren ve toplumsal barışı zedeleyen her türlü söyleme karşı sağduyuyu ve sorumluluk bilincini ön planda tutmaya devam edeceğimizi vurguluyoruz" diye konuştu.